287/03

WyrokETPCz2008-06-10ECLI:CE:ECHR:2008:0610JUD000028703

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad dwadzieścia lat, naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że długość postępowania karnego przeciwko skarżącym, które rozpoczęło się w 1981 roku i trwało ponad 20 lat (a w przypadku jednego skarżącego nadal było w toku), była nadmierna i nie spełniała wymogu 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał odrzucił argumenty rządu dotyczące złożoności sprawy i liczby oskarżonych, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji. Uznał, że brak było dowodów lub argumentów, które skłoniłyby go do odmiennego wniosku w niniejszej sprawie.
Stan faktyczny
Skarżący, Ferit Çengelli i Süleyman Eryılmaz, zostali aresztowani w marcu 1981 roku i oskarżeni o członkostwo w nielegalnej organizacji. W 1986 roku zostali skazani przez Sąd Wojenny w Adanie, ale wyrok ten został uchylony w 1991 roku. Po zniesieniu sądów wojennych, sprawa trafiła do Sądu Karnego w Ankarze. W 2001 roku Süleyman Eryılmaz został skazany na karę śmierci (zamienioną na dożywocie), a postępowanie wobec Ferita Çengelli zostało umorzone z powodu przedawnienia. Sprawa Süleymana Eryılmaz została ponownie uchylona przez Sąd Kasacyjny w 2003 roku i w momencie wydania wyroku ETPCz nadal była w toku przed sądem krajowym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził Feritowi Çengelli 10 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 4. Zasądził Süleymanowi Eryılmaz 19 200 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 5. Odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÇENGELLĐ VE ERYILMAZ – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 287/03)   KARAR   STRAZBURG   Haziran 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 287/03 baꢀvuru numaralı davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Ferit Çengelli ve Süleyman Eryılmaz’ın (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 23 Eylül 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin (“Sözleꢀme”) 34.   maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından C. Yücel ve M. Çelik tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1955 ve 1957 doğumludurlar ve Đstanbul’da ikamet   etmektedirler.   ve 15 Mart 1981 tarihlerinde baꢀvuranlar yakalanmıꢀtır.   Mayıs 1981 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tutuklanmalarına karar   vermiꢀtir.   Haziran 1981 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi’ne bağlı Cumhuriyet   Savcısı, baꢀvuranların da dahil olduğu 343 kiꢀi hakkında bir iddianame sunmuꢀ ve   baꢀvuranları Dev-Yol (Devrimci Yol) isimli yasadıꢀı örgüte üyelikle suçlamıꢀtır.   Haziran 1986 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi, baꢀvuranları iddia   makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiꢀtir.   Belirli olmayan bir tarihte, baꢀvuranlar temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.   Mart 1991 tarihinde, Askeri Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀ ve   ilk derece mahkemesi bu süre içinde kapatıldığından davayı Ankara Sıkıyönetim   Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.   yılında belirli olmayan bir tarihte, baꢀvuranların tutuksuz yargılanmasına karar   verilmiꢀtir.   Sıkıyönetim mahkemelerinin yargı yetkisini kaldıran 3953 sayılı Kanun’un 27 Aralık   tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, baꢀvuranların davasında Ankara Ağır Ceza   Mahkemesi yetkili hale gelmiꢀtir.   Haziran 2001 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Süleyman Eryılmaz’ı Ceza   Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca mahkum etmiꢀ ve ölüm cezasına çarptırmıꢀtır. Bu ceza   daha sonra müebbet hapis cezasına çevrilmiꢀtir. Đlk derece mahkemesi, Ceza Kanunu’nun   102. ve 104. maddeleri uyarınca kanuni zamanaꢀımı süresinin dolduğu gerekçesiyle Ferit   Çengelli hakkındaki cezai kovuꢀturmanın sona erdirilmesini emretmiꢀtir.   Cezası on beꢀ yılı aꢀtığı gerekçesiyle Süleyman Eryılmaz’a iliꢀkin Ankara Ağır Ceza   Mahkemesi kararı otomatik olarak Yargıtay’a iletilmiꢀtir.   Đddiaya göre, baꢀvuranlar, 24 Temmuz 2002 tarihinde, bir arkadaꢀları vasıtasıyla   Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın sonucunu öğrenmiꢀlerdir.   ꢁubat 2003 tarihli bir yazı ile, baꢀvuranların eski avukatı, AĐHM’ye, 18 Haziran   tarihli kararın Ferit Çengelli’ye, talebi üzerine, 3 ꢁubat 2003 tarihinde tebliğ edildiğini   ve Süleyman Eryılmaz hakkındaki yargılamanın Yargıtay’da halen derdest olduğunu   bildirmiꢀtir. (Dava dosyasından, Devletin, Ferit Çengelli’ye kararı daha önce tebliğ etmeye   çalıꢀtığı ancak, yanlıꢀlıkla baꢀka bir adrese gönderildiği anlaꢀılmıꢀtır.)   Savunmacı Hükümet tarafından AĐHM’ye sunulan belgelere göre, 30 Ekim 2003   tarihinde, Yargıtay, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin Süleyman Eryılmaz’a iliꢀkin 18   Haziran 2001 tarihli kararını bozmuꢀ ve davayı Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade   etmiꢀtir.   Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz hakkındaki dava halen Ankara   Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmektedir.   HUKUK   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN   Hükümet, ilk olarak, baꢀvurunun zaman bakımından (ratione temporis) AĐHM’nin   yetkisi dıꢀında kaldığını; zira, baꢀvuranların ꢀikayetlerinin, büyük ölçüde, 28 Ocak 1987   tarihinde Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını tanımasından önce yürütülen yargılamaya iliꢀkin   olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Hükümet, ayrıca, Ferit Çengelli’nin, AĐHS’nin 35/1 maddesinde ortaya konan altı ay   kuralına uymadığını iddia etmiꢀtir. Bu bakımdan, baꢀvuranın, Ankara Ağır Ceza   Mahkemesi’nin kararının kesinleꢀtiği tarihten itibaren altı ay içinde AĐHM’ye baꢀvurmuꢀ   olması gerektiğini ve kararın verildiği tarihten haberdar olmak için gerekli titizlikle   yargılamayı takip etmenin baꢀvuranın yükümlülüğü olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranlar, Hükümet’in iddialarına karꢀı çıkmıꢀtır. Altı ay kuralı meselesine iliꢀkin   olarak, Ferit Çengelli, ilgili Türk kanunlarına göre, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin   kararının, mahkeme katipliğinden gerekçeli kararı temin ettiği tarih olan 3 ꢁubat 2003 tarihine   kadar kesinleꢀmediğini; zira, Devlet’in, kararın tebliği görevini yerine getiremediğini iddia   etmiꢀtir.   AĐHM, geçmiꢀ davalarda, Hükümet’in zaman bakımından (ratione temporis)   uyuꢀmazlık iddiasına iliꢀkin benzer itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yinelemiꢀtir   (bkz., ꢁahiner – Türkiye, no. 29279/95; Ezel Tosun – Türkiye, no. 33379/02, 10 Ocak 2006).   Bu davada, yukarıda belirtilen davalardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir   durum görmemiꢀ ve bu nedenle Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmiꢀtir.   Ferit Çengelli’nin altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda, AĐHM, yerel   mahkemenin nihai kararının ex officio yazılı olarak ilgiliye tebliğ edilmesi gerektiği   durumlarda, AĐHS’nin 35/1 maddesinin gereğini en iyi ꢀekilde yerine getirmek için altı ay   süresinin yazılı kararın tebliğ tarihinden itibaren iꢀlemesi gerekmektedir. (bkz. Worm –   Avusturya, 29 Ağustos 1997 tarihli karar).   AĐHM, somut davada, Hükümet’in, Ferit Çengelli’nin 18 Haziran 2001 tarihli kararı   Temmuz 2002 tarihinde, yani kararın verildiği tarihten yaklaꢀık bir yıl sonra, bir arkadaꢀı   vasıtasıyla öğrendiği konusuna itiraz etmediğini kaydetmiꢀtir. Dava dosyasındaki belgeler,   Devletin baꢀvurana kararı daha önce tebliğ etmeye çalıꢀtığını; ancak yanlıꢀ adrese gönderme   nedeniyle tebliğin baꢀarısız olduğunu ortaya koymuꢀtur. Hükümet, bu konuda, AĐHM’ye   herhangi bir açıklama sunmamıꢀ veya baꢀvuranların iddialarına cevap verememiꢀtir. AĐHM,   ayrıca, 23 Eylül 2002 tarihinde, yani kararı öğrendikten sonra iki ay içinde, Ferit Çengelli’nin   AĐHM’ye baꢀvurduğunu gözlemlemiꢀtir. Üstelik, baꢀvuruda bulunduktan kısa bir süre sonra,   ꢁubat 2003 tarihinde, baꢀvuran, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi katipliğinden gerekçeli   kararın bir kopyasını temin etmiꢀtir. Bu davanın ꢀartları karꢀısında ve özellikle baꢀvuran   hakkındaki cezai yargılamanın toplam süresini göz önüne alarak, AĐHM, baꢀvuranın davası   hakkındaki geliꢀmeleri önceden araꢀtırmayıp kararın resmi tebliğini beklemesini makul   değerlendirmektedir (bkz., Mahmut Aslan – Türkiye, no. 74507/01, 2 Ekim 2007). Sonuç   olarak, AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 35/1 maddesine uyduğu görüꢀündedir ve bu nedenle   Hükümet’in itirazını reddetmiꢀtir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilmezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, haklarında baꢀlatılan cezai yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde   ortaya konan “makul süre” ꢀartını aꢀtığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Söz konusu madde   ꢀöyledir:   “Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   A. Dikkate alınması gereken süreç   AĐHM, yargılamanın, baꢀvuranların sırasıyla yakalandıkları tarihler olan 3 ve 15 Mart   tarihlerinde baꢀladığını kaydetmiꢀtir. Ferit Çengelli’nin yargılaması 18 Haziran 2001   tarihinde sona ermiꢀ ve dolayısıyla davanın üç kere incelendiği iki aꢀamalı bir yargıda toplam   yirmi yıl üç aydan fazla sürmüꢀtür. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz   hakkındaki yargılama, yirmi yedi yıldan uzun bir süre sonra, mevcut kararın alındığı tarihte   Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen devam etmekteydi.   AĐHM’nin zaman bakımından (ratione temporis) yetkisi, ancak Türkiye’nin kiꢀisel   baꢀvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren olan süreyi   değerlendirmesine müsaade etmektedir. Dolayısıyla, Ferit Çengelli açısından dikkate alınması   gereken süreç, iki aꢀamalı bir yargıda on dört yıl dört aydan fazladır. Süleyman Eryılmaz   açısından göz önünde bulundurulması gereken süreç ise davanın iki kere incelendiği iki   aꢀamalı bir yargıda yirmi bir yıl dört aydan fazladır. Ancak, AĐHM, kiꢀisel baꢀvuru hakkını   tanıdığı tarihteki yargılama durumunu göz önüne almalıdır (bkz., yukarıda anılan ꢁahiner;   Cankoçak – Türkiye, no. 25182/94 ve no. 26956/95, 20 ꢁubat 2001). Söz konusu kritik tarihte,   yargılama hali hazırda beꢀ yıl on aydan fazla sürmüꢀtür.   B. Yargılama süresinin makuliyeti   Hükümet, somut dava ꢀartlarında, cezai yargılama süresinin makul olmadığının   değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür. Bu bakımdan, davanın karmaꢀıklığına ve sanık   sayısına atıfta bulunmuꢀtur.   Baꢀvuranlar iddialarında ısrar etmiꢀlerdir.   AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun, davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de   davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve ilgili mercilerin tutumunun dikkate alınarak   değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihat arasında, Pélissier ve Sassi – Fransa   [BD], no. 25444/94).   AĐHM bu baꢀvurudaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., özellikle, Ege – Türkiye, no. 47117/99,   Mart 2005; Gümüꢀten – Türkiye, no. 47116/99, 30 Kasım 2004).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in, kendisini bu davada   farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya iddia sunmadığı görüꢀündedir.   Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alan AĐHM, yargılama süresinin aꢀırı olup “makul süre”   ꢀartına uymadığı kararını vermiꢀtir.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranların her biri 40.000 Amerikan Doları (yaklaꢀık 26.942 Euro) maddi ve   manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Hükümet, AĐHM’den, herhangi bir tazminat ödememesi talebinde bulunmuꢀtur.   AĐHM, baꢀvuranların, maddi tazminat taleplerine destek olarak herhangi bir belge   sunmadıklarını gözlemlemiꢀ ve dolayısıyla bu talebi reddetmiꢀtir.   Ancak, AĐHM, baꢀvuranların, tek baꢀına ihlal tespitiyle yeterli olarak tazmin   edilemeyecek ölçüde büyük manevi zarar görmüꢀ olduğunu kabul etmiꢀ ve karꢀılaꢀtırılabilir   davaları dikkate alarak bu baꢀlık altında Ferit Çengelli’ye 10.800 Euro ve Süleyman   Eryılmaz’a 19.200 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranların her biri, yerel mahkemelerde yapılan yargılama masraf ve giderlerine   karꢀılık 6.000 Amerikan Doları (yaklaꢀık 4.041 Euro) ve AĐHM’de yapılan yargılama masraf   ve giderlerine karꢀılık 9.200 Amerikan Doları (yaklaꢀık 6.197 Euro) talep etmiꢀtir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu   bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, baꢀvuranların taleplerini   destekleyici bir belge sunmadıkları gerekçesiyle yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin   tazminat talebini reddetmiꢀtir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından   baꢀvuranlara aꢀağıdaki manevi tazminat miktarlarının ödenmesine;   (i) Ferit Çengelli’ye 10.800 Euro (on bin sekiz yüz Euro);   (ii) Süleyman Eryılmaz’a 19.200 Euro (on dokuz bin iki yüz Euro)   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   7. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 10 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Sally Dollé   Zabıt Katibi   Françoise Tulkens   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło