32008/05

WyrokETPCz2009-09-15ECLI:CE:ECHR:2009:0915JUD003200805

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania, brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności aresztowania oraz przewlekłość postępowania karnego naruszyły odpowiednio art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4 i art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość tymczasowego aresztowania skarżącego, trwająca ponad 11 lat, była nadmierna i nieuzasadniona, ponieważ sądy krajowe nie przedstawiły wystarczających i konkretnych powodów dla jej kontynuowania, poza ogólnymi odniesieniami do zarzutów i dowodów. W kwestii art. 5 ust. 4, Trybunał stwierdził, że krajowe środki odwoławcze do kwestionowania aresztowania nie zapewniały rzeczywistej kontradyktoryjności i miały niskie szanse powodzenia, co uniemożliwiało skuteczną kontrolę legalności pozbawienia wolności. Odnośnie do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że całe postępowanie karne, trwające ponad 14 lat i obejmujące dwie instancje sądowe, przekroczyło wymóg „rozsądnego terminu”, zwłaszcza w kontekście długotrwałego aresztowania skarżącego.
Stan faktyczny
Skarżący, Etem Karagöz, urodzony w 1973 roku, został aresztowany 19 stycznia 1994 roku w Diyarbakır w związku z zarzutami dotyczącymi działalności w nielegalnej organizacji. Był tymczasowo aresztowany przez ponad 11 lat w trakcie postępowania. 30 lipca 1997 roku został skazany na dożywotnie pozbawienie wolności, jednak wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny 1 marca 1999 roku. Po ponownym rozpoznaniu sprawy, 9 marca 2007 roku został ponownie skazany na dożywotnie pozbawienie wolności, a wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 7 marca 2008 roku. Skarżący wielokrotnie bezskutecznie wnosił o zwolnienie z aresztu.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza dopuszczalność skargi. 2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. 4. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 15 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 3 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 6. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE DAVASI   (B a ꢀvuru no. 32008/05)   KARAR   STRAZBURG   Eylül 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 32008/05 no’lu davanın nedeni Etem Karagöz adlı   T.C. vatandaꢀının (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 18 Ağustos   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin   (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Güzel tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1973 doğumludur ve Diyarbakır’da yaꢀamaktadır. 19 Ocak 1994 tarihinde   yasadıꢀı bir örgütle iliꢀkili olarak yürütülen bir soruꢀturmada Diyarbakır’da polis tarafından   yakalanıp gözaltına alınmıꢀtır. 7 ꢁubat 1994 tarihinde Diyarbakır savcısı ve sorgu hakimi   önüne çıkarılmıꢀ, hakim baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısının hazırladığı 17 Mart 1994 tarihli   iddianamede baꢀvuran, diğer sanıklarla birlikte TCK’nın 125. maddesine göre, devlet   topraklarının bir kısmının Devlet idaresinden ayrılması için faaliyet yürütmekle suçlanmıꢀtır.   Temmuz 1997 tarihinde Diyarbakır DGM sözkonusu madde uyarınca baꢀvuranı   mahkûm etmiꢀ ve ömür boyu hapis ile cezalandırılmasına karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran kararı temyiz etmiꢀ, 1 Mart 1999 tarihinde Yargıtay, birinci derece mahkemesi   kararını usulden bozmuꢀ ve dosyayı Diyarbakır DGM’ye geri göndermiꢀtir. 7 Mayıs 2004   tarihinde yapılan Anayasa değiꢀikliği ile DGM’ler tamamen kaldırılmıꢀ, baꢀvuranın dava   dosyası Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir.   Baꢀvuran, yargılama süresince düzenli olarak tutukluluğunun kaldırılması talebinde   bulunmuꢀ ancak birinci derece mahkemeleri bu talebi reddetmiꢀtir. 20 Ekim 2005 tarihli   duruꢀmada baꢀvuran 11 yılı aꢀkın süredir tutuklu bulunduğunu belirtmiꢀ ve talebini yinelemiꢀ,   ancak Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın hakkındaki suçlamalar, aleyhindeki   güçlü kanıtlar ve dava dosyası içeriğine dayanarak talebi bir kez daha reddetmiꢀtir. Baꢀvuran   itiraz etmiꢀ, itirazı inceleyen Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı 25 Ekim 2005   tarihinde, daha baꢀka gerekçe belirtmeden reddetmiꢀtir.   Mart 2007 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranı mahkûm etmiꢀ ve   ömür boyu hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Yargıtay, kararı 7 Mart 2008 tarihinde onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3 VE 5/4 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesine dayanarak yargılama esnasında tutuklu kaldığı   sürenin haddinden fazla olduğunu öne sürmüꢀtür. Ek olarak, 5/4 maddesine dayanarak   tutukluluk süresine itiraz edebileceği iç hukuk yolu bulunmadığını savunmuꢀtur.   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI   AĐHM, baꢀvuranın tutukluluk halinin, AĐHS’nin 5/3 maddesi hükmüne göre, polis   tarafından gözaltına alındığı 19 Ocak 1994 tarihinde baꢀlayıp birinci derece mahkemesince   mahkûm edildiği 30 Temmuz 1997 tarihine kadar sürdüğünü gözlemler. 30 Temmuz 1997   tarihinden hakkındaki hükmün Yargıtay tarafından bozulduğu 1 Mart 1999 tarihine kadar   geçen süreyi baꢀvuran, 5/1 (a) maddesi bağlamında “yetkili bir mahkemece mahkûm   edildikten sonra” hükümlü olarak geçirmiꢀ olup bu nedenle sözkonusu dönem 5/3 maddesinin   kapsamı dıꢀında kalmaktadır (bkz. Cahit Solmaz – Türkiye, no. 34623/03 ve kararda belirtilen   diğer davalar). Ancak 1 Mart 1999 tarihinden birinci derece mahkemesi tarafından tekrar   mahkûm edildiği 9 Mart 2007 tarihine kadar geçen sürede baꢀvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesine   göre, tekrar tutuklu konumundadır. Buna göre baꢀvuranın tutuklu olarak geçirdiği süre   toplamda 11 yıl 6 aydan fazladır.   A. AĐHS’nin 5/3 maddesi   Hükümet, ciddi bir cürümle suçlanan baꢀvuranın tutukluluk halinin devamında gerçek   kamu yararı bulunduğunu savunmuꢀtur. Aynı zamanda baꢀvuranın kaçması ve baꢀka suçlar   iꢀlemesi tehlikelerinin bulunduğunu belirtmiꢀtir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun açıkça dayanaktan   yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   AĐHM, Diyarbakır DGM’nin baꢀvuranın tutukluluğunun devamı yönündeki son   kararında, o tarih itibariyle 11 yıldan fazla süreyi (hükümlü olarak geçen süreler dahil)   cezaevinde geçirmiꢀ olan baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesinin ne derecede bir   tehlikeye yol açacağını belirtmemiꢀ olduğunu gözlemler. Dava dosyasında birçok defa   baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar veren birinci derece mahkemesinin, yargılama   süresince baꢀvuranın tutukluluk süresine iliꢀkin kaygı duyduğunu gösteren herhangi bir belge   de yoktur.   AĐHM, somut davadakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda çok defa AĐHS’nin   5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. örneğin Taciroğlu – Türkiye, no.   25324/02; Solmaz – Türkiye, no. 27561/02; Güveç – Türkiye, no. 70337/01).   Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada   farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir bilgi veya görüꢀ sunulmadığı   kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alan AĐHM, somut davada baꢀvuranın   tutukluluk süresinin aꢀırı olduğuna ve AĐHS’nin 5/3 maddesine uymadığına karar vermiꢀtir.   Bu nedenle sözkonusu hüküm ihlal edilmiꢀtir.   B. AĐHS’nin 5/4 maddesi   Hükümet baꢀvuranın, tutukluluğuna birinci derece mahkemesi önünde itiraz ettiğini,   bunun da etkili bir hukuk yolunun bulunduğunu gösterdiğini belirtmiꢀtir. Alternatif olarak,   baꢀvuranın iç hukuk yollarının etkisiz olduğuna inandığı takdirde, tutuklama kararından   itibaren 6 ay içinde AĐHM’ye baꢀvurması gerektiğini kaydetmiꢀtir.   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI   AĐHM, Türkiye’de ilgili dönemde tutuklu yargılamanın kanuna uygunluğuna itiraz etme   imkânını incelediğini ve sanık açısından gerçek anlamda çekiꢀmeli bir usul sağlamaması   nedeniyle pratikte baꢀarı ꢀansının zayıf olduğuna hükmetmiꢀtir (bkz. Doğan Yalçın – Türkiye,   no. 15041/03). AĐHM, somut davada daha önceki tespitlerinden sapmasını gerektiren özel bir   koꢀul görmemektedir. Ek olarak AĐHM baꢀvuranın, her ne kadar baꢀarısız olsa da, tutukluluk   haline 20 Ekim 2005 tarihinde itiraz ettiğini, somut baꢀvurunun ise bu tarihten daha önce, 18   Ağustos 2005 tarihinde yapıldığını gözlemler. Bu nedenle Hükümetin AĐHS’nin 35/1   maddesine göre 6 ay kuralına iliꢀkin itirazı geçerli değildir.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine   hükmeder.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, hakkında yürütülen yargılamanın süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde   öngörülen makul süre ꢀartını aꢀtığını iddia etmiꢀtir.   Hükümet iddiaya karꢀı çıkmıꢀ, davanın çeꢀitli yasadıꢀı eylemlerle suçlanmıꢀ 8 sanıklı   karmaꢀık bir dava olduğunu savunmuꢀtur. Yargı makamlarına atfedilebilecek bir ihmal ya da   gecikme bulunmadığını öne sürmüꢀtür. Bu bağlamda 10 yıllık yargılama süresinin AĐHM   tarafından makul bulunduğu Đntiba – Türkiye (no. 42585/98) kararına atıfta bulunmuꢀtur.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun açıkça dayanaktan   yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   AĐHM, yargılamanın 19 Ocak 1994 tarihinde baꢀvuranın yakalanmasıyla baꢀlayıp   Yargıtay’ın karar tarihi olan 7 Mart 2008’de sona erdiğini gözlemler. Bu nedenle yargılama,   iki yargı aꢀamasında verilen dört kararla 14 yıldan fazla sürmüꢀtür.   AĐHM, somut davadakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AĐHS’nin   6/1 maddesinin ihlal edildiğini gözlemler (bkz. Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], no.   25444/94; Ertürk – Türkiye, no. 15259/02).   AĐHM, Hükümetin belirttiği Đntiba – Türkiye davasındaki koꢀulların somut   davadakinden farklı olduğunu kaydeder. Sözkonusu davada baꢀvuran tutuklu   bulundurulmamıꢀtır; dikkate alınan süre 7 yıl 11 aydır ve yaklaꢀık 3 yıl 3 aylık gecikme   baꢀvurandan kaynaklanmıꢀtır.   Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen ve konu ile ilgili içtihadını dikkate alan AĐHM,   somut davada yargılama süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartını yerine getirmediği   kanaatindedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, yakalanması ve tutuklanması sonucunda çalıꢀamadığını ve ailesini   geçindiremediğini ifade etmiꢀtir. 50,000 Euro maddi, 50,000 Euro manevi tazminat   ödenmesini talep etmiꢀ, Hükümet taleplere karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM, tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak baꢀvuranın, sadece ihlal tespitiyle   yeterince tazmin edilemeyecek surette manevi zarara uğramıꢀ olması gerektiğini kabul eder.   AĐHM, dava koꢀulları ve içtihadını dikkate alarak, baꢀvurana 15,600 Euro manevi tazminat   ödenmesine hükmetmektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, AĐHM önündeki masraf ve giderler için 4,850 Euro talep etmiꢀ, talebini   desteklemek üzere avukatının dava üzerinde çalıꢀtığı saatleri gösteren bir masraf çizelgesi   ibraz etmiꢀtir.   Hükümet, miktarların aꢀırı ve belgelerle yeterince desteklenmemiꢀ olduğunu   savunmuꢀtur.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   AĐHM, somut davada, elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak, bu   baꢀlık altında 3,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 ve 5/4 maddelerinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. (a) Davalı Devletin baꢀvurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk lirasına   çevrilmek üzere:   (i) 15.600 (on beꢀ bin altı yüz) Euro manevi tazminat ve bu miktara uygulanabilecek   her türlü verginin ödenmesine;   ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI   (ii) 3.000 (üç bin) Euro yargılama masraf ve giderleri ve bu miktara uygulanabilecek   her tür verginin ödenmesine;   (b) Sözkonusu üç aylık sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre   için Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 15 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło