31877/96
WyrokETPCz2002-10-10ECLI:CE:ECHR:2002:1010JUD003187796
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy dziewięciodniowe zatrzymanie bez postawienia przed sędzią, brak możliwości zaskarżenia legalności zatrzymania oraz brak możliwości uzyskania odszkodowania za te naruszenia stanowią naruszenie art. 5 ust. 3, 4 i 5 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że dziewięciodniowe zatrzymanie skarżącego, nawet w kontekście walki z terroryzmem, przekroczyło „rozsądny termin” wymagany przez art. 5 ust. 3 Konwencji, odwołując się do ustalonego standardu 4 dni i 6 godzin. Stwierdził również, że brak możliwości szybkiego zaskarżenia legalności zatrzymania przed sądem naruszył art. 5 ust. 4. Wreszcie, Trybunał uznał, że skoro skarżący nie mógł dochodzić odszkodowania za te naruszenia w prawie krajowym, doszło do naruszenia art. 5 ust. 5 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, urodzony w 1960 roku, został zatrzymany przez policję 17 października 1995 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji TKP/ML-TIKKO. Jego zatrzymanie zostało przedłużone do 26 października 1995 roku, kiedy to został postawiony przed sędzią Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM), który wydał nakaz aresztowania. Łączny czas zatrzymania przed postawieniem przed sędzią wyniósł dziewięć dni.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4 i art. 5 ust. 5 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącego 2 750 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o kwotę pomocy prawnej.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
GÜNDOĞAN -TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 31877/96)
NİHAİ KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Ekim 2002
OLAYLAR doğumlu olan başvuran, Erzurum Cezaevinde yatmaktadır.
Başvuran, yasadışı örgüt TKP / ML-TIKKO (Türkiye Komünist Partisi/Marksist
Leninist) mensubu olduğu gerekçesiyle 17 Ekim 1995'te polis tarafından gözaltına alınmıştır.
Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının 19 Ekim 1995 tarihli talebi
üzerine başvuranın gözaltı süresi 26 Ekim 1995'e dek uzatılmıştır. Ekim 1995'te başvuran DGM hakimi karşısına çıkarılmış, hakkında tutuklama kararı
verilmiştir.
Cumhuriyet Savcısının 26 Aralık 1995 tarihli iddianamesi ile başvuran hakkında ceza
davası açılmıştır.
HUKUK AÇISINDAN
1. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN 5 §§ 3, 4 VE 5. FIKRALARININ İH-
LAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuran AİHS'nin 5. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkralarının ihlal edildiğini iddia
etmektedir.
A. AİHS'nin 5 § 3 maddesi
Başvuran gözaltında tutulduğu 17-26 Ekim 1995 tarihleri arasındaki sürenin uzun-
luğunu dile getirmektedir.
Hükümet gözaltı süresine ilişkin olarak, Türk hukukuna göre Devlet Güvenlik Mahkemesinin
görev alanına giren suçların terör suçlarını da kapsadığını ifade etmektedir. Hükümet, terörle
ilgili suçların belirlenmesi ve soruşturulması sırasında karşılaşılan olumsuzlukların, bu suçlara
adli suç kriterlerini uygulamada engel teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
AİHM, AİHS'ııin 5. maddesinin Sözleşmenin kurduğu sistem içindeki önemini hatırlat-
maktadır. Buna göre 5. madde bireyin özgürlüğüne Devletin yapabileceği keyfi müdahalelere
karşı koruma getirir. Yürütmenin müdahalelerinin yargısal denetimi, 5. maddenin 3.
fıkrasındaki keyfiliği en aza indirmeye ve hukuk devletini gerçekleştirmeye yönelik garantinin
asli bir özelliğidir ki bu "Sözleşmenin dibacesinde açıkça anılan demokratik bir toplumun
temel ilkelerinden biri "dir. (Bkz. Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı 26 Aralık 1997, 1997-VII,
s.2623-2624, § 44).
AİHM, geçmişte birçok defa yetkililerin terörle ilgili olarak yürütülen soruşturmalarda
özel birtakım problemlerle karşılaştığını kabul etmektedir. (Bkz. diğerleri arasında Brogan ve
diğerleri-İngiltere 29 Kasım 1998, seri:A no: 145
s.33,§61, Murray-İngiltere 28 Ekim 1994, seri:A no:300, s.27, § 58 ve 20869/92, § 64 AİHM
Dikme-Türkiye kararları AİHM 2000-VII). Fakat Mahkeme AİHS'nin 5. maddesinin, iç hukuka ve
yerel mahkemelere terör eylemlerinden suçlanan kişilerin yakalanması ve gözaltına alınması
konusunda denetim mekanizmasını keyfi olarak yürütme serbestisini vermediğini ifade etmek-
tedir. (Bkz.mutadis mutandis, anılan Murray kararı s.27, § 58).
Bu koşullarda başvuranın gözaltı süresi 17 Ekim 1995 tarihinde başlamış, DGM karşısına
çıktığı 26 Ekim 1995'te sona ermiş, yani dokuz gün sürmüştür. AİHM bu durumda anılan
Brogan kararına da atıfla bulunarak (s.33, § 62) terör olaylarına karşı önlem alma amacıyla da
olsa, AİHS'nin 5 § 3. maddesi çerçevesinde belirlenen dört gün altı saatlik gözaltı süresinin
dışına çıkıldığını hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak Mahkeme içtihadında yer alan yasal gözaltı süresine riayet
edilmemiş ve AİHS'nin 5 § 3 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 5 § 4 maddesi
Başvuran, gözaltı kararının hukukiliğinin denetlenmesi talebiyle başvuru
yapmanın mümkün olmadığından şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, başvuranın gözaltında kaldığı sürenin olayın meydana geldiği
dönemdeki yasalara uygun olduğunu ifade etmektedir.
AİHM, yakalanma veya tutuklanma haliyle özgürlükleri kısıtlanan herkesin, özgürlük
kısıtlanmasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve yasaya
aykırı görülmesi halinde serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahip
olduğunu belirterek Sözleşmenin 5 § 4 maddesini hatırlatmaktadır. (Bkz. 21 Şubat 1990 tarihli
Van der Leer-Hollanda seri:A no:170, s. 14 § 35, ve Musial-Polonya kararları no:24557/94, §
43, AİHM 1999-II).
AİHM, başvuranın ancak dokuz günlük gözaltı süresinin ardından hakim karşısına
çıkarıldığını ve yetkili hakim tarafından tutuklama kararı verildiğine dikkat çekmektedir. Bu
uygulama, sonucu itibariyle AİHS'nin 5 § 3 maddesinde öngörülen «makul süre» kavramıyla
bağdaşmamaktadır. (Bkz. sözü edilen Sakık ve diğerleri kararı, § 51, ve mutadis mutandis Van
Droogenbroeck-Belçika kararı 24 Haziran 1982, seri: A no:50, s. 29, § 53).
Sonuç olarak AİHS'nin 5 § 4 maddesi ihlal edilmiştir.
C. AİHS'nin 5 § 5 maddesi
Başvuran, ulusal yargı makamları önünde Türk hukuku çerçevesinde 5. maddenin ihlalinin
tazmini için yapılan talebin reddedilerek 5 § 5. maddenin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
AİHM, başvuranın iç hukuka uygun olarak yakalanıp gözaltına alındığını, fakat Sözleş-
menin 5. maddesinin 3 ve 4. paragraflarının ihlal edildiğini hatırlatmaktadır. Sözkonusu dava
sonuçlansa bile, Mahkeme başvuranın ulusal yargı makamları önünde mevcut ihlalin tazminine
yönelik bir talepte bulunamayacağını belirtmektedir. Hükümet bu konuda herhangi bir itirazda
bulunmamıştır. (Bkz. anılan Sakık ve diğerleri kararı § 60).
Sonuçla AİHS'nin 5 § 5 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE
A. Zarar, masraf ve harcamalar
Başvuran, uğramış olduğu zararın ve masraf ve harcamaların giderilmesi
talebinde bulunmaktadır.
Hükümet görüş bildirmemiştir.
Mahkeme, eşitlik ilkesi göz önünde bulundurularak AİHS'nin 41. maddesi uyarınca
başvurana manevi tazminat olarak kararın kesinleştiği tarihte TL.'ye çevrilmek üzere 2750
Euro (EUR) ödenmesini kararlaştırmıştır.
Masraf ve harcamalara ilişkin olarak Avrupa Konseyinin adli yardım miktarı olan 630
Euro düşülerek başvurana 1.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Temmerrüt faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının yasal olarak belirlediği ve nihai kararın alındığı tari-
hten itibaren uygulanan yıllık temmerrüt faiz oranının % 3 olduğunu belirtmektedir.
BU SEBELERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiğine ;
2. AİHS'nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde, bu miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflar düşülmeden, ödeme
tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana;
manevi tazminat olarak 2.750,- (ikibinyediyüzelli) Euro ve Avrupa Konseyi tarafından verilen
630,-(altıyüzotuz) Euro'luk adli yardım miktarı düşülmek ve doğrudan veya dolaylı her türlü
vergiden muaf olmak üzere, masraf ve harcamalar için 1.500,- (binbeşyüz) Euro ödemesine ;
b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre
için Avrupa Merkez Bankasının belirlemiş olduğu yıllık % 3'lük faizin ödenmesine;
5. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.
maddelerine uygun olarak 10 Ekim 2002 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło