31880/96

WyrokETPCz2001-10-30ECLI:CE:ECHR:2001:1030JUD003188096

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające ponad 20 lat (z czego 14 lat i 8 miesięcy podlegało jurysdykcji Trybunału), było nadmiernie długie. Stwierdził, że opóźnienia, zarówno na etapie pierwszej instancji, jak i w postępowaniu odwoławczym, nie mogły być uzasadnione złożonością sprawy, pomimo dużej liczby współoskarżonych. Trybunał przypisał odpowiedzialność za te opóźnienia władzom krajowym, uznając, że nie wypełniły one obowiązku zapewnienia rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie.
Stan faktyczny
Skarżący, Hıdır Adıyaman, obywatel Turcji, został aresztowany 31 sierpnia 1981 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji Dev-Yol. W 1989 roku został skazany na 12 lat więzienia przez Sąd Wojenny w Ankarze. Po apelacji, w 1995 roku, Sąd Kasacyjny uchylił wyrok i przekazał sprawę do ponownego rozpoznania, gdzie postępowanie nadal trwa.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Postanowił oddzielić tę skargę od innych połączonych skarg. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu długości postępowania karnego. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 100 000 franków francuskich tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 8 000 franków francuskich tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu 3 miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami w wysokości 4,26% rocznie po upływie tego terminu. 4. Oddalił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı   ADIYAMAN/Türkiye Davası*   Baꢀvuru No: 31880 /96   Strazburg   Ekim 2001   USULĐ ĐꢁLEMLER   1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı olan Hıdır Adıyaman’ın ("baꢀvuran"), 21 Mayıs   tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢀme'nin ("Sözleꢀme")   eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon")   yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 31880 /96).   2. Baꢀvuranı Ankara’da faaliyet gösteren avukat Oya Ersoy Ataman temsil etmiꢀtir.   Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. Baꢀvuran, kendisine karꢀı yürütülen ceza yargılamasının Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesi   uyarınca “makul sürede” sonuçlanmadığını öne sürmektedir.   4. Baꢀvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleꢀmenin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe   girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmiꢀtir.   5. Baꢀvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiꢀ (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu   bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleꢀmenin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1   maddesine uygun olarak teꢀ ekkül etmiꢀ tir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç   Rıza Türmen davadan çekilmiꢀtir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz   Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıꢀtır (Sözleꢀmenin 27§2 ve   Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).   6. Daire Baꢀkanı baꢀvurunun Davalı Devlet aleyhine yapılan diğer baꢀvurularla   birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.   7. Daire 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla baꢀvuruyu kabuledilebilir bulmuꢀtur.   8. Gerek baꢀvuran gerekse de Hükümet esaslara iliꢀkin olarak görüꢀ bildirmiꢀlerdir   (Đçtüzük 59 § 1).   OLAYLAR   I. DAVAYA ESAS TEꢁKĐL EDEN OLAYLAR   A. Baꢀvuranın yakalanması ve tutuklanması   9. 31 Ağustos 1981 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları   baꢀvuranı yasadıꢀı Dev-Yol örgütüne üye olduğu ꢀüphesiyle tutuklamıꢀlardır.   10. 19 Ekim 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi baꢀvuranın tutukluluk   halinin devamına karar vermiꢀtir.   * D ı ꢀiꢀleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe’ye çevrilmiꢀ olup, gayrıresmî tercümedir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Çok taraflı Siyasî Đꢀler Genel Müdürlüğü tarafından   yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki   telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür   Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama   11. 26 ꢁubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, baꢀvuran ve diğer 722 davalı hakkındaki   iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuꢀtur. Savcı, baꢀvuranı, amacı Türk anayasal   düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıꢀı silahlı örgüt Dev-   Yol'a üye olmakla suçlamıꢀtır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146§1 hükmü uyarınca ölüm   cezası talep etmiꢀtir.   12. 18 Mayıs 1987 tarihinde baꢀvuran tutuksuz yargılanmak üzere serbest   bırakılmıꢀtır.   13. 19 Temmuz 1989 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, baꢀvuranı Dev-Yol üyesi   olduğu için suçlu bulmuꢀtur. Mahkeme baꢀvuranı TCK'nın 146§3 maddesi uyarınca 12 yıl   hapis cezasına çarptırmıꢀ ve kendisini sürekli olarak bir kamu hizmeti mesleği icra etmekten   men ederek adli vesayet altına koymuꢀtur.   C. Temyiz Đꢀlemleri   14. Baꢀvuranın itirazda bulunmuꢀtur.   15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe   girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiꢀ ve 26 Aralık 1994 tarihinde   dosya Yargıtay'a gönderilmiꢀtir.   16. 27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın TCK 146§1 maddesi uyarınca   yargılanması gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozmuꢀtur. Dava Ankara Ağır Ceza   Mahkemesine gönderilmiꢀ ve halen bu mahkemede sürmektedir.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA   A. Ceza Hukuku   17. Türk Ceza Kanunu'nun 146 §§ 1 ve 3. hükmü aꢀağıdaki gibidir:   "Türkiye Cumhuriyeti Teꢀkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya   ilgaya ve bu kanun ile teꢀekkül etmiꢀ olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan   men'e cebren teꢀebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur.   .......   Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iꢀtirak eden fer’i ꢀerikler hakkında   beꢀ seneden on beꢀ seneye kadar ağır hapis cezası ve amme hizmetlerinden müebbeden memnuniyet   cezası hükmolunur.”   HUKUK   I. SÖZLEꢁMENĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   18. Baꢀvuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuꢀturmasının süresinin uzunluğundan   yakınmıꢀtır. Bu bağlamda Sözleꢀme'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini idda etmektedir.   Anılan madde aꢀağıdaki gibidir:   "Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."   19. Hükümet baꢀvuranın iddialarını reddetmiꢀtir. Baꢀvurana yöneltilen   suçlamalar bakımından davanın karmaꢀık olduğunu ve Dev-Yol eylemlerine karıꢀtıkları   ꢀüphesiyle suçlanan 723 davalının söz konusu olduğu bir duruꢀmanın hazırlanmasının   güçlüğünü ifade etmiꢀtir.Bu etmenlerin iꢀlemlerin uzamasında etkili olduğunu ve yargı   makamlarının ihmal ve gecikmesinden söz edilemeyeceğini iddia etmiꢀlerdir.   A. Dikkate alınacak dönem   20. Mahkeme, yargılamanın, baꢀvuranın yakalandığı 31 Ağustos 1981 tarihinde   baꢀlayıp halen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdüğünü gözlemlemektedir. Dolayısıyla,   baꢀvuranın yargılanması yirmi yıldan fazla bir zamandır sürmektedir.   21. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel baꢀvuru hakkını tanıdığına iliꢀkin   bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen on dört yıl sekiz aylık dönemi   inceleyebilmektedir. Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın   ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu tarihte, yargılama beꢀ yıl beꢀ   aydır sürmekteydi.   (b) Yargılama süresinin makuliyeti   22. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yedi yıl on bir ayda karara vardığını   gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay itirazı dört yılda karara bağlamıꢀtır. Yargıtay davayı ele   aldıktan yaklaꢀık bir yıl sonra, 27 Aralık 1995 tarihinde, karara varmıꢀtır. Bu kararı   müteakiben dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye baꢀlanmıꢀ ve bu mahkemede   halen sürmektedir. Mahkeme, gerek ilk derece mahkemesinde gerek temyiz sürecinde önemli   gecikmeler olduğu kanısındadır. Bu gecikmeler davanın karmaꢀıklığı ile açıklanamaz ve   baꢀvurana karꢀı yürütülen cezai kovuꢀturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara   atfedilmelidir.   23. Mahkeme, kendisindeki delillere ve konu hakkındaki içtihadına dayanarak, ceza   yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine yol   açtığı sonucuna varmıꢀtır.   24. Dolayısıyla, Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. SÖZLEꢁMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   25. Sözleꢀme'nin 41. Maddesi aꢀağıdaki gibidir:   "Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."   A. Zarar   26. Baꢀvuran, bu baꢀlık altında herhangi bir talepte bulunmamıꢀtır. Baꢀvuran,   yargılamanın çok uzun sürmesinden kaynaklanan birçok sıkıntıya maruz kaldığına değinmiꢀ   ve Mahkemeden bu durumu göz önüne alarak tazminata hükmetmesini istemiꢀtir.   27. Hükümet, baꢀvuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıꢀtır.   28. Baꢀvuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,   kendisinin belli bir sıkıntıya düꢀtüğünü düꢀünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine   100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraflar   29. Baꢀvuran, yasal harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamıꢀ, takdiri   Mahkemeye bırakmıꢀtır.   30. Hükümet, bu baꢀlık altında da herhangi bir görüꢀ belirtmemiꢀtir.   31. Mahkeme, baꢀvuranın Sözleꢀme iꢀlemleri sürecinde bazı harcamalarda   bulunduğunu göz önüne alarak, yaptığı masraflar için baꢀvurana 8,000 Frank ödenmesinin   makul olduğuna karar vermiꢀtir.   C. Temürrüt Faizi   32. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, iꢀbu kararın benimsendiği tarihte   Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.   BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Đçtüzük 43§1 maddesi uyarınca birleꢀtirilen diğer baꢀvurulardan ayırmaya;   2. ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleꢀmenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3.   (a) Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren 3 ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilerek davalı Devlet tarafından   baꢀvurana,   (i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangının   (ii) Masraflar için 8,000 (sekizbin) Fransız Frangının   ödenmesi gerekebilecek her türlü vergiyle birlikte, ödenmesine,   (b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz   uygulanmasına   4. Oybirliğiyle baꢀvuranın adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerinin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmiꢀ ve 30 Ekim 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve   3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Michael O'BOYLE   Elisabeth PALM   Sekreter   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło