28551/06

WyrokETPCz2010-05-20ECLI:CE:ECHR:2010:0520JUD002855106

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak skutecznego środka odwoławczego do kwestionowania legalności tymczasowego aresztowania oraz brak prawa do odszkodowania za bezprawne pozbawienie wolności naruszyły art. 5 ust. 4 i art. 5 ust. 5 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że krajowe środki odwoławcze dotyczące legalności tymczasowego aresztowania nie spełniały wymogów art. 5 ust. 4 Konwencji, ponieważ nie zapewniały sprawiedliwego postępowania, w szczególności zasady równości broni i ustności rozprawy, a wnioski o zwolnienie były rozpatrywane na podstawie akt sprawy. Trybunał podkreślił, że choć art. 271 nowego Kodeksu postępowania karnego teoretycznie przewidywał możliwość wysłuchania, to decyzja o przeprowadzeniu rozprawy pozostawała w gestii organu sądowego, a w niniejszej sprawie wniosek skarżącego został rozpatrzony wyłącznie na podstawie dokumentów. W konsekwencji, stwierdzono również naruszenie art. 5 ust. 5, ponieważ brak skutecznego środka odwoławczego uniemożliwił skarżącemu uzyskanie odszkodowania za bezprawne pozbawienie wolności, a art. 141 nowego Kodeksu postępowania karnego nie stanowił skutecznego środka w tym zakresie.
Stan faktyczny
Skarżący, Erhan Dinç, urodzony w 1988 roku, został aresztowany i tymczasowo aresztowany 25 września 2005 roku w związku z operacją przeciwko nielegalnej organizacji zbrojnej. Mimo że był nieletni, jego sprawa była początkowo rozpatrywana przez sądy dla dorosłych, a wnioski o zwolnienie z aresztu były odrzucane, często bez ustnej rozprawy. Ostatecznie został skazany przez Sąd Karny w Diyarbakır 17 maja 2007 roku na osiem lat i cztery miesiące więzienia, a wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 8 lipca 2008 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargi dotyczące art. 5 ust. 4 i 5 Konwencji za dopuszczalne, a pozostałe za niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. 4. Zasądził skarżącemu 6 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 5. Zasądził skarżącemu 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 850 EUR otrzymane w ramach pomocy prawnej. 6. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ERHAN DĐNÇ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 28551/06)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2010   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28551/06) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Erhan Dinç’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Haziran 2006 tarihinde   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu   avukatlarından M. Beꢀtaꢀ tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1988 doğumludur.   Baꢀvuran 25 Eylül 2005 tarihinde yasadıꢀı silahlı bir örgüte karꢀı yürütülen operasyon   kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Baꢀvuran 26 Eylül 2005 tarihinde avukatı nezaretinde Nusaybin Cumhuriyet Savcısı   tarafından dinlenmiꢀtir. Aynı tarihte (diğer dört sanık ile birlikte) Nusaybin Asliye Ceza   Mahkemesi hakimi tarafından dinlenen baꢀvuranın tutuklanmasına karar verilmiꢀtir.   Nusaybin Cumhuriyet Savcısı 18 Ekim 2005 tarihli soruꢀturma ile Diyarbakır Cumhuriyet   Savcılığından baꢀvuranın yasadıꢀı bir örgüte mensup olma suçu ile itham edilmesini talep   etmiꢀtir.   Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı 22 Kasım 2005 tarihli bir iddianame ile yasadıꢀı silahlı bir   örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle baꢀvuranın mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Aralık 2005 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın reꢀit olmaması   nedeniyle ratione materiae konu bakımından yetkisizlik kararı vererek davayı Mardin Ağır   Ceza Mahkemesine göndermiꢀtir.   Ocak 2006 tarihinde Mardin Ağır Ceza Mahkemesi de aynı ꢀekilde Diyarbakır Ağır Ceza   Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiꢀ ve baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar   vermiꢀtir.   Ocak 2006 tarihinde baꢀvuran avukatı aracılığıyla 5 Ocak 2006 tarihli karara itiraz etmiꢀ   ve serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir.   Ocak 2006 tarihinde Mardin Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasına bakarak ve kanıtların   durumu, suçun niteliğini dikkate alarak ve iꢀlenen suçun güçlü karinelere dayandığını göz   önünde bulundurarak baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir.   Mayıs 2006 tarihinde baꢀvuranın avukatı bir kez daha müvekkilinin serbest bırakılmasını   talep etmiꢀ, bu talep de aynı ꢀekilde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından   reddedilmiꢀtir.   Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 17 Mayıs 2007 tarihli bir karar ile baꢀvuranı hakkında   yapılan ithamlardan suçlu bulmuꢀ ve adı geçeni sekiz yıl dört ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Baꢀvuran 23 Mayıs 2007 tarihinde temyize gitmiꢀtir.   Yargıtay 8 Temmuz 2008 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/4 VE 5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran   tutukluluk halinin yasallığına karꢀı iç hukukta itiraz edilebilecek etkili bir baꢀvurunun   bulunmadığından yakınmaktadır. Baꢀvuran ayrıca yasal hükümlerin AĐHS’nin 5/5 maddesi   uyarınca etkili bir tazmin elde etmeye olanak tanımadığını ileri sürmektedir.   Hükümet kabuledilebilirlik ile ilgili olarak iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını   yapmaktadır. Hükümete göre baꢀvuran ꢀikayetlerini ulusal mahkemeler nezdinde dile   getirmemiꢀtir. Hükümet özellikle AĐHS’nin 5/5 maddesine iliꢀkin, baꢀvuranın yeni Ceza   Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. ve izleyen maddeleri uyarınca iç hukuktaki   mahkemeler önünde bir tazminat davası açabileceğini savunmaktadır.   AĐHM, Hükümetin ilk itirazını mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmekte, CMK’nın   141. ve takip eden maddelerine dayalı olarak tazminat davası açılabileceği yönündeki   itirazının ise baꢀvuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yaptığı ꢀikayet ile ilintili olduğuna   ve esastan incelenmesi gerektiğine karar vermektedir. AĐHM ayrıca sözkonusu bu ꢀikayetlerin   dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir, dolayısıyla ꢀikayetler kabuledilebilir   niteliktedir.   Hükümet AĐHS’nin 5/4 maddesi ile ilgili esasa iliꢀkin tutukluluk iꢀleminin yasallığının   denetimini sağlayacak etkili baꢀvuru yollarının mevcut olduğunu yinelemektedir. Hükümet   Mardin ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin her duruꢀmada baꢀvuranın tutukluluk halini   incelediğini, adı geçenin avukatının savunmasını hazırlaması için her türlü kolaylığın   sağlandığını ifade etmektedir. «Etkili» baꢀvuru kavramı ile baꢀvuran lehine sonuçlanacak   mutlak bir baꢀvuru yolunun olmadığını belirten Hükümet, AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal   edilmediği sonucuna varmaktadır. Sonuç olarak, Hükümete göre AĐHS’nin 5/5 maddesinin   hükümleri ihlal edilmemiꢀtir.   Baꢀvuran Hükümetin savına karꢀı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedir.   AĐHM yakalanan ya da tutulu bulundurulan kimselerin yargı usulünün gereklerini   karꢀılayacak yargılanma ve AĐHS uyarınca hürriyetten yoksun bırakma iꢀleminin esasının   «yasal» olmasını isteme haklarının olduğunu hatırlatır. Tutukluluk haline karꢀı yapılan itirazı   değerlendiren adli bir merciinin bilhassa çekiꢀmeli yargı sürecinde taraflar arasındaki   «silahların eꢀitliği» ilkesini de gözeten bir duruꢀmanın gerçekleꢀmesini sağlayacak hukuki   güvenceleri sağlaması gerekmektedir (Bkz. Sanchez-Reisse-Đsviçre, 21 Ekim 1986, Toth-   Avusturya 12 Aralık 1991, Kampanis-Yunanistan 13 Temmuz 1995, Schöps-Almanya no:   25116/94).   AĐHM, Hükümetin öne sürmüꢀ olduğu baꢀvuru yolu ile ilgili olarak daha önce de benzer   baꢀvurularda incelediği üzere sözü edilen baꢀvuru yolunun bir yanda etkisiz ve uygulamada   baꢀarı ile sonuçlanabilecek bir baꢀvuru ꢀansını garanti etmemesi (Bkz. diğerleri arasında,   Koꢀti vd.-Türkiye no: 74321/01, 3 Mayıs 2007), öte yanda adli bir merci nezdinde sağlamıꢀ   olduğu güvenceler arasında özellikle vicahilik ve silahların eꢀitliği ilkelerine riayet   edilmemesi nedeniyle etkili bir baꢀvuru olarak addedilemeyeceğini ifade etmektedir (Bkz.   aynı anlamda, Bağrıyanık-Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007 ve Cahit Demirel-   Türkiye no: 18623/03, 7 Temmuz 2009).   AĐHM bunun yanı sıra yeni CMK’nın 271. maddesinin teoride bir hükümlünün temsilcisine   veya sanık avukatına itiraz hakkının incelendiği sırada adli bir mercii tarafından dinlenme   olanağını tanıdığını not etmektedir. Bununla birlikte, olası muhtemel bir duruꢀma talebi ise   sanıklar ve/veya temsilcileri tarafından dile getirilse dahi hukuki yetkilinin inisiyatifine   bırakılmaktadır. Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranın serbest bırakılma talebinin dosya üzerinden   incelendiğini hatırlatan AĐHM, görevinin bu davaya özgü koꢀulları incelemekle sınırlı   olduğunu ve daha önceki baꢀvurularda varmıꢀ olduğu sonuçların dıꢀına çıkılmasını   gerektirecek herhangi bir gerekçenin yer almadığını ifade ederek baꢀvuranın tutukluluk   halinin yasallığına iliꢀkin yaptığı itiraz sürecinde AĐHS’nin 5/4 maddesi gereğince   hakkaniyete uygun yargılamanın gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmaktadır.   AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına dair AĐHM, 5. maddenin 1., 2., 3. veya 4.   paragraflarına aykırı koꢀullarda gerçekleꢀen özgürlüğünden yoksun bırakma iꢀlemlerine karꢀı   bir tazminin sağlanması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990). AĐHM   ayrıca mezkur 5. paragrafta söz edilen tazmin hakkının ulusal mercii tarafından ya da AĐHS   kurumlarından biri tarafından diğer paragrafların ihlalini de kapsadığını belirtir (Bkz. N.C.-   Đtalya no: 24952/94).   Bu baꢀvuruda, baꢀvuranın tutukluluk halinin yasallığına karꢀı etkili bir baꢀvuru hakkının   tanınmaması nedeniyle AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varan AĐHM, adı   geçenin uğradığı bu zararının karꢀılanmasını sağlayacak tazminat yollarının mevcut olup   olmadığını irdeleyecektir. AĐHM bu bağlamda, yeni CMK’nın 141. maddesinin tutukluluk   halinin yasallığına karꢀı itirazda bulunan bir kimseye tazminat imkânını sağlayacak etkili bir   baꢀvuru yolunu sunmadığını gözlemlemektedir. Sonuç itibarıyla, AĐHM Hükümetin itirazını   reddetmekte ve aynı gerekçelere dayalı olarak AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiği   sonucuna varmaktadır.   II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran baꢀvurunun kabuledilebilirliği ve davanın esası hakkındaki 2 Aralık 2009 tarihli   yazılı görüꢀlerinde tutukluluk haline ve ceza yargı sürecinin hakkaniyetine iliꢀkin   ꢀikayetlerinin yanı sıra 5/3 ve 6/1 maddeleri hakkındaki diğer ꢀikayetlerini de dile getirmiꢀtir.   AĐHM altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle bu ꢀikayetlerin esasını incelemeyi   gerekli görmemiꢀtir. Baꢀvurunun bu kısmı gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35/1 ve   4. maddeleri gereğince reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran 50.000 TL (yaklaꢀık 23.750 Euro) manevi tazminat talep etmekte ve maddi   tazminatın değerlendirilmesi hususunda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır. Baꢀvuran ayrıca   yargılama gider ve masrafları için 9.000 TL (yaklaꢀık 4.300 Euro) talep etmekte, kanıtlayıcı   belge niteliğinde bir makbuz sunmaktadır.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı   kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın baꢀvurana 6.000 Euro manevi   tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır. AĐHM, yargılama masraflarına iliꢀkin kendisine   sunulan ve belgeler ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında baꢀvurana tüm yargılama giderleri için   Avrupa Konseyi tarafından adli yardım baꢀlığı altında verilen 850 Euro’luk yardım düꢀülmek   kaydıyla 1.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini bildirmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 5/4 ve 5. maddeleri hakkındaki ꢀikayetlerin kabuledilebilir, bunun dıꢀında   kalanların kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/4 ve 5. maddelerinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana:   i. manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin) Euro ödenmesine;   ii. yargılama masraf ve giderleri için baꢀvurana Avrupa Konseyi tarafından adli yardım baꢀlığı   altında verilen 850 Euro’luk yardım düꢀülmek kaydıyla 1.000 (bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło