31540/02

WyrokETPCz2007-04-12ECLI:CE:ECHR:2007:0412JUD003154002

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądność długości postępowania ocenia się na podstawie złożoności sprawy, zachowania skarżącego oraz zachowania władz krajowych. Stwierdził, że postępowanie karne, które trwało ponad 14 lat i nadal było w toku, znacznie przekroczyło rozsądny termin. Trybunał uznał, że rząd nie przedstawił żadnych argumentów ani dowodów, które mogłyby uzasadnić tak długi czas trwania postępowania, pomimo jego złożoności, i potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach.
Stan faktyczny
Skarżący, Hüseyin Atıcı, został aresztowany 16 października 1992 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej Dev-Sol. Prokurator domagał się dla niego kary śmierci. W 2005 r. sąd pierwszej instancji skazał go na śmierć, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny. Postępowanie karne, które rozpoczęło się w 1992 r., nadal było w toku w momencie wydania wyroku ETPCz, trwając ponad 14 lat.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącemu 9 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne w ciągu trzech miesięcy od uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi w przypadku opóźnienia. 4. Oddalił pozostałą część roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie (w zakresie kosztów i wydatków).

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL OF   EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   ATICI (no.2) - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 31540/02)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2007   Bu karar, AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’nde belirtilen ꢀartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak ꢀekle   iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Davanın nedeni, Türk vatandaꢁı olan Hüseyin Atıcı’nın (“baꢁvuran”), Đnsan Haklarını   ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢁme’nin (“Sözleꢁme”) 34. Maddesi uyarınca, 25   Temmuz 2002 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   yaptığı baꢁvurudur (baꢁvuru no: 31540/02).   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢁvuran, 1970 doğumlu olup, Kocaeli’de ikamet etmektedir.   Baꢁvuran, 16 Ekim 1992 tarihinde, Dev-Sol’a üye olduğu ꢁüphesiyle, Đstanbul   Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele ꢁubesinde görevli polis memurları tarafından   yakalanmıꢁ ve gözaltına alınmıꢁtır.   Ekim 1992 tarihinde, baꢁvuranın tutuklu yargılanması talimatını veren Đstanbul   Devlet Güvenlik Mahkemesi tetkik hakimi huzuruna çıkarılmıꢁtır.   Ocak 1993 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢁvuran ve diğer on altı sanık aleyhinde, bu kiꢁileri, diğer ꢁeylerin yanı sıra, yasadıꢁı silahlı   bir örgüte üye olmakla ve Devlet’in anayasal düzenini bozan eylemlere katılmakla suçlayan   bir ithamname vermiꢁtir. Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 146 § 1 Maddesi   çerçevesinde, baꢁvuranın ölüm cezasına çarptırılmasını istemiꢁtir.   yılında, anayasadaki değiꢁiklik sonucu Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıꢁ   ve baꢁvuranın davası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiꢁtir.   Mayıs 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, baꢁvuranı suçlu bulmuꢁ ve   ölüm cezasına çarptırmıꢁtır.   Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢁtur. Dava, Đstanbul Ağır Ceza   Mahkemesi huzurunda ertelenmiꢁtir ve hala beklemededir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran, kovuꢁturma süresinin, AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi’nde öngörülen “makul   süre” koꢁuluna uygun olmadığından ꢁikayetçi olmuꢁtur.   Hükümet, bu iddiayı reddetmiꢁtir. Hükümet, baꢁvuran aleyhindeki suçlamaları ve on   altı davalı ile çok sayıda tanığı içine alan geniꢁ kapsamlı bir duruꢁma düzenlemenin gerekli   olduğunu göz önünde bulundurarak davanın karmaꢁık olduğunu ileri sürmüꢁtür. Hükümet, bu   etmenlerin kovuꢁturmanın neden uzun sürdüğünü açıkladığını ve adli makamların ihmalkarlık   veya geciktirme ile suçlanamayacağını belirtmiꢁtir.   AĐHM, göz önüne alınması gereken sürenin, baꢁvuranın gözaltına alındığı 16 Ekim   tarihinde baꢁladığını belirtmektedir. Dava, hala Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde   beklemededir. Bu nedenle, kovuꢁturma on dört yıldan fazla sürmüꢁtür.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, baꢁvurunun AĐHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca asılsız olmadığını   belirtmektedir. AĐHM, ayrıca, baꢁvurunun kabuledilmez olması için hiçbir gerekçe   bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, baꢁvurunun kabuledilebilir olduğu sonucuna   varılmalıdır.   B. Esaslar   AĐHM, adli kovuꢁturmanın uzun sürmesinin makul olup olmadığının, dava olayları   ıꢁığında ve ꢁu kriterlere atfen değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir: davanın   karmaꢁıklığı, baꢁvuran ile ilgili makamların tutumu (bkz., birçok diğer makam arasında,   Pélissier ve Sassi / Fransa [GC], no. 25444/94, § 67, ECHR 1999-II)   AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6 §   Maddesi’nin ihlalini saptamıꢁtır (bkz, Pélissier ve Sassi, yukarıda kaydedilen).   AĐHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, sözkonusu davada farklı   bir sonuca varmak için Hükümet’in kendisini ikna edebilecek herhangi bir kanıt veya iddia   ortaya atmadığı belirtmektedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, bu   davadaki adli kovuꢁturmanın çok uzun sürdüğüne ve “makul süre” koꢁuluna uyulmadığına   karar vermiꢁtir.   Bu nedenle, AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi’nin ihlali sözkonusudur.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. Maddesi:   “Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢁmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun   bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢁvuran, manevi tazminat olarak 25,000 Euro (EUR) talep etmiꢁtir.   Hükümet, bu miktara itiraz etmiꢁtir.   AĐHM, yalnızca bir ihlalin saptanmasıyla tazmin edilemeyecek olan kovuꢁturmanın   uzun sürmesinden dolayı, baꢁvuranın manevi zarar görmüꢁ olabileceği görüꢁündedir. Bu   nedenle, AĐHM, adil bir temele dayanarak, baꢁvurana bu bağlamda 9,600 Euro ödenmesine   karar vermiꢁtir.   B. Masraf ve Giderler   Baꢁvuran, avukatlık ücretleri için 3,000 Euro talep etmiꢁtir. Baꢁvuran, ayrıca, konuyu   AĐHM’nin takdirine bırakarak, AĐHM önünde yapmıꢁ olduğu masraf ve giderler için   kendisine belli bir miktar ödenmesini talep etmiꢁtir.   Hükümet, herhangi bir belgeyle kanıtlanmadığı gerekçesiyle baꢁvuranın talebine itiraz   etmiꢁtir.   AĐHM’nin içtihadına göre, masraf ve giderlerin ancak gerçekten ve gerektiği ꢁekilde   yapıldığının kanıtlanması ve miktar olarak makul olması durumunda, bu miktar baꢁvurana   geri ödenir. AĐHM, sözkonusu davada, baꢁvuranın talebini destekleyen herhangi bir belge   sunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, AĐHM, bu bağlamda herhangi bir miktar ödenmesini   uygun görmemektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle oluꢁacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢁtur.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢁvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,   2. AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi’nin ihlal edildiğine;   3. (a) davalı Devlet’in, manevi tazminat olarak, baꢁvurana, AĐHS’nin 44 § 2 maddesi   uyarınca bu kararın kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde, 9,600 EUR (dokuz bin   altı yüz euro) ve bu miktara konulabilecek bütün vergileri ödemesine (bu miktar, ödeme   tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilecek);   (b) ödeme tarihine kadar yukarıda bahsedilen üç ayın dolması halinde, yukarıdaki   miktarların üzerine, Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme döneminde uyguladığı faiz oranına   üç puan eklemek suretiyle oluꢁacak faiz oranına eꢁit miktarda basit faizin ödenmesine karar   vermiꢀtir.   4. Baꢁvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiꢀtir.   Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ olup 12 Nisan 2007 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.   Santiago QUESADA   Bölüm Sekreteri   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢁkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło