29287/02

WyrokETPCz2008-10-14ECLI:CE:ECHR:2008:1014JUD002928702

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane zasady dotyczące art. 5 ust. 3 Konwencji, podkreślając, że uzasadnienie dalszego aresztowania musi być konkretne i wystarczające. W niniejszej sprawie sądy krajowe (Państwowy Sąd Bezpieczeństwa) wielokrotnie przedłużały aresztowanie, używając "podobnych i szablonowych sformułowań", takich jak "biorąc pod uwagę charakter przestępstwa i stan dowodów", bez podawania szczegółowych i wystarczających powodów. Trybunał uznał, że nawet jeśli skarżący przez pewien czas nie wnioskowali o zwolnienie, ogólny okres aresztowania był nadmierny i naruszał Konwencję.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Ali Ayhan, Ali Akkurt i Şükrü Töre, zostali aresztowani w Turcji w 1993 i 1994 roku pod zarzutem udziału w nielegalnej organizacji zbrojnej (TKEP). Zarzucono im działania zagrażające porządkowi konstytucyjnemu, w tym kradzieże z włamaniem i zabójstwa. Ayhan był przetrzymywany w areszcie tymczasowym przez ponad 10 lat (od maja 1993 do lutego 2004), a Akkurt i Töre przez około 8 lat i 9 miesięcy (od lutego 1994 do listopada 2002). Sądy krajowe wielokrotnie przedłużały ich aresztowanie, powołując się na ogólne przesłanki.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz Ayhana 6 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, a na rzecz Akkurt i Töre po 4 000 EUR każdego. 4. Zasądził łącznie 1 000 EUR na rzecz skarżących tytułem kosztów i wydatków. 5. Odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   AYHAN VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 29287/02)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29287/02 no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Mehmet Ali Ayhan, Ali Akkurt ve ꢁükrü Töre’nin (“baꢀvuranlar”), Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 11 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel   Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından   temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1961, 1959 ve 1964 doğumludur.   A. Ayhan aleyhindeki cezai takibat   Yasadıꢀı silahlı bir örgüt olan TKEP’ye (Türkiye Komünist Đꢀçi Partisi) karꢀı   baꢀlatılan polis operasyonu sırasında polis Ayhan’ı 5 Mayıs 1993’te yakalamıꢀ ve gözaltına   almıꢀtır. Yakalandığı sırada baꢀvuranın üzerinde sahte kimlik belgeleri bulunmuꢀtur.   Baꢀvuran 19 Mayıs 1993’te hakim önüne çıkmıꢀ ve hakim tutuklanmasına karar   vermiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı, 30 Temmuz 1993 tarihli bir iddianame ile baꢀvuran ve diğer   zanlılar hakkında Đstanbul DGM’de dava açmıꢀ, baꢀvuranı inter alia, devletin anayasal   düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıꢀtır. Bu faaliyetler arasında, çeꢀitli   kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık ve sırasıyla 1990 ve 1991 yıllarında Y.I.’nın ve M.Ö.’nün   öldürülmesi de bulunmaktadır. Đddia makamı, Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca   ölüm cezası verilmesini talep etmiꢀtir.   Dava süresince Đstanbul DGM heyeti, her duruꢀma sonunda resen baꢀvuranın   tutukluluk halini değerlendirmiꢀtir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve   dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmiꢀtir. 28   Ocak 1997’de düzenlenen duruꢀmada baꢀvuran ilk kez serbest bırakılmayı talep etmiꢀtir.   Mahkeme, itham edildiği suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutukluk   halinin devamına hükmetmiꢀtir. Daha sonra, 30 Mayıs 2000’e kadar baꢀvuran serbest   bırakılmayı talep etmemiꢀtir. Ancak, mahkeme resen baꢀvuranın tutukluluk halini incelemeye   devam etmiꢀ ve daha öncekilerle aynı gerekçelere dayanarak tutukluluğun devamına   hükmetmiꢀtir. 30 Mayıs 2000 ile 24 ꢁubat 2004 arasında düzenlenen duruꢀmalarda   mahkeme, resen veya baꢀvuranın talebi üzerine, baꢀvuranın tutukluluk halini düzenli olarak   değerlendirmiꢀtir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının   içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmiꢀtir.   ꢁubat 2004’te Đstanbul DGM baꢀvuranı suçlu bularak müebbet hapse mahkum   etmiꢀtir. Bu karar, 4 Ekim 2004’te Yargıtay tarafından onaylanmıꢀtır.   B. Akkurt ve Töre aleyhindeki cezai takibat   ꢁubat 1994’te ikinci baꢀvuran Akkurt ve üçüncü baꢀvuran Töre yukarıda   kaydedilen örgütün faaliyetlerine dahil oldukları ꢀüphesi ile yakalanmıꢀ ve göz altına   alınmıꢀlardır. 24 Ekim 1994’te tutuklanmıꢀlardır.   Cumhuriyet Savcısı, 17 Mayıs 1994 tarihli bir iddianame ile Đstanbul DGM’de   baꢀvuranlar ve diğer sanıklar aleyhine dava açmıꢀtır. Baꢀvuranları, inter alia, devletin   anayasal düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıꢀtır. Bu faaliyetler arasında   çeꢀitli kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık bulunmaktadır. Đddia makamı, Ceza Kanunu’nun   146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası verilmesini talep etmiꢀtir.   Dava süresince Đstanbul DGM heyeti her duruꢀma sonunda resen baꢀvuranların   tutukluluk halini değerlendirmiꢀtir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve   dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmiꢀtir. 5   Ağustos 1998’de düzenlenen duruꢀmada baꢀvuranlar ilk kez serbest bırakılmayı talep etmiꢀtir.   Mahkeme, itham edildikleri suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak   tutukluk hallerinin devamına hükmetmiꢀtir. Daha sonra, 4 Kasım 2002’e kadar mahkeme,   resen veya baꢀvuranların talebi üzerine, baꢀvuranların tutukluluk halini düzenli olarak   değerlendirmiꢀtir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının   içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmiꢀtir. 4 Kasım 2002’de   baꢀvuranlar serbest bırakılmıꢀtır. Mahkeme, baꢀvuranların serbest bırakılma taleplerini karara   bağlarken, baꢀvuranların tutuklu olarak kaldıkları süreyi ve delillerin durumunu göz önüne   almıꢀtır.   Aralık 2006’da Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranları suçlu bularak müebbet   hapse mahkum etmiꢀtir. Bu karara karꢀı yaptıkları temyiz baꢀvurusu halen Yargıtay’da   derdesttir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, adli takibat boyunca devam eden tutukluluk hallerinin, AĐHS’nin 5/3   maddesinde öngörülen “makul süreyi” aꢀtığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet AĐHS’nin 35/1 maddesine dayanarak iç hukuk yollarının tüketilmemesi veya   altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle baꢀvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür.   Đtirazlarının ilk aꢀamasında, baꢀvuranlar aleyhinde yürütülen cezai takibatın, AĐHM’ye   baꢀvuruda bulundukları sırada devam etmekte olduğunu belirtmiꢀtir. Ayrıca baꢀvuranların, 5   Ağustos 1998’e kadar tutukluluk hallerinin devamına itiraz etmediklerini belirtmiꢀtir.   Đtirazlarının ikinci aꢀamasında, iç hukuk yollarının etkin olmadığını fark ettikleri tarih olan 5   Ağustos 1998’den itibaren altı ay içerisinde baꢀvuranların ꢀikayette bulunmuꢀ olmaları   gerektiğini ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranlar, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir.   Mahkeme, önceki davalarda Hükümet’in benzer iddialarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ   olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu davada yukarıda kaydedilen sonuçlardan farklı   bir sonuca varmasına neden olacak özel bir durum görememektedir. Hükümet’in,   baꢀvuranların altı aylık süre kuralına uymadıklarını ileri sürmüꢀ olduğu cihetle Mahkeme, bir   baꢀvuranın tutukluluğu devam ederken AĐHM’ye benzer bir ꢀikayette bulunması halinde bu   baꢀvurunun süresini geçirdiği gerekçesiyle reddedilmeyeceğini hatırlatır. Bu davada   baꢀvuranlar AĐHM’ye 5. maddeye iliꢀkin ꢀikayette bulundukları sırada tutukluluk halleri   devam etmekteydi. Sonuç olarak Mahkeme, Hükümet’in bu baꢀlık altındaki itirazlarını   reddetmektedir.   Ayrıca Mahkeme, AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde baꢀvurunun sözkonusu   kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında   da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını belirtmektedir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esas   1. Tarafların görüꢀleri   Hükümet, suçun ciddiyetinin ve kamu çıkarı mevcudiyetinin, baꢀvuranların tutukluluk   halinin devamını haklı çıkardığını ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, sanıkların kaçma veya   yeniden suç iꢀleme risklerini ortadan kaldırmanın hedeflenmiꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Hükümet, tutukluluk halinin ilgili tarihte uygulanan kanunların öngördüğü gereklere uygun   olarak yetkili makam tarafından belirli aralıklarla gözden geçirildiğini belirtmiꢀtir. Ayrıca,   baꢀvuranların, mahkemenin gözaltı hallerinin devamına hükmettiği zamanlarda itiraz etme   haklarının bulunduğunu belirtmiꢀtir.   Baꢀvuranlar, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir. Tutuklu yargılanmalarına iliꢀkin   karara değil, 5/3 madde bağlamındaki makul süre gereğini aꢀtığı halde tutukluluk hallerinin   devam etmesine itiraz etmiꢀlerdir. Bu hususta, aleyhlerindeki cezai takibat sırasında yapılan   delil toplama iꢀleminin, 1998 sonunda sona erdiğini ve bu nedenle, tutukluluk hallerinin,   sözkonusu tarihten sonra devam etmesinin, adaletin doğru olarak uygulanması ile ilgisi   bulunmadığını belirtmiꢀlerdir. Mahkemenin, cezai takibat süresince, baꢀvuranların talep   etmesi veya resen incelemesi arasında bir ayırım yapmadan, tutukluluk halinin uzatılmasında   aynı anlayıꢀla hareket ettiğini ileri sürmüꢀlerdir.   2. Mahkeme’nin değerlendirmesi   Mahkeme, 5/3 maddeye iliꢀkin kararlarında ortaya konan temel ilkeleri yinelemektedir   (bkz., Sevgin ve Đnce/Türkiye, no. 46262/99, paragraf 61, 20 Eylül 2005, Ilijkov/Bulgaristan,   no. 33977/96, paragraf 77, 26 Temmuz 2001, Labita/Đtalya [BD], no. 26772/95, paragraflar   152-153, AĐHM 2000-IV, Kułda/Polonya [BD], no. 30210/96, paragraf 110, AĐHM 2000-XI,   Smirnova/Rusya, nos. 46133/99 and 48183/99, paragraf 59, AĐHM 2003-IX (özetler)), ve   Letellier/Fransa, 26 Haziran 1991, A Serisi, no. 207, paragraf 43). Mevcut davayı bu ilkeler   ıꢀığında inceleyecektir.   Sözkonusu davada birinci baꢀvuranın tutukluluk hali, polis tarafından yakalanıp   gözaltına alındığı 5 Mayıs 1993’te baꢀlamıꢀ ve ilk derece mahkemesince mahkum edildiği 24   ꢁubat 2004’te sona ermiꢀ olup on yıl dokuz aydan fazla sürmüꢀtür. Diğer baꢀvuranların   tutukluluk halleri, yakalanmaları ile 10 ꢁubat 1994’te baꢀlamıꢀ ve ilk derece mahkemesinin,   tutuksuz yargılanmalarına hükmettiği 4 Kasım 2002’de sona ermiꢀ olup yaklaꢀık 8 yıl ve 9 ay   sürmüꢀtür. Bu süre boyunca ilk derece mahkemesi, her duruꢀma sonunda resen veya   baꢀvuranların talebi üzerine baꢀvuranların tutukluluk hallerinin devamını değerlendirmiꢀtir.   Ancak, Mahkeme dava dosyasındaki delillerden yola çıkarak Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin, “suçun niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak” gibi benzer ve   basmakalıp terimler kullanarak baꢀvuranların tutukluluk halinin devamına hükmettiğini tespit   etmiꢀtir.   Mahkeme, sıklıkla mevcut baꢀvurudaki konulara benzer konuların ortaya konduğu   davalarda AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir.   Kendisine sunulan belgeleri inceleyen Mahkeme, Hükümet’in mevcut davada farklı   bir sonuca varmasını sağlayacak deliller sunmadığı ya da ikna edici argümanlar sunmadığı   kanısındadır. Bu çerçevede baꢀvuranların sırasıyla 28 Ocak 1997 ve 5 Ağustos 1998’den önce   serbest bırakılma talebinde bulunmamıꢀ olmaları nedeniyle baꢀvuranların tutukluluk süresinin   bir bölümünün AĐHS’nin 5/3 maddesi gereğince “makul süre” değerlendirmesi dıꢀında   kalması durumunda bile, konuya iliꢀkin içtihadı çerçevesinde AĐHM kalan tutukluluk   sürelerinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.   Dolayısıyla sözkonusu madde ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   Manevi tazminat olarak Ayhan, 20,000 Euro ve Akkurt ve Töre’nin her biri 15,000   Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu meblağlara itiraz etmiꢀtir.   Mahkeme, baꢀvuranların yalnızca ihlalin tespiti ile telafi edilemeyecek bir manevi   zarara uğramıꢀ oldukları kanaatindedir. Dava koꢀullarını ve içtihadını göz önüne alan   Mahkeme, Ayhan’a 6,000 Euro ve Akkurt ve Töre’nin her birine 4,000 Euro manevi tazminat   ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, ayrıca Mahkeme önünde yaptıkları yargılama masraf ve giderleri için   toplam 10,210 yeni Türk Lirası [TRY] (yaklaꢀık 5,900 EUR) talep etmiꢀtir. Taleplerine   gerekçe olarak yasal temsilcileri tarafından hazırlanmıꢀ bir avukatlık ücret sözleꢀmesi ve   çalıꢀma süresine dair cetvel sunmuꢀlardır.   Hükümet, bu meblağa itiraz etmiꢀtir.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde etme hakkına sahiptir. AĐHM, sözkonusu davada,   kendisine sunulan bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, baꢀvuranlara bu baꢀlık altında   toplam 1,000 EUR ödenmesini makul bulmaktadır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her   türlü vergiden muaf olarak aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;   (i) manevi tazminat olarak Ayhan’a 6,000 Euro (altı bin Euro) ve Akkurt ve Töre’nin   her birine 4,000 Euro (dört bin Euro);   (ii) yargılama masraf ve giderleri için baꢀvuranlara toplam olarak 1,000 Euro (bin Euro).   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   fıkraları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło