29875/96

WyrokETPCz2003-10-16ECLI:CE:ECHR:2003:1016JUD002987596

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy warunki ugody zawartej między skarżącymi a rządem tureckim są zgodne z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach, uzasadniając skreślenie sprawy z listy Trybunału?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że porozumienie osiągnięte między stronami w drodze ugody jest zgodne z zasadą poszanowania praw człowieka, określoną w Konwencji i jej Protokołach. W związku z tym, Trybunał stwierdził, że nie ma potrzeby kontynuowania rozpatrywania skargi, co uzasadnia skreślenie sprawy z listy zgodnie z art. 39 Konwencji i art. 37 ust. 1 lit. b Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, mieszkańcy wsi Kayaballi (Mardin), twierdzili, że 14 maja 1995 roku około pięciuset żołnierzy wraz z wiejskimi strażnikami otoczyło ich wieś, otworzyło ogień, zebrało mieszkańców na placu, biło ich i spaliło ich domy. Władze krajowe początkowo informowały o starciach z PKK, w których zginęło trzech wieśniaków. Skarżący zarzucali również brak skutecznego śledztwa w sprawie śmierci jednego z ich krewnych, Hüseyina Ayaza, który zginął w areszcie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie postanowił skreślić sprawę z listy. Trybunał odnotował zobowiązanie stron, że nie będą wnosić o przekazanie sprawy do Wielkiej Izby.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ KISIM   BAŞAK VD - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 29875/96)   KARAR   (Dostane Çözüm)   STRAZBURG   EKİM 2003   OLAYLAR   Sırasıyla 1946, 1943 1937, 1944, 1965 ve 1928 doğumlu olan Beşir Başak, Mehmet   Ayaz, İbrahim Şahin, Bedreıı Turgut, Katibe Özdemir, ve Kasım Turgut   ("başvuranlar") Kadıfekale'de (İzmir) ikamet etmektedirler. Olay sırasında,   başvuranlar Kayaballi (Mardin) köyünde ikamet etmişlerdir.   Mayıs 1995 tarihinde 21.00 sularında köy korucuları ile birlikte yaklaşık beş yüz   asker Kayaballi köyünü ablukaya alarak ateş açmışlar ve köye girmişlerdir. Güvenlik   güçleri, köylüleri köy meydanına topladıktan sonra ertesi gün saat 10.00 kadar   bekletmişler, silah dipçikleri ile köylüleri tartaklamışlar ve evlerini yakmışlardır.   Mayıs 1995 tarihinde, İzmir İnsan Hakları Derneği, İnsan Haklarından sorumlu   Devlet Bakanlığına başvurarak, Kayaballi Köyünde yapılan bir operasyon   çerçevesinde üç köylünün köy korucuları tarafından diri diri yakıldığına dair bir   soruşturmanın başlatılmasını talep etmiştir.   Buna karşın, 14 Ağustos 1995 tarihli yazısında, İnsan Haklarından sorumlu Devlet   Bakanlığı, 16 Mayıs 1995 tarihinde PKK mensupları ile güvenlik güçleri arasında   çıkan bir çatışma sırasında üç köylünün hayatlarını kaybettiklerini bildirmiştir.   Temmuz 1999 tarihli yazısı ile Ömerli Cumhuriyet Savcılığı, Mehmet Ayaz'ın   kardeşinin ölümü hakkındaki iddialarına dair bir soruşturmanın başlatıldığını   başvuranların temsilcilerine bildirmiş ve sözkonusu iddiaları destekleyecek delillerin   sunulmasını istemiştir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı Kayaballi köyünde kimsenin   ikamet etmediğini belirtmiştir.   İstinabe makamı tarafından ifadeleri alınan başvuranların bazıları, AİHM önünde dile   getirmiş oldukları iddiaları sorgulama sırasında yinelemişlerdir.   HUKUK   Ağustos 2003 tarihinde, AİHM, Hükümet'ten aşağıdaki deklarasyonu almıştır:   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   1. Türk Hükümeti, güney- ğu Türkiye'deki Devlet görevlilerinin   fiillerinden kaynaklanan, sivil halkı köylerini terk etmek zorunda   bırakan münferit ev, mülk ve eşyaların yok edilmesi olaylarının   meydana gelmesinden ve mevcut Türk mevzuatı ile Hükümetin bu tür   olayları ve ihmalleri önlemeye yönelik kararlılığına rağmen   başvuranların iddia ettiği kadarıyla bu tür olayların ardındaki koşullan   araştırmak için yetkililer tarafından etkili bir soruşturma   yürütülmemesinden üzüntü duymaktadır.   2. Bu tür fiil ve ihmallerin Sözleşme'nin 8 ve 13. maddeleriyle 1 No'lu   Protokolün 1. maddesine; yok etme olayları, çekilen manevi sıkıntılar   göz önünde bulundurulduğunda Sözleşme'nin 3. maddesine aykırılık   teşkil ettiği kabul edilmektedir.   3. Hükümetimiz mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in böyle olayları   engelleme girişimlerine rağmen, başvuranın akrabası Hüseyin   Ayaz'in ölümünde olduğu gibi, gözaltında tutulanların yaşamlarının   korunamamasından kaynaklanan münferit ölüm olaylarıyla yetkililerin   bu   tür   olayları   aydınlatmaya   yönelik   etkin   soruşturma   yürütmemelerinden üzüntü duymaktadır. Bu tür fiil ve ihmallerin   Sözleşme'nin 2 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği kabul   edilmektedir.   4. Bu tür eylem ve ihmallerin Sözleşme'nin 2. ve 3. maddelerine   aykırı olduğu kabul edilmektedir. Hükümet, 2 ve 13. maddelerin   gerektirdiği etkili soruşturma yürütülmesi zorunluluğu da dahil olmak   üzere- yaşam hakkının korunması ve aşağılayıcı muamelenin   engellenmesi amacıyla gerekli tüm tedbirleri almayı ve gereken   talimatları vermeyi taahhüt eder. Bu bağlamda, bu başvurudakine   benzeyen mülkün yok edilmesi, gözaltında ölüm ve kötü muamele   olaylarını azaltacak ve daha etkili soruşturmaların yürütülmesini   sağlayacak yeni yasal ve idari önlemlerin alındığı belirtilmelidir.   5. Türk Hükümeti'nin, 29875/96 no'lu başvuruyu dostane çözüme   kavuşturmak üzere başvuranlar Mehmet Ayaz, İbrahim Şahin,   Bedren Turgut, Katibe Özdemir ve Kasım Turgut'un her birine ve   Hüseyin Ayaz'm varislerine her şey dahil 20.000 Euro (yirmibin),   başvuran Beşir Başak'a, ex gratia olarak, her şey dahil 10.000   (onbin) Euro, yani toplam 130.000 (yüzotuzbin) Euro ödemeyi teklif   ettiğini bildiririm. Her türlü vergiden arındırılmış olan ve yasal   masrafları kapsayan bu miktar, ödeme tarihindeki Euro döviz kuru   üzerinden Türk Lirasına çevrilerek başvuranların ve/veya yasal   temsilcilerinin adına açılan bir banka hesabına yatırılacaktır. Bu   miktar, Sözleşme'nin 39. maddesi uyarınca, Mahkeme kararının   verildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenecektir. Ödeme davanın   nihai çözümünü oluşturacaktır. Ödemenin öngörülen süre içerisinde   yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren   ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit   oranda basit faizi ödemeyi taahhüt etmektedir'".   6. Hükümet, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 'nin Türkiye   hakkındaki Mahkeme kararlarına ilişkin denetiminin bu ve benzeri   davalarda, bu yöndeki gelişmelerin sürmesi için uygun bir   mekanizma oluşturacağını kabul etmektedir. Bu bağlamda, gerekli   işbirliği kurulmaya devam edilecektir.   7. Son olarak Hükümet, Mahkeme'nin verdiği karardan sonra   Sözleşme'nin 43/1 maddesi uyarınca davanın Büyük Daireye   götürülmesini talep etmeyeceğini taahhüt eder.   Haziran 2003 tarihinde, AİHM, başvuranın temsilcisinden yukarıda   yer alan teklifi kabul ettiklerine dair bildirimi almıştır.   AİHM, başvuranların Kasım Turgut ve Bedren Turgut adlı   başvuranların bildirimde isim ve soyadlarında yapılan yazım hataların   düzeltilmesine ilişkin başvuranların temsilcilerinin 11 Temmuz 2003   tarihli taleplerini dikkate alarak Hükümet'e bildirmiştir.   AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta   (Sözleşmenin 39. Maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki   Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun   olduğuna ve bu anlaşma çerçevesinde, başvuruya ilişkin sürecin   devamına gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Sözleşmenin 37§1   vd ile İçtüzüğün 62§3 Maddeleri).   BU NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM, OYBİRLİĞİYLE   1. Davanın, kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.   2. Tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar götürülmesini talep etmeyeceklerine dair   taahhütlerini dikkate almıştır.   İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 16 Ekim 2003 tarihinde, İçtüzüğün 77.   maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło