29188/02
WyrokETPCz2009-03-10ECLI:CE:ECHR:2009:0310JUD002918802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego własności nieruchomości bez odszkodowania, na podstawie przepisu krajowego, który później został uznany za niezgodny z konstytucją, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że rząd nie przedstawił dowodów na faktyczne wywłaszczenie nieruchomości w 1966 roku ani na wypłatę odszkodowania. Stwierdził, że skarżący był legalnym właścicielem do czasu decyzji sądu krajowego, która pozbawiła go mienia wyłącznie na podstawie art. 38 ustawy nr 2942. Trybunał podkreślił, że zastosowanie tego przepisu pozbawiło skarżącego możliwości uzyskania odszkodowania za utratę tytułu własności, co w świetle późniejszego orzeczenia Trybunału Konstytucyjnego (którego uzasadnienie Trybunał przyjął) czyniło interwencję arbitralną i naruszającą sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną własności.Stan faktyczny
Skarżący Cemil Erbey zakupił w 1998 roku działkę w Izmirze. Ministerstwo Rolnictwa wniosło pozew o unieważnienie aktu własności skarżącego i zarejestrowanie działki na rzecz Skarbu Państwa, twierdząc, że posiadało ją od 1966 roku i że została ona wywłaszczona, a poprzedniemu właścicielowi wypłacono odszkodowanie. Sąd krajowy przychylił się do żądania Ministerstwa, powołując się na art. 38 ustawy nr 2942, wskazując, że Ministerstwo posiadało działkę przez ponad dwadzieścia lat, a skarżący wiedział o tym fakcie przy zakupie.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Zezwolił spadkobiercom skarżącego (Hatice Erbey, Mehmet Erbey i Emine Sönmez (Erbey)) na kontynuowanie sprawy.
2. Uznał skargę za dopuszczalną.
3. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji.
4. Stwierdził, że warunki zastosowania art. 41 nie są spełnione w tym momencie, w związku z czym:
a) Odroczył tę kwestię.
b) Zaprosił Rząd i skarżących do przedstawienia pisemnych uwag w ciągu sześciu miesięcy od daty doręczenia wyroku i poinformowania o wszelkich ugodach.
c) Zastrzegł dalsze postępowanie i upoważnił Przewodniczącego Izby do określenia dalszych kroków.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ERBEY – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 29188/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
(Esasa iliꢀkin)
STRAZBURG Mart 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Bu dava, T.C. vatandaꢀı Cemil Erbey (“baꢀvuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti
aleyhine, 23 Mayıs 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca
yapılan 29188/02 numaralı baꢀvuru sonucu görülmektedir.
Baꢀvuran Đzmir Barosu avukatlarından E. ꢁahin tarafından temsil edilmektedir.
Baꢀvuran 21 Ağustos 2008 tarihinde vefat etmiꢀ, mirasçıları Hatice Erbey, Mehmet Erbey
ve Emine Sönmez (Erbey) davayı sürdürmek istediklerini bildirmiꢀlerdir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI doğumlu baꢀvuran Đzmir’de ikamet etmiꢀtir.
Baꢀvuran 23 ꢁubat 1998 tarihinde V.G’nin varislerinden bir arsa (Đzmir’in Menemen
ilçesindeki Ulucak Köyü’nde 536 no’lu arsa) satın almıꢀtır.
Tarım Bakanlığı (“Bakanlık”) 13 Temmuz 1999 tarihinde, 1966 yılından beri 536 no’lu
arsanın kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla, baꢀvuranın tapusunun iptal edilerek, arsanın
Hazine adına tescil edilmesi istemiyle Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır.
Bakanlık öncelikli olarak 2942 Sayılı Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesine dayanmıꢀtır.
Bakanlık ayrıca 1966 yılında sözkonusu arazinin kamulaꢀtırıldığını ve V.G.’nin bunun için
tazminat aldığını, ancak, tapu sicilinin idari bir hata nedeniyle değiꢀtirilmediğini iddia
etmiꢀtir.
Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Aralık 2000 tarihinde Tarım Bakanlığı’nın
talebini kabul etmiꢀ, 2942 Sayılı Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca arsanın
Hazine adına tescil edilmesine karar vermiꢀtir. Đlk derece mahkemesi, kararında, bakanlığın
yirmi yıldan fazla süredir bu arsaya zilyet olduğunu, baꢀvuranın arsayı satın aldığında bu
gerçeği bildiğini kaydetmiꢀtir.
Baꢀvuran itiraz etmiꢀtir.
Yargıtay 17 Eylül 2001 tarihinde 20 Aralık 2000 tarihli kararı onamıꢀtır.
Baꢀvuran 17 Eylül 2001 tarihli kararın düzeltilmesini talep etmiꢀtir.
Yargıtay 24 Aralık 2001 tarihinde baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir.
Yargıtay’ın kararı 4 Ocak 2002 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.
Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2003 tarihinde 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesini iptal
etmiꢀtir.
HUKUK
I. DAVADA BULUNMA HAKKI (LOCUS STANDI)
AĐHM baꢀvuranın 21 Ağustos 2008 tarihinde vefat ettiğini, varisleri Hatice Erbey,
Mehmet Erbey ve Emine Sönmez (Erbey)’in baꢀvuruyu devam ettirme isteğinde olduklarını
ifade ettiklerini kaydeder. Hükümet baꢀvuranın varislerinin AĐHM önüne çıkmalarına itiraz
etmemiꢀtir. Sonuç olarak AĐHM bu varislerin baꢀvuranın yerine mevcut davayı
sürdürmelerine karar vermiꢀtir. Öte yandan baꢀvuran olarak Cemil Erbey’e atıfta bulunulmaya
devam edilecektir.
II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Baꢀvuran tazminat ödenmeden arsasından mahrum edilmesinin AĐHS’ye Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet bu argümana itiraz etmiꢀtir.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet davaya konu arsanın 1966 yılında kamulaꢀtırıldığını, arsanın o zamanki sahibi
V.G.’ye tazminat ödendiğini ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuranın satın almasından çok önce
gerçekleꢀtirilen bu kamulaꢀtırma karꢀısında, Hükümet, baꢀvuranın sözkonusu arsaya iliꢀkin
meꢀru mülkiyet hakkının hiçbir zaman bulunmadığını savunmuꢀtur. Hükümet iddialarını
desteklemek için, V.G.’yi kamulaꢀtırma kararından ve ilgili tazminatın bir bankaya
yatırılacağından noter aracılığıyla haberdar eden 13 Eylül 1966 tarihli bir belge sunmuꢀtur.
Baꢀvuran bu savlara itiraz etmiꢀtir. Kamulaꢀtırma tazminatının bankaya yatırılmaması
nedeniyle, arsanın kamulaꢀtırılmasının Hükümet’in öne sürdüğü gibi tamamlanmadığını,
dolayısıyla tapu sicilinin Hazine adına değiꢀtirilmediğini savunmuꢀtur.
AĐHM, öncelikle, dava konusu arsanın kamulaꢀtırıldığını iddia etmesine rağmen,
Hükümet’in, kamulaꢀtırma iꢀleminin sonuçlandırmak üzere herhangi bir ödeme yapıldığına
iliꢀkin hiçbir delil sunmadığını gözlemler. AĐHM, bu koꢀullarda, Menemen Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 20 Aralık 2000 tarihli kararı öncesinde tapu sicilindeki arsa sahibi statüsünü
göz önünde bulundurarak, dava konusu arsanın Bakanlık tarafından herhangi bir zaman
diliminde fiilen kamulaꢀtırıldığı sonucuna varılması için delil bulunmadığına kanaat
getirmiꢀtir.
Đkinci olarak, AĐHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1966 yılında kamulaꢀtırma
gerçekleꢀtirilip gerçekleꢀtirilmediğini göz önünde bulundurmaksızın, arsanın Hazine adına
tescil edilmesi kararını verirken 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinden baꢀka bir gerekçeye
dayanmadığını gözlemler. Bu koꢀullarda, AĐHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
kararına kadar, baꢀvuranın dava konusu arsanın yasal sahibi olduğu ve salt 2942 Sayılı
Kanun’un 38. maddesine dayanılarak AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında
arsasından mahrum edildiği sonucuna varır.
Bu bağlamda, AĐHM, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesine göre, mülkten mahrum
kalındığı için yapılan tazminat baꢀvurularının kamulaꢀtırmasız el atmadan itibaren yirmi yıl
içinde gerçekleꢀtirilmesi gerektiğini kaydeder. Ulusal mahkemelerin bu maddeyi geriye
dönük olarak uygulamaları nedeniyle, baꢀvuran tapusunun iptali için alabileceği her türlü
tazminat olasılığından mahrum edilmiꢀtir. Bu noktada, AĐHM, iꢀbu baꢀvurunun kendisine
iletilmesinden sonra, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından
Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini gözlemler. 10 Nisan 2003 tarihli bu
kararda, Anayasa Mahkemesi, kamulaꢀtırmasız el atmaya karꢀı, hak düꢀürücü sürenin
geçmesiyle, taꢀınmaz malikinin her türlü dava açma hakkının engellenmesinin ve taꢀınmazın
idareye geçmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetmiꢀtir. Ayrıca, AĐHM’nin içtihadına
atıfta bulunarak, bireyleri mülkiyet ve tazminat haklarından keyfi olarak mahrum etmenin
hukuk devleti ilkesine aykırı olduğuna karar vermiꢀtir.
AĐHM, Anayasa Mahkemesi’nin kararını göz önünde bulundurur ve gerekçesini kabul
eder. Bununla beraber, Anayasa Mahkemesi’nin kararının geriye dönük olarak
uygulanmadığını, bu nedenle baꢀvurana AĐHS’nin muhtemel ihlalinin etkilerini telafi
edebilecek bir prosedür sağlamadığını kaydeder. Sonuç olarak, AĐHM, meselenin AĐHS’nin
37/1(b) maddesi anlamında çözülmediği kanısına varır (bkz. Börekçioğulları (Çökmez) ve
Diğerleri).
AĐHM, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinin baꢀvuranın davasına uygulanmasının,
baꢀvuranın tapusunun iptalinden ötürü tazminat alma olasılığından mahrum kalmasıyla
sonuçlandığı kanısındadır. Böyle bir müdahale, sözkonusu tarihte yürürlükte olan mevzuata
uygun olmasına karꢀın, kamu yararının gerekleri ile mal ve mülk dokunulmazlığına saygı
gösterilmesi hakkının korunması arasında muhafaza edilmesi gereken adil dengeyi
koruyabilecek tazminat iꢀlemi uygulanmadığından, ancak keyfi olarak tanımlanabilir (bkz.
Akıllı - Türkiye, 71868/01).
Buna göre, AĐHM, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 6.500.000 Euro (EUR) talep etmiꢀtir. Talebini
destekleyici hiçbir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.
Mevcut dava koꢀullarında Savunmacı Devlet ile baꢀvuranlar arasında olası bir uzlaꢀma
ihtimalini göz önünde bulunduran AĐHM, 41. maddenin uygulanması için gerekli ꢀartların
oluꢀmadığına ve bu aꢀamada saklı tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir.
B. Yargılama gideri
Baꢀvuran yargılama giderleri için tazminat talep etmemiꢀtir. Buna göre bu baꢀlık altında
tazminat ödenmez.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuranın varisleri Hatice Erbey, Mehmet Erbey ve Emine Sönmez (Erbey)’in baꢀvuranın
yerine mevcut davayı sürdürmelerine;
2. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
3. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. 41. maddenin uygulanmasına iliꢀkin ꢀartların oluꢀmadığına, buna göre,
(a) Bu hususun saklı tutulmasına;
(b) Hükümet ve baꢀvuranların, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden
itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görüꢀlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve
bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaꢀmadan kendisini haberdar etmeye davet
edilmesine;
(c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire baꢀkanının izlenecek süreci
belirlemeye yetkili kılınmasına;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 10 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Sally Dollé
Françoise Tulkens
Zabıt Katibi Yardımcısı
Baꢀkan
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło