28520/95
WyrokETPCz2004-01-08ECLI:CE:ECHR:2004:0108JUD002852095
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak skutecznego dochodzenia w sprawie zarzutów złego traktowania podczas zatrzymania stanowi naruszenie art. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że art. 3 Konwencji, w połączeniu z art. 1, nakłada na państwo pozytywny obowiązek przeprowadzenia skutecznego dochodzenia, gdy osoba twierdzi, że była poddana złemu traktowaniu, będąc pod odpowiedzialnością państwa. W niniejszej sprawie, prokurator oparł swoją decyzję o braku podstaw do ścigania funkcjonariuszy wyłącznie na raporcie medycznym sporządzonym miesiąc po zatrzymaniu, nie uwzględniając faktu długiego zatrzymania skarżącego i nie przeprowadzając przesłuchań skarżącego, policjantów ani innych świadków. Taka postawa organów krajowych uniemożliwiła ustalenie odpowiedzialności za ewentualne złe traktowanie, co sprawiło, że zakaz tortur stał się w praktyce nieskuteczny.Stan faktyczny
Skarżący, Sadık Önder, został zatrzymany 9 lipca 1994 roku w Stambule pod zarzutem przynależności do PKK. Twierdził, że podczas zatrzymania i przesłuchania był poddawany torturom, w tym „palestyńskiemu wieszaniu”, biciu, rażeniu prądem i poniżaniu, oraz że został zmuszony do podpisania obciążającego zeznania. Po zatrzymaniu został zbadany przez lekarza, który nie stwierdził obrażeń, jednak później Izba Lekarska w Stambule ukarała tego lekarza za ukrycie śladów tortur. Skarżący złożył skargę na policjantów, ale prokuratura odmówiła wszczęcia postępowania, opierając się na raporcie medycznym, który nie potwierdzał obrażeń.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji z powodu braku skutecznego dochodzenia w sprawie zarzutów złego traktowania. Nie stwierdza naruszenia art. 3 Konwencji w aspekcie materialnym. Zasądza na rzecz skarżącego 5 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej. Zasądza na rzecz skarżącego 2 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałe roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ KISIM
SADIK ÖNDER - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 28520/95}
KARAR
STRAZBURG Ocak 2004
OLAYLAR
DAVANIN ŞARTLARI
Başvuran, 1969 doğumlu olup İstanbul'da yaşamaktadır.
A. Gözaltındaki muamele Temmuz 1994 tarihinde başvuran ve on dört kişi, PKK üyesi oldukları
şüphesiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli
polisler tarafından gözaltına alınır.
Başvuran, Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken polis aracında ve gözaltında
iken kötü muamele gördüğünü iddia eder. Sorgulanması esnasında ise
gözlerinin bağlandığını ve çırılçıplak soyulduğunu iddia eden başvuran 'Filistin
askısı' denilen askıya asıldığını, kafasının duvarlara vurulduğunu, kendisine
elektrik verildiğini ve aşağılandığını ileri sürer.
Başvuran, ayrıca, PKK'nın terör eylemlerine katıldığını ve bu örgüt için
çalıştığım belirten bir ifadeyi imzalamak zorunda bırakıldığından şikayet eder.
Polis tarafından hazırlanan ifadeyi imzalamasından sonra bir haftadan uzun
bir süre daha gözaltında tutulduğunu ve işkence izlerinin bu süre içinde
kaybolduğunu ileri sürmektedir. Gözaltında tutulduğu haftada, bir polis
memurunun başvuranın hücresine gelip işkence yaralarını iyileştirecek ilaçlar
uyguladığını ve bu ilaçlar nedeniyle işkence izlerinin çabucak yok olduğunu
öne sürmektedir.
Hükümet, başvuranın 15 Temmuz 1994 tarihinde sorgulandığını iddia ederek
başvuranın bu konuda imzaladığı ifadenin bir kopyasını sunmuştur. Temmuz 1994 tarihinde başvuran ve diğer on dört kişi İstanbul Adli Tıp
Kurumu'nda görevli Doktor T. Taner Apaydın tarafından muayene edilir.
Muayene raporuna göre, başvuranın vücudunda işkence veya kötü muamele
izine rastlanmamıştır. Temmuz 1994 tarihinde, başvuran, DGM'ye çıkarılır. Başvuran, hakkındaki
__________________________________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı
tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı
bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta
bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
iddiaları reddeder ve PKK mensubu olmadığını ifade eder. Başvuran ayrıca,
savcıya verdiği ifadenin doğru olmadığını beyan eder. Hakim, başvuranın
tutukluluk halinin devamına karar verir.
Başvuran, DGM hakimine, gözaltında işkence gördüğünü ve bunu DGM
savcısına da aktardığını iddia eder. Fakat dava dosyasında, böyle bir kayıt
yoktur.
Başvuran, cezaevinde tutuklu iken, doktora görünmek ister. Cezaevi doktoru,
başvuran için geçici bir rapor hazırlar ve muayene için Eyüp Adli Tıp
Kurumu'na gönderir. Ağustos 1994 günü, kurum tarafından hazırlanan ve uzman tarafından
imzalanan rapora göre, başvuran sırtındaki, sağ kolundaki ve bacaklarındaki
ağrılardan şikayetçidir ama herhangi bir travmatik lezyona rastlanmamıştır.
Rapor, şikayetlerin hayati olmadığını ama bir gün istirahat etmesi gerektiğini
belirtir. Haziran 1995 tarihinde İstanbul Tabip Odası, başvuranın şikayetleri
üzerine, Doktor T. Taner Apaydın'in, 3 Şubat ve 7 Ekim 1994 tarihlerinde
yaptığı muayenelerde, işkence izlerini gizlediği sonucuna varır ve bundan
dolayı doktorun altı ay görev yapmasını yasaklar.
B. Başvuran aleyhindeki cezai kovuşturma Aralık 1994 tarihinde istanbul DGM savcısı, başvuranın TCK 168 §§ 1, 2
ve 169. maddeleriyle TMK 5. maddesinden yargılanmasını talep eden
iddianamesini İstanbul DGM'ye sunar.
C. Polisler aleyhindeki cezai işlemler Eylül 1994 tarihinde, başvuran İstanbul Cumhuriyet Savcılığına başvurur.
Başvurusunda, gözaltında işkence gördüğünü ve işkenceci polisler hakkında
yasal işlem yapılmasını talep eder. İddiasına dayanak olarak 22 Ağustos 1994
tarihli raporu sunar. Ocak 1995 tarihinde, savcılık, Eyüp Adli Tıp Kurumu raporuna atıfta
bulunarak, polislerin, delil yetersizliğinden dolayı yargılanmalarına gerek
olmadığına karar verir. Şubat 1995 tarihinde başvuran Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazda
bulunur. Mart 1995 tarihinde Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın itirazını
reddeder.
HUKUK
I. SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, gözaltındayken polisin kendisine kötü muamelede bulunduğunu ve
Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia eder. Anılan madde şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kinci ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
A. Gözaltında işkence gördüğü iddiası
Başvuran, gözaltında, polisin kendisine kötü muamelede bulunduğunu iddia
eder. Sorgulanması esnasında ise gözlerinin bağlandığını ve çırılçıplak
soyulduğunu iddia eden başvuran 'Filistin askısı' denilen askıya asıldığını,
kafasının duvarlara vurulduğunu, kendisine elektrik verildiğini ve
aşağılandığını ileri sürer.
Başvuran, ayrıca, 22 Temmuz 1994 tarihinde, savcılıktan gelirken yine kötü
muameleye maruz kaldığını iddia eder.
Hükümet, işkence ve kötü muamele iddialarının temelsiz olduğunu
savunmaktadır.
Mahkeme, Sözleşmenin 3. maddesinin demokratik toplumdaki en temel
değerlerden birini içerdiğini yineler. 3. madde, koşullara ve mağdurun
davranışlarına bakmaksızın, işkenceyi, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza
veya işlemleri kesin ifadelerle yasaklamaktadır.
Mahkeme, kötü muamele iddialarının gerekli delillerle desteklenmesi
gerektiğini belirtmektedir. Mahkeme kanıtlan değerlendirirken genellikle 'makul
şüphenin ötesi' kanıt standardını uygulamaktadır (bkz. 18 Ocak 1978 tarihli
İrlanda-Birleşik Krallık karan, Series A no. 25, ss.64-65, § 161). Bu tür bir
kanıtlama yeterince güçlü, açık, belirgin ve uyumlu emareler toplamından
veya çürütülmemiş karinelerden oluşmalıdır.
Mahkeme, başvuranın, DGM ve savcı önünde, kötü muamele gördüğünü iddia
etmediğine dikkat çeker. Başvuranın, kötü muamele gördüğünden şikayetçi
olmasına karşın, dava dosyasında bu iddialarını destekleyecek bir delil yoktur.
Mahkeme, ayrıca, 22 Ağustos 1994 tarihli sağlık raporunun, başvuranın öznel
şikayetleri haricinde, işkenceyi kanıtlayacak bulgular içermediğini; başvuranın,
kendi isteğine bağlı olarak tıbbi muayene için tekrar doktora götürüldüğünü ve
başvuranın, işkence şikayetiyle ilgili savcılığa ilk dilekçesini 13 Eylül 1994
tarihinde verdiğini gözlemlemektedir.
İlk doktor raporundaki bulgularla ilgili olarak Mahkeme, raporu hazırlayan
doktor hakkındaki gelişmelerin, başvuranın o zamanki sağlık durumuyla ilgili
inandırıcı bir delil olarak görülemeyeceğini düşünmektedir. Bununla birlikte
Mahkeme, başvuranın, raporun güvenilirliğini, yetkili makamlar önünde
sorgulamadığına ve başka bir doktora muayene olmayı talep etmediğine
dikkat çeker.
Sonuç olarak, Mahkeme, kendisine sunulan delillerle, başvuranın, 3. madde
kapsamına girecek düzeyde bir muamele görmediğini gözlemlemektedir.
Dolayısıyla Mahkeme, 3. maddenin ihlal edildiğine ilişkin yeterli delil olmadığı
kanısına varmıştır.
B. Soruşturmanın yetersizliği iddiası
Mahkeme, bir kimse, polisin veya Devletin benzer diğer kurumlarının
sorumluluğunda iken 3. maddeyi ihlal eden bir muameleye maruz kaldığım
iddia ettiğinde, Sözleşmenin 1. maddesinde öngörülen "kendi yetki alanları
içinde bulunan herkese bu Sözleşmenin birinci bölümünde açıklanan hak ve
özgürlükleri tanırlar" hükmüyle bağlantılı olarak 3. maddenin, Devlete, etkili bir
resmi soruşturma zorunluluğu getirdiğini düşünmektedir.
2. maddede belirtildiği gibi bu soruşturma, sorumluların tespit edilip
cezalandırılmasını sağlayabilmelidir. Aksi halde, işkencenin, insanlık dışı ve
aşağılayıcı muamelenin genel olarak yasaklanması, uygulamada etkisiz
kalacak ve bazı durumlarda Devlet görevlilerin, denetimleri altında bulunan ve
sanal dokunulmazlıkları olan kimselerin haklarını ihlal etmeleri söz konusu
olabilecektir.
Dolayısıyla, 3. maddenin usul yönünden ihlal edildiğinin belirlenmesinin uygun
veya gerekli olup olmadığım belirlemek davanın koşullarına bağlıdır.
Mahkeme, başvuranın gözaltında işkence gördüğünü iddia etmesinden
hemen sonra, savcının soruşturma açtığını gözlemlemektedir. Bununla
birlikte, dava dosyasından anlaşıldığı üzere, savcı, başvuranın gözaltında
işkence görmediği sonucuna varırken, sadece 22 Ağustos 1994 tarihli sağlık
raporuna dayanmıştır. Başvuranın gözaltında on beş gün tutulduğunu ve
sağlık raporunun başvuranın gözaltına alınmasından bir ay sonra hazırlandığı
dikkate alınacak olursa, savcılığın, başvuranın iddialarına yönelik etkili bir
soruşturma yürüttüğü düşünülemez. Dava dosyasından, savcılığın,
başvuranın, polis memurlarının veya diğer muhtemel tanıkların ifadelerine
başvurup başvurmadığı anlaşılmamaktadır.
Yukarıdakilerin ışığında Mahkeme, başvuranın işkence iddialarının, ulusal
makamlar tarafından, 3. maddenin gerektirdiği gibi etkili bir şekilde
soruşturulmadığına karar vermiştir.
Bundan dolayı Mahkeme, bu açıdan, Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal
edildiğine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuranın işkence iddialarına yönelik olarak etkili bir resmi soruşturma
yürütülmemesi nedeniyle Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2. (a) Davalı Devletin, kararın Sözleşmenin 44 § 2 hükmü uyarınca
kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde aşağıdaki miktarları başvurana
ödemesine;
(i) manevi zararlar için 5,000 EUR (beşbin euro);
(ii) ücret ve masraflar için 2,500 EUR (ikibinbeşyüz euro);
(iii) üstteki miktarlara yüklenebilecek her türlü vergi;
(b) yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin dolmasından ödeme tarihine kadar
geçen süre için, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizinin üç puan
fazlasına eşit oranda temerrüt faizi uygulanmasına;
3. Başvuranın diğer adil tatmin iddialarının reddine
karar vermiştir.
İngilizce verilen işbu karar, 8 Ocak 2004 tarihinde İçtüzüğün 77 § 2 ve 77 § 3
hükümleri uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Vincent Berger
Sekreter
Georg Ress
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło