29016/04

WyrokETPCz2008-12-09ECLI:CE:ECHR:2008:1209JUD002901604

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłe opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, zasądzonego przez sąd krajowy, naruszyło prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawo do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach, uznał, że znaczne opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, zasądzonego przez sąd krajowy, stanowiło naruszenie Konwencji. Stwierdzono, że władze dokonały płatności z opóźnieniem wynoszącym odpowiednio dwa lata i pięć miesięcy oraz około siedem lat od daty orzeczenia sądu kasacyjnego. Trybunał uznał, że to opóźnienie, wynikające z działań organu wywłaszczającego, nałożyło na skarżącego indywidualne i nadmierne obciążenie, naruszając tym samym sprawiedliwą równowagę między ochroną prawa własności a wymogami interesu publicznego.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Kaplan, był właścicielem działki wywłaszczonej przez Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych w związku z budową tamy Birecik. W 1999 roku skarżący wniósł sprawę o dodatkowe odszkodowanie, które zostało mu zasądzone przez sąd krajowy w wysokości 5,286,375,000 TL z odsetkami, a wyrok ten został potwierdzony przez Sąd Kasacyjny w czerwcu 2000 roku. Władze dokonały płatności zasądzonego odszkodowania w dwóch transzach, odpowiednio w listopadzie 2002 roku i maju 2007 roku, co skarżący uznał za przewlekłe opóźnienie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1 z powodu opóźnienia w wykonaniu orzeczenia sądu krajowego. Zasądził na rzecz skarżącego 400 euro tytułem szkody majątkowej oraz 3000 euro tytułem szkody niemajątkowej, wraz z odsetkami. Pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia zostały odrzucone.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   M. KAPLAN – TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 29016/04)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2008   İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29016/04 no’lu davanın nedeni, T.C.   vatandaşı Mehmet Kaplan’ın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, 25 Mart 2003   tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Şanlıurfa Barosu   avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOŞULLARI   Başvuran, 1941 doğumludur ve Gaziantep’te ikamet etmektedir.   Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Birecik barajının inşası çalışmaları çerçevesinde,   Nizip’e bağlı Aşağıçardak köyündeki başvurana ait bir arsayı (parsel no. 624)   kamulaştırmıştır.   Şubat 1999’da, başvuran, ek tazminat talebiyle Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nde   dava açmıştır.   Aralık 1999’da, Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurana 5 Mart 1999   tarihinden başlamak üzere faiziyle birlikte 5,286,375,000 Türk Lirası1 tutarında ek tazminat   ödenmesine hükmetmiştir.   Haziran 2000’de, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.   İdare, 4 Kasım 2002 ve 23 Mayıs 2007 tarihlerinde, başvurana faiziyle birlikte ek   tazminat olarak sırasıyla 15,853,159,343 TL2 ve 7,799.64 YTL3 ödemiştir.   HUKUK   I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİ İLE 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL   EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, kendisine ait taşınmazın kamulaştırılmasının ardından ödenmesine   hükmedilen ek tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin, faiz oranının düşüklüğü ile   birlikte mali kayba yol açtığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHS’nin 6/1   maddesi ile 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmıştır.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, başvuranın Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinin sağladığı hukuk yolundan   gerektiği gibi yararlanmamış olması nedeniyle, AİHS’nin 35. maddesinde öngörülen iç hukuk   9,705 Euro.   9,459 Euro.   Yaklaşık 4,374 Euro.         yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre, başvuranın   uğradığı zararın gecikme faizi miktarını aştığını kanıtlaması halinde, iddia konusu ek   tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikme nedeniyle uğradığı maddi kayıp için kendisine   tazminat ödenebilirdi.   Hükümet, ayrıca, Yargıtay kararının 19 Haziran 2000 tarihinde verilmesine rağmen,   başvuranın 25 Mart 2003 tarihinde başvuruda bulunması nedeniyle, altı ay kuralının yerine   getirilmediğini ileri sürmüştür.   AİHM, Akkuş / Türkiye davasında (Hüküm ve Karar Raporları 1997-IV) benzer ön   itirazları reddettiğini kaydetmektedir. AİHM, sözkonusu davada aksi yönde karar vermek için   herhangi bir gerekçe bulunmaması nedeniyle Hükümet’in itirazlarını reddeder.   AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, ek tazminatın tamamının 4 Kasım 2002 ve 22 Mayıs 2007 tarihlerinde   ödendiğini, ancak başvuranın şikayetlerinde bu ikinci ödemeden bahsetmediğini ileri   sürmüştür. Ayrıca, uygulanan faiz oranları ile makamların ilgili miktarı gecikmeli ödemesi   nedeniyle başvuran herhangi bir maddi zarara uğramamıştır. Yukarıda adı geçen Akkuş kararı   gözönünde bulundurulduğunda, Hükümet, başvuranın 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi   tarafından güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygı gösterme yükümlülüğünü yerine   getirmiştir. AİHS’nin 6. maddesi ile 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlali sözkonusu   değildir.   Başvuran, 22 Mayıs 2007 tarihinde yapılan ödemeyle ilgili olarak herhangi bir   açıklamada bulunmamıştır. Başvuran, iddialarını sürdürerek Hükümet’in iddialarına itiraz   etmiştir.   AİHM, daha önce benzer davaları incelediğini ve AİHS’nin 6. maddesi ile 1 No.lu   Protokol’ün 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (Burdov / Rusya, no. 59498/00 ve   Kaçar ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen). AİHM, önceki davalardakinden farklı bir sonuca   varması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı görüşündedir. AİHM, makamların ilk ödemeyi   Yargıtay’ın kararından iki yıl beş ay, ikinci ödemeyi ise sözkonusu karardan yaklaşık yedi yıl   sonra yaptıklarını kaydeder. Sonuç olarak, AİHM, yerel mahkemelerce hükmedilen ek   tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin kamulaştırmayı yapan makamdan   kaynaklandığını ve bu gecikme sonucu mal sahibinin taşınmazının kamulaştırılmasına ek   olarak zarara uğradığını tespit etmiştir. AİHM, bu gecikme ve yargılamanın uzun sürmesi   sonucu, başvuranın bireysel ve aşırı bir yük altına sokulduğunu, bunun da mülkiyet hakkının   korunması ile kamu çıkarının gerekleri arasındaki adil dengeyi bozduğunu tespit etmiştir.   AİHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, AİHS’nin 6/1 maddesi ile 1 No.lu Protokol’ü 1.   maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   AİHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuran, maddi tazminat olarak 26,000 Euro, manevi tazminat olarak 20,000 Euro   talep etmiştir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.   AİHM, başvuranın 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca yapmış olduğu şikayetle   ilgili olarak, -Akkuş kararında (yukarıda kaydedilen) kullandığı hesaplama yöntemini   kullanarak ve sözkonusu zamandaki ilgili ekonomik verileri gözönünde bulundurarak- iki   ödeme sonrasında başvuranın kaybının 400 Euro olduğuna karar vermiştir. AİHM, içtihadı   uyarınca, Hükümet’in mahkeme kararı sonucu yapmış olduğu ödemenin başvuranın maddi   tazminat talebini karşıladığı görüşündedir (Basoukou / Yunanistan, no. 3028/03; Ahmet Kılıç /   Türkiye, no. 38473/02; Akıncı / Türkiye, no. 12146/02; Kaçar ve Diğerleri, yukarıda   kaydedilen).   AİHM, başvuranın tespit edilen ihlalin tek başına yeterli tatmin oluşturamayacağı   düzeyde manevi zarar görmüş olabileceğini kabul etmektedir. AİHM, dava koşullarını dikkate   alarak ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, başvurana 3,000 Euro ödenmesine karar   verir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır.   Dolayısıyla, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmasına hükmedilmemiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Yerel mahkeme kararının geç uygulanması nedeniyle AİHS’nin 6/1 maddesi ile 1   No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a)AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından başvurana maddi tazminat olarak 400 Euro (dört yüz Euro), manevi   tazminat olarak 3,000 Euro (üç bin Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 9 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło