30498/96
WyrokETPCz2005-12-22ECLI:CE:ECHR:2005:1222JUD003049896
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy 14-dniowe zatrzymanie skarżącego przez policję bez postawienia go przed sędzią naruszyło jego prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, w szczególności art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że 14-dniowe zatrzymanie skarżącego przez policję bez postawienia go przed sędzią lub innym urzędnikiem uprawnionym do wykonywania władzy sądowniczej stanowiło naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał podkreślił, że nawet w sprawach dotyczących terroryzmu, gdzie władze napotykają szczególne trudności, nie zwalnia to państwa z obowiązku zapewnienia kontroli sądowej nad zatrzymaniem w rozsądnym terminie. Powołał się na swój wcześniejszy precedens (Brogan i inni), w którym już 4 dni i 6 godzin uznano za przekroczenie dopuszczalnych limitów.Stan faktyczny
Skarżący został aresztowany 19 kwietnia 1995 roku w Ankarze w związku ze śledztwem dotyczącym nielegalnej organizacji „Ekim”. Był przetrzymywany przez policję przez 14 dni, do 2 maja 1995 roku, bez postawienia go przed sędzią. Następnie został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM) na rok więzienia i grzywnę za pisanie i rozpowszechnianie ulotek tej organizacji. Sąd Kasacyjny podtrzymał wyrok.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę dotyczącą art. 5 ust. 3 Konwencji za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne.
2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Zasądził na rzecz skarżącego 5 000 euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 500 euro tytułem kosztów i wydatków.
4. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı
H.E./Türkiye Davası*
Baꢀvuru No: 30498 / 96
Strazburg Aralık 2005
OLAYLAR
Baꢀvuran 1969 doğumlu olup, Đ zmir’de ikamet etmektedir.
Polisin Ankara’da 19 Nisan 1995 tarihinde yasadıꢀı Ekim örgütüne karꢀı yürüt-
tüğü soruꢀturmada aralarında baꢀvuranın da yer aldığı birçok kiꢀi yakalanmıꢀtır.
Baꢀvuran aynı gün gözaltına alınmıꢀ ve Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
ꢁubesine götürülmüꢀtür.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı’nın 21 ve 24 Nisan tarihli talepleriyle baꢀvuranın gözaltı süresi ilk olarak 28 Nisan 1995’e, son olarak da
Emniyet Müdürlüğü’nün talebiyle 2 Mayıs 1995 tarihine dek uzatılmıꢀtır.
DGM, 13 Mayıs 1996 tarihinde baꢀvuranı yasadıꢀı Ekim örgütünün el ilanlarını yaz-
mak ve dağıtmak suçundan suçlu bulmuꢀ ve baꢀvuranı 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesine
ve 3506 sayılı Kanun’a ek 1. maddeye dayalı olarak bir yıl hapis ve 458.333.000 TL para
cezasına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuran temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀ ve Yargıtay 4 ꢁubat 1998 tarihinde kararı
onamıꢀtır.
Nihai karar baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀ, baꢀvuran bu karardan 20 Mart 1998
tarihinde haberdar olduğunu ifade etmiꢀtir.ç
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 5 § 2. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran yakalanma gerekçeleri hakkında kendisine bilgi verilmediğinden ꢀ
ikayetçi olmakta ve bu durumun AĐHS’nin 5 § 2. maddesinin ihlaline yol açtığını ileri
sürmektedir.
Hükümet, baꢀ vuran tarafından 20 Nisan 1995 tarihinde imzalanan tutanağa dayalı
olarak, adı geçenin AĐHS’nin 5 § 2. maddesi uyarınca yakalanma gerekçelerinden haberdar
edildiği karꢀılığını vermektedir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀler Genel
Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
AĐHM, 5 § 2. maddenin temel bir güvenceyi dile getirdiğini hatırlatmaktadır:
tutuklanan herkesin tutuklanma gerekçelerini bilmeye hakkı vardır. AĐHS’nin 5. maddesinin
sağladığı koruma sistemini dahil ederek herkese anlaꢀılır bir dilde hürriyetten yoksun bırakma
nedenlerini ve hukuki gerekçelerini bildirme ve sonucu itibariyle 4. paragraf uyarınca bu
gerekçelerin yargı huzurunda yasal dayanağının sorgulanması zorunluluğunu getirmektedir.
Tutuklanan kiꢀi «en kısa zamanda» bu bilgileri öğrenmek durumundadır fakat polis yakaladığı
kiꢀiye bu bilgileri o anda veremeyebilir. Bu bilgilerin en kısa zamanda ve yeterince verilip
verilmediğini belirlemek için olayların özel koꢀullarını bilmek gerekir (Bkz. Fox, Campbell
ve Harley-Đngiltere kararı, 30 Ağustos 1990, seri: A no: 182, § 40).
Mevcut baꢀvuruda AĐHM, baꢀvuranın imzasını taꢀıyan 20 Nisan 1995 tarihli olay yeri
tespit tutanağında baꢀvuranın Emniyet Müdürlüğü tarafından Ekim adlı örgüt için düzenlenen
soruꢀturma kapsamında yakalandığının ifade edildiğini, ayrıca yetkili hakim karꢀısında
sorgulanması sırasında baꢀvuranın bu tutanağa karꢀı çıkmadığını gözlemlemektedir.
AĐHM, daha önceki baꢀvurusunda baꢀvuranın «gözaltı süresi boyunca, polislerin kiꢀi
ya da kiꢀileri tanıyıp tanımadığını, suçu iꢀleyip iꢀlemediğini, böyle bir yerde bulunup
bulunmadığını kendisine sorduklarını» doğruladığı tespitinde bulunmaktadır. Polislerin
baꢀvuranı yakaladıklarında bunun nedenlerini bir bütün olarak açıklamadıkları farz edilse
dahi, dava dosyasında baꢀvuranın yakalanıp gözaltına alınmasının ardından bunun nedenlerini
öğrenmediği sonucunu çıkaracak hiçbir unsur yer almamaktadır (Bkz. Dikme-Türkiye kararı,
no: 20869/92, § 55, AĐHM 2000-VIII).
Bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.
maddelerine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, gözaltı süresinden ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5 § 3. maddesini ileri
sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden
AĐHM’den baꢀvurunun bu bölümünü reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümet öncelikli
olarak, Anayasa’nın 8. ve 19. maddelerinin gözaltının yasallığının denetlenmesi bakımından
baꢀvurana bir baꢀvuru yolu sunduğunu kaydetmekte, ayrıca baꢀvuranın sulh hakimi önünde
CMUK’un 128 § 4. maddesi uyarınca baꢀvuruda bulunmamıꢀ olduğunu eklemektedir.
Hükümet son olarak, yasadıꢀı yollardan yakalanan veya tutuklanan kiꢀilerin zararının tazmini
hakkında 466 sayılı Kanun’da yer alan esaslar uyarınca yargı sürecinin ardından baꢀvuranın
tazmin hakkının bulunduğunu savunmaktadır.
Baꢀvuran, Hükümetin savına karꢀı çıkmakta ve ꢀikayetçi olduğu iꢀlemin o tarihte
yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak yapıldığından atılacak her hukuki adımın boꢀa
çıkacağını ileri sürmektedir.
AĐHM, Hükümet tarafından dile getirilen CMUK’un 128 § 4. maddesinin olayların
meydana geldiği dönemde DGM’nin yetki alanına giren suçlar sözkonusu olduğunda
uygulanmadığını hatırlatmaktadır (Bkz. Barut-Türkiye kararı, no: 29863/96, 11 Eylül 2001).
Anayasa’nın 19. maddesi doğrultusunda yapılan itiraz ile ilgili olarak AĐHM,
Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuru yolunun teoride olduğu kadar
pratikte de istenilen düzeyde kesinlik derecesine sahip olması gerektiğini belirtmektedir. Bu
noktada Savunmacı Devlet bu zorunlulukları bir araya getirmek durumundadır (Bkz. Navara-
Fransa kararı, 23 Kasım 1993, seri: A no: 273-B, s. 27, § 24). Fakat, mevcut halde, Hükümet
Anayasa’nın 19. maddesince yapılan baꢀvurunun ardından bir sanığın gözaltına alınmasını
iptal eden hiçbir bir yargı kararı örneğini sunmamıꢀtır. Bu baꢀvuru yolunun varlığı kesinlikten
uzaktır (Bkz. Cihan-Türkiye kararı, no: 25724/94, 26 Ekim 1999). sayılı Kanun’da öngörülen tazmin yolu ile ilgili AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 5 §
3. maddesi uyarınca yaptığı ꢀikayetin ilgilinin uğradığı zararın tazmini için baꢀvurabileceği
bir yol olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Baꢀvuran bu baꢀvuruyu yapmadan önce AĐHS’nin § 3. maddesinde yer alan nitelikteki adli denetimin eksikliğini öne sürmektedir. Bu durumda
AĐHM, baꢀvuranın hızlı ve otomatik bir hukuki denetim olmaksızın gözaltına alınmasında
yapacağı tazminat baꢀvurusunun AĐHS’nin 5 § 5. maddesinden ayrılan özellikle 3., 4., ve 5.
maddelerin sunmuꢀ olduğu güvencenin niteliğini değiꢀtireceğine itibar etmektedir (Bkz.
mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın-Türkiye kararı, 8 Haziran 1995, seri:A no: 319-A, s. 17, §
44).
O halde, Hükümetin yapmıꢀ olduğu itiraz kabul edilememektedir.
B. Esas hakkında
Hükümet bu davada özellikle gözaltı süresinin uygunluğunun yasa ile öngörülen
sınırları aꢀmadığını belirtmekte, bu bağlamda, baꢀvuranın da itham edildiği ve «kanıtların bir
araya getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruꢀturmasının uzun bir süreyi
gerektirdiği» terör suçlarına iliꢀkin soruꢀturmanın özel yapısına ve güçlüklerine dikkat
çekmektedir. Bu hazırlık süreci yargı kararının alınmasındaki süreyi kısaltmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte de pek çok kez dile getirdiği üzere terör amaçlı suçlarda yetkililerin
özel sorunlarla karꢀılaꢀtıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve diğerleri-
Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41; ve sözü edilen Dikme kararı, § 64). Bununla
birlikte, bu durum yetkililere terörist kabul ettikleri zanlıları iç hukuk mercilerinin ve
Sözleꢀme Organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma yetkisini tanımamaktadır
(Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).
Yapılan baꢀvuruda, baꢀvuranın gözaltı süresi polis tarafından yakalandığı 19 Nisan tarihinde baꢀlamıꢀ ve yetkili hakimin baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar verdiği 2
Mayıs 1995 tarihinde sona ermiꢀ, on dört gün sürmüꢀtür.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında toplumu terör suçlarıdan korumak amacıyla da
olsa, ilgilinin yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaksızın, dört gün altı saat gözaltında
tutulmasının 5/3 madde ile belirlenen kesin zaman sınırlamasının dıꢀına çıktığına
hükmetmiꢀtir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AĐHM, baꢀvuranın “yetkili bir hakim önüne” çıkarılmaksızın on dört gün süreyle
tutulu bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, evinde yapılan aramanın yasaya uygun olarak gerçekleꢀtirilmediğini
savunmakta ve AĐHS’nin 8. maddesini ileri sürmektedir.
Hükümet bu konuda görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM, suçla mücadele kapsamında Devletler konutları arayabilir, maddi suç
unsurlarını oluꢀturmak ve failleri takip etmek için gerekli kanıtlara el koyabilirler (Bkz.
özellikle, Klas ve diğerleri-Almanya kararı, 6 Eylül 1978, seri: A no: 28, s.23, § 50, ve
Miailhe-Fransa kararı (no:1), 25 ꢁubat 1993, seri: A no: 256-C, s. 89-90, § 37).
Bu davada AĐHM, ulusal yargının idareyi bazı davalarda mahkeme kararı olmaksızın
arama iꢀlemini yapmaya yetkili kıldığını hatırlatmaktadır. AĐHM, sözkonusu arama iꢀleminin
baꢀvuran üzerindeki yasadıꢀı bir örgütün mensubu olma ꢀüphelerinin kaldırılması için gerekli
delilleri bulmayı amaçladığını gözlemlemektedir. Arama tutanağına göre bu iꢀlem baꢀvuranın
huzurunda gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Dava dosyasında yer alan belgelerden baꢀvuranın sonradan
yargı makamları huzurunda arama iꢀlemine karꢀı çıktığı ya da bu belgelerin doğruluğunu
yalanladığı sonucu çıkmamaktadır.
ꢁikayetin bu bölümünün dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3.
ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
IV. AĐHS’NĐN 6 §§ 1, 2 VE 3 c) – d), 7, 9 VE 10. MADDELERĐNĐN ĐHLAL
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran son olarak 25 Eylül 1998 tarihli mektubuyla AĐHS’nin 6 §§ 1, 2 ve 3 c) – d),
7, 9 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır. AĐHS’nin 6. maddesiyle ilgili
özellikle ꢀu iddialarda bulunmaktadır:
-
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi üyeleri arasında bulunan askeri bir hakimin
varlığı nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak nitelendirilemez (madde 6
§1);
-
-
Yargıtay, DGM’nin yasal olmayan yoldan elde ettiği delillere dayandırdığı kararını
gerekçelendirmemiꢀtir;
Polis tutanaklarının ve Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesinin kendisini yasadıꢀı terör
örgütü üyesi olarak nitelendirmesi ölçüsünde masumiyet karinesi ilkesinden
yararlanamamıꢀtır (madde 6 § 2);
-
-
Gözaltında avukat bulundurma hakkından istifade edememiꢀtir (madde 6 § 3 c));
Savunma tanıklarını sorguya çektirememiꢀtir (madde 6 § 3 d));
AĐHS’nin 7. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran, 3506 sayılı Kanun’un yanlıꢀ
uygulanmasından hakkında verilen para cezasını artırdığını ileri sürmektedir.
Baꢀvuran ayrıca, gerçekte ifade ve düꢀünce özgürlüğüne baskı oluꢀturmayı amaçlayan
bir suçtan mahkum edilmesinin AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerinin ihlaline yol açtığını öne
sürmektedir.
Hükümet yazılı görüꢀlerinde 25 Eylül 1998 tarihli ve AĐHS’nin 6 §§ 1, 2, 3 d), 7, 9 ve
10. maddelerine yönelik yapılan ꢀikayetlerin 2 Kasım 1995 tarihinde dile getirilmesi
gerektiğinden geç yapıldığını savunmaktadır.
Baꢀvuran, Yargıtay kararından 20 Mart 1998 tarihinde haberdar olduğunu
belirtmektedir. Eylül 1998 tarihinde yapılan ꢀikayetlerin tamamı Yargıtay’ın nihai kararına
dayanmaktadır ve geç yapılmıꢀtır. Yapılan ꢀikayetin bu bölümünün geç yapılması nedeniyle
AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Tazminat
Baꢀvuran maruz kaldığı manevi zarar için 35.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarı aꢀırı olarak nitelendirmekte ve AĐHM’nin ihlal kararının
tespitinin baꢀlı baꢀına bir tazmini oluꢀturduğunu kaydetmektedir.
AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak AĐHM, manevi tazminat olarak
baꢀvurana 5.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran, iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıꢀ olduğu masraf ve
harcamalara iliꢀkin 10.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmaktadır.
Sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, AĐHM masraf
ve harcamalar için baꢀvurana 1.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına 3 puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 5 § 3. maddesi uyarınca yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun dıꢀında
kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden
muaf tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin baꢀvurana 5.000 (beꢀ bin) Euro manevi
tazminat ve masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin
uygulanmasına;
4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 22 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło