31695/02

WyrokETPCz2008-01-29ECLI:CE:ECHR:2008:0129JUD003169502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak skutecznego środka odwoławczego od decyzji o przeniesieniu służbowym urzędnika państwowego, wydanej na podstawie dekretu z mocą ustawy, stanowi naruszenie prawa do skutecznego środka odwoławczego z art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że w tureckim systemie prawnym skarżący nie miał dostępu do skutecznego środka prawnego, który pozwoliłby mu zakwestionować decyzję o przeniesieniu służbowym, wydaną na podstawie dekretu z mocą ustawy nr 285. Sądy krajowe odmówiły rozpatrzenia sprawy merytorycznie, powołując się na brak jurysdykcji. Trybunał, odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach, stwierdził, że taka sytuacja stanowi naruszenie art. 13 Konwencji, który gwarantuje prawo do skutecznego środka odwoławczego przed organem krajowym.
Stan faktyczny
Skarżący, Fahrettin Aydın, nauczyciel historii i członek związku zawodowego Eğitim-Sen w Diyarbakır, w 1998 roku nosił odznakę protestującą przeciwko przeniesieniom związkowców. W maju 1999 roku został przeniesiony służbowo do Giresun na mocy decyzji Gubernatora Regionu Stanu Wyjątkowego, opartej na dekrecie z mocą ustawy nr 285. Skarżący zaskarżył decyzję do Sądu Administracyjnego w Diyarbakır, który odrzucił skargę bez merytorycznego rozpatrzenia, powołując się na art. 7 dekretu. Odwołanie do Rady Stanu zostało oddalone. W 2006 roku skarżący został przeniesiony z powrotem do Diyarbakır na własną prośbę.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: odrzucił wstępny zarzut Rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych; uznał skargę dotyczącą prawa do skutecznego środka odwoławczego za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji; zasądził skarżącemu 500 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE DAVASI   (B a ꢀvuru no. 31695/02)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 31695/02 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Fahrettin Aydın’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Haziran 2002   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından E. Talay tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1963 doğumludur ve Diyarbakır’da yaꢀamaktadır. Eğitim-Sen üyesi bir tarih   öğretmeni olan baꢀvuran, somut baꢀvuruya yol açan olaylar yaꢀandığında Diyarbakır Atatürk   Lisesi’nde görev yapmaktaydı.   ve 27 Ekim 1998 tarihlerinde Eğitim-Sen’in bağlı olduğu KESK’in Diyarbakır   ꢀubesince yapılan çağrıyla, sendikalı devlet memurlarının olağanüstü hal bölgesi dıꢀındaki   diğer görevlere atanmasını protesto etmek amacıyla baꢀvuran iꢀyerine, üzerinde “Sürgünler   bizi korkutamaz – KESK Diyarbakır” sloganı yazan bir rozet takarak gelmiꢀtir.   Mayıs 1999 tarihinde 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4 (g) maddesi   uyarınca Olağanüstü Hal Bölge Valisi kararı ile Milli Eğitim Bakanlığı baꢀvuranı   Giresun’daki bir okula tayin etmiꢀtir.   Baꢀvuran Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurarak Giresun’a tayininin iptal   edilmesini istemiꢀtir. Mahkeme 14 Haziran 2000 tarihinde esas üzerine inceleme yapmadan   talebi reddetmiꢀ, KHK’nın 7. maddesine göre sözkonusu KHK’ya binaen yapılan idari   iꢀlemlerin iptali için idare mahkemelerine baꢀvurulamayacağını kaydetmiꢀtir.   Baꢀvuran 14 Haziran 2000 tarihli kararı 28 Ağustos 2000 tarihinde temyiz etmiꢀ,   dilekçesinde sözkonusu KHK’nın 7. maddesinin AĐHS’nin 6 ve 13. maddesinde belirtilen   haklarını ihlal ettiğini savunmuꢀtur.   Ekim 2001 tarihinde Danıꢀtay, Diyarbakır Đdare Mahkemesinin kararını onamıꢀ,   Danıꢀtay kararı baꢀvurana 12 Aralık 2001 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.   Hükümet, görüꢀlerinde baꢀvuranın kendi isteği üzerine 21 Haziran 2006 tarihinde   Diyarbakır’daki bir okula tayin edildiğini bildirmiꢀtir.   HUKUK   I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZLARI   Hükümet öncelikle somut baꢀvurunun AĐHS hükümleriyle madde bakımından uyumsuz   olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiꢀtir. Bu bağlamda Mahkemenin   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI   içtihadına atıfta bulunmuꢀlar (Pellegrin – Fransa [BD], no. 28541/95) ve devlet memurlarının   meslek hayatına iliꢀkin ihtilafların AĐHS’nin 6. maddesi kapsamı dıꢀında olduğunu   savunmuꢀlardır.   Đkinci olarak baꢀvuranın Giresun’a tayinini takiben baꢀka bir ꢀehre tayin edilmesini   Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talep etmemiꢀ olması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmemiꢀ   olduğunu savunmuꢀlardır. Bu bağlamda baꢀvuranın 2006 yılında böyle bir talepte   bulunduğunda Diyarbakır’daki bir okula tayin edildiğini hatırlatmıꢀtır.   AĐHS ile uyuꢀmazlıkla ilgili ilk ön itiraza iliꢀkin olarak Mahkeme, önceki davalarda   Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddetmiꢀ olduğunu hatırlatır (bkz. Metin Turan –   Türkiye, no. 20868/02). Bu bağlamda sözkonusu memur ile devlet arasındaki iliꢀkinin özel   niteliği nedeniyle, maaꢀ, ödenek ve benzer haklara iliꢀkin sıradan iꢀ ihtilaflarının AĐHS’nin   6/1. maddesinin güvencesinden mahrum bırakmanın ilke olarak doğru olmadığına dair yeni   içtihadına iꢀaret eder (Vilho Eskelinen vd. – Finlandiya [BD], no. 63235/00). Bu nedenle   sözkonusu itirazı reddeder.   Đç hukuk yollarının tüketilmediği konusundaki ikinci itiraza iliꢀkin olarak ise Mahkeme   bu itirazın AĐHS’nin 13. maddesine dayalı olarak getirilen ꢀikâyetin esası ile yakından iliꢀkili   olduğu görüꢀündedir. Bu nedenle itirazı ꢀikâyetin esası ile birleꢀtirir.   II. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran AĐHS’nin 11. maddesine dayanarak baꢀka bir ꢀehre tayin edilmesinin sendikal   faaliyetlerine bir misilleme olduğunu savunmuꢀtur.   Hükümet bu görüꢀe itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuranın görev yerinin değiꢀtirilmesinin sendikal   faaliyetleri ile ilgisi olmadığını belirtmiꢀler ve tayinden sonra da baꢀvuranın bunlara devam   edebileceğini savunmuꢀlardır. Hükümete göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca   tüm kamu görevlileri değiꢀik ꢀehirlerde görevlendirilebilmektedir.   Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen Mahkeme, baꢀvuranın Giresun’a sendikal   faaliyetleri yüzünden tayin edildiği iddiasını destekleyen tespit ya da delil sunmadığını belirtir   (bkz. a contrario Metin Turan, yukarıda anılan). Bu nedenle Mahkeme, baꢀvuranın tayininin   AĐHS’nin 11. maddesinde belirtilen haklarına bir ihlal teꢀkil ettiğini tespit etmemiꢀtir.   Mahkeme ayrıca daha önce benzer ꢀikâyetler inceleyip ihlal tespit etmediğini hatırlatır   (bkz. Ertaꢀ Aydın vd, no. 43672/98; Ademyılmaz vd. – Türkiye, no. 41496/98, 41499/98,   41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606; Bulğa vd. – Türkiye, no. 43974/98 ve   Akat – Türkiye, no. 45050/98). Mahkeme somut davada yukarıda anılan baꢀvurulardaki   tespitlerinden uzaklaꢀmak için özel koꢀul görmemektedir.   Baꢀvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35/3. ve   35/4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir (ayrıca bkz. Soysal vd. – Türkiye, no. 54461/00,   54579/00 ve 55922/00).   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI   III. AĐHS’NĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, iç hukukta 285 sayılı KHK uyarınca yapılan idari iꢀleme itiraz edebileceği   etkili bir yol olmamasından ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Bu bağlamda AĐHS’nin 6 ve 13. maddelerini   öne sürmüꢀtür. Mahkeme baꢀvuranın ꢀikâyetinin 13. madde kapsamında incelenmesi   gerektiğini belirtir.   Hükümet baꢀvuranın görüꢀüne itiraz etmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Mahkeme o tarihte yürürlükte olan mevzuatın 285 sayılı KHK’ya dayalı olarak yapılan   idari iꢀlemlerin iptali için idari mahkemelere baꢀvurulmasına izin vermediğini gözlemler.   Mahkeme daha önce benzer davaları incelemiꢀ ve Türk hukuk sisteminde baꢀvuranın   baꢀka bir ꢀehirde görevlendirilmesi ꢀeklindeki idari iꢀleme itiraz edebileceği etkili hukuk yolu   bulunmaması bakımından AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Ertaꢀ   Aydın vd, yukarıda anılan; Ademyılmaz vd, yukarıda anılan; Bulğa vd, yukarıda anılan; Akat,   yukarıda anılan; Soysal vd, yukarıda anılan). Somut davada baꢀka bir sonuca varmak için   neden görmemektedir. Bu nedenle Hükümetin ön itirazı reddedilmelidir.   Sonuç olarak 13. madde ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran AĐHS’nin 8, 10 ve 14. maddelerini öne sürmüꢀ, Hükümet iddialara itiraz   etmiꢀtir.   Mahkeme, baꢀvuranın AĐHS’nin 8, 10 ve 14. maddelerine dayanan ꢀikayetlerini   incelemiꢀtir. Ancak elindeki tüm delilleri dikkate aldığında davada sözkonusu hükümlerin   ihlalini ortaya çıkarabilecek unsur tespit etmemektedir. Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmı   açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35/3. ve 35/4. maddeleri uyarınca   reddedilmelidir.   V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI   A. Tazminat   Baꢀvuran, kendisinin Giresun’a tayin edilmesi, ailesinin ise Diyarbakır’da kalması   nedeniyle sürekli seyahat etmek zorunda kaldığını ifade etmiꢀtir. Bu nedenle 20,000 Euro   maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet taleplere itiraz etmiꢀtir.   Mahkeme tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak baꢀvuranın belli bir manevi zarara   uğramıꢀ olduğu kanaatindedir. Dava koꢀullarını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun olarak   baꢀvurana bu baꢀlık altında 500 Euro ödenmesine hükmeder.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran ayrıca AĐHM önündeki masraf ve giderler için 3,000 Euro talep etmiꢀ,   Hükümet talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada baꢀvuran talep ettiği masrafları gerçekten yaptığını kanıtlamamıꢀtır. Bu   nedenle bu baꢀlık altında ödeme yapılmayacaktır.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin ön itirazının ꢀikayetin esası ile   birlikte incelenmesine ve itirazın reddine;   2. Etkili hukuk yolu hakkına iliꢀkin ꢀikâyetin kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan kısmının   kabuledilemez olduğuna;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   4. (a) Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilerek ve uygulanabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beꢀ   yüz Euro) manevi tazminat ödemesine;   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için   Hükümetin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 29 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Sally DOLLÉ   Kâtip   Françoise TULKENS   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło