29315/02

WyrokETPCz2007-09-20ECLI:CE:ECHR:2007:0920JUD002931502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie skarżącej w areszcie żandarmerii na podstawie dekretu z mocą ustawy nr 430 było zgodne z prawem i czy skarżąca miała dostęp do skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności tego zatrzymania, zgodnie z art. 5 ust. 1 lit. c) i art. 5 ust. 4 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach dotyczących dekretu z mocą ustawy nr 430, uznał, że zatrzymanie skarżącej w areszcie żandarmerii było niezgodne z art. 5 ust. 1 lit. c) Konwencji. Ponadto, Trybunał stwierdził, że skarżąca nie miała dostępu do skutecznego środka odwoławczego, który pozwoliłby jej na szybkie zakwestionowanie legalności zatrzymania, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. Trybunał odrzucił zarzut rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym podobne zarzuty były już odrzucane.
Stan faktyczny
Skarżąca, Fehime Ete, została zatrzymana 21 października 2001 r. pod zarzutem pomocy nielegalnej organizacji zbrojnej, a następnie formalnie aresztowana 24 października 2001 r. W okresie od 25 listopada do 12 grudnia 2001 r. była przetrzymywana w areszcie żandarmerii w Diyarbakır i Siirt na podstawie dekretu z mocą ustawy nr 430, który zezwalał na dodatkowe przesłuchania. Jej adwokat bezskutecznie zaskarżył tę decyzję. Ostatecznie skarżąca została uniewinniona w postępowaniu karnym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 lit. c) i art. 5 ust. 4 Konwencji. Zasądził skarżącej 3 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Odrzucił roszczenia o odszkodowanie za szkodę majątkową oraz o zwrot kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ETE – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 29315/02)   KARAR   STRAZBURG   Eylül 2007   Bu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle   iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin   (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca, Fehime Ete ve ꢁadiye Ete isimli iki Türk vatandaꢀı   tarafından, 21 Mayıs 2002 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye   Cumhuriyeti aleyhine yapılan baꢀvurudan (no. 29315/02) kaynaklanmıꢀtır.   Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu’na bağlı avukatlar R. Yalçındağ, O. Baydemir, C.   Aydın ve B. Kaya tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN UNSURLARI   Birinci baꢀvuran Fehime Ete (bundan sonra “baꢀvuran” olarak anılacaktır) 1960   doğumludur ve Siirt’te yaꢀamaktadır.   Ekim 2001 tarihinde, baꢀvuran, yasadıꢀı silahlı örgüt üyelerine yardım ettiği   ꢀüphesi üzerine yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. 24 Ekim 2001 tarihinde tutuklanmıꢀtır.   Ancak, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin ve Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine,   olağanüstü hal kapsamında ek önlemler alınmasına imkan tanıyan 430 sayılı Kanun   Hükmünde Kararname’nin 3 (c) maddesi uyarınca, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki   tek bir hakim, 25 Kasım 2001 tarihinde, baꢀvuranın, on günü aꢀmayan bir süreyle ek sorgu   için, cezaevinden Diyarbakır Jandarma Komutanlığı’na nakli için izin vermiꢀtir. Bu süre, aynı   mahkeme tarafından 5 Aralık 2001 tarihinde on gün daha uzatılmıꢀtır. Baꢀvuranın avukatı   tarafından bu karara karꢀı yapılan itiraz 7 Aralık 2001 tarihinde reddedilmiꢀtir.   Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri arasında baꢀvuran Diyarbakır ve Siirt jandarma   komutanlığında alıkonulmuꢀtur. 12 Aralık 2001 tarihinde, baꢀvuran cezaevine geri   gönderilmiꢀtir.   Baꢀvuran hakkında baꢀlatılan müteakip cezai kovuꢀturma, baꢀvuranın beraatıyla son   bulmuꢀtur.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 5. maddesi uyarınca, 25 Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri   arasında jandarma komutanlığındaki tutukluluğunun süresinin uzunluğu ve kanuna aykırılığı   konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Yine aynı hüküm uyarınca, söz konusu tutukluluğa itiraz   etmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun mevcut olmaması konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHM, bu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragrafları açısından   incelenmesi gerektiğini değerlendirmiꢀtir. Söz konusu paragraflar ꢀöyledir:   “1. Herkesin kiꢀi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aꢀağıda belirtilen haller ve yasada   belirlenen yollar dıꢀında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.   ...   c) Bir suç iꢀlediği hakkında geçerli ꢀüphe bulunan veya suç iꢀlemesine ya da suçu iꢀledikten sonra   kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir   kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;   ....   4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük   kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi   halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye baꢀvurma hakkına sahiptir.”   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının   tüketilmesi ꢀartına uyulmaması gerekçesiyle baꢀvuruyu reddetmesini talep etmiꢀtir. Bu   hususta, baꢀvuranın, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3 (c) maddesi uyarınca   yapılan tutukluluğa itirazda bulunabileceğini ve 466 Sayılı Kanun Dıꢀı Yakalanan veya   Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebinde   bulunabileceğini iddia etmiꢀtir.   Baꢀvuran görüꢀlerinde ısrar etmiꢀtir.   AĐHM, geçmiꢀ davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasına iliꢀkin   Hükümet’in benzer itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yinelemiꢀtir (bkz., özellikle,   Karagöz; Balık – Türkiye, no. 6663/02, 15 ꢁubat 2007). AĐHM, bu davada, yukarıda belirtilen   baꢀvurulardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiꢀtir. Bu nedenle,   Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun   olmadığını kaydetmiꢀtir. Ayrıca, diğer açılardan da kabuledilmez olmadığını belirtmiꢀtir.   Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esas   Hükümet, baꢀvuranın 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca jandarma   komutanlığına gönderilmesinin polis nezaretinde tutuklama olarak yorumlanamayacağını ve   baꢀvuranın bu konudaki ꢀikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuran görüꢀlerinde ısrar etmiꢀtir.   AĐHM, geçmiꢀte benzer davaları incelemiꢀ ve 430 sayılı Kanun Hükmünde   Kararname’ye dayanılarak yapılan tutuklamalara iliꢀkin olarak 5. maddenin 1 (c) ve 4.   paragraflarının ihlallerini tespit etmiꢀtir (bkz., özellikle, yukarıda anılan Karagöz; Dağ ve   Yaꢀar – Türkiye, no. 4080/02, 8 Kasım 2005). AĐHM, bu davada, söz konusu kararlardan   sapmak için bir gerekçe görmemiꢀtir.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiği kararını   vermiꢀtir.   II. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS ĐHLALLERĐ   Baꢀvuran ve kızı ꢁadiye Ete, 29 Ocak 2007 tarihli görüꢀlerinde, AĐHS’nin 3, 5, 6, 13,   ve 18. maddeleri uyarınca tutukluluklarının süresi ve kanuna uygunluğu konusunda   ꢀikayetçi olmuꢀlar ve polis nezaretinde kötü muamele gördükleri iddialarını yinelemiꢀlerdir.   AĐHM bu konudaki ꢀikayetlerden bazılarının daha önceki bir aꢀamada kabuledilmez   bulunmamıꢀ olduğunu farz etse bile, elindeki tüm belgeler ıꢀığında ve ꢀikayet konusu   meseleler yetkisi dahilinde olduğu sürece, bu ꢀikayetlerin, AĐHS veya Protokollerinde ortaya   konan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği kararını vermiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvurunun bu kısmı,   AĐHS’nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksundur ve 35/4. maddeye   uygun olarak reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 25.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur. Bu miktar,   baꢀvuranın ve kızının gelecek sağlık harcamalarını ve baꢀvuranın ailesinin baꢀvuranı   ziyaretleri sırasında yaptığı harcamaları kapsamıꢀtır.   Hükümet bu talebe karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensel bir iliꢀki   görmemiꢀ ve dolayısıyla bu talebi reddetmiꢀtir. Ancak, AĐHM, hakkaniyet temelinde karar   vererek baꢀvurana 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karꢀılık 6.214 Euro talep   etmiꢀtir. Baꢀvuran talebini Diyarbakır Barosu’nun 2007 yılı için tavsiye edilen asgari ücretler   listesine dayandırmıꢀtır.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuran Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi mahkeme   masraflarına iliꢀkin destekleyici belge veya fatura sunmadığı için AĐHM bu baꢀlık altında   tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar verir.   BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Fehime Ete’nin 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca polis nezaretinde   tutukluluğunun kanuna uygunluğu ve süresinin uzunluğuna ve söz konusu tutukluluğun   kanuna uygunluğuna itiraz etmesini sağlayacak etkili baꢀvuru imkanının olmamasına iliꢀkin   ꢀikayetlerin kabuledilebilir; baꢀvurunun kalanının kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine;   3. a) Sorumlu Devlet’in, Fehime Ete’ye, AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek   üzere ve her türlü vergi ve masraftan muaf tutularak 3.500 Euro (üç bin beꢀ yüz Euro) manevi   tazminat ödemesine;   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için   Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulamasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 20 Eylül 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   S. DOLLÉ   F. TULKENS   Zabıt Katibi   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło