31941/03;31944/03
WyrokETPCz2007-12-13ECLI:CE:ECHR:2007:1213JUD003194103
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania karnego, trwającego ponad dziesięć lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu postępowania wymaga uwzględnienia złożoności sprawy, zachowania skarżących oraz zachowania władz krajowych. Stwierdził, że postępowanie trwało ponad dziesięć lat w jednej instancji, co samo w sobie jest nadmierne. Wobec braku przekonujących argumentów rządu, które uzasadniałyby tak długi czas trwania, oraz w świetle ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach przeciwko Turcji, Trybunał uznał, że długość postępowania była nadmierna i naruszyła art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Ali Ekber Öz i Fuat Nas, zostali aresztowani w 1992 roku w Stambule przez policję antyterrorystyczną w związku z zarzucanymi powiązaniami z PKK. Po zatrzymaniu zostali tymczasowo aresztowani, a następnie zwolnieni po czterech miesiącach. W 1992 roku prokurator wniósł akt oskarżenia przeciwko nim i dwudziestu czterem innym osobom o działalność separatystyczną. Postępowanie przed Państwowym Sądem Bezpieczeństwa (DGM) zakończyło się 11 kwietnia 2003 roku uniewinnieniem F. Nasa i umorzeniem sprawy A. E. Öza z powodu przedawnienia.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdził, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
3. Zasądził na rzecz każdego ze skarżących 8 400 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz łącznie 100 EUR tytułem kosztów i wydatków.
4. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
ÖZ VE NAS - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 31941/03 ve 31944/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Aralık 2007
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 31941/03 ve 31944/03 başvuru no’lu davaların
nedeni bu ülke vatandaşları Ali Ekber Öz ve Fuat Nas’ın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AİHM) 20 Ağustos 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini
güvence altına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış
olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul
barosu avukatlarından N. Çem tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1969 ve 1962 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedirler.
Başvuranlar PKK ile olan bağlantıları nedeniyle 12 Ekim ve 18 Temmuz 1992 tarihlerinde
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından yakalanarak
gözaltına alınmışlardır. Ekim ve 3 Ağustos 1992 tarihlerinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) hakimi,
başvuranları dinlemiş ve tutuklanmalarına karar vermiştir.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı 10 Kasım 1992 tarihli iddianame ile aralarında başvuranların da
yer aldığı yirmi altı kişi hakkında bölücülük suçlamasıyla ceza davası açmıştır.
Başvuranlar tutuklandıktan dört ay sonra serbest bırakıldıklarını ifade etmektedirler.
Yalnızca sivil hakimlerden oluşan DGM 11 Nisan 2003 tarihli bir karar ile F. Nas’ın hakkında
yapılan suçlamalardan beraatına ve zamanaşımı nedeniyle A. E. Öz hakkında açılan davanın
düşmesine karar vermiştir. Temyize gidilmediğinden karar başvuranlar açısından nihai hale
gelmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6/1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar yargı sürecinin uzunluğunun AİHS’nin 6/1. maddesinde öngörülen «makul süre»
ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedirler.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM dikkate alınması gereken dönemin 12 Ekim 1992 tarihinde A. E. Öz için ve 18
Temmuz 1992 tarihinde F. Nas için yakalanarak gözaltına alınmaları ile başladığını ve 11
Nisan 2003 tarihinde DGM’nin kararı ile tamamlandığını hatırlatır. Bu süre tek dereceli yargı
sürecinde A. E. Öz için on yıl altı ay ve F. Nas için on yıl sekiz ay yirmi beş gündür.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvurular kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve davanın karmaşıklığı,
başvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak
değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğerleri yanında Pélissier ve Sassi – Fransa
[BD], 25444/94).
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların
AİHS’nin 6 / 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (ibidem).
AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemiş ve Hükümetin Mahkemenin bu
davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını
tespit etmiştir. AİHM bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate aldığında bahse konu yargı
sürecinin uzunluğunun aşırı olduğuna ve «makul süre» ilkesini karşılamadığına itibar
etmektedir.
Bu nedenle AİHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuranlar 50.000 Amerikan Doları [yaklaşık 35.378 Euro] maddi, 50.000 Amerikan Doları
manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını
kaydetmekte ve talebi reddetmektedir. AİHM buna karşın, yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle
manevi bakımdan haksızlığa uğrayan başvuranlar için ihlal kararının tespitini yeterli
görmemektedir (Bkz. özellikle Kudla-Polonya no: 30210/96 ve 31 Mayıs 2005 tarihli
Acunbay-Türkiye no: 61442/00 ve 61445/00 kararları). AİHM hakkaniyete uygun şekilde
başvuranların her birine 8.400 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 30.000 Amerikan Doları
[yaklaşık 21.227 Euro] talep etmektedir. Bu çerçevede, tercüme masraflarını belirtir 150 YTL.
[yaklaşık 87 Euro] tutarındaki alındı makbuzu ile iç hukuktaki mahkemelerdeki avukatlık
gideri için İstanbul barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmuşlardır.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmıştır.
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. Iatridis-Yunanistan (dostane çözüm) kararı,
no: 31107/96). Sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ışığında AİHM tüm yargı masrafları
için başvuranlara birlikte 100 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine; a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin;
i.
manevi tazminat için başvuranların her birine 8.400 (sekiz bin dört yüz) Euro
ödemesine;
ii.
iii.
yargı giderleri için başvuranlara birlikte 100 (yüz) Euro ödemesine;
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara
Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit
faizin uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine
uygun olarak 13 Aralık 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło