29847/02

WyrokETPCz2007-09-20ECLI:CE:ECHR:2007:0920JUD002984702

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora naczelnego za opublikowanie wypowiedzi przedstawiciela organizacji terrorystycznej, która nie nawoływała do przemocy, naruszyło prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji? Czy brak możliwości ustosunkowania się do opinii prokuratora przed sądem kasacyjnym naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć ingerencja w wolność wyrażania opinii była przewidziana prawem i służyła uzasadnionym celom (bezpieczeństwo narodowe, porządek publiczny), to nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Podkreślił, że artykuł, mimo negatywnego tonu wobec państwa, nie zawierał nawoływania do przemocy, oporu ani nienawiści. W związku z tym, skazanie i nałożona grzywna były nieproporcjonalne. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym brak możliwości ustosunkowania się do opinii prokuratora generalnego przed sądem kasacyjnym narusza zasadę równości broni i prawo do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Erdal Taş, był redaktorem naczelnym tureckiej gazety "2000’de Yeni Gündem". W marcu 2001 roku gazeta opublikowała artykuł zawierający wypowiedzi przedstawiciela nielegalnej organizacji PKK, krytykujące program narodowy. Skarżący został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Stambule na grzywnę za publikowanie oświadczeń liderów organizacji terrorystycznej, na podstawie ustawy antyterrorystycznej. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy, nie informując skarżącego o opinii prokuratora generalnego. Skarżący nie zapłacił grzywny i przeniósł się do Szwajcarii, a gazeta zaprzestała działalności.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji oraz naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądził 1000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   Erdal TAꢀ -TÜRKĐYE DAVASI ( no4)   (Baꢁvuru no:29847/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Eylül 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (29847/02) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀı olan Erdal Taꢀ’ın (baꢀvuran), 26 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne (AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) Đnsan Hakları ve   Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Đ. Bilmez ve O. Yıldız   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN UNSURLARI   Baꢀvuran, 1974 yılı doğumludur ve Fribourg’da (Đsviçre) ikamet etmektedir. Olayların   meydana geldiği dönemde baꢀvuran “2000’de Yeni Gündem” isimli günlük gazetede sorumlu   yazı iꢀleri müdürüydü.   2000’de Yeni Gündem isimli gazete, 27 Mart 2001 tarihinde, “PKK eleꢀtirdi; Ulusal   Program demokratik değil” baꢀlıklı bir makale yayımlamıꢀtır. Sözkonusu makale yasa dıꢀı bir   örgüt olan PKK’nın yetkililerinden Duran Kalkan’ın açıklamalarını içermektedir.   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı, sorumlu yazı iꢀleri   müdürü sıfatıyla baꢀvuranı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/2. ve 6/4. maddesi   uyarınca terör örgütü yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamakla suçlamıꢀtır.   Devlet Güvenlik Mahkemesi, 21 Ağustos 2001 tarihinde, baꢀvuranı üzerine atılı   olaylardan suçlu bulmuꢀ ve 570.375.000 TL ( yaklaꢀık 435 Euro) para cezasına çarptırmıꢀtır.   Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın baꢀvurana bildirilmeyen görüꢀü ıꢀığında Yargıtay, 29 Ocak   tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   Belirtilmeyen bir tarihte, baꢀvuran Đsviçre’ye yerleꢀmiꢀ ve sözkonusu günlük gazete   faaliyetlerine son vermiꢀtir. Baꢀvuran, para cezasını ödememiꢀtir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, cezai mahkumiyetinin, ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri   sürmektedir. Baꢀvuran, bu bağlamda, AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümete göre, sözkonusu makalenin terör örgütü PKK’nın propagandasını yapması   nedeniyle, dava konusu müdahale, AĐHS’nin 10/2. maddesi bakımından haklı görülmektedir.   AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10. maddesinin güvence altına   aldığı baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilafa   neden olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve   AĐHS’nin 10/2. maddesi uyarınca ulusal güvenlik, kamu düzenin korunması ve toprak   bütünlüğü gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir. ( Bkz. Yağmurdereli-Türkiye,   baꢀvuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002) Uyuꢀmazlık sözkonusu tedbirin “demokratik bir   toplumda gerekli” olup olmadığını sorusuna dayanmaktadır.   AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadından doğan genel ilkeleri hatırlatmaktadır. (Bkz:   Ceylan-Türkiye, baꢀvuru no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no: 22479/93 ve Đbrahim   Aksoy-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000)   AĐHM, suç unsuru sayılan makalede kullanılan terimlere ve yayımlandıkları bağlama   özellikle dikkat etmiꢀtir. Bu bağlamda, AĐHM, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları,   özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmuꢀtur (Bkz. Đbrahim   Aksoy).   Mevcut davada sözkonusu makale, ulusal programın yapınsın demokratik olmadığını   belirten PKK yetkililerinden Duran Kalkan’ın açıklamalarını aktarmaktadır. Ulusal   mahkemeler, baꢀvuranın, terör örgütünün ve yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamaktan   suçlu olduğu kanısına varmıꢀlardır.   AĐHM, mevcut dava koꢀullarının, Halis Doğan-Türkiye (no:2) (baꢀvuru no: 71984/01,   Temmuz 2006), Çapan-Türkiye (baꢀvuru no: 71978/01, 25 Temmuz 2006), Yıldız ve Taꢀ-   Türkiye (no:1), (no:2), (no:3) ve (no:4) (baꢀvuru no: 77641/01, 77642/01, 477/02 ve 3847/02,   Aralık 2006) ve daha yakın zamanlı Demirel ve Ateꢀ-Türkiye (baꢀvuru no: 10037/03 ve   14813/03, 12 Nisan 2007) kararlarında belirtilen koꢀullarla benzerlik gösterdiğini not   etmektedir. AĐHM, bilgilendirme görevinin kaçınılmaz olarak “ görev ve sorumluluklar”   içerdiğini ve basın kuruluꢀlarının kendiliklerinden uyması gereken sınırlamaları hatırlatmanın   yararlı olacağı kanaatindedir. Medyada yer alan bir yazı, kendilerini terörist örgütlerin   mensupları olarak tanıtan kiꢀilerin açıklamalarını aktardığında ve böyle bir yayın, konuꢀmayı   yapanın ꢀiddet içerikli ve demokrasinin reddine iliꢀkin fikirlerinin yayılmasını sağlayabilecek   nitelikte olduğunda, sözkonusu hatırlatma özellikle yerinde olur (mutatis mutandis Stankov ve   Ilinden birleꢀik Makedon Örgütü-Bulgaristan, baꢀvuru no: 29221/95 ve 29225/95, Demirel ve   Ateꢀ).   Mevcut davada, ulusal mahkemelerin kararlarında belirtilen gerekçeleri inceleyen   AĐHM, yine de bu gerekçelerin, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik yapılan   müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli olduklarının düꢀünülemeyeceğine kanaat   getirmektedir. Dava konusu açıklamalar, açıklamayı yapanın kiꢀiliğinden bağımsız olarak   değerlendirilemese de bu koꢀulun kendisi ihtilaflı müdahaleyi haklı çıkaramamaktadır. (bu   bağlamda, bkz. diğerleri arasından, Halis Doğan-Türkiye (no:2), Çapan-Türkiye, Demirel   Ateꢀ-Türkiye, sözü edilen bu davalarda, suçlu bulunan terör örgütü liderlerinin açıklamaları   söz konusudur).   Sözkonusu makalenin bazı parçaları, Türk Devleti’ne iliꢀkin olarak negatif bir tablo   çizmekte ve yazıya düꢀmanca bir yan anlam vermekte ise de, ꢀiddete, direniꢀe baꢀkaldırıya   teꢀvik etmemektedir ve nefret içeren bir söylem söz konusu değildir (Bkz. Sürek-Türkiye   (no:1), baꢀvuru no: 26682/95 ve Gerger –Türkiye, baꢀvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).   Son olarak, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın   niteliği ve ağırlığı göz önüne alınacak unsurlardır. Mevcut davada baꢀvuran, para cezasına   çarptırılmıꢀtır. Para cezasının ödenmemiꢀ olması ihtilaflı müdahalenin önemini hiçbir   bakımdan azaltmamaktadır.   Bu koꢀullarda AĐHM, baꢀvuranın mahkumiyetinin izlenen amaçla orantısız olduğunu   ve “demokratik bir toplumda gerekli olmadığını” düꢀünmektedir. Böylece, AĐHS’nin 10.   maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6/1.MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın kendisine bildirilmeyen görüꢀüne yanıt   veremediğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesine atıfta   bulunmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvuruda baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilmezlik unsuru olmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas Hakkında   AĐHM, baꢀvuranın sunduğu ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve   Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın gözlemlerinin niteliği ve yargılanan kiꢀinin yazılı olarak bunlara   cevap verme olanağının bulunmamasını göz önüne alarak, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın   görüꢀünün tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna   ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç-Türkiye, baꢀvuru no: 36590/97).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀtir. AĐHM, Hükümet’in mevcut durumda farklı bir   sonuca ulaꢀtıracak ikna edici ne bir delil ne de bir argüman sunduğunu düꢀünmektedir.   Bu durumda AĐHM, AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maruz kaldığı maddi zararın 10.000 Euro değerinde olduğunu iddia   etmektedir. Baꢀvuran, çok sayıdaki mahkumiyetin ardından, gazetenin faaliyetlerine   tamamen son vermek zorunda kaldığını ve kendisinin, çarptırıldığı para cezasını ödeyecek   güçte olmadığından Türkiye’yi terk etmek ve yurtdıꢀına yerleꢀmek zorunda bırakıldığını   belirtmektedir. Baꢀvuran ayrıca manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   Đddia edilen maddi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, sunulan delillerin, maddi zararın   AĐHS’nin 10. maddesinden kaynaklandığını açık bir ꢀekilde belirleme olanağı tanımadıklarını   düꢀünmektedir (aynı anlamda, Bkz. Karakoç ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları:   27692/95, 28138/95 ve 28498/95). Para cezası hususunda ise, baꢀvuranın bu cezayı hiçbir   zaman ödemediği görülmektedir. Bu durumda AĐHM, bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀılık   AĐHM, manevi tazminat olarak baꢀvurana 1.000 Euro ödenmesi gerektiğini düꢀünmektedir.   C. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamalar için 2.500 Euro talep   etmektedir. Bununla birlikte baꢀvuran, bu hususta herhangi bir belge sunmamaktadır.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran masraf ve harcamaların geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın, avukatların gerçekleꢀtirdiği iꢀe iliꢀkin ödeme   makbuzlarını sunmadığından sözü geçen harcamaların hiçbirini belgelendirmediğini tespit   etmektedir. AĐHM, yine de baꢀvuranın baꢀvurusunu sunmak için kesinlikle masraf ve   harcamalarda bulunduğu kanısındadır ve bu nedenle masraf ve harcamalara iliꢀkin olarak en   fazla 500 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.   D. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın eklenmesinin uygun olacağına hükmeder.   BU GEREKÇELERLE, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere:   i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;   ii. masraf ve harcamalar için 500 Euro (beꢀ yüz Euro) ödenmesine;   iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit   oranda basit faizin uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3.   maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło