29361/07
WyrokETPCz2010-05-27ECLI:CE:ECHR:2010:0527JUD002936107
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rzetelnego procesu w rozsądnym terminie, a także czy prawo krajowe zapewniało skuteczny środek odwoławczy w przypadku naruszenia prawa do rozsądnego terminu tymczasowego aresztowania?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że tymczasowe aresztowanie skarżącego, trwające ponad 12 lat i 10 miesięcy i wciąż trwające, było nadmiernie długie i nieuzasadnione, naruszając art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdził również, że postępowanie karne, trwające ponad 13 lat i 10 miesięcy, było przewlekłe i nie spełniało wymogu "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1, pomimo złożoności sprawy i częściowego przyczynienia się obrony do opóźnień. Dodatkowo, Trybunał uznał, że prawo tureckie nie zapewniało skarżącemu skutecznego środka prawnego do uzyskania odszkodowania za naruszenie art. 5 ust. 3, ponieważ możliwość dochodzenia odszkodowania była uzależniona od zakończenia postępowania karnego, które wciąż trwało, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Şahap Doğan, został aresztowany w czerwcu 1996 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji PKK. W 2001 roku został skazany na karę śmierci, ale wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2002 roku. Od tego czasu postępowanie karne toczyło się przed sądami krajowymi, a skarżący pozostawał w tymczasowym aresztowaniu przez ponad 12 lat i 10 miesięcy. W 2007 roku skarżący bezskutecznie złożył wniosek o zwolnienie z aresztu. W chwili wydania wyroku ETPCz, postępowanie nadal trwało, a skarżący był w areszcie.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał stwierdza naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. Trybunał stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał zasądza skarżącemu 13 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Trybunał odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ꢀAHAP DOĞAN/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 29361/07)
KARAR
STRAZBURG Mayıs 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USULĐ ĐꢀLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 29361/07) nedeni Türk
vatandaꢀı ꢁahap Doğan’ın (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan
Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 3 Temmuz tarihinde yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından Y. Baꢀara tarafından temsil edilmiꢀlerdir.
OLAYLAR
I. DAVA KOꢀULLARI
Baꢀvuran, 1974 doğumludur ve aleyhindeki cezai takibat devam etmekte olduğu halde
Tekirdağ F-Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. Haziran 1996’da baꢀvuran yasadıꢀı bir örgüt olan PKK’ya (Kürdistan Đꢀçi Partisi)
üye olduğu ꢀüphesiyle polis tarafından gözaltına alınmıꢀtır. Temmuz 1996’da Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı
baꢀvuranı ve diğer yedi kiꢀiyi PKK üyesi olmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıꢀtır (dava
no. 1996/276). 2 Aralık 1996’da Cumhuriyet Savcısı, eski Ceza Kanunu’nun 125. maddesi
uyarınca baꢀvuranı ve diğer on altı kiꢀiyi ülke topraklarını bölmeyi amaçlayan faaliyetler
yürütmekle suçladığı ikinci bir iddianame hazırlamıꢀtır (dava no. 1996/302). Nisan 1997’de Đstanbul DGM, 1996/302 sayılı dava kapsamında baꢀvuran
aleyhindeki iki davayı birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir. Haziran 2001’de Đstanbul DGM baꢀvuranı eski Ceza Kanunu’nun 125. maddesi
uyarınca suçlu bularak ölüm cezasına çarptırmıꢀtır. ꢁubat 2002’de Yargıtay, Đstanbul DGM’nin kararını bozmuꢀtur. Haziran 2004’te Resmi Gazete’de yayımlanan 16 Haziran 2004 tarihli ve 5190
sayılı Kanun ile devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Baꢀvuran aleyhindeki dava,
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 14. Dairesi’ne gönderilmiꢀtir. Nisan 2007’de baꢀvuran, adli takibat sürecinde tutuklu bulundurulmasına itiraz
etmiꢀ ve serbest bırakılmak istemiꢀtir. Mayıs 2007’de Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 9. Dairesi, sözkonusu suçun
niteliğini, baꢀvuranın suçu iꢀlediğine dair güçlü bir ꢀüphenin mevcut olmasını ve suçlu
bulunması halinde, kendisine ağır bir ceza verileceğini göz önüne alarak baꢀvuranın itirazını
reddetmiꢀtir. Herhangi bir duruꢀma düzenlenmemiꢀtir. Haziran 2008’de düzenlenen duruꢀmada Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 14. Dairesi
suçun niteliğini, baꢀvuranın suçu iꢀlediğine dair güçlü bir ꢀüphenin mevcut olmasını ve
serbest bırakılsa kaçabileceğini göz önüne alarak baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına
karar vermiꢀtir.
Bu süre zarfında, 5 Mayıs 2006 ve 24 Ekim 2008 tarihleri arasında, baꢀvuranın
avukatları ilk derece mahkemesinden savunmasını sunması için bir çok uzatma talep etmiꢀtir.
Tarafların sundukları bilgilere göre, dava halen ilk derece mahkemesi önünde devam
etmektedir ve baꢀvuran tutuklu olarak yargılanmaktadır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca tutuklu yargılanma süresinin aꢀırı
olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca iç hukukta AĐHS’nin
5/3 maddesinin ihlaline karꢀılık tazminat alma hakkının bulunmadığını ileri sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesinin gereğine uyularak iç hukuk
yollarının tüketilmemiꢀ olması nedeniyle 5/3. madde bağlamındaki ꢀikayeti reddetmesini
istemiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın ne 1412 sayılı eski CMUK’un 298. maddesi ne de yeni
CMK’nın 104/2 maddesi uyarınca tutukluluk halinin devamına itiraz ettiğini ileri sürmüꢀtür.
Hükümet ayrıca tutuklu olarak geçirdiği sürenin, toplam cezasından düꢀürülecek olması
nedeniyle baꢀvuranın AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalinden mağdur olduğunu iddia
edemeyeceğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM baꢀvuranın mağdur statüsüne iliꢀkin olarak diğer davalarda Sorumlu
Hükümet’in benzer iddialarını incelemiꢀ olduğunu kaydetmektedir. Hükümet, AĐHM’nin
mevcut davada farklı bir sonuca varmasına yol açacak iddialarda bulunmamıꢀtır. Dolayısıyla,
Hükümet’in baꢀvuranın mağdur statüsüne iliꢀkin itirazı reddedilmelidir.
AĐHM, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin ön itirazı hususunda
bu itirazı eski CMUK bağlamında incelemiꢀ ve etkili olmadığı sonucuna vardığı için
reddetmiꢀ olduğunu yinelemektedir. Hükümet’in yeni CMK kapsamında atıfta bulunduğu iç
hukuk yolu benzer ꢀekilde ꢁayık ve Diğerleri kararında incelenmiꢀ ve sözkonusu süre için
yetersiz bulunmuꢀtur. AĐHM, iç hukuktaki belirgin aksamalara ve Hükümet’in aksi yöndeki
iddialarına rağmen mevcut davada baꢀvuranın en az bir kere devam etmekte olan tutukluğuna
itiraz ettiğini kaydetmektedir. Ancak itirazı, duruꢀma gibi sözkonusu özgürlükten mahrum
bırakma türüne uygun garantileri sağlamayan koꢀullar altında Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından reddedilmiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHM Hükümet’in bu baꢀlık altındaki ön itirazını
reddetmektedir.
Baꢀvurunun sözkonusu kısmının AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe
görmemektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
B. Esas
1. AĐHS’nin 5/3 maddesi
Hükümet, baꢀvuranın tutukluluğunun suç iꢀlediğine iliꢀkin makul ꢀüphe temellerine
dayandığını ve ilgili tarihte yürürlükte olan kanunun gerekçelerine uygun olarak yetkili
makam tarafından olağanüstü bir dikkatle periyodik olarak incelendiğini iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuranın itham edildiği suçun ciddi nitelikli bir suç olduğunu ve tutuklu yargılanmasının
devam etmesinin, suçun önlenmesi ve kamu düzeninin muhafaza edilmesi için gerekli
olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca mahkum edilmesi ardından
tutuklu kaldığı sürenin (13 Haziran 2001 ve 12 ꢁubat 2002 tarihleri arasındaki süre), tutuklu
olarak yargılandığı toplam süreden çıkarılması sonucunda mevcut davada göz önüne alınacak
sürenin, halihazırda on iki yıl on aydan fazla olduğunu ve halen devam ettiğini
kaydetmektedir.
AĐHM mukayese edilebilir uzun tutuklu yargılama sürelerinin ortaya çıktığı davalarda
sıklıkla AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir. Kendisine sunulan
materyalleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca varılmasını
sağlayacak bilgiler ya da iddialar ortaya koymadığı kanaatindedir. Konuya iliꢀkin içtihadını
göz önüne alan AĐHM, mevcut davada baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin aꢀırı olduğu
sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS’nin 5/5 maddesi
Hükümet baꢀvuranın iddialarının aksine Türk hukukunun kendisine icra olunabilir bir
tazminat hakkı sağladığını iddia etmiꢀtir. Bu hususta, baꢀvuranın kanunlara aykırı olarak
yakalanan ya da tutuklanan kiꢀilere tazminat ödenmesine iliꢀkin artık kullanılmayan 466 sayılı
Kanun ya da 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni CMK’nın 141. maddesi uyarınca
tazminat talep edebileceğini iddia etmiꢀtir.
AĐHM 5. maddenin 5. paragrafı uyarınca 1., 2., 3. ya da 4. paragraflara aykırı
koꢀullarda özgürlükten mahrum bırakılmanın, tazminat gerektirdiğini hatırlatmaktadır.
Sözkonusu tazminat hakkı, 5. maddenin müteakip paragraflarından birinin ihlal edildiğinin
ulusal makamlarca ya da AĐHM tarafından tespit edilmesini gerektirmektedir.
AĐHM bu bağlamda önceki davalarda 466 sayılı Kanun’un, baꢀvuranın durumundaki
kiꢀiler için yasal tazminat hakkı sağlamadığı sonucuna varmıꢀ olduğunu kaydetmektedir.
AĐHM, mevcut davada bu içtihattan farklı yönde karar vermesini gerektirecek özel koꢀullar
tespit etmemektedir.
Yeni CMK’nın 141/1(d) maddesi uyarınca öngörülen iç hukuk yolu hususunda AĐHM,
bu hükmün kiꢀinin yasalara uygun olarak tutuklandığı ancak tutuklu yargılanma süresinin
makul süreyi aꢀtığı hallerde, Devlet’ten tazminat isteyebileceğini kaydetmektedir. Ancak
AĐHM aynı zamanda yeni CMK’nın 142/1 maddesi uyarınca bu tür bir talebin ilgili cezai
takibatın sona ermesi ardından yapılabileceğini kaydetmektedir. Sonuç olarak bu iç hukuk
yolu, iç hukuk davasının mevcut davada olduğu gibi devam ettiği durumlarda mevcut
değildir. Bu nedenle yeni CMK da baꢀvurana, 5/5. maddenin gerektirdiği gibi, AĐHS’nin 5/3
maddesinin ihlali yönünde özgürlüğünden mahrum bırakılması karꢀılığında yasal bir tazminat
hakkı sağlamamaktadır.
Bu nedenle AĐHM, ꢀikayetin kabuledilebilir olduğu ve AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak aleyhinde yürütülen cezai takibatın
makul bir süre içerisinde sonuçlandırılmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.
AĐHM, kabuledilemez olduğu sonucuna varılması için gerekçe tespit edilmemesi
nedeniyle bu ꢀikayetin kabuledilebilir olduğu sonucuna varmaktadır.
Hükümet, esasa iliꢀkin olarak davanın karmaꢀıklığı, sanık sayısı ve baꢀvuranın itham
edildiği suçun niteliği göz önüne alındığında, takibat süresinin makul olmadığı sonucuna
varılamayacağını kaydetmiꢀtir. Hükümet aynı zamanda baꢀvuranın savunmasını zamanında
sunmayan avukatın tutumunun, takibatın uzamasının nedenlerinden biri olduğunu ileri
sürmüꢀtür.
AĐHM sözkonusu takibatın baꢀvuranın polis tarafından göz önüne alındığı 19 Haziran tarihinde baꢀladığını ve dava dosyasındaki bilgilere göre, halen ilk derece mahkemesi
önünde devam etmekte olduğunu kaydetmektedir. Bu nedenle, iki aꢀamalı yargılamada on üç
yıl on aydan fazla sürmüꢀlerdir.
AĐHM sıklıkla mevcut davadakine benzer konuların ortaya konulduğu baꢀvurularda
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır. Sunulan tüm materyalleri
inceleyen AĐHM Hükümet’in, mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak ikna
edici bilgiler ya da deliller sunmadığı kanaatindedir. AĐHM özellikle baꢀvuranın
savunmasının sunulmasındaki gecikme takibatın bir müddet uzamasına yol açmıꢀ olsa dahi,
ne baꢀvuranın tutumunun ne de davanın karmaꢀıklığının toplam süreyi haklı gösterebileceğini
kaydetmektedir. Sonuç olarak konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, yargılama
süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılamadığı kanaatindedir. Dolayısıyla,
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat ve yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 42,500 Euro ve manevi tazminat olarak 37,500 Euro
talep etmiꢀtir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı
sonucuna varmıꢀtır; bu nedenle, bu talebi reddetmektedir. Ancak, baꢀvuranın manevi zarara
maruz kaldığı kanaatindedir. Hakkaniyet temelinde baꢀvurana bu baꢀlık altında 13,800 Euro
ödenmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran ayrıca AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 5,500 Euro talep
etmiꢀtir. Bu bağlamda, masraf ve harcama çizelgesi ile birlikte avukatının baꢀvuru için
harcadığı süreyi gösteren belgeler sunmuꢀtur. Ancak, masrafları gösteren herhangi bir fatura
sunmamıꢀtır.
Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.
AĐHM içtihadına göre, baꢀvuran ancak gerçekten gerekli oldukları için yapıldıklarını
ve meblağ olarak makul olduklarını ispat ettiği sürece masraf ve harcamalarının telafisine hak
kazanmaktadır. Mevcut davada, sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne
alan AĐHM baꢀvurana yaptığı masraf ve harcamalar için toplam 1,000 Euro ödenmesini
makul bulmuꢀtur.
Aynı zamanda, tarafların sundukları bilgilere göre, baꢀvuran aleyhindeki cezai takibat
halen devam etmektedir ve baꢀvuran tutuklu bulunmaktadır. AĐHM bu koꢀullar altında tespit
ettiği ihlale son vermenin uygun yolunun, adaletin en doğru ꢀekilde yerine getirilmesi ve cezai
takibatın mümkün olan en hızlı ꢀekilde sona erdirilmesiyle birlikte sözkonusu takibatın
sonucunu bekleyen baꢀvuranın serbest bırakılması olduğu kanaatindedir.
B. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine
uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢀtir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM,
1.
2.
Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
AĐHS'nin 5/3, 5 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı devletin, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek
üzere baꢀvurana aꢀağıda kaydedilen meblağları ödemesine;
(i) Manevi tazminat olarak 13,800 Euro (on üç bin sekiz yüz Euro)
ve ödenebilecek her tür vergi;
(ii) Yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ve baꢀvurana
ödenebilecek her tür vergi;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde
edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine,
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 27 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło