28504/95

WyrokETPCz2003-06-17ECLI:CE:ECHR:2003:0617JUD002850495

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy postępowanie władz krajowych w sprawie zarzutów tortur i braku skutecznego środka odwoławczego naruszyło art. 3 i 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ugoda zawarta między stronami jest zgodna z zasadą poszanowania praw człowieka, biorąc pod uwagę, że rząd turecki uznał naruszenie art. 3 (zakaz tortur i nieludzkiego traktowania) oraz art. 13 (prawo do skutecznego środka odwoławczego) Konwencji. Rząd zobowiązał się do podjęcia wszelkich niezbędnych środków w celu ochrony prawa do życia i zapobiegania poniżającemu traktowaniu, w tym do prowadzenia skutecznych dochodzeń. W związku z tym Trybunał postanowił wykreślić sprawę z listy.
Stan faktyczny
Skarżący Kutay Merinç został aresztowany 2 maja 1989 r. pod zarzutem udziału w działaniach nielegalnej organizacji i przetrzymywany do 22 maja 1989 r. Mimo braku śladów przemocy po badaniu lekarskim, prokurator wszczął postępowanie przeciwko policjantom za wymuszenie zeznań torturami. Sąd krajowy skazał policjantów, ale wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny. Sprawa została następnie przekazana do Rady Administracyjnej, a później do Rady Stanu, gdzie postępowanie było w toku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie postanowił wykreślić sprawę z listy. Trybunał wziął pod uwagę zobowiązanie stron, że nie będą wnosić o ponowne rozpatrzenie sprawy przez Wielką Izbę.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI   MAHKEMESİ   MERİNÇ - TÜRKİYE DA VASİ   (Başvuru no: 28504/95)   DOSTANE ÇÖZÜM KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBOURG   Haziran 2003   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28504/95) başvuru no'lu davanın nedeni Kutay Merinç'in   (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 14 Haziran 1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesinin temel insan haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu   başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu   avukatlarından Ş. Sarınan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 2 Mayıs 1989'da yasadışı örgüt Dev-Yol'un eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak   gözaltına alınmış, 22 Mayıs 1989'a dek gözaltında kalmıştır.   Aynı tarihte Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından muayene edilmiş, hiçbir şiddet izine rastlanmamıştır.   Başvuran aynı gün tutuklanarak cezaevine koyulmuştur.   Ekim 1989'da Yenimahalle Cumhuriyet Savcısı, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davada,   başvuranın sorgulamasını yürüten polislerin, işkence ile itirafa zorlama suçunu işledikleri gerekçesiyle   TCK'nın 243. maddesi uyarınca cezalandırılmalarım talep etmiştir.   Aralık 1990 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi iki polisin her birini dört yıl iki ay hapis cezasına   çarptırmış ve polislerin iki ay on beş gün kamu hizmetinden yasaklanmalarına karar vermiştir.   Eylül 1991 tarihinde Yargıtay bu kararı maddi hata bulunduğu gerekçesiyle bozmuş ve dosyayı   yeniden incelenmesi için Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.   Ocak 1992'de Ağır Ceza Mahkemesi 12 Nisan 1991 tarihinde neşreden Terörle Mücadele Yasasının   § 3 maddesine dayanarak karan ertelemiş ve dosyayı Ankara İl İdari Kuruluna göndermiştir. Kurul   ratione materiae yetkisizlik kararı vermiştir. Dosya Danıştay'a gönderilmiştir. O zamandan bu yana   Danıştay'daki süreç devam etmektedir.   HUKUK AÇISINDAN   Hükümet'in ilgili beyanı AİHM'ye sunulmuştur.   « 1. Hükümetimiz mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in böyle olayları engelleme   girişimlerine rağmen Kutay Merinç'in 28504/95 no'lu başvurusunda belirttiği münferit   olaylardan üzüntü duymaktadır. Bu tür eylem ve ihmallerin Sözleşmenin 3. ve 13.   maddelerine aykırı olduğu kabul edilmektedir. Hükümet, 3. ve 13. maddelerin   gerektirdiği etkili soruşturma yürütülmesi zorunluluğu da dahil olmak üzere- yaşam   hakkının korunması ve aşağılayıcı muamelenin engellenmesi amacıyla gerekli tüm   tedbirleri almayı ve gereken talimatları vermeyi taahhüt eder. Bu bağlamda, bu   başvurudakine benzer kötü muameleleri azaltacak ve daha etkili soruşturmaların   yürütülmesini sağlayacak yeni yasal ve idari önlemlerin alındığı belirtilmelidir. Ayrıca   34382/97 no'lu beyanda da yer alan yer alan yükümlülükler taahhüt niteliği taşımaktadır.   2. Türk Hükümeti'nin, mevcut başvuruyu dostane çözüme kavuşturmak üzere başvurana   ex gratia tazminat miktarı olarak 23.000 (yirmi üç bin) Euro, masraf ve harcamalar   başlığı altında 3.000 (üç bin ) Euro olmak üzere toplam 26.000 (yirmi altı bin) Euro   tutarında ödeme yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Bu miktar her türlü maddi ve manevi   zarar ile masrafı kapsamakta olup Euro olarak başvuranın ve/veya kanuni temsilcisinin   belirteceği bir hesaba yatırılacak, ilgili tüm vergi ve masraflardan muaf olacak ve Avrupa   İnsan Haklan Sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca verilen kararın bildirilmesini izleyen   üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır. Belirtilen   süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için, yukarıda anılan meblağa Avrupa   Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük basit faiz oranı   uygulanacaktır   3. Hükümet, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Türkiye hakkındaki Mahkeme   kararlarına ilişkin denetiminin bu ve benzeri davalarda, bu yöndeki gelişmelerin sürmesi   için uygun bir mekanizma oluşturacağını kabul etmektedir. Bu bağlamda, gerekli işbirliği   yapılmaya devam edilecektir.   4. Son olarak Hükümet, Mahkemenin verdiği karardan sonra Sözleşmenin 43/1 maddesi   uyarınca davanın Büyük Daireye götürülmesini talep etmeyeceğini taahhüt eder."   AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane anlaşmayı dikkate almakta ve bu anlaşmanın, Sözleşme   ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir   (Sözleşme'nin 37§1 maddesi ve İçtüzüğün 62§3 maddesi).   Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.   BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;   2. Ve tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini   dikkate almıştır.   İşbu karar, 17 Haziran 2003 tarihinde, İçtüzüğün 77 §§ 2 ve 3 fıkralarına uygun bir biçimde Fransızca   verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło