29600/02

WyrokETPCz2007-04-12ECLI:CE:ECHR:2007:0412JUD002960002

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego dotyczącego nieprzedłużenia umowy o pracę naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie administracyjne, trwające od 30 lipca 1996 r. do 6 grudnia 2001 r. (ponad pięć lat), było nadmiernie długie. Stwierdził, że sprawa nie była szczególnie złożona, a zachowanie skarżącego nie przyczyniło się do opóźnień. Główne opóźnienia przypisano organom krajowym, w szczególności Radzie Stanu, która zwlekała z rozpatrzeniem apelacji i wniosku o sprostowanie. Trybunał podkreślił, że sprawy dotyczące zatrudnienia wymagają pilnego rozstrzygnięcia ze względu na ryzyko utraty środków do życia przez skarżącego. W konsekwencji Trybunał stwierdził naruszenie prawa do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie.
Stan faktyczny
Skarżący, Serdar Çakmak, był asystentem badawczym na Uniwersytecie Technicznym w Stambule. W 1996 roku uniwersytet podjął decyzję o nieprzedłużeniu jego umowy o pracę. Skarżący zaskarżył tę decyzję do sądu administracyjnego, a następnie do Rady Stanu, domagając się jej unieważnienia. Postępowanie krajowe trwało od lipca 1996 roku do grudnia 2001 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; zasądził na rzecz skarżącego 3 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków; oddalił pozostałą część roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   SERDAR ÇAKMAK – TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 29600/02)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2007   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Ancak, ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   SERDAR ÇAKMAK – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Serdar Çakmak (“baꢀvuran”) adlı Türk vatandaꢀı   tarafından, 4 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan   (no. 29600/02) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1955 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktadır. Olayların meydana geldiği   zaman Đstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde (bundan böyle “Üniversite”   olarak anılacaktır) araꢀtırma görevlisi olarak görev yapmaktaydı.   Haziran 1996 tarihinde Üniversite, baꢀvuranın araꢀtırma görevlisi olarak   sözleꢀmesini yenilememe kararı almıꢀtır. Karar baꢀvurana 17 Temmuz 1996 tarihinde tebliğ   edilmiꢀtir.   Temmuz 1996 tarihinde baꢀvuran Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde bir dava açmıꢀ,   Üniversite’nin yukarıda belirtilen kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiꢀtir.   Birinci derece mahkemesi, baꢀvuranın yürütmenin durdurulması talebini 24 Ocak 1997   tarihinde reddetmiꢀtir. Baꢀvuranın davası 31 Ekim 1997 tarihinde reddedilmiꢀ, baꢀvuran   karara 20 Ocak 1998 tarihinde itiraz etmiꢀtir.   Haziran 2000 tarihinde Danıꢀtay, kararı onamıꢀ, 12 Eylül 2000 tarihinde baꢀvuran   yüksek mahkemeden kararın düzeltilmesini talep etmiꢀtir. Danıꢀtay, talebi 6 Aralık 2001   tarihinde reddetmiꢀ, karar baꢀvurana 16 Ocak 2002 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin ilgili kısmı aꢀağıda verilen 6 § 1. maddesine   uygun olmamasından ꢀikâyetçi olmuꢀtur:   “Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir”   A. Kabuledilebilirlik   Mahkeme, ꢀikâyetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını belirtir. ꢁikâyet, baꢀka gerekçelerle de kabuledilmez değildir; bu yüzden   kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.   SERDAR ÇAKMAK – TÜRKĐYE KARARI   B. Esaslar   Mahkeme, yargılamanın 6 § 1. maddede belirtilen “makul süre” ꢀartını yerine getirip   getirmediğini belirlemek için dikkate alınması gereken sürenin baꢀvuranın Üniversite’nin   sözleꢀmesini yenilememe kararına karꢀı iptal davası açtığı 30 Temmuz 1996 tarihinde   baꢀlayıp Danıꢀtay’ın kararın düzeltilmesi talebini reddettiği 6 Aralık 2001 tarihinde sona   erdiği kanaatindedir. Buna göre yargılama, Đstanbul Đdare Mahkemesi ve davayı iki kez   inceleyen Danıꢀtay önünde beꢀ yıl sürmüꢀtür.   Hükümet, somut dava koꢀullarında yargılamanın gerekmediği ꢀekilde uzun olmadığını   savunmuꢀtur.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.   Mahkeme yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve ꢀu kriterler   dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır. Bunlar davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan baꢀvuran için neyin tehlikede   olduğudur (bkz. diğer birçokları yanında Frydlender – Fransa [BD], 30979/96).   Mahkeme, yargılamanın açık bir iꢀ ihtilafıyla ilgili olması nedeniyle davanın özel bir   karmaꢀıklığı bulunmadığını gözlemler.   Baꢀvuranın tutumu ile ilgili olarak ise Mahkeme yargılamanın uzamasına bunun katkısı   olmadığını kaydeder. Hükümet de aksini iddia etmemiꢀtir.   Yetkili mercilerin tutumuyla ilgili olarak Mahkeme, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin   baꢀvuranın davasını reddederken haddinden fazla gecikme olduğunu tespit etmemiꢀtir. Ancak   Mahkeme, Danıꢀtay’ın baꢀvuranın itirazı hakkında bir karar vermesinin iki yıl yedi ay, kararın   düzeltilmesi talebi hakkında karar vermesinin ise bir yıl üç ay sürmüꢀ olduğunu göz ardı   edemez. Hükümet bununla ilgili bir açıklama yapmamıꢀtır. Böyle bir açıklamanın olmadığı   veya bundan baꢀvuranın sorumlu olduğuna dair bir belirti olmadığı durumda gecikmenin   ulusal mahkemenin temyiz yargılamasına atfedilmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. üzerinde   gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra Nuri Özkan – Türkiye, no. 50733/99).   Mahkeme, iꢀ davalarının doğası itibariyle ivedi karar gerektirdiği, çünkü tehlikede olan   ꢀahsın iꢀten çıkarmayla birlikte geçim kaynağını kaybetmesinin sözkonusu olduğunu hatırlatır   (bkz. Frydlender, yukarıda anılan).   Konuyla ilgili içtihadını dikkate alan Mahkeme, somut davada yargılama süresinin   haddinden fazla olduğu ve “makul süre” ꢀartını yerine getirmediği kanaatindedir.   Buna göre 6 § 1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   SERDAR ÇAKMAK – TÜRKĐYE KARARI   A. Tazminat   Baꢀvuran maddi ve manevi tazminat olarak toplamda 100,000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet miktarlara itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuranca talep edilen maddi tazminata iliꢀkin olarak Mahkeme, bazı iddialarının   tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensellik bağı kurmadığını   dikkate alır. Ayrıca baꢀvuran kalan taleplerini destekler nitelikte makbuz veya ilgili baꢀka   belge sunamamıꢀtır. Bu nedenle Mahkeme talepleri reddeder.   Öte yandan Mahkeme, baꢀvuranın yargılama süresinden kaynaklanan sıkıntı ve   engellenme gibi, sadece ihlalin tespitiyle tam olarak tazmin edilemeyecek manevi zarara   uğramıꢀ olduğunu değerlendirmektedir. Dava koꢀullarını ve içtihadını dikkate alarak   Mahkeme, baꢀvurana 3,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran AĐHM nezdinde yaptığı harcamaların tazminini talep etmiꢀ ancak taleplerine   açıklık getirmemiꢀtir.   Hükümet bu baꢀlık altında tazminata hükmedilmemesini Mahkemeden talep etmiꢀtir.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM,   baꢀvurana 500 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilerek:   (i) 3,000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat,   (ii) mahkeme masrafları için 500 Euro (beꢀ yüz Euro);   (iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   SERDAR ÇAKMAK – TÜRKĐYE KARARI   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 12 Nisan   tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Santiago QUESADA   Zabıt Kâtibi   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło