29459/05
WyrokETPCz2010-03-02ECLI:CE:ECHR:2010:0302JUD002945905
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania o odszkodowanie za bezprawne zatrzymanie oraz brak doręczenia opinii prokuratora generalnego Sądu Kasacyjnego naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie o odszkodowanie, które trwało sześć lat i osiem miesięcy przez dwie instancje i było trzykrotnie zwracane, było nadmiernie długie, naruszając wymóg „rozsądnego terminu”. Ponadto, Trybunał potwierdził swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym brak doręczenia stronom opinii prokuratora generalnego Sądu Kasacyjnego, bez możliwości ustosunkowania się do niej na piśmie, narusza zasadę równości broni i prawo do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Veli Yalçın, w 1998 roku wniósł pozew o odszkodowanie za bezprawne zatrzymanie. Sprawa była rozpatrywana przez Sąd Karny (Ağır Ceza Mahkemesi) i Sąd Kasacyjny (Yargıtay) trzykrotnie, trwając łącznie sześć lat i osiem miesięcy. W trakcie postępowania przed Sądem Kasacyjnym, opinia Prokuratora Generalnego nie została doręczona skarżącemu, uniemożliwiając mu ustosunkowanie się do niej.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania.
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku doręczenia opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego.
Zasądza na rzecz skarżącego 3 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe.
Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
VELĐ YALÇIN -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:29459/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mart 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29459/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı
Veli Yalçın’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 02 Ağustos 2005 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından Ö.Öneren tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1964 doğumludur ve Kocaeli’nde ikamet etmektedir. Ağustos 1998 tarihinde, 466 sayılı Yasayı temel alan baꢀvuran, Kocaeli Ağır Ceza
Mahkemesi’nde yasaya aykırı olarak tutuklanması nedeniyle tazminat davası açmıꢀtır. Ocak 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. Aynı yıl,
Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuꢀtur. Ekim 2002 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın talebini haklı bulmuꢀtur. Eylül 2003 tarihinde, Yargıtay sözkonusu kararı bozmuꢀtur. Kasım 2003 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvurana ödenmesine hükmedilen meblağı
düꢀürmüꢀtür.
Belirtilmeyen bir tarihte, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı, davanın esasına iliꢀkin görüꢀünü
sunmuꢀtur.
Sözkonusu görüꢀ baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir. Nisan 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca tazminat davasının geç sonuçlanmasından
ꢀikayetçidir. Ayrıca baꢀvuran, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ
edilmemesinden ꢀikayetçidir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
A. Tazminat davasının süresi ile ilgili olarak
Hükümet, davasının makul bir sürede görülmediğini ileri süren baꢀvuranın iddiasına karꢀı
çıkmaktadır.
AĐHM, dikkate alınacak dönemin 6 Ağustos 1998 tarihinde baꢀvuranın Ağır Ceza
Mahkemesi’ne baꢀvuruda bulunmasıyla baꢀladığını ve Yargıtay’ın karar aldığı tarih olan 26
Nisan 2005 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Đki dereceli yargıda üç kere görülen
dava altı yıl sekiz ay sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik
içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve
ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır
(Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96). AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine
benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine
karar vermiꢀtir (sözü edilen Frydlender; Göç-Türkiye, baꢀvuru no: 36590/97).
Đçtihadına sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in mevcut
davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat
getirmektedir. Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alan AĐHM, mevcut davada, yargılama
süresinin uzun olduğuna ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak
Hükümet baꢀvuranın iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Bu bağlamda, Hükümet, 4778 sayılı
Yasanın 2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün mahkemede
taraflara tebliğ edildiğini ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesi uyarınca tarafların sözkonusu
görüꢀe cevap verme haklarının bulunduğunu savunmaktadır.
AĐHM, Hükümet’in verdiği, mevzuatın AĐHS’nin gereklerine cevap verecek ꢀekilde
değiꢀtirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AĐHM kendi görevinin mevcut dava
olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu belirtmektedir; bu nedenle de AĐHM’den ilgili
dönemden bu yana bir takım geliꢀmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık
baꢀvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının
beklenmemesi gerekmektedir (Karakaya-Türkiye, baꢀvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).
AĐHM, benzer ꢀikayetleri incelediğini ve görüꢀlerin niteliğini ve yargılanabilirin yazılı olarak
bunlara cevap verme imkanının bulunmadığını dikkate alarak Yargıtay Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin tebliğ edilmemiꢀ olması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Göç, Tosun-Türkiye, baꢀvuru no:
4124/02, 28 ꢁubat 2006). AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için
ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran, 1.900 Avro maddi tazminat ve 30.000 Avro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, yargılama süresi nedeniyle
baꢀvuranın maruz kaldığı manevi zarar için baꢀvurana 3.600 Avro ödenmesine
hükmetmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi ile ilgili
olarak AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin, baꢀvuranın ileri sürdüğü zarar için yeterli adil tatmin
oluꢀturduğu kanaatindedir (sözü edilen Göç; Kömürcü-Türkiye, baꢀvuru no: 77432/01, 22
Haziran 2002).
Baꢀvuran, avukatlık ücreti olarak 3.570 Avro talep etmektedir. Bu bağlamda, baꢀvuran,
Ankara Barosu ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır. Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ
olduğu kırtasiye masrafları için 50 Avro talep etmekte ancak hiçbir belge sunmamaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
Đlgili belgeler göz önüne alındığında, AĐHM, baꢀvuranın iddialarını reddetmektedir.
AĐHM, sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına
hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 3.600
Avro (üç bin altı yüz Avro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 02 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło