31961/96

WyrokETPCz2001-09-25ECLI:CE:ECHR:2001:0925JUD003196196

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania karnego, które trwało 16 lat i 3 miesiące, z czego 8 lat i 11 miesięcy podlegało jurysdykcji Trybunału. Mimo uznania sprawy za skomplikowaną ze względu na liczbę oskarżonych i charakter zarzutów (terroryzm, morderstwa), Trybunał podkreślił, że odpowiedzialność za opóźnienia spoczywa na władzach krajowych. Wskazano na długi czas rozpatrywania sprawy przez Sąd Wojenny (9 lat 10 miesięcy) oraz Sąd Kasacyjny (ponad 4 lata w Wojskowym Sądzie Kasacyjnym i 2 lata w Sądzie Kasacyjnym po przekazaniu sprawy). Trybunał przypomniał, że państwa-strony mają obowiązek zorganizować swój system sądownictwa w sposób umożliwiający rozpatrywanie spraw w rozsądnym terminie, a zmiany legislacyjne nie zwalniają ich z tej odpowiedzialności.
Stan faktyczny
Skarżący, Metin Şahin, obywatel Turcji, został zatrzymany 19 września 1979 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej Dev-Yol. Był oskarżony o członkostwo w Dev-Yol, morderstwa, podpalenie i zbieranie funduszy. 19 lipca 1989 r. Sąd Wojenny skazał go na 4 lata i 6 miesięcy więzienia za udział w morderstwach oraz na dożywocie (faktycznie 18 lat) za członkostwo w Dev-Yol. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 27 grudnia 1995 r., a całe postępowanie trwało 16 lat i 3 miesiące.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu długości postępowania karnego. Zasądza 100 000 franków francuskich tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu 3 miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami w wysokości 4,26% rocznie po upływie tego terminu.

Pełny tekst orzeczenia

ଘG Q ଘ G   ଘG   ଘG   ଘ C O U N C I L   O F E U R O P E   AVRUPA   KONSEYİ   -A-   BİRİNCİ KISIM   Şahin-Türkiye Davası   (Başvuru no: 31961/96)   rhyhy   ( STRAZBURG   Eyliil 2001   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   \ suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ŤˆķķT{Ă™’ ŒGkˆˆšķ•‹ˆS   Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi ( 1. Kısım ),   Sn. E. Palm, Başkan,   Sn. L.F.Bravo,   Sn. G. Jorundson,   Sn. B. Zupancic,   Sn. T. Pantiru,   Sn. R. Maruste, Yargıçlar   Sn. F. Gölcüklü, ad hoc yargıç   ile Kısım Seh'eteri Sn. M. O'Boyle'un katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi   Heyeti olarak toplanmış,   O cak 2000 ve 4 Eylül 2001 tarihlerinde yapılan özel görüşm eler sonucunda,   yukarıda   varmıştır:   son   anılan   tarihte   benimsenmiş   olan   aşağıdaki   karara   |z|sĶGĶŤsltsly   1. D avanın nedeni, bir T ürk vatandaşı olan M etin Ş ahin’in ("başvuran"), 7 H aziran   tarihinde, İnsan Haklarım ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ('‘Sözleşme")   eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na   ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 31961/96).   2. Başvuranı İstanbul’da faaliyet gösteren avukat Mehdi Bektaş temsil etmiştir. Bu   davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir,   3. Başvuran, kendisine karşı yürütülen cezai kovuşturmanın “makul sürede”   sonuçlanmadığım ve polise, baskı altında verdiği ifadeye dayanılarak mahkum edildiği için   adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir,   4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe   girdiğinde, anılan protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmiştir.   5* Başvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiş (İçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu   bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleşme'nin 27§1 Maddesi), İçtüzüğün 26§1   maddesine uygun olarak teşekkül etmiştir. Mahkeme’de Türkiye’yi temsil eden Sn. Yargıç   Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz   Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27§2 ve   İçtüzüğün 29§ 1 maddeleri).   6. 11 Ocak 2000 tarihli bir kararla, Daire, başvuranın cezai kovuşturmanın   uzunluğuyla ilgili şikayetini kabuiedilebilir ve şikayetlerin geri kalanım ise kabuledilemez   bulmuştur.   7. Gerek başvuran gerekse de Hükümet esaslara ilişkin olarak görüş bildirmişlerdir   (İçtüzük 59/1).   v sh €sh yG   pUkh}h€hGlzhzG{lŤrĶsGlkluGvsh€shy   hUG iˆťœ™ˆ•ķ•G ˆ’ˆ“ˆ•”ˆšķGŒG›œ›œ’“ˆ•”ˆšķ   8. 19 Eylül 1979 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis memurları   yasadışı silahlı örgüt, Dev-Yol’a üye olduğu şüphesiyle başvuranı yakalamışlardır.   9. 24 Eylül 1979 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranın tutukluluk   halinin devamına karar vermiştir'.   10. 5 Mart 1980 tarihinde Askeri Savcı, başvuranı yasadışı Ö.T.K. örgütü üyeliğiyle   suçladığı iddianamesini Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi5ne sunmuştur. Savcı, başvuranın   Ö.T.K içinde Dev-Yol’un temsilcisi olduğunu da iddia etmiştir.   1 . 1 2 H a z i r a n 1 9 8 0 t a r i h i n d e b a ş v u r a n t u t u k s u z y a r g ı l a n m a k ü z e r e s e r b e s t   bırakılmıştır.   2 . 2 6 E y l ü l 1 9 8 0 t a r i h i n d e p o l i s m e m u r l a r ı , b a ş v u r a n ı , M .V . v e M .G.’nin Ölümüyle   sonuçlanan çatışmada yaralanmasından sonra   yakalamışlardır,   tedavi gördüğü Y.I’nın evinde yeniden   . 1 Ş u b a t 19 81 t a r i h i n d e , p o l i s m e m u r l a r ı , b a ş v u r a n ı A n k a r a E m n i y e t   Müdürlüğünde sorgulamışlar ve başvuran burada Ö.T.K. mensubu olduğunu kabul etmiştir.   4 . 3 M a r t 1 9 8 1 t a r i h i n d e b a ş v u r a n A s k e r i S a v c ı t a r a f ı n d a n s o r g u l a n m ı ş t ı r . B a ş v u r a n   Dev-Yol üyesi olduğuna ilişkin iddiayı reddetmiş fakat Ö.T. K içinde yer aldığını kabul   etmiştir.   5 . 4 M a r t 1 9 8 1 ta r ih in d e A n k a r a S ık ıy ö n e tim M a h k e m e s i b a ş v u r a n ın tu tu k lu lu ğ u n a   karar vermiştir.   i UG h • ’ ˆ ™ ˆ Gz ķ’ ķ ü • Œ ›” Gt ˆ  ’ Œ ” Œ š ˅• ‹ Œ ’ G€ ˆ ™ Ž ķ“ˆ ” ˆ   6 . 2 6 Ş u b a t 1 9 8 2 t a r i h i n d e , a s k e r i s a v c ı b a ş v u r a n v e b a ş k a 7 2 2 d a v a l ı y l a i l g i l i   iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuştur. Savcı, başvuranı, amacı Türk anayasal   düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan Dev-Yol'a üye olmakla   suçlamıştır. Başvuran, M.V ve M.G.'yi öldürmek, bir eve ateş açmak ve Dev-Yol için para   toplamak gibi suçlarla da itham edilmiştir.   Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep etmiştir. Bu   iddianamenin 5 Mart 1980 tarihli iddianameye eklenmesi gerektiği de kararlaştırılmıştır.   17. Sıkıyönetim Mahkemesi, 19 Temmuz 1989 tarihli kararında, başvuranı, M.V. ve   M.G.'nin öldürülmesine ve Ö.T.K'nın faaliyetlerine karıştığı gerekçesiyle suçlu bulmuş ve   TCK'nun 168/2 maddesi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır.   Mahkeme, başvuranı Dev-Yol üyeliği nedeniyle de suçlu bulmuş ve kendisini sürekli   olarak bir mesleği ilga etmekten men eden ve adli vesayet altına koyan TCK'nun 146/1   hükmü uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırmıştır (gerçekte iyi hali gözönünde   bulundurularak 18 yıl).   jUG{Œ” ¡GĶť“Œ”“Œ™   18. Başvuranın hapis cezası 15 yılı aştığı için dava kendiliğinden Askeri Yargıtay'da   temyiz olunmuştur.   19. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe   girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiş ve dosya da Yargıtay'a   gönderilmiştir.   20. 27 Aralık 1995 tarihinde Yargıtay başvuranın mahkumiyetini onamıştır.   ppUGĶsnĶsĶGĶÍGo|r|rG}lG|€n|shth   21. Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü aşağıdaki gibidir:   "Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmım tağyir ve tebdil veya   ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan BüyUk M illet M eclisini iskata veya vazifesini yapmaktan-   men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkûm olur."   , ' I 22. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi aşağıdaki gibidir:   "Her kim, ... m addelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cem iyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir   cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı   olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.   Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."   HUKUK   I. SÖZLEŞM E’NİN 6 1 1 MADDESİNİN İHLAL ED İLDİĞİ İDDİASI   23. Başvuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuşturmasının süresinin uzunluğundan   yakınmıştır. Bu bağlamda Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini idda etmektedir.   Anılan madde aşağıdaki gibidir:   "Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlam alar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."   A. M ahkem e’nin ratione temporis yetkisi   24. Mahkeme, Sözleşme’ye ek 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girmesi karşısında bu   başvuru bakımından ratione temporis yetkisiyle ilgili bir sorun ortaya çıktığım   gözlemlemektedir.   25. Mahkeme, bu bağlamda, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe   girmesiyle, bu dava gibi Komisyon önünde görülmekte olan ama henüz kabuiedilebilir   bulunmamış olan davaların anılan Protokol'deki hükümler uyarınca Mahkeme'nin   incelemesine tabi olduğu hususuna dikkat çeker. Protokol'ün 5/2 maddesinin geçici bir   düzenlemenin parçası olarak, davaların eski Komisyon tarafından incelenmesini sağlama   amacı gözönünde bulundurulduğunda, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi davalı Devlet'in   bireysel başvuru hakkım tanıdığı tarihe göre belirlenecektir.   26. Dolayısıyla, eski Mahkeme'yi, 25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye   kararında (RD, 1996^11, s.410-411, §§ 26-28) ratione temporis yetkisinin, davalı Devlet’in   Mahkeme'nin yetkisini kabul ettiği 22 Ocak 1990'dan itibaren başladığı sonucuna götüren   mülahazalar, mahkemenin yetkisini, -bu tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgularla   sınırlandırmak amacıyla, öne sürülemez (bkz. Cankoçak-Türkiye, başvuru no. 25182/94 ve   26956/95, § 26 AÎHM 2001-...).   Mahkeme bu sonucun tartışılmadığına dikkat çeker.   B. Şikayetlerin Esasları   1. Dikkate alınacak dönem   27. Mahkeme, yargılamanın, başvuranın yakalandığı 19 Eylül 1979 tarihinde başlayıp,   Yargıtay’ın, başvuranın mahkumiyetini onayladığı 27 Aralık 1995 tarihinde de bittiğine dikkat   çeker. Dolayısıyla, başvuranın yargılaması onaltı yıl üç ay sürmüştür.   28. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığına ilişkin   bildirimde bulunduğu 28 Haziran 1987 tarihinden beri geçen sekiz yıl onbir aylık dönemi   inceleyebilmektedir (bkz. Üstte 25. paragraf). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin   yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu   talihte, yargılama yedi yıl dört aydır sürmekteydi.   2. Y argılam a süresinin m akuliyeti   29. İddia konusu sürenin makuliyeti, dava koşullarının ışığında ve Mahkeme   içtihatlarıyla oluşturulan özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin   davranışları gibi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan   Mitap ve Okçuoğlu kararı, s.411, § 32).   30. Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvurana yöneltilen suçlamaların niteliğini   vurgulamışta. Yine Hükümet, başvurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve   cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmiştir. Mahkme, başvuranın   da aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorundadır. Yetkililer,   başvuranında mensubu olduğu terörist şebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek   için zamana ihtiyaç duymuşlardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemiş ve   yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermiştir. Haftada üç kere olmak   üzere beş yüzden fazla duruşma yapmıştır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin   sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıştır. Dava dosyası yaklaşık bin   klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmuştur.   Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığım ve yargısal   makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmiştir.   31. Başvuran, cevaben, davanın karmaşıklığının ve davalıların sayısının fazlalığının   yıldan fazla süren bir yargılamayı mazur gösteremeyeceğini öne sürmüştür. Bu bağlamda   başvuran, sözkonusu dönemde, eğitimine devam edemediğini, bir iş bulamadığım, sağlığının   bozulduğunu ve maddi ve manevi zarara uğradığını idda etmiştir.   32. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin   büyük çaplı bir davaya bakarken karşılaştığı zorluklar nedeniyle sözkonusu davamn karmaşık   bir dava olduğuna ilişkin hükümet görüşüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların   karmaşıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı başvuranın ve ulusal   mercilerin davranışları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. Üstte 29. paragraf).   33. Bu bağlamda, davalı Hükümet’in yargılamanın herhangi bir aşamasında   başvuranın davranışlarıyla ilgili bir eleştiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme,   yargılamanın   uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı savsaklamasıyla   açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).   34. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi’nin yaklaşık 9 yıl 10 aylık bir   sürede karar Verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4   yıldan fazla sürmüştür. Ayrıca, Yargıtay davamn kendisine geçmesinden yaklaşık 2 yıl sonra,   Aralık 1995 tarihinde karar vermiştir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın   karmaşıklığı nedemyde geciktiğine ilişkin Hükümet iddiasını tartışmamaktadır. Ayrıca   Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan   yasal değişikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu   gözlemlemektedir.   35. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddid defalar vurguladığı gibi, Sözleşme’nin 6/1   maddesinin, Sözleşmeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme   yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine   getirebilecekleri bir şekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa   [GC], s.30î, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-11). Dolayısıyla, başvurana karşı yürütülen cezai   kovuşturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle   Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine   getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıştır.   36. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.   II. SÖ ZLEŞM EN İN 41. MADDESİNİN UY G ljjt^N M A SI   37. Sözleşme'nin 41. Maddesi aşağıdaki gibidir:   "M ahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşm eci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."   h UG ˆ ™ˆ ™   38. Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 500,000 Fransız Frangı talep etmiştir.   Bu bağlamda başvuran, ceza yargılamasının hakkaniyete sığmayan bir biçimde uzadığına ve   eğitimine devam edemediğine, bir iş bulamadığına ve sağlığının bozulduğuna yönelik   iddialarına değinmiştir.   39. Hükümet, başvuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıştır.   40. Mahkeme, başvuranın, kendisine yönelik ceza yargılamasının toplam süresini göz   önünde bulundurarak, sıkıntıya düştüğünü düşünmektedir. Hakkaniyet esasına dayalı olarak,   başvurana 100,000 Fransız Frangı verilmesine hükmetmektedir.   i UGt ˆ š™ˆ “ˆ ™   41. Başvuran bu başlık altında herhangi bir talepte bulunmamıştır.   42. Hükümet de bu başlık altında herhangi bir gözlem yapmamıştır.   43. Mahkeme, başvuranın, bu başlık altında herhangi bir talepte bulunmamasından   dolayı, kendisine masraflar için Ödeme yapılması hakkından feragat ettiğini düşünmektedir.   jUG { Œ ” Ă ™ ™ Ă › Gmˆ¡   44. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, işbu kararın benimsendiği tarihte   Fransa'daki yasal faiz oram yıllık % 4,26'dır.   BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine   2.   (a) Sözleşme’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiyle birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL5sına çevrilmek üzere 100.000 (Yüzbin) Fransız Frangı’nın, davalı Devlet   tarafından ödenmesinet   (b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz   uygulanmasına   rhyhyG}lytĶŤ{ĶyU   İşbu karar İngilizce olarak verilmiş ve 25 Eylül 2001 tarihinde, İçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve   3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   Michael O'BOYLE   Sekreter ----- 7   . Elisabeth PALÎvL   W * 0 /û .0 0 , 1 B a ş k a n   \ m < X Q X V ꢀ% ( 8 ( 7   Daire Başkan»   D . * < ꢀ   ' ^   ꢁ D r .;

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło