31845/96
WyrokETPCz2003-06-17ECLI:CE:ECHR:2003:0617JUD003184596
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zniszczenie mienia przez siły bezpieczeństwa i brak skutecznego dochodzenia w tej sprawie naruszyły prawa skarżącego wynikające z art. 3, 8, 13 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1?Ratio decidendi
Trybunał, zgodnie z art. 39 Konwencji, uznał, że zawarta między stronami ugoda polubowna jest zgodna z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach. Ugoda ta, obejmująca uznanie przez Rząd naruszeń Konwencji oraz wypłatę zadośćuczynienia, stanowiła sprawiedliwe rozwiązanie sporu, co uzasadniało skreślenie sprawy z listy. Trybunał wziął pod uwagę zobowiązanie Rządu do podjęcia środków zapobiegawczych i poprawy skuteczności dochodzeń w podobnych sprawach.Stan faktyczny
Skarżący, Kemal Dilek, turecki obywatel mieszkający w Niemczech, w 1974 roku kupił działkę i zbudował dom w Bingöl-Yayladere w Turcji, który wykorzystywał na wakacje. W 1994 roku dach jego domu został zniszczony przez ostrzał helikoptera podczas operacji sił bezpieczeństwa. W grudniu 1995 roku skarżący odkrył, że jego dom i jego zawartość zostały spalone, rzekomo po starciach między siłami bezpieczeństwa a terrorystami, z podejrzeniem, że dom był wykorzystywany przez terrorystów.Rozstrzygnięcie
Umorzenie/skreślenie sprawy z listy w wyniku zawarcia ugody polubownej.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ KISIM
Dilek - Türkiye Davası
(Başvuru no: 31845/96)
KARAR
(Dostane Çözüm)
STRAZBURG Haziran 2003
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Dilek -Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( 2. Kısım),
Sn. J.P. COSTA, Başkan,
Sn. A.B. BAKA,
Sn. L. LOUCAIDES,
Sn. C. BIRSAN,
Sn. M.UGREKHELIDZE,
Sn. A. MULARONI, Yargıçlar
Sn. F. GÖLCÜKLÜ, Ad Hoc Yargıç
ile Kısım Sekreteri Sn. Dolle'nin katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak
toplanmış, 27 Mayıs 2003 tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda, yukarıda son anılan
tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Kemal Dilek'in ("başvuran"), 12 Nisan 1996 tarihinde,
İnsan Haklarım ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşmenin ("Sözleşme") eski 25.maddesi
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna ("Komisyon") yaptığı
başvurudur (başvuru no. 31845/96).
Başvuran, İstanbul'da avukatlık yapmakta olan Sn. N. Kaplan Akkuş tarafından temsil
edilmektedir. Tim Türk Hükümeti bu davaya yönelik olarak bir ajan tayin etmemiştir.
Başvuran, Bingöl'de bulunan evinin güvenlik güçlerince tahrip edilmesinden şikayetçi
olmuştur. Başvuran, Sözleşmenin 3, 5, 6, 8, 13. maddeleri ve l No'lu Protokolün 1. maddesine
dayanmaktadır.
Başvurunun Komisyon tarafından Hükümete bildirilmesini müteakiben dava, Sözleşmeye Ek
11. No'lu Protokolün 5 § 2 maddesi uyarınca l Kasım 1998'de Mahkemeye gönderilmiştir.
Mahkemede Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük
28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad
hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27 § 2 ve İçtüzüğün 29 § l maddeleri). Mayıs 2000 tarihinde tarafların görüşlerini alan Mahkeme, başvuruyu kabuledilebilir
bulmuştur. Şubat 2003 tarihinde Kısım Sekreteri, yazışma teatisini müteakiben, taraflara Sözleşmenin § l Maddesinin (b) bendi uyarınca dostane çözüm yolunu önermiştir. 27 Şubat 2003
tarihinde Hükümet ve 12 Mart 2003 tarihinde başvuran, Mahkemeye, dostane çözüm yolunu
kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
OLAYLAR doğumlu başvuran Almanya'nın Marl-Heim kentinde yaşamaktadır.
A. Başvuranın aktardığı şekliyle olaylar
Başvuran, Almanya'da on yıl işçi olarak çalıştıktan sonra 1974 yılında Bingöl-Yayladere,
Çayağzı köyü, Değirmen mezrasında bir arsa satın almış ve üzerine ev inşa etmiştir. Başvuran
ve ailesi her yıl yaz aylarında bu eve gitmişlerdir. Başvuranın evinde, yıllık gelirinin yarısı
karşılığında onun toprağım işleyen ve evinde kalan Ş. T. kalmaktadır.
yılında, güvenlik güçleri bölgede operasyonlar düzenlemiş ve açılan helikopter ateşi
sonucu başvuranın evinin çatısı yok edilmiştir. Daha sonra, güvenlik güçleri başvuranın evini
tahliye etmiş ve evde oturan Ş. T.'yi evden çıkarmıştır. Aralık 1995 tarihinde, başvuran mezraya gelmiş ve evinin ve içindekilerin yakıldığını
görmüştür. Başvuran evinin resmini çekmiş ve videoya kaydetmiştir. Köy muhtarı H. T. ve
diğer köylülerin anlattıklarına göre, mezra yakınlarında, güvenlik güçleriyle teröristler
arasında çatışmalar olmuş ve çatışmadan iki gün sonra, başvuranın evi, teröristler tarafından
kullanıldığı gerekçesiyle yakılmıştır. Ocak 1996 tarihinde başvuran, Bingöl Cumhuriyet Savcılığına iletilmek üzere, istanbul
Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi vermiştir. Başvuran, evinin ve içindekilerin güvenlik
güçleri tarafından yakılmasının araştırılmasını talep etmiştir.
Başvuran, başka bir iç hukuk yoluna başvurmamıştır.
B. Hükümete göre olaylar
Başvuranın şikayet dilekçesini müteakiben, yer bakımından yetkili olmadığı gerekçesiyle
Bingöl Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranın dilekçesini Yayladere Cumhuriyet Başsavcılığına
göndermiştir. Aralık 1996 tarihinde Yayladere Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı vermiş ve
şikayetin terörist bir eylemle ilgili olması nedeniyle, Diyarbakır DGM tarafından incelenmesi
gerektiğini belirtmiştir. Yayladere Savcılığı başvuranın evinin teröristlerle güvenlik güçleri
arasında çıkan çatışma esnasında tahrip edildiğini, bununla beraber faillerin tespit
edilemeyeceğini kaydetmiştir.
Yerel makamlar, başvuranın evinin yakılmasıyla ilgili soruşturma başlatmışlar, bu bağlamda, Şubat 1998 tarihinde Yayladere İlçe Jandarma Komutanlığından jandarmalar gelmiş ve
olay mahallinde incelemelerde bulunmuştur. Başvuranın evinin durumunu gören jandarmalar
olay yeri tutanağı düzenlemiştir. Jandarmalar, başvuranın evinin çatısının yıkıldığını, evin
ahşap kısımlarının yandığını, buna karşın duvarların sağlam olduğunu kaydetmiştir. Görevli
jandarmalar ayrıca, evin, güvenlik güçleriyle teröristler arasında bölgede çıkan çatışma
sırasında zarar gördüğünü belirtmiştir. Şubat 1998 tarihinde Yayladere İlçe Jandarma Komutanı başvuranın köyündeki köylülerin
ifadelerini almıştır. Muhtar Mehmet Dilek, evin güvenlik güçleri tarafından düzenleten bir
operasyon sırasında, güvenlik güçleriyle teröristler arasında bölgede çıkan ve köyden bir
kilometre uzakta 24 saat süren bir çatışma sırasında zarar gördüğünden emin olduğunu ama
kimin yaptığını görmediğini ifade etmiştir. Şükrü Taylan da evin güvenlik güçleriyle
teröristler arasında bölgede çıkan çatışma sırasında zarar gördüğünü söylemiştir. Yusuf
Yıldız, evde teröristler barındığı için evin yıkıldığını beyan etmiştir. Ali Gür de evin, evde
teröristlerin barındığı şüphesiyle yıkıldığını ifade etmiştir.
Faillerin henüz bulunamamasından dolayı başvuranın evinin yıkılmasına yönelik soruşturma,
halen Diyarbakır DGM tarafından sürdürülmektedir.
HUKUK
Şubat 2003 tarihinde Mahkeme, Hükümetten aşağıdaki bildirimi almıştır:
"1. Türk Hükümeti, bu tür olayları önlemeye yönelik Türk mevzuatının ve Hükümet
kararlılığının mevcudiyetine rağmen, güneydoğu bölgesinde görev yapan güvenlik
görevlilerince başvuranın evinin ve eşyalarının yakılması ve sivilleri köylerinden zorla
çıkarma gibi olaylardan ve yetkili makamların bu tür olayları gereğince soruşturmamasından
üzüntü duymaktadır. Bu tür olayların ve yetersizliklerin Sözleşmenin 8 ve 13. maddeleri ve l
No'lu Protokolün 1. maddesinin ihlaline neden olduğu ve verilen zararın ve duygusal acıların
Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir. Hükümetimiz, bu
maddelerle güvence altına alman haklan sağlamak üzere uygun talimatları vereceğini ve
gereken tüm önlemleri alacağını ve gelecekte bu talimatlara riayet edileceğini taahhüt
etmektedir. Bu bağlamda, bu başvuruya benzer şartlar taşıyan davaların daha etkili
soruşturulması amacıyla yeni hukuki ve idari düzenlemeler getirildiği, dolayısıyla başvuranın
davasında olduğu gibi, mülke zarar olaylarına bağlı şikayetlerin sayısının ciddi bir biçimde
azaldığı kaydedilmektedir.
2. Türk Hükümetinin, 31845/96 no'lu başvurunun dostane çözüme kavuşturulması
çerçevesinde, başvurana ex gratia olarak 25.000 EUR (yirmibeşbin Euro) tutarında ödeme
yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve manevi zarar ile masrafı kapsayan bu
meblağ, Mahkemenin, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca verdiği
kararın bildirilmesini müteakiben üç ay içinde, başvuran veya yasal temsilcisinin adına açılan
bir banka hesabına, ödenmesi gerekebilecek her türlü vergiden muaf olarak ödeme günündeki
kur üzerinden Türk Lirası cinsinden ödenecektir. Bu ödeme davanm nihai karannı
oluşturacaktır. Hükümet, belirtilen süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için,
yukarıda anılan meblağlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı % 3 'lük basit faiz oranı uygulanacağını kabul etmektedir.
3. Hükümet, Türkiye ile ilgili Mahkeme kararlarının uygulanmasının Bakanlar Komitesi
tarafından denetlenmesinin bu ve benzer davalarda ve bu bağlamda kaydedilecek gelişmeleri
teminat altına almakta uygun bir mekanizma olduğunu düşünmektedir. Bu amaçla, sürecin
gerektirdiği işbirliği sürdürülecektir.
4. Hükümet, davanın, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca Büyük Daireye götürülmesini
talep etmeyeceğini de taahhüt etmektedir." Mart 2003 tarihinde, Mahkeme, başvuranın temsilcisinden aşağıdaki bildirimi almıştır:
"1. Başvuran Kemal Dilek'in temsilcisi olarak Türk Hükümetinin 31845/96 no'lu
başvurumuzun dostane çözümü için bize 25.000 EUR (yirmibeşbin Euro) tutarında ödeme
yapma teklifini dikkate aldığımızı bildiririm. Her türlü vergiden muaf olacak bu miktar,
Sözleşmenin 39. maddesi uyarınca, maddi-manevi zararı ve davayla ilgili yapılan harcamaları
kapsayacak ve Mahkeme kararından, itibaren üç ay içerisinde belirttiğimiz banka hesabına
Euro cinsinden ödenecektir.
2. Başvuranla istişare ederek, yapılan teklifi kabul ettiğimi ve başvuranın Türkiye
Cumhuriyeti aleyhindeki başvuruyla ilgili tüm şikayetlerinden vazgeçtiğini bildiririm. Bu
ödeme davanın nihai çözümünü oluşturacaktır. Mahkemenin kararından sonra davanın
Sözleşmenin 43 § 1 maddesi Büyük Daireye gönderilmesini talep etmeyeceğimizi taahhüt
ederim.
3. Bu bildirim Hükümet ile bizim ulaştığımız dostane çözüm çerçevesinde yapılmıştır."
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta (Sözleşmenin 39.
maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı
ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleşmenin 37 § l ve İçtüzüğün 62 § 3
maddeleri).
Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;
2. ve tarafların davanın Büyük Dairede tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin
taahhütlerim dikkate almıştır.
Bu karar, 17 Haziran 2003 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun bir
biçimde İngilizce verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
S. DÖLLE
Sekreter
J. P. COSTA
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło