29059/02
WyrokETPCz2008-11-04ECLI:CE:ECHR:2008:1104JUD002905902
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania odszkodowawczego w Turcji, trwającego prawie sześć lat i czterokrotnie uchylanego przez Sąd Kasacyjny, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena „rozsądnego terminu” w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji wymaga uwzględnienia złożoności sprawy, zachowania skarżącego i właściwych władz, a także znaczenia sprawy dla skarżącego. W niniejszej sprawie postępowanie odszkodowawcze trwało pięć lat i dziewięć miesięcy, obejmując dwie instancje i cztery uchylenia przez Sąd Kasacyjny. ETPCz uznał, że pomimo argumentów rządu, iż skarżący przyczynił się do opóźnień, ogólny czas trwania postępowania był nadmierny i nie spełniał wymogu rozsądnego terminu.Stan faktyczny
Skarżący, Abdülkerim Ağrakçe, urodzony w 1946 roku, został aresztowany 16 września 1980 roku pod zarzutem udziału w działaniach terrorystycznych i przetrzymywany w areszcie do 6 kwietnia 1984 roku. Został uniewinniony 15 maja 1990 roku, o czym dowiedział się dopiero w 1996 roku. 24 maja 1996 roku skarżący złożył wniosek o odszkodowanie na podstawie ustawy nr 466 za bezprawne zatrzymanie, domagając się 20 000 000 000 TRL (około 256 706 EUR) tytułem zadośćuczynienia.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą postępowania odszkodowawczego za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza skarżącemu 2500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1350 EUR na pokrycie kosztów i wydatków poniesionych przed ETPCz, powiększone o odsetki ustawowe. 4. Odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AĞRAKÇE/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 29059/02)
KARAR
STRAZBURG Kasım 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
USULĐ ĐꢀLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29059/02 no’lu davanın nedeni T.C.
vatandaꢀı Abdülkerim Ağrakçe’nin (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10
Mayıs 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından Ö. Öneren tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran, 1946 doğumludur ve Diyarbakır’da yaꢀamaktadır.
Baꢀvuran 16 Eylül 1980’de terörist eylemlere dahil olduğu ꢀüphesi ile yakalanmıꢀ ve
göz altına alınmıꢀtır. Müteakiben, aleyhinde baꢀlatılan cezai takibat sürecinde serbest
bırakıldığı 6 Nisan 1984 tarihine kadar tutuklu kalmıꢀtır. 15 Mayıs 1990’da aleyhindeki
suçlamalardan beraat etmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu kararın kendisine tebliğ edilmemesi
nedeniyle, beraat ettiğini ancak 1996’da öğrendiğini belirtmiꢀtir. Mayıs 1996’da baꢀvuran, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀ ve 466
Nolu Kanun uyarınca tazminat talep etmiꢀtir. Kanun, inter alia, kanun dairesinde
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuꢀturma yapılmasına veya son
soruꢀturmanın açılmasına yer olmadığına veya hut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal
olmadığına karar verilen kiꢀilere tazminat ödenmesini öngörmektedir. Baꢀvuran, manevi
tazminat olarak 20,000,000,000 Türk Lirası (TRL) (yaklaꢀık 256,706 AB Doları) talep
etmiꢀtir. ꢁubat 1998’de ilk derece mahkemesi, baꢀvurana belirli miktarda tazminat
ödenmesine karar vermiꢀtir. Yargıtay, 30 Aralık 1998’de bu kararı bozmuꢀtur ve dosyayı,
daha kapsamlı bir inceleme için Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmiꢀtir. Haziran 1999’da ağır ceza mahkemesi, baꢀvuranın yasal zaman sınırına uymadığı
gerekçesi ile davayı reddetmiꢀtir. 2 Mayıs 2000’de Yargıtay bu kararı da bozmuꢀtur. Ekim 2000’de ilk derece mahkemesi, üçüncü kararını vererek baꢀvurana belirli
miktarda tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir. 27 Mart 2001’de Yargıtay, ödenmesine karar
verilen meblağın çok düꢀük olduğu gerekçesi ile bu kararı bozmuꢀtur. Eylül 2001’de ağır ceza mahkemesi, baꢀvurana manevi tazminat olarak
3,000,000,000 TRL (yaklaꢀık 2,400 Euro) ödenmesine karar vermiꢀtir. Mart 2002’de Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onaylamıꢀtır.
Yargılama sırasında ağır ceza mahkemesi, düzenli olarak soruꢀturma oturumları
düzenlemiꢀtir. Yalnızca dört oturumda, baꢀvuranın yasal temsilcisine sonraki oturumun
tarihini tebliğ etmiꢀtir (30 Nisan 1997, 10 ꢁubat 1999, 1 Haziran 2000 ve 6 Haziran 2001).
Ancak, oturumlardan hiçbiri, baꢀvuranın yasal temsilcisi katılmadığı için ertelenmemiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL ETTĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, tazminat davasının uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1 maddesi bağlamındaki
“makul süre” gereğine uymadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35. maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının
tüketilmesi gereğine uyulmamıꢀ olması nedeniyle ꢀikayeti kabuledilemez bularak
reddetmesini istemiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranın yerel mahkemeler önünde ꢀikayetinin esasını
ortaya koymadığını iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, önceki davalarda, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin
benzer itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu gözlemlemektedir (bkz.,
Karakullukçu/Türkiye, no. 49275/99, paragraflar 27-28, 22 Kasım 2005). AĐHM, somut
davada, yukarıda kaydedilen davada vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını
gerektiren özel bir durum görmemektedir. Bu nedenle, Hükümet’in bu baꢀlık altındaki
itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Göz önüne alınması gereken süre, 24 Mayıs 1996’da baꢀlamıꢀ ve 5 Mayıs 2002’de
sona ermiꢀtir. Bu nedenle, iki aꢀamalı yargılamada, dört kez yeniden incelenerek yaklaꢀık beꢀ
yıl dokuz ay sürmüꢀtür.
Hükümet, mevcut dava koꢀullarında idari yargılama süresinin, makul uzunlukta
olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamayacağını iddia etmiꢀtir. Özellikle baꢀvuranın,
gerekli belgeleri temin etmeyerek ve Ağır Ceza Mahkemesi önündeki duruꢀmalara
katılmayarak yargılamanın uzamasına katkıda bulunduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarını reddetmiꢀ, 466 no’lu Kanun kapsamındaki dava
ꢀekli hususunda görüꢀlerini etraflıca sunmuꢀ ve bu baꢀlık altındaki iddialarını yinelemiꢀtir.
Ayrıca, tazminata iliꢀkin yargılamanın, 466 no’lu Kanun kapsamında, bir yıldan az sürdüğü
davaların nüshalarını sunmuꢀtur.
Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, davanın koꢀullarına, bilhassa da
davanın karmaꢀıklığına, baꢀvuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın ilgililer
açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir (bkz., Frylender/Fransa [BD], no.
30979/96, paragraf 43, AĐHM 2000-VII).
AĐHM sıklıkla mevcut davada ortaya konana benzer meselelerin ortaya konduğu
davalarda AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz., Ali Rıza
Doğan/Türkiye, no. 50165/99, paragraflar 31-39, 22 Aralık 2005, ve Erden/Türkiye, no.
27719/02, paragraflar 20-22, 20 Kasım 2007).
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı
bir sonuca varmasına neden olacak bir delil ya da iddia sunmadığı kanısındadır. Konuya
iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, somut davada yargılama süresinin haddinden fazla
olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılamadığı kanısına varmıꢀtır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, baꢀvuru formunda öncelikle, üç yıl yedi ay boyunca özgürlüğünden
mahrum bırakıldığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. Đkinci olarak, beraat ettiğinin uzun bir
süre kendisine bildirilmediğini ve bunun, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiꢀtir.
Son olarak, kendisine ödenmesine karar verilen tazminat miktarını eleꢀtirmiꢀ ve 466 no’lu
Kanun bağlamındaki yargılamanın etkinliğini sorgulamıꢀtır. Eleꢀtirisi, AĐHS’nin 5.
maddesinin 1. paragrafına, 6., 13. ve 41. maddelerine dayanmaktadır.
Baꢀvuran, daha sonra sunduğu görüꢀlerinde, cezai yargılamanın süresine ve ağır ceza
mahkemesi önünde sözlü duruꢀma yapılmamasına değinmiꢀtir.
Ancak, mevcut delilleri değerlendiren AĐHM, baꢀvuranın yukarıda kaydedilen
görüꢀlerinde, AĐHS’de ya da ek Protokoller’de ortaya konan hakların ve özgürlüklerin
ihlalinin yer almadığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu nedenle, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan
yoksun olması nedeniyle baꢀvurunun sözkonusu kısmının kabuledilemez olduğuna karar
verilmelidir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak toplam 29,490 EUR talep etmiꢀtir. Bu meblağ,
kendisini cezaevinde ziyaret eden ailesinin kazanç kayıplarını ve seyahat masraflarını
kapsamıꢀtır. Ayrıca, manevi tazminat olarak 40,000 EUR talep etmiꢀtir.
Hükümet, meblağa itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle, sözkonusu talebi reddetmiꢀtir. Ancak, tazminata
iliꢀkin yargılamanın uzaması sonucu baꢀvuranın, manevi zarara da uğramıꢀ olduğu
kanısındadır. Hakkaniyet temelinde karar vererek, baꢀvurana bu baꢀlık altında 2,500 EUR
ödenmesini öngörmüꢀtür.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için
11,600 EUR talep etmiꢀtir. Avukat ücretlerine ve çeviri masraflarına iliꢀkin belgeler
sunmuꢀtur.
Hükümet, bu meblağa itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre gerçekten ancak gerekli oldukları için
yapıldıklarının ve miktarının makul olduğunun tespit edilmesi halinde, baꢀvuran yargılama
masraf ve giderlerinin kendisine ödenmesine hak kazanmaktadır. Mevcut davada, kendisine
sunulan bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, yerel yargılamada
yapılan masraf ve giderlerin karꢀılanması talebini reddetmektedir. Ancak, AĐHM önündeki
yargılama için baꢀvurana 1,350 EUR ödenmesinin uygun olduğu kanısındadır.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Tazminata iliꢀkin yargılama hususundaki ꢀikayetin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan
kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden sorumlu Hükümet’in yerel para birimine
çevrilmek üzere baꢀvurana aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 2,500 EUR (iki bin beꢀ yüz Euro);
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,350 Euro (bin üç yüz elli Euro);
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her tür vergi.
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının
üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
fıkraları gereğince 4 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło