3197/05

WyrokETPCz2009-10-20ECLI:CE:ECHR:2009:1020JUD000319705

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak wypłaty odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, której tytuł własności został unieważniony i przeniesiony na Skarb Państwa, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że doszło do pozbawienia skarżących ich mienia w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1. Skarżący, jako spadkobiercy pierwotnego właściciela, byli w dobrej wierze co do ważności ich tytułu własności, który był zarejestrowany w księgach wieczystych. Mimo wywłaszczenia nieruchomości przez gminę i późniejszego unieważnienia ich tytułu własności na rzecz Skarbu Państwa, skarżący nie otrzymali żadnego odszkodowania. Trybunał podkreślił, że pozbawienie mienia bez wypłaty rozsądnego odszkodowania stanowi nieproporcjonalną ingerencję w prawo własności, która narusza wymóg zachowania sprawiedliwej równowagi między interesem publicznym a ochroną praw jednostki. Brak jakiegokolwiek odszkodowania może być uzasadniony jedynie w wyjątkowych okolicznościach, których w tej sprawie nie stwierdzono.
Stan faktyczny
Skarżący, Sevil Özerman, Ayşe Pınar Kayahan i Adil Ahmet Özerman, są spadkobiercami Mustafy Özermana, który zmarł w 1981 roku i był właścicielem czterech działek o łącznej powierzchni 9455 m2. W 1955 roku prace katastralne zaklasyfikowały część tej ziemi jako obszar leśny. W 2002 roku Sąd Katastralny w Antalyi unieważnił tytuły własności skarżących i zarejestrował ziemię na rzecz Skarbu Państwa jako obszar leśny. Niezależnie od tego, w 1994 roku gmina Antalya rozpoczęła proces wywłaszczenia dużej działki, w tym ziemi skarżących, a w 1998 roku Sąd Cywilny w Antalyi zatwierdził wywłaszczenie, ale nie określił odszkodowania. Skarżący nigdy nie otrzymali odszkodowania za utracone mienie.
Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi dotyczącej art. 13 Konwencji. 4. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za doznaną szkodę niemajątkową. 5. a) Zasądza solidarnie na rzecz skarżących kwotę 170 000 (sto siedemdziesiąt tysięcy) EUR tytułem szkody majątkowej, płatną w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, wolną od wszelkich podatków, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. b) Od upływu tego terminu do dnia zapłaty, zasądza odsetki ustawowe równe stopie kredytu marginalnego Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 6. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   A V R U PA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÖZERMAN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 3197/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3197/05) no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Sevil Özerman, Ayꢀe Pınar Kayahan (Özerman) ve Adil Ahmet Özerman’ın   (baꢀvuranlar) 27 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Đnsan Hakları ve   Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme ’ ni n ( Av r up a Đnsan Hakları Sözleꢀme s i -   A ĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu   avukatlarından T. Asma tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1931, 1960 ve 1961 doğum l u d u r . Đlk baꢀvuran Ankara’da diğer iki   baꢀvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuranlardan birinin eꢀi ve diğerlerinin babası olan Mustafa Özerman, 21 Mart 1981   tarihinde vefat etmiꢀtir. 28 Mayıs 1981 tarihinde, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, Mustafa   Özerman’ın mirasının baꢀvuranlara kaldığını belirten bir veraset belgesi vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar AĐHM’ne toplam 9 455 m2 yü z ö lç ü ml ü d ö r t ar s a t ap u s un u n f o t o ko p i le r i n i   sunmuꢀtur.   A. Baꢀvuranlara ait tapunun iptali ve Devlet Hazinesi adına tescil edilmesiyle ilgili   yargılama süreci   yılında, Kepezaltı (Antalya) Duraliler köyünde yer alan 266 Nolu parsel üzerinde bir   kadastro çalıꢀma s ı ya p ı l mı ꢀtır. Kadastro, söz konusu parseli orman alanı olarak   vasıflandırmıꢀtır. 237 özel kiꢀiden oluꢀan bir grup, Orman Genel Müdürlüğü ve Vakıflar   Genel Müdürlüğü bu parselin sahibi olduğunu iddia etmiꢀlerdir. Kadastro, bu parselin bir   bölümünü tapu siciline, aralarında Mustafa Özerman’ın da bulunduğu 237 özel kiꢀi adına   kaydetmiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte, Orman Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve M.A.   isimli bir kiꢀi bu kararın özel kiꢀilerden oluꢀan grup aleyhine iptali için Antalya Kadastro   Mahkemesi önünde dava açmıꢀtır.   Antalya Kadastro Mahkemesi 6 Mart 1997 tarihli kararında, planda « X » olarak   iꢀaretlenen, 11 031 m2 yüzölçümüne sahip olan ve 40320 paya bölünmüꢀ kısmını, 280 payı   Mustafa Özerman adına olmak üzere söz konusu özel kiꢀilerin adına tescil etmiꢀtir. Geriye   kalan kısmın Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kaydedilmesi gerekmektedir.   Belirtilmeyen bir tarihte Yargıtay, kararın Mustafa Özerman’ın da aralarında bulunduğu   özel kiꢀiler adına tescil edilen parsellerle ilgili kısmını bozmuꢀ ve geri kalan kısmını   onamıꢀtır.   Đtiraz üzerine verdiği 21 ꢁubat 2002 tarihli kararda, tapu siciline Mustafa Özerman adına   kaydedilen parsellerin planda « X » olarak iꢀaretlenen kısımda bulunduğunu ve bu kısmın   ormanlık alan olarak vasıflandırıldığını tespit eden Antalya Kadastro Mahkemesi, tapu   sicilinde « X » olarak iꢀaretlenen bu kısmı orman vasıflı alan olarak Devlet Hazinesi adına   tescil etmiꢀtir. Bu karar 27 Mart 2002 tarihinde ulusal bir gazetede yayınlanmıꢀ ve bu ilan   taraflara tebligat olarak kabul edilmiꢀtir. Taraflardan hiçbirinin temyize baꢀvurmaması   dolayısıyla, bu karar 11 Nisan 2002 tarihinde kesinleꢀmi ꢀtir.   B. Baꢀvuranlara ait arazinin istimlak tazminatı ödenmeksizin kamulaꢀtırılmasıyla   ilgili yargılama süreci   Antalya belediyesi, 26 Nisan 1994 tarihinde Duraliler köyünde yer alan 1 446 064 m2   yü z ö l ç ü mü n e s a h i p b i r a r a z i ni n i s t i ml a k b e d el i o lar a k 1 4 4 6 0 6 4 0 m i l yo n T ür k Li r a sı   (« TRL ») değerindeki meblağı bir banka hesabına yatırmıꢀtır.   Sahibi olduğu taꢀınmazların kamulaꢀtırılmasını ve tapu siciline kendi adına kaydedilmesini   talep eden Antalya belediyesi, 14 Nisan 1995 tarihinde Orman Bölge Müdürlüğü, Vakıflar   Bölge Müdürlüğü ve aralarında baꢀvuranların da bulunduğu yüzlerce kiꢀi aleyhine dava   açmıꢀtır.   Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Ağustos 1998 tarihli kararında, Antalya belediyesinin   istimlak talebinin 114 909 m2 yüzölçümüne sahip bir bölümünü ormanlık alan olduğu   gerekçesiyle reddetmiꢀ ve geriye kalan 1 331 155 m2 yü z ö lç ü m ü n e s a hi p k ı s mı n   kamulaꢀtırılma talebini kabul etmiꢀtir. Mahkeme, kamulaꢀtırılması kabul edilen kısmın tapu   siciline Antalya belediyesi adına kaydedilmesine hükmetmiꢀtir. Mahkeme, istimlak tazminatı   için bir bedel belirlememiꢀ ve belediyenin herhangi bir ödeme yapmasını emretmemiꢀtir.   Belediyenin istimlak konusu taꢀınmazların tapu senediyle ilgili kadastro mahkemesi önünde   bir davanın görülmeye devam ettiğini bildirmesi üzerine mahkeme, karar gerekçesinde,   belediyenin kamulaꢀtırma uygulamasının ertelenmesi yönündeki talebin Danıꢀtay tarafından   reddedildiğini kaydetmiꢀtir. Mahkeme, Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 16. maddesinin 3.   fıkrasına göre, tapu senetleri üzerinde ihtilaf olsa bile belediyenin istimlak konusu   taꢀınmazların tapu siciline kendi adına kaydedilmesini talep edebileceğini kaydetmiꢀtir.   Vakıflar Genel Müdürlüğü bu kararı temyize götürmüꢀtür.   Yargıtay, 25 Ocak 2000 tarihli kararında Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını   onamıꢀtır.   Nisan 2004 tarihinde Antalya belediyesi, baꢀvuranların 5 Nisan 2004 tarihli taleplerine   cevaben gönderdiği yazıda ihtilaflı arazinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi kararına   uygun olarak tapu siciline kendi adına kaydedildiğini bildirmiꢀtir. Belediye, söz konusu   arazinin dava konusu olduğunu ; istimlak tazminatı tutarının Vakıflar Bankası’nda açılan bir   hesapta bloke edildiğini ; ve istimlak bedelinin ancak kadastro mahkemesi talimat verdiği   takdirde ilgili kiꢀilere ödenebileceğini belirtmiꢀtir.   Nisan 2004 tarihinde baꢀvuranlar, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3 Ağustos   tarihli kararına dayanarak belediyenin Vakıflar Bankası Antalya ꢀubesinde açılan bir   hesapta bloke edilen istimlak tazminatını ödemesini talep etmiꢀler ve kadastro mahkemesinde   bir davanın görülmekte olmasının ihtilaflı istimlak tazminatının ödenmemesi için bir bahane   olamayacağını savunmuꢀlardır.   Nisan 2004 tarihinde Antalya belediyesi, istimlak tazminatının Vakıflar Bankası   tarafından ödenmesi için baꢀvuranların kadastro mahkemesinin bu yönde talimat verdiğini   kanıtlamaları gerektiğini bildirmiꢀtir.   Haziran 2004 tarihinde, baꢀvuranlar yine Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin   kararına dayanarak Vakıflar Bankası Antalya ꢀubesinden arazileriyle ilgili istimlak   tazminatını ödemesini talep etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar, kadastro mahkemesinde açılan karꢀı   davayla ilgili iddialara karꢀı çıkmıꢀlardır.   Temmuz 2004 tarihinde Vakıflar Bankası, baꢀvuranların 24 Haziran 2004 tarihli   taleplerine cevaben gönderdiği yazıda Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararında   y a z ı l a n ı n a k s i n e i s t i m l a k t a z m i n a t ı n ı n ꢀubelerinde açılan bir hesapta bloke edilmediğini   bildirmiꢀtir. Antalya belediyesinin sadece bir teminat mektubu sunduğunu belirten banka, bu   teminat mektubunun nakit ödemeye dönüꢀtürülebilmesi için bir mahkeme kararı gerektiğini,   ancak mevcut durumda böyle bir kararın bulunmadığını bildirmiꢀtir.   Baꢀvuranlar, 4 Ekim 2004 tarihinde bir kez daha Antalya belediyesine baꢀvurarak istimlak   tazminatının ödenmesini talep etmiꢀlerdir. Aynı gün, baꢀvuranlar Antalya Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne bir mektup göndererek teminat mektubunun nakit ödemeye çevrilmesi talimatı   veren bir karar alıp almadıklarını sormuꢀlardır.   Tarafların verdiği bilgilere göre, baꢀvuranlar arazileriyle ilgili istimlak tazminatı ödemesini   hâlâ alamamıꢀlardır.   HUKUK   I. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuranlar, tapu siciline kayıtlı tapu senetlerinin iptal edilerek Devlet adına tescil   edilmesinden ve kaybettikleri mülk karꢀılığında 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin   öngördüğü gibi herhangi bir tazminat almadıklarından ꢀikâyetçi olmaktadır :   Hükümet, bu sava itiraz etmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, ilk önce altı aylık süreye uyulmadığı (AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafı)   gerekçesiyle baꢀvurunun kabuledilemez olduğunu iddia etmektedir. Hükümet, kadastro   ma hke me s i ni n ba ꢀvuranların tapularının iptal edilmesi ve ihtilaflı taꢀınmazın tapu siciline   Devlet Hazinesi adına kaydedilmesi yönündeki 21 ꢁubat 2002 tarihli kararının kesinleꢀtiğini   belirtmektedir. Oysa, baꢀvuranlar baꢀvuru dilekçelerini AĐHM’ne 27 Aralık 2004 tarihinde,   y a n i k a r a r t a r i h i ü z e r i n d e n a l t ı a y d a n f a z l a b i r s ü r e g e ç t i k t e n s o n r a v e r m i ꢀlerdir.   Hükümet, daha sonra baꢀvuranların mağdur sıfatı olmayıꢀına dayalı bir kabuledilemezlik   iddiası dile getirmektedir. Bir taraftan, kadastro mahkemesinin kararına bakıldığında Mustafa   Özerman’ın artık tapu senedinin bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan ise,   Mustafa Özerman ile baꢀvuranlar arasındaki akrabalık bağı kurulmamıꢀtır. Hükümet, böyle   bir durumda baꢀvuranların bir veraset belgesi sunmaları gerektiğini kaydetmektedir.   Hükümet, ayrıca 3 Ağustos 1998 tarihli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi kararında,   baꢀvuranların iddia ettiğinin aksine, bir istimlak tazminatı ödenmesi hükmü bulunmadığı   hususuna AĐHM’nin dikkatini çekmektedir. Mahkeme sadece, tapu senedi hakkı kadastro   ma hke me s i t a ra f ı nda n he nü z be l i r le n me d i ği için baꢀvuranlara ait olduğu ileri sürülen   taꢀınmazın tapu siciline Devlet Hazinesi adına kaydedilmesine hükmetmiꢀtir.   Baꢀvuranlar, Hükümetin iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuranlar, bu bağlamda Ankara   A s l i y e H u k u k M a h k e m e s i ’ n i n k e n d i l e r i n i M u s t a f a Ö z e r m a n ’ ı n m i r a s ç ı l a r ı o l a r a k i l a n e d e n v e   bu yönde veraset belgesi veren 28 Mayıs 1981 tarihli kararına atıfta bulunmaktadır.   Baꢀvuranlar, ulusal mahkemeler önünde Mustafa Özerman’ın mirasçısı sıfatıyla hareket   ettiklerini belirtmektedir. Öte yandan tapu senetlerinin fotokopisini sunan baꢀvuranlar,   baꢀvuru konusunun Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tapularını iptal ederek söz konusu   arazinin kendi mülkiyet hakları iptal edilerek Antalya belediyesi adına kaydedilmesine   hükmeden 3 Ağustos 1998 tarihli kararından sonra kendilerine kaybettikleri bu taꢀınmaz   karꢀılığında herhangi bir istimlak tazminatı ödenmemesi olduğunu hatırlatmaktadır.   Baꢀvuranlar, kesinleꢀen bu kararın yerine getirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kadastro   ma hke me s i ö nün de a çı l a n d a va yl a i l g i l i o la r a k i se ba ꢀvuranlar, 21 ꢁubat 2002 tarihli kararın   kendilerine hiçbir zaman tebliğ edilmediğini savunmaktadır.   Hükümetin altı aylık süreye uyulmadığı yönündeki iddiasına gelince, AĐHM, kadastro   ma hke me s i ni n b a ꢀvuranların tapu senetlerini iptal ederek arazinin tapu siciline Devlet   Hazinesi adına kaydedilmesine hükmeden 21 ꢁubat 2002 tarihli kararının 11 Nisan 2002   tarihinde kesinleꢀtiğini tespit etmektedir. Kadastro mahkemesi kalemi, kararın altına düꢀtüğü   notta bu kararın 27 Mart 2002 tarihinde tebliğ yerine geçmek üzere ulusal gazetelerden   birinde ilan edildiğini kaydetmektedir. AĐHM, bu kararın baꢀvuranlara hiçbir zaman tebliğ   edilmediği sonucunu çıkarmaktadır. Hükümet bu kararın baꢀvuranlara doğrudan tebliğ   edilemediğini kanıtlamadığı için ileri sürdüğü bu argümanın reddedilmesi uygun olacaktır.   Hükümetin baꢀvuranların mağdur sıfatı bulunmadığı yönündeki itirazıyla ilgili olarak ise   baꢀvuranlar AĐHM’ne Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 28 Mayıs 1981 tarihinde   düzenlenen bir veraset belgesi sunmaktadır. Ayrıca AĐHM, ulusal mahkemelerin   baꢀvuranların Mustafa Özerman’ın mirasçıları olduğuna itiraz etmediklerini kaydetmektedir.   Bu bakımdan, AĐHM’nin kanaatine göre bu itiraz da reddedilmelidir.   AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan   y o k s u n o l m a d ı ğını ve baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit etmektedir.   Bu itibarla, kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.   B. Esasa iliꢀkin   Hükümet, baꢀvuranların iddialarına itiraz etmektedir. Hükümet, Antalya belediyesi   tarafından baꢀka taꢀınmazlarla birlikte, tapu siciline Mustafa Özerman’ın adına kayıtlı   taꢀınmaz için kamulaꢀtırma kararı alındığında, kadastro mahkemesi önünde açılan davanın   halen görülmekte olduğun u b e l i r t me k t ed i r .   Baꢀvuranlar, kendi iddialarını yinelemektedir.   AĐHM, mevcut davanın özünde yatan konunun, baꢀvuranların taꢀınmazıyla ilgili olarak   A n t a l y a b e l e d i y e s i t a r a f ı n d a n a ç ı l a n k a m u l a ꢀtırma davasının, baꢀvuranların tapu senetlerine   y a p ı l a n i t i r a z l a i l g i l i o l a r a k k a d a s t r o m a h k e m e s i ö n ü n d e g ö r ü l e n v e 2 1 ꢁubat 2002 tarihinde   sonuçlanan davayı beklenmeden 25 Ocak 2000 tarihinde neticelendirilmesi olduğunu not   etmektedir.   AĐHM, daha önce de 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine dayalı bir ꢀikâyeti inceleme   fırsatı bulduğunu ve tazminat verilmeden kamu yararına bir kamulaꢀtırma yapılması   durumunda bu hükmün ihlal edildiğine karar verdiğini hatırlatmaktadır (Gaganuꢀ ve diğerleri   ilgili bölüm, prg. 26). AĐHM ayrıca, bir baꢀvuranın sahil güzergahı üzerinde (N.A. ve diğerleri   ilgili bölüm, prg. 40-41) veya Devlete ait bir ormanlık alanda (Turgut ve diğerleri ilgili   bölüm, prg. 91-92) bulunan taꢀınmazına ait tapu senedinin iptal edilip, herhangi bir tazminat   ödenmeksizin Hazine adına tescil edilmesinde de aynı maddenin ihlal edildiğine   hükmetmiꢀtir. Tazminat düzeyinde ise AĐHM, taꢀınmazın değerine göre makul bir tazminat   ödenmeksizin bir mülkiyetin elden alınmasının genellikle 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi   bağlamında kabul edilemeyecek orantısız bir ihlal oluꢀturduğunu kaydetmektedir (Türkiye   aleyhine Aka davası, 23 Eylül 1998, prg. 50, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998-VI).   Mevcut davada AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün birinci bendinin ikinci cümlesi anlamında   baꢀvuranların mülkiyet haklarına yönelik mülkten ‘yoksun bırakma’ olarak değerlendirilmesi   gereken bir müdahalenin var olduğunu tespit etmektedir (Turgut ve diğerleri, ilgili bölüm,   prg. 86-88, ve N.A. ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 36-38).   AĐHM, daha sonra baꢀvu r u ko n u s u t a ꢀınmazın baꢀvuranlara miras yoluyla geçtiğini not   etmektedir. Diğer taraftan, kadastronun 1955 yılında yaptığı çalıꢀma s o nra s ı nd a i ht il a flı   taꢀınmazın tapu siciline baꢀvuranların mirasçısı olduğu Mustafa Özerman adına kaydedildiği   görülmektedir. Bu nedenle, AĐHM, Devlet Hazinesi adına tescil edilmeden önce tapu sicilinde   kendi adlarına kayıtlı olan söz konusu taꢀınmaza ait tapunun edinimi ve geçerliliği konusunda   baꢀvuranların iyi niyetli olduğundan kuꢀku duymamaktadır.   Öte yandan AĐHM, Antalya belediyesi tarafından açılan kamulaꢀtırma davasının 25 Ocak   tarihli Yargıtay kararıyla sona erdiğini hatırlatmaktadır. Bu tarihte, kadastro mahkemesi   önünde açılan dava görülmeye devam ederken, baꢀvuranlar kesinleꢀmi ꢀ kararın yerine   getirilmesini talep etmiꢀlerdir. Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi, Kamulaꢀtırma Kanunu’nun   16. maddesine uygun olarak, kadastro mahkemesi önünde görülen davanın sonuçlanmasını   beklemeden içerisinde baꢀvuranlara ait taꢀınmazın da bulunduğu mülklerin   kamulaꢀtırılmasına hükmetmiꢀtir.   Bilahare AĐHM, baꢀvuranların mülklerinden bir yargı kararıyla yoksun bırakıldıklarını   tespit etmektedir. Bu çerçevede AĐHM, daha önce, mülkün değerine karꢀılık gelen makul bir   me b l a ğın ödenmemesi durumunda mülkten mahrum etmenin aꢀırı bir müdahale teꢀkil   edeceğini ve hiçbir tazminat ödenmemesi durumunun ise 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi   anlamında ancak istisnai koꢀullarda meꢀruiyet kazanabileceğini ifade etmiꢀtir (N.A. ve   diğerleri, ilgili bölüm, prg. 41 ve Turgut ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 91, 8 Temmuz 2008).   Mevcut davada, baꢀvuranlar mülklerinin Hazine adına tescil edilmesi sonrasında hiçbir   tazminat alamamıꢀlardır. AĐHM, Hükümetin hiçbir tazminat ödenmemesini haklı gösterecek   herhangi bir istisnai koꢀul ö n e s ür me d i ğini kaydetmektedir.   Bu nedenle AĐHM, baꢀvuranlara tazminat ödenmemesinin, kamu yararının gerekleri ile   kiꢀinin haklarının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi baꢀvuranlar   aleyhine bozduğu kanaatindedir.   Bu durumda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, ulusal mahkemeler önünde 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine dayalı   ꢀikâyetlerini dile getirebilecekleri etkin bir itiraz yolu bulunmadığını ileri sürmektedir.   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin ilgili bölümü aꢀağıdaki gibi kaleme alınan 13. maddesine atıfta   bulunmaktadır:   Hükümet, bu sava karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, bu ꢀikâyetin yukarıda incelenen ꢀikâyetle bağlantılı olduğunu ve bu nedenle   kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini kaydetmektedir.   Bununla birlikte AĐHM, Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesiyle ilgili tespit bakımından,   me vc u t d a vad a , AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin ayrıca incelenmesine yer   olmadığı kanaatine varmaktadır (Gaganuꢀ ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 32).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak kaybettikleri mal karꢀılığında 9 300 000 Euro (EUR)   ve kazanç kaybı karꢀılığında 7 500 000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuranlar ayrıca, uğradıkları   ma ne v i z ar a r k ar ꢀılığı olarak her biri için 10 000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.   Bu durumda AĐHM, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi açısından tespit edilen ihlalin   temelinde baꢀvuranlara ait tapu senetlerinin iptali değil, uygun bir tazminat ödenmemesi   y a t t ı ğını kaydetmektedir (Đtalya aleyhine Scordino davası (no 1) [GC], no 36813/97, prg. 255   ve devamı, CEDH 2006-V ve Türkiye aleyhine N.A. ve diğerleri davası (adil tatmin), no   37451/97, prg. 17-19, 9 Ocak 2007).   Yukarıdaki tespiti, elindeki bilgileri, söz konusu taꢀınmazın yüzölçümünü ve adil karar   verme yükümlülüğünü dikkate alan AĐHM, baꢀvuranların hepsine birlikte, 170 000 Euro   tutarında maddi tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varmaktadır.   Mevcut dava koꢀullarında AĐHM, bir ihlalin tespit edilmiꢀ olmasının baꢀvuranların maruz   kaldıkları manevi zarar için baꢀlı baꢀına adil bir tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir.   Baꢀvuranlar, yargılama masraf ve gideri olarak herhangi bir talepte bulunmamaktadır.   Dolayısıyla AĐHM, bu anlamda kendilerine ödeme yapılmasına yer olmadığını   kaydetmektedir.   AĐHM gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirleneceğini ifade etmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine ;   3. AĐHS’nin 13. maddesine yönelik ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   4. Đhlal tespitinin kendisinin baꢀvuranların uğradığı manevi zararı gidermesi bakımından adil   bir tatmini oluꢀturduğuna;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden   mu a f t u t ul a r a k Sa vun ma c ı D e vle t t ar a f ı nd a n b a ꢀvu r a nl a r a o r ta k l a ꢀa 170.000 (yüz yetmiꢀ bin)   Euro maddi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło