31890/96
WyrokETPCz2002-11-26ECLI:CE:ECHR:2002:1126JUD003189096
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przymusowe wysiedlenie, zniszczenie mienia i brak skutecznego postępowania wyjaśniającego naruszyły prawa skarżących wynikające z art. 3, 5, 6, 8, 13 i 14 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1?Ratio decidendi
Trybunał skreślił sprawę z listy, ponieważ strony osiągnęły ugodę. Uznał, że warunki ugody są zgodne z poszanowaniem praw człowieka określonych w Konwencji i jej Protokołach. Ugoda obejmowała wypłatę zadośćuczynienia oraz uznanie przez rząd turecki naruszeń Konwencji i zobowiązanie do podjęcia działań zapobiegawczych, co świadczyło o rozwiązaniu sporu w sposób zgodny z zasadami konwencyjnymi.Stan faktyczny
Skarżący, Makbule i Ramazan Kınay, mieszkali w wiosce Dirimpınar w prowincji Muş. We wrześniu 1994 roku, gdy Ramazan Kınay odbywał karę więzienia, siły bezpieczeństwa (w tym żandarmeria i strażnicy wiejscy) miały spalić ich dom i zniszczyć mienie. Makbule Kınay została zmuszona do opuszczenia wioski i przeniosła się do Stambułu. Ramazan Kınay po warunkowym zwolnieniu złożył skargę do prokuratury, domagając się powrotu do wioski i odszkodowania, ale nie wszczęto żadnego śledztwa.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie postanowił skreślić sprawę z listy i odnotował zobowiązanie stron do nieżądania ponownego rozpatrzenia sprawy przez Wielką Izbę.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
İKİNCİ KISIM
KINAY VE KINAY - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 31890/96)
KARAR
(Dostane Çözüm)
STRAZBURG
USULİ İŞLEMLER
Davanın nedeni, Türk vatandaşları olan Makbule ve Ramazan Kınay'ın
("başvuranlar"), 21 Mayıs 1996 tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya
Dair Sözleşmenin ("Sözleşme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa
İnsan Hakları Komisyonuna ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 31890/96).
Başvuranlar, İstanbul'da avukatlık yapan Sn. Bedia Buran, Sn. Naciye Kaplan
ve Filiz Kostak tarafından temsil edilmektedir. Bu davaya yönelik olarak Türk
Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir.
Başvuranlar, Sözleşmenin 3, 5, 6, 8, 13 ve 14. maddesine dayanarak OHAL
bölgesinde güvenlik güçlerince köylerinden çıkarılmalarından ve mülklerinin zarar
görmesinden şikayet etmektedir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Başvuru, l Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye
gönderilmiştir. Mayıs 2000 tarihinde tarafların görüşlerini alan Mahkeme davayı
kabuledilebilir bulmuştur. Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Dairelerin oluşumlarını değiştirmiştir (İçtüzük § 1). Dava yeni oluşturulan 2. Daireye verilmiştir. Nisan 2001 tarihinde Daire Sekreteri, yazışma teatisini müteakiben, taraflara
Sözleşmenin 38§1 Maddesinin (b) bendi uyarınca dostane çözüm yolunu önermiştir. Haziran 2002 tarihinde başvuranlar ve 29 Ağustos 2002 tarihinde Hükümet
Mahkemeye, dostane çözüm yolunu kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
OLAYLAR
Her ikisi de 1956 doğumlu olan başvuranlar İstanbul'da yaşamaktadır.
Tarafların sunduğu şekliyle olaylar aşağıdaki şekliyle özetlenebilir.
A. Başvuranın sunduğu şekliyle olaylar
Başvuranlar 18 Eylül 1994 tarihine kadar Muş ili, Malazgirt ilçesi, Dirimpınar
köyünde yaşamıştır.
Ramazan Kınay, Diyarbakır Cezaevinde kendisine verilen bir hapis cezasını
çekmekte iken, köy muhtarı köylülere ve başvuran Makbule Kınay'a evlerinin güvenlik
güçleri tarafından yakılacağını söylemiştir. Bu bilgi üzerine, köylülerden bazıları
evlerini boşaltmışlardır. Eylül 1995 günü, akşam saat 8.00 sıralarında, güvenlik güçleri, özel tim
ekipleri Jandarma ve 50-60 kişilik köy korucusu grubu başvuranların köyüne
gelmiştir. Güvenlik güçleri başvuranların evinde arama yapmış ve Makbule Kınay'ın
değerli eşyalarını aşağılamışlar ve itip kakmışlardır. Daha sonra başvuranların evine
benzin döküp içindeki eşyalarla birlikte ateşe vermişlerdir.
Makbule Kınay, evlerini yakan korucuların Malazgirt ilçesi Nurettin köyünden
olduklarını fark etmiştir.
Evi yakılan Makbule Kınay, akrabalarının Muş Bulanık ilçesinde bulunan
evlerine taşınmıştır. Güvenlik güçlerinin tehditleri üzerine İstanbul'a yerleşmiştir.
Daha sonra, tarlalarında bulunan 75 ton arpanın köy korucuları tarafından
toplandığını öğrenmiştir. Mart 1995 tarihinde Ramazan Kınay şartlı tahliye edilmiştir. 30 Kasım 1995
tarihinde, Malazgirt Cumhuriyet Savcılığına sunulmak üzere, Üsküdar Cumhuriyet
Savcılığına bir dilekçe ile başvurmuştur. Dilekçesinde, kendilerinin ve akrabalarının
evlerinin köy korucuları tarafından yakıldığından şikayet etmiştir. Kendisine köye
dönmesine izin verilmesini ve zararlarının telafi edilmesini talep etmiştir.
Başvuranın şikayetleri hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştır.
B. Hükümetin sunduğu şekliyle olaylar
Başvuran Ramazan Kınay, PKK üyesi olmaktan ceza almıştır, iddia konusu
olayların olduğu dönemde hapis cezasını tamamlamakta idi.
Yetkili makamlar, başvuranın iddiaları hakkında bir soruşturma yürütmüşlerdir. Aralık 1997 tarihinde, Malazgirt Jandarma Komutanı Dirimpınar köyü
muhtarının ifadesini almıştır. İfadesinde, muhtar, başvuranın iddialarını yalanlamıştır.
Muhtar, köyde halen yaşamakta olan aileler olduğunu ve Makbule Kınay'ın köyde
kendi isteğiyle ayrıldığını beyan etmiştir.
Tapu sicil kayıtlarına göre başvuranlar, yaklaşık 11 dönümlük tarlaya sahiptirler.
Yetkililer tarafından yürütülen soruşturma sonrasında, söz konusu dönemde
bölgede operasyon yapılmadığı ve bu bölgede korucu olmadığı anlaşılmıştır.
HUKUK Ağustos 2002 tarihinde Mahkeme Hükümetten aşağıdaki bildirimi almıştır:
"1. Türk Hükümeti'nin, 31890/96 no'lu başvurunun dostane çözüme
kavuşturulması çerçevesinde, başvuranlara ex gratia olarak 59.000 (ellidokuzbin
Euro) EUR tutarında ödeme yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve
manevi zarar ile masrafı kapsayan bu meblağ, Mahkemenin, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin 39. maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakiben üç ay
içerisinde, başvuranlar veya temsilcileri adına açılan bir banka hesabına, ödenmesi
gerekebilecek her türlü vergiden muaf olarak ve ödeme günündeki kur üzerinden
Türk Lirası cinsinden ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır.
2. Türk Hükümeti, bu tür olayları önlemeye yönelik Türk mevzuatının ve
Hükümet kararlığının mevcudiyetine rağmen, Makbule ve Ramazan Kınay'ın
davasındaki gibi, güneydoğu bölgesinde görevli kamu görevlilerinin neden olduğu
konut, mal ve mülk tahribatından, sivillerin kövlerini terk etmeye zorlanmalarından ve
yetkili makamların bu tür olayları gereğince soruşturmamasından üzüntü
duymaktadır.
3. Başvuranların davasındaki yetersizliklerin ve eylemlerin Sözleşmenin 8 ve
13. maddelerinin ve 1 No'lu Protokolün 1. maddesinin ve verilen zararın ve duygusal
acıların Sözleşmenin 3.maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir.
Hükümetimiz, bu maddelerle korunan hakların güvence altına alınmasını sağlamak
üzere uygun talimatları vereceğini ve gereken tüm önlemleri alacağını ve gelecekte
bu talimatlara riayet edileceğini taahhüt etmektedir. Bu bağlamda, bu başvuruya
benzer şartlar taşıyan davaların daha etkili soruşturulması amacıyla yeni hukuki ve
idari düzenlemeler getirildiği kaydedilmektedir.
4. Hükümet, Türkiye ile ilgili Mahkeme kararlarının uygulanmasının Bakanlar
Komitesi tarafından denetlenmesinin bu ve benzer davalarda ve bu bağlamda
kaydedilecek gelişmeleri teminat altına almakta uygun bir mekanizma olduğunu
düşünmektedir. Bu amaçla, sürecin gerektirdiği işbirliği sürdürülecektir.
5. Hükümet, davayı, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca Büyük Daireye
götürülmesini talep etmeyeceğini de taahhüt etmektedir." Haziran 2002 tarihinde, Mahkeme, başvuranların temsilcisinden aşağıdaki
bildirimi almıştır:
"I. Başvuranların temsilcisi olarak Türk Hükümetinin 31890/96 no'lu
başvurumuzun dostane çözümü için bize 59.000 Euro (ellidokuzbin Euro) tutarında
ödeme yapma teklifini dikkate aldığımızı bildiririz. Her türlü vergiden muaf olacak bu
miktar, Sözleşmenin 39. maddesi uyarınca, maddi-manevi zararı ve davayla ilgili
yapılan harcamaları kapsayacak ve Mahkeme kararından itibaren üç ay içerisinde
belirttiğimiz banka hesabına ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası cinsinden
ödenecektir.
2. Yapılan teklifi kabul ettiğimizi ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki başvuruyla
ilgili tüm şikayetlerden vazgeçtiğimizi bildiririz. Bu ödeme davanın nihai çözümünü
oluşturacaktır.
3. Bu bildirim Hükümet ile bizim ulaştığımız dostane çözüm çerçevesinde
yapılmıştır.
4. Ayrıca, davayı, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca, Büyük Daireye
götürülmesini talep etmeyeceğimizi de taahhüt ederiz."
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta
(Sözleşmenin 39. maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde
tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir
(Sözleşme'nin 37 § l ve İçtüzüğün 62 § 3 maddeleri).
Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;
2.
ve tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar görüşülmesini talep
etmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini dikkate almıştır.
Bu karar, 26 Kasım 2002 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına
uygun bir biçimde İngilizce verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło