29495/95
WyrokETPCz2001-10-30ECLI:CE:ECHR:2001:1030JUD002949595
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata podczas przesłuchania policyjnego oraz przesłuchanie bez nadzoru prokuratora lub sędziego naruszyło prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że strony osiągnęły ugodę polubowną, zgodnie z którą rząd turecki zgodził się wypłacić skarżącemu 35 000 franków francuskich. Trybunał uznał, że ta ugoda jest zgodna z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach. W związku z tym, Trybunał zdecydował o skreśleniu sprawy z listy, uznając, że nie ma już podstaw do kontynuowania jej rozpatrywania.Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Erdemli, został zatrzymany 21 kwietnia 1992 roku przez policję w Samsun. Był przesłuchiwany bez obecności adwokata i bez nadzoru prokuratora czy sędziego. Początkowo przyznał się do członkostwa w nielegalnej organizacji THKP/C – DEV-SOL, ale później wycofał zeznania. Po początkowym uniewinnieniu przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze, wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny. Ostatecznie skarżący został skazany na 18 lat i 9 miesięcy więzienia, a wyrok ten został podtrzymany przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie postanowił skreślić sprawę z listy. Trybunał odnotował również zobowiązanie stron do nieubiegania się o ponowne rozpatrzenie sprawy przez Wielką Izbę.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ERDEMLĐ / TÜRKĐYE DAVASI
(29495/95)
(29495/95)
Strazburg Ekim 2001
USULE ĐLĐꢀKĐN ĐꢀLEMLER
Davanın nedeni, Türk vatandaꢁı olan Hasan Erdemli'nin ("baꢁvuran"), 13 Ekim 1995 tarihinde,
Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢁme'nin ("Sözleꢁme") eski 25.maddesi
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı
baꢁvurudur (baꢁvuru no. 29495/95).
Baꢁvuranı, Ankara'da faaliyet gösteren avukat Hüsnü Öndül temsil etmektedir. Hükümet
Mahkeme önündeki yargılama için bir ajan tayin etmemiꢁtir.
Baꢁvuran, kendisine polis sorgusu esnasında avukat bulundurma hakkı tanınmadığı, savcı
veya yargıç gözetimi olmaksızın sorgulandığı için Sözleꢁme'nin 6§1 maddesi uyarınca adil
yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle ꢁikayette bulunmuꢁtur.
Baꢁvurunun Komisyon tarafından Hükümete bildirilmesini müteakiben dava, Sözleꢁme'nin 11.
Protokolünün 5§2 Maddesi uyarınca 1 Kasım 1998'de Mahkeme'ye gönderilmiꢁtir.
Baꢁvuru Mahkeme'nin Birinci Bölümü tarafından ele alınmıꢁtır (Đç Tüzüğün 52/1. kuralı). Bu
Bölüm içerisinde davayı inceleyecek olan Daire (Sözleꢁme'nin 27/1.maddesi) Đç Tüzüğün
26/1 sayılı kuralına göre oluꢁturulmuꢁtur. Sayın Rıza Türmen, Türkiye ile ilgili olarak seçilen
hakim, davayı ele alacak olan Daireden çekilmiꢁtir (Kural 28). Hükümet, onun yerine, ad hoc
hakim olarak Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü tayin etmiꢁtir (Sözleꢁme'nin 27/2. maddesi ve Kural
29/1). Eylül 2000 tarihinde, tarafların görüꢁlerini alan Mahkeme, baꢁvuruyu Hükümete bildirildiği
ꢁekilde kabuledilebilir bulmuꢁtur. Baꢁvuranın ilave iddiaları kabuledilemez bulunmuꢁtur. Ağustos 2001 tarihinde Kısım Sekreteri, yazıꢁma teatisini müteakiben, taraflara
Sözleꢁme'nin 38§1 Maddesinin (b) bendi uyarınca dostane çözüm yolunu önermiꢁtir. 13 Eylül tarihinde baꢁvuranın temsilcisi ve 17 Eylül 2001 tarihinde Hükümet Mahkemeye, daha
önce önerilen koꢁullarda dostane çözüm yolu üzerinde anlaꢁmaya vardıklarını bildirmiꢁlerdir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan
amaçlarla alıntılanabilir.
OLAYLAR Nisan 1992 tarihinde Samsun Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları bir tahkikat
esnasında baꢁvuranı gözaltına almıꢁlardır. 21 Nisan 1992 tarihinde, Samsun Emniyet
Müdürlüğü, Samsun Cumhuriyet Savcılığından, baꢁvuranın ve gözaltında bulunan dokuz
kiꢁinin gözaltı süresinin uzatılması talebinde bulunmuꢁtur. Aynı tarihte, savcılık, gözaltı
süresini on beꢁ gün uzatmıꢁtır. Nisan 1992 tarihli bir belgeye göre, polis memurları, baꢁvuranın ifadesini müteakiben bir
evde arama yapmıꢁlardır. Bu evde yapılan aramada, Samsun ve Fatsa'ya ait ꢁehir planları,
pankartlar, pankartları hazırlamak için kullanılan boya ve fırçalar ve Marksist Leninist
yayınlar bulunmuꢁtur. Pankartlarda, “ Türkülerle Halaylarla Özgürlük Gecesi ; Halkların
Kardeꢁliği ve Mücadelesi Faꢁizmi Yenecektir ; Devrimci Sol Güçler ” gibi sloganlar vardır. Nisan 1992 tarihindeki sorgusunda baꢁvuran, THKP/C ve DEV-SOL gibi yasadıꢁı
örgütlerin eylemlerine karıꢁtığını ayrıntılı bir ꢁekilde anlatmıꢁtır. 1980 darbesinden önce
birkaç solcu örgütün aktif üyesi olduğunu itiraf etmiꢁtir. Darbe sonrasında tutuklanıp Erzincan
Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılanan ve idam cezasına çarptırılan baꢁvuran Ağustos
1991'de aklanmıꢁtır. Beraatını müteakiben yine DEV-SOL eylemlerine katılan baꢁvuran
gözaltına alınmasından 25 gün öncesine kadar örgütün üyesi olarak kalmıꢁtır. P.T. ve H.T. ile
birlikte, Mücadele Dergisi gibi, örgütün yayımlarını dağıtmıꢁtır. H.T. için örgütün diğer
üyelerinin de kaldığı bir ev kiralamıꢁtır. Baꢁvuran ifadesini hiçbir zorlamaya maruz kalmadan
verdiğini beyan etmiꢁtir. Nisan 1992 tarihinde Samsun Adli Tıp Kurumunda muayene olan baꢁvuran, aynı gün
savcılıktaki sorgusunda polisteki ifadesini tekrarlamıꢁ ve bu ifadeyi baskı altında vermediğini
belirtmiꢁtir. Baꢁvuran, 7 Nisan 1992 tarihine dek THKP/C – DEV-SOL örgütünün bir
üyesidir. Bu tarihten sonra örgütle bir iliꢁkisi olmamıꢁtır. 1991 yılında aklandıktan sonra üç
veya üç buçuk ay kadar bir süre örgütün üyesi olan baꢁvuran örgütün yasadıꢁı herhangi bir
faaliyetine katılmamıꢁtır. Nisan 1992 tarihinde Samsun Sulh Ceza Mahkemesine çıkarılan baꢁvuran, örgütün
yasadıꢁı bir faaliyetine katılmadığını ve polis ve savcıya verdiği ifadelerin doğru olduğunu
belirtmesine karꢁılık mahkeme baꢁvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiꢁtir. Mayıs 1992 tarihinde Ankara DGM savcısı, TCK 168§1, 31, 33, 36, 40. maddeleriyle 3713
sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca baꢁvuranı THKP/C – DEV-SOL örgütü üyesi olmakla
suçlayan bir iddianame hazırlamıꢁtır. Temmuz 1992 tarihinde Ankara DGM'ye çıkarılan baꢁvuran, hakkındaki iddiaları ve savcı
ve sulh ceza mahkemesinde verdiği ifadeleri reddetmiꢁtir. Aynı tarihte Ankara DGM
baꢁvuranın tahliyesine karar vermiꢁtir. Mart 1993 tarihinde Ankara DGM, baꢁvuranın THKP/C – DEV-SOL örgütü üyesi
olduğuna karar vermek için delillerin yetersiz olduğuna, dolayısıyla baꢁvuranın beraatine
karar vermiꢁtir. Savcılık, baꢁvuranın THKP/C – DEV-SOL örgütünün yasadıꢁı faaliyetlerine
karıꢁtığı ve örgütte özel görevler üstlendiğine dayanarak TCK 168§1 maddesi uyarınca
mahkum edilmesi talep ederek kararı Yargıtay'da temyiz etmiꢁtir. Yargıtay Ankara DGM'nin
kararını bozmuꢁtur.
ꢀubat 1994 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan ilk soruꢁturmada,
baꢁvuran önceki ifadelerini tekrar etmiꢁ ve mahkemeden ilk kararına bağlı kalmasını talep
etmiꢁtir. Baꢁvuran ve avukatı, Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan diğer duruꢁmalara
katılmamıꢁlardır. Kasım 1994 tarihinde Ankara DGM Yargıtay'ın kararına uyarak baꢁvuranı TCK 168§1
uyarınca 18 yıl 9 ay hapse mahkum etmiꢁtir. Mahkeme, baꢁvuranın iddiaları reddetmesine
rağmen polise, savcıya ve sulh ceza mahkemesine verdiği ifadelerin ve diğer sanıkların
ifadelerinin baꢁvuranın eylemlerini kanıtladığına karar vermiꢁtir. Mahkeme bu kararı verirken
özellikle, baꢁvuranın polise, cumhuriyet savcısına ve hakime verdiği ifadelere, N.K. adlı
tanığın ifadesine ve sanıklar S.Ü. ve A.T.'nin ifadesine dayanmıꢁtır. Mahkeme bu karara
varırken baꢁvuranın evinde yapılan aramada ele geçirilen afiꢁlere, ꢁehir haritalarına ve
Marksist-Leninist yayınlara da dayanmıꢁtır. Mahkeme, toplanan delillerin baꢁvuranın yasadıꢁı
örgüt üyesi olduğunu kanıtlamaya yeterli olduğuna karar vermiꢁtir.
Baꢁvuran, 4 ꢀubat 1995 tarihinde mevcut delillerin aleyhindeki iddiaları kanıtlayacak nitelikte
olmadığını öne sürerek Ankara DGM'nin kararını temyiz etmiꢁtir. Baꢁvuran diğer sanıklar,
S.Ü. ve A.T.'nin de baꢁvuranla örgütün eylemlerine karıꢁmadıklarını ifade ettiklerini
belirterek bu ifadelerin kanıt olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiꢁtir. Baꢁvuran ayrıca
tanık N.T.'nin iddiaları kanıtlayacak bir ifade vermediğini ifade etmiꢁ, mahkemenin bu
ifadeleri delil olarak kabul etmemesini talep etmiꢁtir. Haziran 1995 tarihinde Yargıtay, 30 Kasım 1994 tarihli kararı onamıꢁtır.
HUKUK Eylül 2001 tarihinde Mahkeme, Hükümet'ten aꢁağıdaki bildirimi almıꢁtır:
“Türk Hükümeti'nin, 29495/96 no.'lu baꢁvurunun dostane çözüme kavuꢁturulması
çerçevesinde Hasan Erdemli'ye ex gratia olarak 35,000 Fransız Frangı tutarında ödeme
yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Bu miktar her türlü maddi ve manevi zarar ile masrafı
kapsamakta olup Mahkeme'nin, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢁmesi'nin 39.maddesi uyarınca
verdiği kararın bildirilmesini takip eden üç ay içerisinde her türlü vergiden muaf olmak üzere
ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluꢁturacaktır.
Hükümet, davayı, Sözleꢁme'nin 43§1 maddesi uyarınca Büyük Daireye götürülmesini talep
etmeyeceğini de taahhüt etmektedir.”
Mahkeme, 17 Eylül 2001 tarihinde de, baꢁvuranın temsilcisi tarafından imzalanmıꢁ olan
aꢁağıdaki bildirimi almıꢁtır:
“Türk Hükümetinin bana, her türlü vergi ve kesintiden muaf olarak, Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢁmesi'nin 39. maddesine göre Mahkeme kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten
itibaren üç ay içerisinde, maddi-manevi tazminat ve yargılama masraflarını kapsamak üzere,
29495/96 sayılı baꢁvurunun dostane çözümü amacıyla, ex gratia olarak toplam 35,000
(otuzbeꢁ bin) Fransız Frangı ödemeye hazır olduğunu bildiririm.
Bu teklifi kabul ediyorum ve bu baꢁvuruya konu olaylarla ilgili olarak herhangi bir ilave
talepte bulunmayacağımı taahhüt ediyorum. Davanın kesin olarak sonuçlandırıldığını kabul
ediyorum.
Bu bildirim, Türk Hükümetiyle vardığım dostane çözüm çerçevesinde yapılmıꢁtır.
Ayrıca bu davanın, Mahkeme kararını verdikten sonra, Sözleꢁme'nin 43/1. maddesi
çerçevesinde Büyük Daire'ye tevdi edilmesini talep etmeyeceğimi taahhüt ederim.”
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaꢁtıkları anlaꢁmayı dikkate almakta (Sözleꢁmenin 39.
Maddesi) ve bu anlaꢁmanın, Sözleꢁme ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı
ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleꢁme'nin 37§1 vd ile Đçtüzüğün 62§3
Maddeleri).
Dolayısıyla dava zabıtlardan düꢁürülmelidir.
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Davanın, zabıtlardan düꢁürülmesine karar vermiꢁ;
2. Tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar görüꢁülmesini talep etmeyeceklerine iliꢁkin
taahhütlerini kaydetmiꢁtir.
Đꢁbu karar, 25 Eylül 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun bir
biçimde Đngilizce verilmiꢁ ve yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
Michael O'BOYLE Elisabeth PALM
Sekreter Baꢁkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło