28578/05

WyrokETPCz2009-12-15ECLI:CE:ECHR:2009:1215JUD002857805

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego w Turcji, trwającego około 16 lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące przewlekłości postępowań sądowych, stwierdzając, że postępowanie, które trwało około 16 lat w dwóch instancjach, jest nadmiernie długie i nie spełnia wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji. ETPCz odrzucił zarzuty rządu dotyczące niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo i brak wyjątkowych okoliczności. Trybunał uznał, że rząd nie przedstawił żadnych przekonujących argumentów ani dowodów, które uzasadniałyby tak długi czas trwania postępowania, zwłaszcza biorąc pod uwagę jego znaczenie dla skarżącego.
Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Bilgeç, obywatel Turcji, wniósł sprawę do Sądu Pracy w Ankarze 21 września 1993 r. w celu ustalenia, czy jego choroba układu oddechowego była przyczyną zwolnienia z pracy. W dacie wydania wyroku ETPCz, postępowanie to nadal toczyło się przed Sądem Kasacyjnym (Yargıtay) i trwało już około szesnastu lat.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 14 400 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. 4. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BĐLGEÇ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 28578/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28578/05) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   (baꢀvuran) Ahmet Bilgeç’in Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 Temmuz 2005 tarihinde   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından   A. ꢁencan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran solunum yolu rahatsızlığının iꢀten çıkarılmasına neden olduğunun tespiti için 21   Eylül 1993 tarihinde Ankara Đꢀ Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Dava dosyasında yer alan   bilgilere göre bu kararın verildiği tarihte dava Yargıtay önünde halen devam etmekteydi.   HUKUK   Baꢀvuran yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen   «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Hükümet iç hukuk yollarının   tüketilmemesi nedeniyle AĐHM’yi baꢀvuruyu reddetmeye davet etmektedir. Hükümet bu   bağlamda iki itirazda bulunmaktadır. Đlk olarak baꢀvuran öne sürmüꢀ olduğu ꢀikayetlerini   ulusal yetkililer nezdinde dile getirmemiꢀtir. Hükümet ikinci olarak ise baꢀvuranın ulusal   mahkemeler önünde halen devam eden yargılamanın sonuçlanmasını beklemeden AĐHM’ye   baꢀvurduğu hususuna dikkat çekmektedir.   AĐHM, Savunmacı Hükümetin itirazına benzer birçok ꢀikayetin daha önce de dile getirildiğini   ve reddettiğini hatırlatmakta ve (Bkz. diğerleri arasında, Tendik vd.-Türkiye no: 23188/02,   Aralık 2005; ve mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın-Türkiye, 8 Haziran 1995, seri:A no:   319-A) Hükümet tarafından öne sürülen görüꢀlerin bu içtihadın dıꢀına çıkılmasını   gerektirecek istisnai bir durumu içermediğini saptamaktadır.   Hükümetin itirazının ikinci kısmı ile ilgili olarak AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetinin yargılamanın   hakkaniyete uygun gerçekleꢀip gerçekleꢀmediğine değil, yargı sürecinin uzunluğunun aꢀırı   olmasına yönelik olduğunu anımsatır. Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da reddedilmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esasa gelince, dikkate alınması gereken dönem 21 Eylül 1993 tarihinde baꢀlayıp henüz sona   ermemiꢀtir. Đki dereceli mahkemede görülen bu süre ꢀu ana dek yaklaꢀık on altı yıl sürmüꢀtür.   AĐHM, daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok baꢀvuruyu incelediğini ve   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydetmektedir (Bkz. diğer   birçokları arasında, Frydlender-Fransa [BD] no: 30979/96).   AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. Bu   konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında ve bilhassa sözkonusu yargılamanın baꢀvuran açısından   arz ettiği önem dikkate alındığında, AĐHM yargılamanın uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve   «makul süre» ilkesi ile bağdaꢀmadığına itibar etmektedir.   Bu nedenle, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Geriye 41. maddenin uygulanması hususu kalmaktadır. Baꢀvuran maddi, manevi tazminat ve   yargılama giderleri için toplam 100.000 Euro talep etmekte, buna karꢀılık iddialarını   destekleyici herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır.   Hükümet makul olmadığını savunduğu bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı   kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama   giderlerine iliꢀkin herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır, AĐHM bu yönde bir ödeme   yapılmasını gerekli görmemektedir. Buna karꢀılık, sözü edilen yargı sürecinin uzunluğunun   makul süre ilkesinin ötesine geçmesi baꢀvurana bir tazminat ödenmesini gerektirmektedir.   AĐHM, 41. madde uyarınca, hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana bu bağlamda 14.400 Euro   ödenmesini uygun görmektedir.   Bununla birlikte, yargılama halen derdesttir, AĐHM Savunmacı Devletin adaletin iyi idaresini   gözeterek davanın bir an evvel sonuçlanmasını sağlayacak gerekli önlemleri alması gerektiği   kanısındadır (Bkz. Çayğan-Türkiye kararı no: 61/04, 27 Ocak 2009).   AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 14.400 (on dört   bin dört yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 15 Aralık 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   3

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło