29365/95

WyrokETPCz2005-10-04ECLI:CE:ECHR:2005:1004JUD002936595

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy wielokrotne skazania i kary pozbawienia wolności nałożone na wydawcę za publikowanie książek uznanych za "propagandę separatystyczną" na podstawie tureckiej ustawy antyterrorystycznej stanowiły naruszenie prawa do wolności słowa (art. 10) oraz zasady legalności kar (art. 7) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazania skarżącego na kary pozbawienia wolności za publikowanie książek na podstawie art. 8 § 2 ustawy nr 3713 (ustawy antyterrorystycznej) naruszyły art. 7 Konwencji, ponieważ przepis ten w odniesieniu do książek nie przewidywał w sposób dostatecznie jasny i precyzyjny możliwości nałożenia takiej kary. Ponadto, Trybunał stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji, ponieważ ingerencja w wolność wypowiedzi skarżącego, wynikająca z tych skazań, nie była "przewidziana przez prawo" w rozumieniu art. 10 ust. 2, z uwagi na brak jasności i przewidywalności stosowania wspomnianego przepisu do publikacji książkowych. Trybunał odwołał się do swoich wcześniejszych orzeczeń w podobnych sprawach, podkreślając, że brak precyzji przepisów krajowych uniemożliwiał skarżącemu przewidzenie konsekwencji prawnych jego działań.
Stan faktyczny
Skarżący, Ünsal Öztürk, turecki wydawca, był w latach 1991-1994 wielokrotnie skazywany i karany pozbawieniem wolności oraz grzywnami przez tureckie Państwowe Sądy Bezpieczeństwa. Powodem były publikacje książek, które uznano za "propagandę przeciwko niepodzielnej jedności państwa" na podstawie ustawy antyterrorystycznej (ustawa nr 3713). W wyniku tych postępowań skarżący spędził w więzieniu łącznie ponad rok i pięć miesięcy oraz zapłacił grzywny. Większość książek została skonfiskowana.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 7 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji w kontekście skazań skarżącego na podstawie art. 8 § 2 ustawy nr 3713. Trybunał uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych skarg skarżącego na podstawie art. 10 Konwencji ani skargi dotyczącej konfiskaty książek na podstawie art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał zasądził skarżącemu 14 500 EUR tytułem szkody majątkowej, 3 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 15 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie zostały oddalone.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   ÜNSAL ÖZTÜRK - TÜRKİYE   (Başvuru no. 29365/95)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2005   Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle   ilişkin değişiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ünsal Öztürk – Türkiye davasında,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),   Başkan J.-P. COSTA,   Yargıçlar A.B. BAKA,   K. JUNGWIERT,   V. BUTKEVYCH   M. UGREKHELIDZE,   A. MULARONI,   Geçici yargıç F. GÖLCÜKLÜ ve Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı   oturumda 13 Eylül 2005 tarihinde toplanmış ve bu tarihte alınan izleyen kararı vermiştir:   USUL   1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) eski 25.   maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaşı olan Ünsal Öztürk   (“başvuran”) tarafından, 21 Aralık 1994 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na   (“Komisyon”) yapılan başvurudan (no. 29365/95) kaynaklanmaktadır.   2. Başvuran, Londra’da görev yapan avukatlar M. Muller, T. Otty ve F. McKay,   Londra Kürt İnsan Hakları Projesi’nden K. Yıldız ve Ankara Barosu’na bağlı avukatlar H.   Öndül ve L. Kanat tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) Avrupa İnsan   Hakları Mahkemesi huzurundaki işlemler için bir Ajan tayin etmemiştir.   3. Başvuran, özellikle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 ve 10. maddeleri ve 1   No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, bazı kitapları yayınlayarak bölücü propaganda   yaymaktan kaynaklanan birbirini izleyen mahkumiyetlerinin ve cezalarının, iç hukuk uyarınca   öngörülemez olduğunu ve ifade özgürlüğü hakkı ve mülkiyet hakkının ihlaline vardığını iddia   etmiştir.   4. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin 11 No.’lu Protokol’ünün yürürlüğe girdiği tarih olan, 1 Kasım 1998’de   iletilmiştir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2. maddesi).   5. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin İkinci Daire’sine tevzi edilmiştir   (Mahkeme İç Tüzüğü’nün 52 § 1. maddesi). Bu Daire içinde davaya bakacak olan Bölüm   (AİHS’nin 27 § 1. maddesi), İç Tüzük’ün 26 § 1. maddesinin gerektirdiği gibi   oluşturulmuştur.   6. Türkiye adına seçilen hakim Rıza Türmen, dava heyetinden çekilmiştir (İç Tüzük   28. madde). Hükümet, dolayısıyla, heyette ad hoc hakim olarak yer almak üzere, Profesör   Feyyaz Gölcüklü’yü tayin etmiştir ( AİHS’nin 27 § 2. maddesi ve İç Tüzük 29 § 2. madde).   7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 27 Mayıs 2003 tarihli bir karar ile başvurunun   kısmen kabuledilebilir olduğunu açıklamıştır. Başvuranın şikayetlerini, Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin 7 ve 10. maddeleri ve 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca dikkate   almıştır.   8. 1 Kasım 2004 tarihinde, AİHM Daire’lerinin yapısını değiştirmiştir (İç Tüzük 25 §   1. madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş İkinci Daire’ye verilmiştir (İç Tüzük 52 § 1. madde).   9. Başvuran ve Hükümet, esaslara ilişkin görüş bildirmişlerdir (İç Tüzük 59 § 1.   madde).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   10. Başvuran 1957 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.   11. Başvuran, Türkiye’de çok sayıda kitap yayınlamış küçük bağımsız bir kuruluş olan   Yurt Kitap-Yayın yayınevinin sahibidir. Başvuran, 1991 ve 1994 yılları arasında, çeşitli   Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından Devlet’in bölünmez birliği aleyhine propaganda   oluşturduğuna karar verilen bazı kitaplar yayınlamış olmaktan muhtelif cezai takibatlara   maruz kalmıştır.   12. Sonuç olarak, başvuran, çoğunluk davada, Terörle Mücadele Yasası (3712 No.’lu   Kanun) uyarınca mahkum edilmiş ve para cezasıyla birlikte altı aydan iki yıla kadar değişen   sürelerle hapis cezasına çarptırılmıştır. 27 Ekim 1995 tarihindeki Terörle Mücadele Yasası   değişikliklerinden sonra, başvuran aleyhindeki işlemler yeniden açılmış ve başvuranın, aksi   halde tamamlanmamış olan, cezaları para cezalarına dönüştürülmüştür. 12 Temmuz 1997   tarihinden önce editörler tarafından işlenen suçlara ilişkin hükümlerin ve mahkeme   kararlarının ifasının ertelenmesi üzerine olan 4304 No.’lu Kanun’un 4 Ağustos 1997 tarihinde   yürürlüğe girmesine müteakiben, başvuran aleyhindeki devam eden cezai işlemler askıya   alınmıştır. Kitapların çoğunluğu toplatılmıştır.   13. Bütün olarak, başvuran, toplam yirmi gün, beş ay, bir yıllık hapis cezası çekmiş ve   5.121 Euro karşılığı para cezası ödemiştir.   14. Çeşitli işlemlerin kronolojisi mevcut karara eklenmiştir.   A. Takibatlara yol açan kitaplar   1. “Kendini keşfeden Ulus: Kürtler”   15. Bu kitap, yazar İsmail Beşikçi tarafından çeşitli yabancı ve yerli gazetelere verilen,   bunların bazıları hiçbir zaman yayınlanmamış olan, röportajların derlemesidir. İstanbul Devlet   Güvenlik Mahkemesi, başvuranın mahkumiyetini desteklemek için bazı alıntılara dikkat   çekmiştir:   “Kürt sorununun odak noktasının Kürdistan'ın bölünmesi ve paylaşılması olduğunu düşünüyorum, bugün   Iran'ın bir Kürdistanı var, Irak'ın bir Kürdistanı var, Türkiye'nin bir Kürdistanı var... Kürt ulusuna karşı böl   yönet politikası uygulanmıştır...   ...Türkiye'de Kürtlere karşı yoğun bir devlet terörü var, Yani terörü devlet yapıyor. Örneğin devlet şöyle   işler yapıyor Kürdistanda: Çoçukları bir duvarın dibine diziyor. Duvarın karşı tarafta da çocukların   babalarını veya dedelerini diziyor. Karşılıklı iki ev. Bir tarafta babalar, dedeler işkence görüyorlar, diğer   tarafta da onlarin çocukları ...   ...Kürdistan ulusal mücadelesinin çok onurlu, sonsuz derecede meşru bir mücadele olduğu kuşkusuzdur.   Kürdistan'da kapsamlı, yoğun ve onurlu bir gerilla mücadelesi sürerken, yurt dışında olmanın bu   mücadeleye aktif olarak katılamamanın yurt dışındaki kürtler için çok büyük bir güçlük oluşturduğunu   düşünmekteyim ... Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine katılmanın, bu onurlu mücadeleyi desteklemenin   binbir türlü yolu vardır... Kürdistan ulusal mücadelesi içinde yeralan bütün işçilere, bütün köylülere,   aydınlara, gerilaya katılan genç erkeklere ve kadınlara, gerilayı destekleyen herkese, gerilla mücadelesinin   önderliğini yürüten bütün kadrolara, başkan Apo'ya binlerce selam olsun ...”   2. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   İsmail Beşikçi davası II-Savunma”   16. Bu kitap, yazarın yorumlarıyla birlikte 1980 tarihinde Sıkıyönetim Mahkemesi’nde   yazar aleyhindeki yasal işlemler hakkındadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “...Kürt toplumunda ekonomik, toplumsal ve siyasal bakımlardan bazı değişmeler olmaktadır. Bu   değişmeler sürecinden aşiret yapıları çözülmektedir, ulusal bilinç gelişmektedir. Önümüzdeki dönemde,   Kürt toplumunda, ulusal bilinç hızlı bir şekilde gelişecektir. Bu süreci, devrimci ve demokratik bir bilinçle   donanmış küçük burjuva Kürtlerde, Kürt aydınlarında görmek mümkün olacaktır. ...”   3. “Bir Aydın, bir örgüt ve Kürt sorunu”   17. Bu kitap, ilk başta 1990 tarihinde başka bir yayıncı tarafından yayınlanmıştır. O   dönemde, Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca, İstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi ve yayıncı aleyhine dava açılmıştır.   18. Ekim 1993’de, başvuran kitabı yeniden yayınlamıştır. Kovuşturmada şu ifadelere   dikkat çekilmiştir:   “...Lozan. Türkler için yeni bir devletin kuruluşudur, bir kurtuluştur, Kürtler için ise bir esarettir,   Kürdistan'ın bölünmesinin, parçalanmasının ve paylaşılmasının, Kürt Ulusuna böl-yönet politikası   uygulamasının garantiye alındığı, ulusalararası bir antlaşmadır. ...İngiliz emperyalizmi kemalistlerle, Arap   emperyalizmi ile, İran Şahı ile işbirliği yaparak Kürdistan'ı bölmüş, parçalamış ve paylaşmıştır. ...   ...Atatürk her şeyden önce bir Kürt cellatıdır. ...”   4. “Kürt toplumu üzerine”   19. Bu kitap, İsmail Beşikçi tarafından 1971 yılından önce yazılan yazılardan   oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “...Kürdistan, bilinçli bir devlet politikası ile geri bırakılmıştır, bu politika ile Kürdistan'da sanayileşme   gerçekleştirilmemiş, olanakları yaratılmamıştır, böylece nüfusun batı illerine göçü sağlanmıştır. Göç süreci   asimilasyon doğrultusunda kullanılmıştır. ...   ...Bugün Kürt ulusal varlığını, Kürt dilini, Kürdistan'ı inkar eden hiçbir hukuksal düzenlemenin meşru   olmadığını vurgulamaya çalışıyorum. ...   ...O halde bugün Türkiye halkları emperyalizm ve onun işbirlikçisi olan işbirlikçi burjuvazi ve feodal   ağalardan meydan gelen bir üçlü tarafından baskı altında tutulmakta ve sömürülmektedir. ...”   5. “Bilincin yükselişi”   20. Bu kitap, özellikle Devlet Güvenlik Mahkemeleri huzurunda olmak üzere çeşitli   mahkemelerin huzurunda İsmail Beşikçi ve başvuran aleyhindeki cezai işlemlere ilişkin resmi   belgelerden oluşmaktadır.   6. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   Ismail Beşikçi davası V-Yargıtay'ın onama kararı ve Tashihi karar”   21. Bu kitap, 1980 yılında, Sıkıyönetim Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi aleyhindeki   işlemlere ilişkin olan kitapların sonuncusudur. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “Askeri Yargıtay bu iddiaların varit olmadığını söylerken yalan söylemek zorunda kalmıştır. ...3. Daire   beyanı yalandır. Askeri Yargıtay hüküm mahkemesinin uzlaşmaz çelişmelerini hasıraltı etme ve gizleme   gayreti içindedir. ...Askeri Yargıtay hüküm mahkemesinin bu çok çirkin ve ayıp olan kurnazlıklarını   tarafımdan deşifre edilmemiş olsaydı bu kurnazlığı sürdürmekte başarılı kalabilirdi. ... Askeri   Mahkemelerin, sağcı güçlerin ne kadar yanında ve kontrolünde olduğunu açıkça göstermektedir. ...”   7. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   Ismail Beşikçi davası I-Danıştay davaları, iddianame, esas hakkındaki mütalaa”   22. Bu kitap, İsmail Beşikçi’yle ilgili idari işlemlere ilişkin belge ve yorumlardan   oluşmaktadır. Kitabın, başvuranın daha önce hakkında mahkum edilmiş olduğu başka bir   kitabın devamı olduğu gerekçesiyle, cezai işlemler Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi   tarafından bozulmuştur.   8. “Orgeneral muğlalı olayı, otuzüç kurşun”   23. Başka bir yayımcılık şirketi bu kitabı ilk olarak Mart 1991’de yayınlamıştır. Yayıncı   aleyhindeki dava, Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin kaldırılması üzerine, 5 Haziran   tarihindeki beraat kararıyla sonuçlanmıştır.   24. Mart 1992’de, başvuran kitabı yeniden yayınlamıştır. 1994 yılında, zaman engeli   nedeniyle, hakkındaki cezai takibat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.   9. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından İsmail   Beşikçi davası IV-Yargıtay'a başvuru”   25. Bu kitap, 1980 tarihinde Sıkıyönetim Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi aleyhindeki   yasal işlemlerle ilgili Yargıtay huzurundaki temyiz başvurusuna ilişkin belgeler ve   yorumlardan oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “... Kürt gerçeğini ve Kürdistan gerçeğini inkar eden hiç bir yargılama süreci geçerli değildir. 1971   duruşmalarında mahkemelere devletin yasaları hatırlatıyor, yasalara uyulması gerektiğini vurguluyorduk.   Devletin kendi yasalarına neden uymadığının çözümlemesi yapıldı. Bu çözümleme sonucunda artık   devletin yasalarının meşru olmadığını vurgulamaya çalışıyoruz. Kürtlerin ulusal varlığını, Kürtçenin   varlığını inkar eden hiç bir düşünce ve tavır, davranış meşru değildir. ...”   10. “Mahkemelerin açtığı yol”   26. Kitap, Terörle Mücadele Yasası’nın yürürlüğe girmesinin öncesinde gerçekleşen   duruşmalar sırasında doğan belgelerden oluşmaktadır. Sözkonusu duruşmalar beraat   kararlarıyla sonuçlanmıştır. Bu belgeler çeşitli iddianameler, dilekçeler ve mahkeme   kararlarından oluşmaktadır. Yazarın mahkum edilmiş ve kitabın toplatılmış olmasına rağmen,   başvuran aleyhindeki kovuşturma zaman engeline uğramıştır.   11. “Kirletilen kavramlar: Bilim, eşitlik, adalet”   27. Bu kitap, İsmail Beşikçi’nin daha önce bazı gazetelerde yayınlanmış olan yazılarının   derlemesidir. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “... Gerilla mücadelesi gerek Kürdistan'da gerek Türkiye'de toplumsal ve ekonomik yapıları, siyasal   kurumların değer sistemlerini yoğun bir şekilde etkilemektedir. Özgürlük hareketinin bilime ihtiyacı   büyüktür. Özgürlük hareketi bunun bilincindedir. Özgürlük hareketi demokrasi, özgürlük, eşitlik, hukuk,   hukukun evrensel ilkeleri, bağımsızlık, ulusların eşitliği, ulusların kendi geleceklerini tayin, insan hakları   gibi kategorilerinde bilincindedir. ... Son yıllarda Kürt toplumunda çok büyük siyasal ve toplumsal   değişmeler oluyor. ... Kürt insanı artık toplumsal ve kültürel değerlerinin sömürgeci güçler tarafından   tamamen gasp edilmiş olduğunun farkına ve bilincine varıyor. Bunlara yeniden sahip çıkmanın çabası   içinde. ...   ...PKK geniş Kürt halk yığınlarının gönlündedir, yüreklerindedir. PKK geniş Kürt halk kitlelerinin   beyinlerine girmiştir. Kürt halkı PKK olmuştur. Zira özgürlük sadece Kıbrıs Türkleri'nin, Bosna Hersek'teki   müslümanların, Karabağ'daki Azeriler'in özlemi değildir. Özgürlük Kürtlerin de hakkıdır.”   12. “Hukuksuz adalet”   28. Bu kitap, İsmail Beşikçi’nin yorumlarıyla birlikte, Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcısı tarafından hem başvuran hem de yazar İsmail Beşikçi aleyhinde   düzenlenen iddianameden, aleyhlerinde verilen karardan ve İsmail Beşikçi tarafından   “Bilincin Yükselişi” ismindeki kitaba ilişkin işlemlerde Yargıtay’a sunulan savunma   ifadelerinden oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:   “... Türkiye'de Kürtlere karşı son derece yoğun ve yaygın ve sürekli bir devlet terörü uygulanmaktadır.   Kürdistan'ın Kürt köyleri yakılmakta ve yıkılmaktadır. PKK'nın son yıllarda özellikle son bir yıl içinde çok   derin ve yaygın bir gelişme süreci içine girmiştir. ...Kürt sorunu ulusal bir sorundur. Kürt sorununun   temelinde Kürdistan'ın ve ulusunun emperyalistlerce ve onların orta değerindeki işbirlikçi hükümetleri   tarafından işbirlikçi ve güç birliği yaparak bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması ve Kürtlerin bağımsız   devlet kurma haklarının gasp edilmesi yatar. Kürtler kendilerine uygulanan böl-yönet politikalarına 70 yılı   aşkın bir zamandır karşı koyuyorlar. Silahlı mücadele ediyorlar. ...Gerilla hareketlerini sömürgeciliği yok   etmenin bir yolu olarak değerlendirmenin daha doğru olacağı kanısındayım. ... Kürtler henüz yirmi yaşına   bile ulaşmamış genc insanlar, Kürdistan için ölüme gidiyorlar. Bu inanç, bu direnç ancak ulusa ve ulusun   kimliğine duyulan güvenden ileri gelebilir. ...”   13. “Kirletilen değerler: Demokrasi, barış, kardeşlik”   29. Kitap, İsmail Beşikçi’nin yazılarının derlemesidir. İddia makamı, şu paragraflara   dikkat çekmiştir:   “... Bu kitapta iki inceleme yer almaktadır. Birincisi bireysel başvurunun sömürgedeki değeri başlığını   taşımaktadır. Alt sömürge Kürdistan'da gelişen gerilla mücadelesi, toplumsal ve siyasal gelişmeler   karşısında bireysel başvurunun ne anlama geldiği konusu tartışılmaktadır. ... Türkiye'nin Kürdistan'da   gerçekleştirdiği operasyonları ise değil suçluya karşı muamele, düşmana karşı muamele kavramı içinde   açıklamak mümkün değildir. Türkiye alt sömürge Kürdistan'da zamana yayılmış bir soykırım   gerçekleştirmektedir. ...   ...Kürtler Türkiye'de son birkaç yıla kadar inkar ediliyorlardı. Kürtlerin ulusal ve toplumsal varlığı ısrarla   inkar ediliyordu. Kürtlerin aslının Türk olduğu vurgulanıyordu ... ve bu görüş, bu anlayış resmi ideolojinin   en önemli boyutunu meydana getiriyordu. ... 10 yılı aşkın bir zamandır süren gerilla mücadelesinin fiili   kazanımlarından dolayı Türk devleti artık Kürtlerin varlığını, Kürtçe'nin varlığını inkar edemiyor, Kürt diye   bilinen bir millet yoktur, Kürtçe diye bilinen bir dil yoktur diyemiyor. ... Bugün devletin Kürtlere söylediği   şey şudur: İlkel dilinizi köyünüzde, evinizde, tarlanızda vs konuşabilirsiniz. Kürt kökenli olduğunuzu   söyleyebilirsiniz. Fakat Türkiye'de yaşamak için Türk olmak, Türkleşmek zorundasınız. Türk gibi yaşamak   zorundasınız. ...   Türkiye'nin, Kürdistan'da uyguladığı politikanın yoğun bir devlet terörünün içerdiği acıktır. Devlet   terörünün oluşması ve tırmanması Kürt kimliğinin ve Kürdistan kimliğinin inkarı ile yakından ilgilidir. ...   Kürtler belirli bir düşünce etrafında örgütlenmeye başlasa o örgüt hemen yasaklanmakta, kapatılmakta,   etkinliği yok edilmeye çalışılmaktadır. ... PKK'nın 1970'li yılların sonlarında kurulusunu ve 1980'lı yılların   başında silahlı mücadeleye başlamasını bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Devlet Kürtlere   kendilerini ifade edebilmek için silaha başvurmaktan baksa hiçbir yol bırakmamıştır. ... Bunlara rağmen   Avrupa Devletleri çağdaş değerleri değil ırkçılığı ve sömürgeciliği savunuyorlar. Devlet terörünü   görmezden geliyorlar. Böylece Devlet terörünü teşvik ediyorlar. Devlet terörüne karşı mücadele eden   özgürlük hareketini PKK'nın uyguladığı şiddeti ise büyütüyorlar. ...”   14. “Işlevsizleşen yasaklar: düşünce yasakları, dolandırıcılık yasakları”   30. Kitap, İsmail Beşikçi’nin yorumlarıyla birlikte, İsmail Beşikçi aleyhine düzenlenen   iddianamelerden, mahkemelerin kararlarından ve İsmail Beşikçi tarafından verilen savunma   ifadelerinden oluşmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından şu paragraflara dikkat   çekilmiştir:   “PKK önderliğinde Kürdistan'da cereyan eden mücadele ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesidir. Hiç   bir ulusal kurtuluş mücadelesin de şiddet kullanmadan başarıya ulaşamaz. ...Bu devlet terörü karşısında alt   sömürge ulusal demokratik güçlerinin de belirli bir şiddet uygulamaları kaçınılmaz olmaktadır. ...Devlet   kürtlere karşı sistematik bir katliam yapmaktadır, soykırım uygulaması içermektedir. ...”   31. Mahkeme, ayrıca, kitabın, sırasıyla 1 Şubat ve 13 Şubat 1994 tarihlerinde Özgür   Gündem gazetesinde yayınlanan bazı yazılara atıfta bulunarak, 23 ve 38. sayfalarında   güvenlik gücü yetkililerinin kimliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirtmiştir.   15. İsmail Beşikçi tarafından yazılan on dört kitaba ilişkin müşterek kovuşturma   32. 1991 ve 1992 tarihlerinde yayınlanan sözkonusu kitaplar şunlardır:   - - - - - - - - - - - - - - “Ortadoğu'da devlet terörü”;   “Kürtlerin mecburi iskanı”;   “Devletlerarası sömürge: Kürdistan”;   “Türk tarihi tezi, Güneş-dil teorisi ve kürt sorunu”;   “UNESCO'ya mektup”;   “Zihinlerimizdeki karakolların yıkılması, yargılama süreçleri ve özgürleşme”;   “Bilimsel Metod”;   “Doğu Anadolu'nun düzeni, sosyo-ekonomik ve etnik temeli- I”;   “Doğu Anadolu'nun düzeni, sosyo-ekonomik ve etnik temeli - II”;   “Bilim-resmi ideoloji, devlet, demokrasi ve kürt sorunu”;   “Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Tüzüğü (1927) ve Kürt sorunu,   Başkaldırının koşulları,   Tunceli Kanunu 1935 ve Dersim Jenosidi,   Kürdistan üzerinde emperyalist bölüşüm mücadelesi.   33. 22 Mayıs 1997 tarihli kararında başvuranı mahkum eden Ankara Devlet Güvenlik   Mahkemesi, kitaplardaki bir grup pasaja değinmiş ve ayrımcılık propagandası yaptıkları ve   terörist örgütleri övdükleri sonucuna varmıştır. Mahkeme, özellikle, PKK’nın silahlı bir örgüt   olduğunu ve Kürtleri temsil etmediğini belirtmiştir. Bu bağlamda Mahkeme, yazarın belli   vatandaşların hakları ve özgürlüklerinin savunucuları olarak PKK’yı sürekli olarak   övmesinin, 3713 No.lu Kanun hükmünce mahkumiyeti gerektirdiği kanısındadır. Ayrıca,   sözkonusu kitapların ana fikrinin, Türk ve Kürtleri karşı karşıya getirmek olduğu sonucuna   varmıştır. AİHM yazarın, Devlet’in demokratik hakları yok etmeye çalışan silahlı bir çeteye   karşı gerçekleştirdiği yasal faaliyetlerini terörizm olarak değerlendirdiğini belirtmiştir.   16. Cop Cumhuriyeti   34. Günay Aslan tarafından yazılan bu kitap, güney-doğu hakkındaki duvar yazıları ve   karikatürlerin toplamıdır. Kullanılan duvar yazıları, Türkiye’deki ünlü sözler, şarkılar ve   reklamların çarpıtılmış halleridir. İddia makamı, aşağıda kaydedilen paragraflara dikkat   çekmiştir:   “Ve Tanrı PKK’yı yarattı. …   Sana bir tokat atana sen de bir roket at!   Faili meçhul ölmemiz ırsidir, isyanlarımızdan bize geçmiştir. İmza: Kürt Halkı. …   Konuşan Türkiye, susan Kurdistan demektir. …   Tuvalet duvarına ‘Yaşasın PKK’ diye yazsak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milleti ile   bölünmez bütünlüğüne yönelik bölücü mahiyette propaganda yapmak suçuna girer mi?   PKK girse de yaşar, girmese de yaşar. …   Bir gün gelecek bütün Kürtleri imha edeceğiz. Imza: Özel Tim …   O bir gün hiç gelmeyecek! İmza: PKK …”   17. “12 Eylül Faşizmi ve PKK direnişi”   35. Kitap, PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından yazılmıştır. Öncelikle, 1991 senesi   Mayıs ayında Almanya’da yayınlanmıştır. Türkiye’de 1992 senesi Kasım ayında   yayınlanmıştır. Kitabın önsözü, Abdullah Öcalan’ın fikir ve görüşlerinin, Devlet tarafından   çarpıtıldığı ve bu durumun, Abdullah Öcalan’ın bağımsız düşüncesini oluşturmaya ihtiyaç   duyan halk için adil olmadığı söylemlerini içermektedir. Bu nedenle, Öcalan’ın fikirlerini   içeren kitap ve makaleler, yayınlanmalıdır. Başvuran ayrıca, Devlet’i, farklı fikirleri   paylaşanları terörist olarak kabul etmekle suçlamıştır. Son olarak, kamu yararına olduğu için,   ulusal Kürt hareketinin otoritesi olan Abdullah Öcalan’ın görüşlerini takdim ettiğini yazmıştır.   18. “Boğaziçi Işgali – Katledilen madencinin haykıran soluğu”   36. 1992 senesi Mart ayında bir kömür ocağında gerçekleşen patlamayı protesto etmek   için Boğaziçi Üniversitesi’ni birkaç günlüğüne işgal eden TIKB1 militanlarınca tutulan bir   günlükten oluşan kitap, Naile Tuncer tarafından düzenlenmiş ve 1992 senesi Ekim ayında   yayınlanmıştır. Örgütün basın bildirilerini ve olay ve fotoğraflarla ilgili resmi dokümanları   kapsamaktadır. Kitabın kapağında, TIKB adı altında kısmen gizlenmiş bir bayrak   görünmektedir.   37. 20 Aralık 1994 tarihinde 3713 No.lu Kanun’un 7 § 5. maddesi uyarınca başvuranı   mahkum eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, yasadışı silahlı eylemlerine devam ettiği   için TIKB’nin yasadışı bir örgüt olduğuna karar vermiştir. Kömür ocağı kazası, örgüt adına   propaganda yapmak için yalnızca bir mazerettir. Başvuran, çarptırıldığı altı aylık hapis   cezasını tamamlamış ve para cezasını ödemiştir. Görüşlerini sunmak için belirtilen son tarihi   kaçırdığı için itiraz edememiştir.   19. “Koca Çınar – Kürt Bilgesi Musa Anter”   38. Bu kitap, Diyarbakır’da öldürülen Musa Anter’e adanmıştır. Derleme, taziye   mesajları ve Yaşar Kaya tarafından seçilen bazı gazetelerde daha önce yayınlanmış   makalelerden oluşmaktadır. İddia makamı, aşağıda kaydedilen paragrafları vurgulamıştır:   “O gelişen Kürt ulusal özgürlük mücadelesine inandı. Özgürlük mücadelesinin gerçekleri düşmana inat   dobra dobra ‘Genç olsaydım dağa çıkar gerillaya katılırdım’ diyebilen bir yiğitti. … Ölümünden sonra   özgür Gündem’e yüzlerce mesaj geldi. Kimisi ona Kürt bilgesi diyordu. Kimisi Apo Musa diyordu.   Kimisi 70 yıllık çınar ağacımız kimisi 70 yıllık canlı tarihimiz, kimisi ulusumuzun yiğit evladı diyordu.   Kurtolog ve Kürt aydını, Kürt bilgesi olmanın yanında bütün bu sıfatları hak etmiş ve gönüllere taht   kurmuş bir insandı. …   Musa Anter’in katili tek kelimeyle T.C.’dir. …   Musa Anter’in deyimi ile Bizans’ın, Kürtler’in ve arabın kültürü üzerine konan bu karanlık Türkçülük   kimin Türkçülüğüdür? Türkler’den %10, Araplar’dan %50, Kürt ve Farslar’dan %35 oluşan bu dil   hangi Türk’ün dilidir? … Korkusundan kendisine Türküm diyen ama gerçekte Türk olmayan   Anadolu’nun azınlıklarını uyandıran herkesten korkuyorlar. … ve yalan ülkenin sahtekar sahipleri,   yalan üzerine kurulu sistemleri ile yerle bir olacaklardır. …   Devlet bu politikaları ile Kürt halkını teslim almaya … tek tek insanları öldürmekten, şekillerin   imhasına kadar her türlü katliamı deniyor … işlediği cinayetlere Türk halkını da ortak ediyor.”   Türkiye Ihtilalci Komünistler Birliği     B. Müteakip gelişmeler   39. Hükümet, 3 Ekim 2003 tarihli ek görüşlerinde, AİHM’ye 10 Eylül 1996 tarihinde   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin sekiz davada2 verilen ve 432,200,000 Türk Lirası’na   tekabül eden para cezalarını birleştirdiğini bildirmiştir. Ancak, başvuran sözkonusu meblağı   zamanında ödememiş ve para cezası, hapis cezasına dönüşmüştür. Buna ilaveten, Ankara   Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 9 Nisan 2003 tarihli bir kararı ile başvuranın suç kayıtlarının   silinmiş olduğunu belirtmişlerdir.   40. 8 Haziran 2004 tarihli bir mektup ile başvuran, AİHM’ye ilk olarak 22 Kasım   ve 27 Kasım 1995 tarihleri arasında ve ikinci olarak 26 Eylül 1996 ve 11 Mart 1997   tarihleri arasında hapsedildiğini bildirmiştir. Cezaevinde toplam bir yıl, beş ay ve yirmi gün   kalmış olduğunu belirtmiştir.   II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI   41. Sözkonusu tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk ve uygulaması, aşağıda   kaydedilen kararlarda belirtilmiştir: E.K./Türkiye (no. 28496/95, §§ 34-40, 7 Şubat 2002),   Erdoğdu/Türkiye (no. 25723/94, §§ 21-26, ECHR 2000-VI) ve Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye   ([BD], no. 23536/94 ve 24408/94, §§ 25-27, ECHR 1999-IV).   42. 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesi, herhangi türde bir ayrımcı propagandayı   yasaklamaktadır. Para cezası seviyelerini azaltırken 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesi   uyarınca verilen hapis cezalarının süresini azaltan 4126 No.lu Kanun tarafından 27 Ekim 1995   tarihinde düzeltilmiştir.   43. 4126 No.lu Kanun ayrıca, 2. maddeyle ilgili geçici bir hükümde, 3713 No.lu   Kanun’un 8. maddesi uyarınca verilen cezaların, otomatik olarak yeniden gözden   geçirilmesini sağlamıştır.   HUKUK   I. AİHS’NİN 7. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   44. Başvuran, Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 2. maddesi (Kanun No. 3713), dergi   yoluyla ayrımcı propaganda yapma suçuna karşılık hapis cezasının, yayınevi sahipleri veya   yöneticilerine verilmesini öngördüğü halde, kendisinin kitaplar yoluyla ayrımcı propaganda   yapmaktan suçlu bulunduğu ve hapis cezasına çarptırıldığı hususunda şikayette bulunmuştur.   Kendi faaliyetleri nedeniyle hapis cezasının verilmesinin tahmin edilemez olduğunu ileri   sürmüştür. İddiasını AİHS’nin 7 § 1. maddesine dayandırmıştır:   45. Hükümet, görüşlerinde bu meseleye değinmemiştir.   46. AİHM, sözkonusu davada görülenlere benzer sorunların ortaya çıktığı birçok dava   incelemiş ve bir yayıncı, 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca bir kitap hususunda   suçlu bulunup hapis cezasına çarptırıldığı zaman AİHS’nin 7. maddesinin ihlal edilmiş olduğu   Hükümet, şu kitaplara değinmiştir: Bir Aydın, Bir Örgüt ve Kürt Sorunu; Kürt Toplumu Üzerine; Bilimsel   Yöntem IV ve I açısından İsmail Beşikçi Davası; Koca Çınar – Kürt Bilgesi Musa Anter; 12 Eylül Faşizmi ve   PKK Direnişi; İşlevsizleşen Yasaklar: düşünce yasakları, dolandırıcılık yasakları.     kararını vermiştir (bkz. Başkaya ve Okçuoğlu, §§ 42-43, ve E.K., §§ 55-56). Sözkonusu   davada Hükümet, farklı bir karar verilmesine neden olacak deliller ya da görüşler   sunmamıştır. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi   uyarınca sözkonusu tarihte ve cezai takibatlarda başvuranın hapis cezasına çarptırılmasının, 7.   maddede ortaya konan “nulla poena sine lege” ilkesine uymadığı kanısındadır.   47. Dolayısıyla AİHM, sözkonusu maddenin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.   II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   48. Başvuran, AİHS tarafından güvence altına alınan bilgi verme ve fikir belirtme   haklarının, yukarıda kaydedilen kitapların yayınlanmasındaki rolü nedeniyle mahkum   edilmesi neticesinde ihlal edilmesi hususunda ifade özgürlüğü hakkına adil olmayan şekilde   müdahale edildiğine ilişkin şikayette bulunmuştur. İddiasını, AİHS’nin ilgili kısımları   aşağıda kaydedilen 10. maddesine dayandırmıştır:   “1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu   otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek   özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine   bağlı tutmalarına engel değildir.   2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu   tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması,   kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret   ve haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla   öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”   A. Tarafların görüşleri   1. Başvuran   49. Başvuran, ifade özgürlüğü hakkına adil olmayan şekilde müdahale edildiğini   belirtmiştir. Bu hususta bir grup cezai takibattan mağdur olduğunu ve Terörle Mücadele   Kanunu’nda belirtilen yasaklanmış eylemlerin, “kanunda öngörülmüş” olarak   tanımlanabilmesi için fazla belirsiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda, kısıtlamaların   amacının gerçekte demokrasiyi ve halkın Kürt sorununu tartışmasını baskı altına almak   olduğunu iddia etmiştir. 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesinin, erişilebilirlik ve tahmin   edilebilirlik gereklerini yerine getiremediğini ileri sürmüştür. 3713 No.lu Kanun’un 7.   maddesi uyarınca yasaklı örgüt mensuplarına yardımcı olma eylemine getirilen yorumun,   cezai takibat beklemek ya da davranışlarını düzene sokmasını sağlamak için fazla geniş   olduğunu iddia etmiştir.   50. Başvuran, mahkumiyetinin 10 § 2. maddede belirtilen yasal amaçlara uymadığını   ve “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, Kürt halkına   değinmenin ve Devlet tarafından gördükleri muameleyi tartışmanın, şiddete teşvik olarak   görülmesinin gözönüne alınmasından başka Hükümet’in, yayınların herhangi birinde şiddet   için açık bir çağrı örneği gösteremediğini iddia etmiştir. Sonuç olarak, sözkonusu materyalin   ve fikirlerin suç olarak görülmesi, AİHS ve Avrupa Konseyi tarafından onaylanan demokratik   değerlerin merkezinde yer alan açık fikirlilik, çoğulculuk ve hoşgörü ruhuna aykırıdır.   51. Başvuran, 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesinin ifade özgürlüğüne getirdiği   kısıtlamaların, büyük çoğunluğu, başvuranınki gibi, şiddeti teşvik etme veya terörü savunma   ile ilgisi olmayan geniş sahada konuya ve esasa uygulandıkları için orantılı olduklarının kabul   edilemeyeceğini belirtmiştir. Yayınlarının, çoğu halk sahasında bulunan dokümanlardan   oluşan akademik ve ciddi nitelikli materyaller içerdiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, Hükümet   tarafından alınan önlemlerin, önemli hapis ve para cezaları içeren cezai müeyyidelerden   oluşma hususunda aşırıya kaçtığını belirtmiştir.   52. Başvuran ayrıca, 21 Ağustos 2003 tarihli kabuledilebilirlik sonrası görüşlerinde,   sözkonusu meselelere müdahale etmenin adil olmadığını iddia ederek kitaplarının her biri   hususunda ek yorumlarda bulunmuştur.   2. Hükümet   53. Hükümet, başvuranın ifade özgürlüğüne müdahalenin, AİHS’nin 10. maddesinin   ikinci paragrafının hükümleri ile uyumlu olduğunu belirtmiştir. Hükümet, sözkonusu   müdahalenin Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 2. maddesine dayanmakta olduğunu ve yasal   bir amaca sahip olduğunu belirtmiştir. İnsanları suç işlemeye teşvik eden bu türde bir fikir   ifadesinin, AİHS’nin 10. maddesi uyarınca koruma altına alınamayacağını ileri sürmüştür. Bu   bağlamda, AİHS’nin 17. maddesine değinmişlerdir.   54. Hükümet, sözkonusu kitapların her birinin yasadışı bir terör örgütü olan PKK’nın   eylemlerine, Kürt ulusal mücadelesi olarak değindiği ve kitaplarda, Türkiye’nin bir   bölümünden Kürdistan olarak bahsedildiği için ayrımcı propaganda içerdikleri kanısındadır.   Hükümet, kitapların içeriklerinin kabuledilebilir eleştiri sınırının ötesine geçtiğini ileri   sürmüştür. Aksine, insanları terörist bir örgütü desteklemeye ve ayaklanmaya teşvik   etmektedirler. Sözkonusu kitapların, şiddete davetiye ve Devlet aleyhine eylemler içerdiğini   ileri sürmüştür.   55. Hükümet, başvurana getirilen yasakların “sosyal bir ihtiyacı yayınlama”ya cevap   olarak ele alınabileceğini ve yetkili makamların, başvuranın mahkumiyeti için sunduğu   sebeplerin “ilgili ve yeterli” olduğunu ileri sürmüştür.   56. Hükümet ayrıca PKK’nın Avrupa Birliği tarafından terörist bir örgüt olarak   tanımlandığını ve bu nedenle, sözkonusu örgütün propagandasının düşünce ve ifade   özgürlüğü kapsamına girdiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.   B. AİHM’nin değerlendirmesi   57. AİHM öncelikle, 32 kitap hususunda başlatılan 19 ayrı cezai takibatın 12sinin   İsmail Beşikçi tarafından yazılan kitaplara ilişkin olduğunu gözlemlemiştir. Başvuran, cezai   takibatların 11inde mahkum edilmiş ve üç davada, aleyhinde başlatılan cezai takibatlar,   Devlet Güvenlik Mahkemeleri3 tarafından askıya alınmıştır. AİHM, “Bozulmuş Kavramlar:   Bilim, Eşitlik, Adalet” ve Bilimsel Yöntem, Akademik Özerklik ve Demokratik Toplum   Cezai takibatlar, aşağıda kaydedilen kitaplara ilişkin olarak askıya alınmıştır: Hukuksuz Adalet, Kirletilen   Değerler: Demokrasi, barış, kardeşlik, ve İsmail Beşikçi tarafından yazılmış 14 kitap. Daha sonraki davada, cezai   takibatların askıya alınması, mahkumiyeti müteakiben uygulanmıştır.     İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi’ye İlişkin Dava V- Yargıtay’ın Onay Kararı ve Kararın   Düzeltilmesi” kitapları hususundaki cezai takibatların sonucundan haberdar edilmemiştir.   58. AİHM, bu bağlamda, “Bilimsel Yöntem, Akademik Özerklik ve Demokratik   Toplum İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi’ye İlişkin Dava V- Yargıtay’ın Onay Kararı ve   Kararın Düzeltilmesi” adlı kitaptan başka, tüm cezai takibatlarda, başvuran aleyhine 3713   No.lu Kanun hükümleri uyarınca suçlamalar yöneltildiğini belirtir. Aynı yazar tarafından   yazılan üç kitap hususunda, başvuran aleyhinde cezai takibat başlatılmamasının nedeni,   kanuni zaman sınırı dolması4 veya yerel mahkemelerin, sözkonusu kitabın bir diğer kitabın   devamı olduğunu tespit etmesi ve ayrıca incelemeye gerek görmemesi5 değildir.   59. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, cezai takibatların ve kararların sayısı göz   önüne alındığında tüm davaların detaylı olarak incelenmesi uygulanamaz olduğu için   taraflarca sunulan materyali ve bilgiyi hassas temellere dayandırarak yeninden inceleyecektir.   AİHM, yalnızca 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca başvuran aleyhine başlatılan   cezai takibatları ve tarafların ilgili görüşlerini gözönünde bulunduracaktır.   60. Başvuran aleyhinde başlatılan ve müteakip ithamlara ve Terörle Mücadele Kanunu   uyarınca mahkumiyetlere yol açan çok sayıda cezai takibat nedeniyle başvuranın ifade   özgürlüğü hakkına müdahale edildiği taraflar arasında açık ve ihtilafsızdır.   61. Sözkonusu müdahale, “kanunda öngörülmüş” olmadığı müddetçe AİHS’nin 10.   maddesini ihlal etmiştir, 10. maddenin 2. paragrafında değinilen kanuni amaçların bir ya da   ikisini izlemiştir ve bu tür bir amacı ya da amaçları gerçekleştirdiği için “demokratik bir   toplumda gerekli”dir. AİHM, sırasıyla bu kriterlerin her birini inceleyecektir.   62. AİHM daha önceki davalarda 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca   kitapların yayınlanmasında rolü olan kişilerin ilgili tarihte itham ve mahkum edilmesinin,   kanunda öngörülmüş olmadığı kararını vermiştir (bkz, örneğin, Başkaya ve Okçuoğlu, §§ 48-   51, ve E.K., §§ 61-64). AİHM, sözkonusu davada, daha önceki davalarda vardığı kararlardan   farklı bir karara varmasını gerektiren özel bir durum görmemektedir. Dolayısıyla, “Kürtler:   Kendini keşfeden bir ulus”, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik   Toplum İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi Davası II ve IV”, “Bir aydın, bir örgüt ve Kürt   Sorunu”, “Kürt Toplumu Üzerine”, Bilinç Yükselirken”, “Cop Cumhuriyeti”, Koca Çınar   – Kürt Bilgesi Musa Anter” hususunda başvuranın suçlu bulunması ve mahkum   edilmesinin ve İsmail Beşikçi tarafından yazılan 14 kitapla ilgili ek duruşmanın,   AİHS’nin 10. maddesinin gerektirdiği gibi kanunca öngörülmüş olmadığı kanısındadır.   63. Sözkonusu kitaplara ilişkin müdahalenin kanunca öngörülmüş olmadığı   sonucuna varan AİHM, AİHS’nin 10. maddesinin 2. paragrafının diğer gereklerine   uyulup uyulmadığını tespit etmeyi gerekli görmemiştir.   64.   Yukarıda   kaydedilenleri   gözönüne   alan   AİHM,   kitapların   yayınlanmasındaki rolüne ilişkin 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca   başvuran aleyhinde başlatılan ve para ve hapis cezası da dahil olmak üzere suçlu   Başvuran aleyhinde, aşağıda kaydedilen kitaplar hususunda cezai takibat başlatılmamıştır: Orgeneral Muğlalı   Olayı; Otuz Üç Kurşun ve Mahkemelerin Açtığı Yol.   Sözkonusu kitap, Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri Açısından İsmail   Beşikçi Davsı I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında Mütalaa’dır.       bulunmasına ve mahkum edilmesine yol açan cezai takibat hususunda AİHS’nin 10.   maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.   65. Ayrıca, yukarıda varılan sonucu gözönüne bulunduran AİHM, başvuran   tarafından yayınlanan diğer kitaplara müdahalenin, farklı yasal hükümler uyarınca,   adil olup olmadığı hususunda ayrıca bir incelemede bulunmayı gerekli görmemiştir.   III. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   66. Başvuran, yukarıda kaydedilen kitaplara el konulmasının, 1 No.lu   Protokol’ün ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 1. maddesi uyarınca mal ve mülk   dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına müdahale teşkil ettiğini ileri   sürmüştür:   “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.   Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası   hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.   Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek   … konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”   67. Başvuran, kitaplarına el konulduğu için, nüshaları pazarlayamadığı veya   satamadığı ve bu nedenle, gelir elde etmekten mahrum kaldığı hususunda şikayette   bulunmuştur. Cezai takibat, mahkumiyet ve el koymanın, sahip olduğu ünü olumsuz yönde   etkilediğini ve sözkonusu müdahalenin, kamu yararı ve kişinin temel haklarının korunmasının   gerekleri arasında korunması gereken adil dengeye zarar verdiğini ileri sürmüştür. Sözkonusu   kitaplar hususundaki mahkumiyetinin, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinde ortaya konan yasal   amaçlara hizmet etmediğini ve yegane amacın, Türkiye’deki Kürt sorununa ilişkin bilgileri   örtbas etmek ve siyasi tartışmaların önünü kesmek olduğunu iddia etmiştir.   68. Ayrıca, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri   Açısından İsmail Beşikçi Davası I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında   Mütalaa” (paragraf 22) ve “Orgeneral Muğlalı Olayı; Otuz Üç Kurşun” (paragraf 23) adlı   kitaplara ilişkin iki davada beraat etmiş olsa da sözkonusu kitaplara el konulduğu ve kendisine   iade edilmediği hususunda şikayette bulunmuştur.   69. Hükümet, 22 Temmuz 1996 tarihli görüşlerinde, Anayasa’nın 28. maddesinin,   yerel Mahkemelerin örneğin, kitapların toplatılması hususunda karar verebileceği durumları   açıkça tanımladığını belirtmiştir. Basının özgürlüğü ve sınırlarının yasama organınca   tanımlandığı Basın Kanunu ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine değinmiştir. Töhmet   altına alınan kitaplara el konulmasının, kanuna uygun olduğunu ve AİHS’nin 1 Nolu   Protokol’ünün 1. maddesinin ihlal edilmemiş olduğunu ileri sürmüştür.   70. AİHM, kitaplara el konulmasının, başvuran aleyhinde cezai takibat açılmasının ve   mahkum edilmesinin, tesadüfi bir sonucu olduğunu gözlemlemiştir. Başvuranın   mahkumiyetlerinin belli bir kısmının, AİHS’nin 10. maddesini ihlal ettiği sonucuna varan   AİHM (paragraf 64), sözkonusu şikayeti ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. AİHM   ayrıca başvuranın, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri   Açısından İsmail Beşikçi Davası I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında   Mütalaa” (paragraf 22) ve “Orgeneral Muğlalı Olayı; Otuz Üç Kurşun” (paragraf 23) adlı   kitaplara ilişkin başvuranın kitaplara el konulduğu hususundaki iddiasının, mahkumiyet   olmaması durumunda, kanıtlanmamış olduğu sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, ayrıca   incelenmesi gereken bir konu açığa çıkmamıştır.   IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   71. AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Maddi Zarar   72. Başvuran, maddi zarar için toplam 2,532,339 Amerikan Doları, (yaklaşık   2,278,308 Euro) tazminat istemiştir. Başvuranın talebi, aşağıda kaydedilen miktarları   içermektedir:   (a) maddi zarar ve kitaplarına el konulması, toplatılması ve yasaklatılması için   2,348,135 Dolar (yaklaşık 2,112,582 Euro),   (b) çeşitli yazarlara borçlu olunan telif ücretleri için 72,924 Dolar (yaklaşık 65,608   Euro),   (c) ödemiş olduğu para cezalarının tazmini için 5,693 Dolar (yaklaşık 5,121 Euro),   (d) yerel Mahkeme işlemleri sırasında Levent Kanat’a borçlu olunan yasal ücretler için   102,232 Dolar (91,976 Euro),   (e) kapak ve sayfa düzenlemeleri için Ali İmren’e borçlu olunan ücretler için 6,355   Dolar (yaklaşık 5,717 Euro).   73. Hükümet, başvuranın taleplerine itiraz etmiştir. Bu bağlamda, AİHM’nin nadir   davalarda maddi zarar için başvuranlara adil bir temele dayalı olarak belirli miktarda tazminat   ödenmesine karar verdiğini vurgulamıştır.   74. Başvuranın kazanç kayıplarına ilişkin taleplerinin, spekülatif olduğu kanısında   olan AİHM, sözkonusu talepleri reddetmiştir. Ayrıca, tespit edilen ihlal ve başvuranın çeşitli   yazarlara ve Ali İmren’e borçlu olduğu meblağlar arasında nedensel bir bağ bulamamıştır.   AİHM, ilgili dokümanların ve makbuzların mevcut olmadığı durumda, yerel işlemler   sırasında Kanat’ın yasal ücretleri hususunda başvuran tarafından talep edilen meblağın   haddinden fazla olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca AİHM, başvuranın, bir yayıncı olarak,   cezai takibatın kümülatif etkilerinden dolayı bir takım maddi zarara maruz kalmış olması   gerektiğini kabul etmiştir. Huzurunda sunulan tüm bilgilerin adil bir değerlendirmesini yapan   AİHM, başvurana sözkonusu başlık altında 14,500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.   B.Manevi tazminat   75.Başvuran, 500.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir. Bu bağlamda, özellikle,   cezai yargılamalardan dolayı insanların nazarında “terörist” damgası yediğini ve   hapishanedeyken pek çok zorluğa maruz kaldığını ifade etmiştir. Karşılaştığı ekonomik   zorluklar, evine yapılan baskınlar, aldığı tuhaf telefonlar duygusal sıkıntıya girmesine sebep   olduğunu iddia etmiştir.   76.Hükümet, talep edilen miktarı aşırı bulmuştur.   77.AİHM, başvuranın dava şartları içinde belirli bir sıkıntı yaşamış olabileceğinin   kabul edilebileceği kanısındadır. Eşitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,   başvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.   C.Mahkeme masrafları   78.Başvuran, İngiliz avukatlarının ücret ve harcamaları için toplam 7.861 Sterlin   (takriben 11.274 Euro), gerek AİHM’de gerekse ulusal yargılamalar sırasında Türk avukatı   Levent Kanat’ın danışma ücreti ve masrafları için 25.798 Dolar (takriben 23.210 Euro) talep   etmiştir. Ayrıca, başvuruya desteklerinde Kurt İnsan Hakları Projesi’ne (KİHP) masraf ve   harcamaları için 12.592 Sterlin (takriben 18.060 Euro) talep etmiştir.   79.Başvuran, iddialarını desteklemek maksadıyla, Levent Kanat’ın masrafları hariç   olmak üzere, yazılı belgeler sunmuştur.   80.Hükümet, talep edilen miktara itiraz etmiştir.   81.AİHM, tespit edilen ihlal ve ihlaller bağlamında gerçekten ve gerekli olduğu için   yapılan ve miktarı açısından makul olan masrafların 41. madde çerçevesinde tazmin   edilebileceği tekrarlar (bkz örneğin, Şahin – Almanya [BD], no. 30943/96, § 105, AİHM   2003). Ayrıca, bir AİHS ihlali tespit ettiği durumlarda, AİHM’nin, ihlalin önlenmesi veya   tazmini için yerel mahkemelerde yapılan masrafların başvurana ödenmesine karar verebilir   (bkz diğerlerinin yanı sıra, Zimmermann ve Steiner – İsviçre, 13 Temmuz 1983 kararı, Seri A,   no. 66, s. 14, § 36 ve Hertel – İsviçre, 25 Ağustos 1998 kararı, Reports of Judgments and   Decisions 1998-VI, s.2334, § 63).   82.AİHM, bu davanın, detaylı inceleme gerektiren karmaşık olgusal ve hukuki konular   içerdiğini not eder. Ancak, çeviri ve idari masraflar hariç, başvuranın talebinin aşırı olduğu ve   tam olarak gerekli ve makul olmadığı kanısındadır. Başvuran, yerel mahkemelerde yapılan   masraflar bağlamında, bunların gerektiği için ve makul olarak yapıldığını gösteren herhangi   bir makbuz veya fatura ibraz etmemiştir.   83.Elindeki bilgi temelinde yaptığı değerlendirmeden hareketle AİHM başvurana   AİHM’de yapılan masraflar için 15.000 Euro ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.   D.Gecikme faizi   84. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE   1.AİHS’nin 7. maddesinin ihlal edildiğine;   2.Başvuranın 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi çerçevesinde mahkum edilmesi   bağlamında AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3.Başvuranın diğer ulusal kanun hükümleri çerçevesindeki mahkumiyetlerine ilişkin   şikayetlerinin AİHS’nin 10. maddesi kapsamında veya kitaplarına el konulmasının 1 no’lu   Protokol’ün 1. maddesi kapsamında incelenmesinin gerekli olmadığına;   4.(a)Sorumlu Devlet’in, başvurana, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın   kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, aşağıdaki miktarları ödemesine   (i) ödeme tarihinde geçerli olan kur üzeinden yeni Türk Lirası’na çevrilerek   14.500 Euro (on dört bin beş yüz Euro) maddi tazminat;   (ii) ödeme tarihinde geçerli olan kur üzeinden yeni Türk Lirası’na çevrilerek   3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;   (iii)ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Sterlin’e çevrilmek ve başvuran   tarafından belirlenen İngiltere’deki banka hesabına yatırılmak üzere mahkeme   masrafları için 15.000 Euro (on beş bin Euro);   (iv)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergi;   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına   5.Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine oybirliğiyle   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 4   Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   S.DOLLE   Sekreter   J.-P. COSTA   Başkan   CEZAİ KOVUŞTURMALARIN KRONOLOJİSİ   1. “Kendini Keşfeden Ulus: Kürtler”   05.93 Yayınlanması   27.08.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   20.12.93 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca İstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin (“DGM”) mahkum etmesi   Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   05.07.94 Yargıtay’ın onaması   Davanın yeniden açılması   19.04.96 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi (bundan sonra 8 § 2. madde olarak   anılacaktır) uyarınca İstanbul DGM’nin mahkum etmesi   ceza: 50.900.000 TL para cezası, önceki cezanın askıya alınması.   2.”Bilimsel metodoloji, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   İsmail Beşikçi davası II – Savunma”   01.93 Yayınlanması   27.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   14.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması.   3. “Bir Aydın, bir örgüt ve Kürt sorunu”   10.93 Yayınlanması   01.03.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması   Davanın yeniden açılması   24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: belirli olmayan bir para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).   4.”Kürt Toplumu Üzerine”   04.93 Yayınlanması   01.03.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması   Davanın yeniden açılması   Ceza: belirli olmayan bir para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).   5.”Bilincin yükselişi”   06.93 Yayınlanması   18.10.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması   Davanın yeniden açılması   24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 50.900.000 TL para cezası; halen tutuklu ise başvuranın serbest bırakılması   26.03.96 Yargıtay’ın başvuranın temyizini reddetmesi.   6. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum açısından İsmail   Beşikçi davası V – Yargıtay’ın onama kararı ve Tashihi karar”   07.92 Yayınlanması   13.10.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   02.02.94 Ankara DGM’nin Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   Ceza: 9 ay hapis   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   27.05.94 Başvuranın temyize gitmesi. Sonraki süreç hakkında AİHM’ye bilgi   verilmemiştir.   7. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   İsmail Beşikçi davası I – Danıştay davaları, iddianame, esas hakkında mütalaa”   01.93 Yayınlanması   27.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   14.06.94 Ankara DGM’nin davayı reddetmeye ilişkin geçici kararı (karar metni   AİHM’ye iletilmemiştir).   8. “General Muğlalı olayı; otuz üç kurşun”   03.92 Yayınlanması   05.01.94 Yasal zaman sınırı nedeniyle Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik kararı   9. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından   İsmail Beşikçi davası IV – Yargıtay’a başvuru”   04.93 Yayınlanması   05.01.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   18.10.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası   17.02.95 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması   Davanın yeniden açılması   24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 50.900.000 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   19.06.96 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi   10. “Mahkemelerin açtığı yol”   04.93 Yayınlanması   10.03.94 yazarın 8. madde kapsamında mahkum edilmesi. İki kitaba Türk Ceza   Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması. Yasal zaman sınırı sebebiyle başvurana   yönelik hiçbir cezai kovuşturma yapılamamıştır.   11. “Kirletilen kavramlar: bilim, eşitlik, adalet”   09.94 Yayınlanması   23.11.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   20.12.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 100.900.000 TL para cezası   Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   26.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması.   12. “Hukuksuz adalet”   09.94 Yayınlanması   23.11.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   01.08.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 5 ay hapis; 41.000.000 TL para cezası   26.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması   12.02.98 Başvurana yönelik yargılamanın İstanbul DGM tarafından 4304 sayılı   Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.   13. “Kirletilen Değerler: demokrasi, barış, kardeşlik”   10.94 Yayınlanması   07.12.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   01.08.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 5 ay hapis; 41.666.666 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   27.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması   12.02.98 Başvurana yönelik yargılamanın İstanbul DGM tarafından 4304 sayılı   Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.   14. “İşlevsizleşen yasaklar: düşünce yasakları ve dolandırıcılık yasakları”   11.94 Yayınlanması   07.12.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   05.07.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   07.03.96 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması   08.07.96 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 8 § 3. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   Ceza: 26.800.000 TL para cezası   15.07.96 İtiraz edilmediğinden, kararın kesinleşmesi.   15. İsmail Beşikçi tarafından yazılan 14 kitaba yönelik ortak kovuşturma   Kitapların 1991 ve 1992’de yayınlanması   Eylül 1991 ve 1993: Cumhuriyet Savcısı’nın iddianameleri   Belirli olmayan bir tarihte davaların birleştirilmesi   02.07.93 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   21.03.94 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması   30.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   06.12.94 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması   16.02.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 20 ay haips ve 216.666.666 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   26.10.95 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi   Davanın yeniden açılması   27.12.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   04.03.97 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması   22.05.97 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   21.05.98 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması   21.07.98 Başvurana yönelik yargılamanın Ankara DGM tarafından 4304 sayılı   Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.   16. “Cop Cumhuriyeti”   10.92 Yayınlanması   19.03.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   02.06.94 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 82.333.333.TL para cezası   14.12.94 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi   17. “12 Eylül Faşizmi ve PKK direnişi”   11.92 Yayınlanması   15.07.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   16.11.93 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   05.04.94 Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması   23.06.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   Ceza: 2 yıl hapis ve 100.000.000 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması (karar metni   AİHM’ye iletilmemiştir).   24.11.95 Ankara DGM’nin verdiği mahkumiyet (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).   Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay başvuranın başvurusunu reddetmiştir (karar metni   AİHM’ye iletilmemiştir).   18. “Boğaziçi işgali- Katledilen madencinin haykıran soluğu”   10.92 Yayınlanması   14.01.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   05.04.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   30.09.94 Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması   20.12.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği   mahkumiyet   Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   Başvuranın başvuruda bulunma süresini geçirmesinden dolayı belirli olmayan bir   tarihte kararın kesinleşmesi.   19. “Koca Çınar: Kürt Bilgesi Musa Anter”   07.93 Yayınlanması   02.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi   16.02.95 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet (karar metni   AİHM’ye iletilmemiştir)   Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası   Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması   Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi (karar   metni AİHM’ye iletilmemiştir)   Davanın yeniden açılması   24.11.95 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet   Ceza: 50.900.00 TL para cezası, önceki cezanın ertelenmesi.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło