32254/05

WyrokETPCz2010-04-06ECLI:CE:ECHR:2010:0406JUD003225405

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego utrwalonego orzecznictwa, ocenił długość postępowania karnego, które trwało ponad czternaście lat i sześć miesięcy w dwóch instancjach. Stwierdził, że pomimo braku złożonych argumentów ze strony rządu, tak długi czas trwania postępowania jest nadmierny i nie spełnia wymogu "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał również, że w tureckim porządku prawnym brakowało skutecznego środka prawnego pozwalającego na skarżenie się na nadmierną długość postępowania karnego.
Stan faktyczny
Skarżący, Orhan Adıyaman, był kapitanem żandarmerii. W dniu 27 lipca 1990 r. wszczęto przeciwko niemu postępowanie karne oskarżając go o łapownictwo i nadużycie władzy. W dniu 30 grudnia 2003 r. Wojskowy Sąd w Gaziantep skazał go na karę czterech lat, czterech miesięcy i piętnastu dni pozbawienia wolności. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Wojskowy Sąd Kasacyjny w dniu 15 lutego 2005 r. Całe postępowanie trwało ponad czternaście lat i sześć miesięcy.
Rozstrzygnięcie
Skarga w części dotyczącej długości postępowania została uznana za dopuszczalną, a w pozostałej części za niedopuszczalną. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądzono na rzecz skarżącego 10 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Odrzucono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ORHAN ADIYAMAN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:32254/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2011. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (32254/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Orhan Adıyaman’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16 Ağustos 2005   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından, H. Kara tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1958 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Olayların meydana geldiği dönemde, baꢀvuran, yüzbaꢀıydı ve bir jandarma hudut taburundan   sorumluydu.   Temmuz 1990 tarihli bir iddianame ile Gaziantep Askeri Savcılığı baꢀvuran hakkında   rüꢀvet ve görevi kötüye kullanmaktan ceza davası açmıꢀtır.   Aralık 2003 tarihinde, baꢀvuranın da hazır bulunduğu çok sayıda duruꢀma   gerçekleꢀtirmesinin ardından, Gaziantep Askeri Mahkemesi, baꢀvuranı atılı olaylardan suçlu   bulmuꢀ ve baꢀvuranı, dört yıl, dört ay on beꢀ gün hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.   Yargılama süresi boyunca, Askeri Mahkeme tarafından, kapalı oturum yapmaya iliꢀkin hiçbir   karar alınmamıꢀtır. Mahkemenin askeri bölgede bulunmasından dolayı, askeri bölgeye ve   duruꢀma salonuna giriꢀler güvenlik kontrolünden geçirilmekteydi.   ꢁubat 2005 tarihinde, Askeri Yargıtay, baꢀvuranın da hazır bulunduğu açık bir duruꢀma   gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Baꢀvurana 8 Nisan 2005 tarihinde tebliğ edilen, 15 ꢁubat 2005 tarihli bir kararla, Askeri   Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörüldüğü ꢀekli ile “makul süre”   ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.   Kabuledilebilirliğe iliꢀkin olarak, Hükümet, sözkonusu ꢀikayeti ulusal mahkemeler önünde   sunmayan baꢀvuranın AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarını tüketmiꢀ   kabuledilemeyeceğini savunmaktadır.   AĐHM, daha önce, Türk hukuk düzeninin yargılanabilirlere cezai yargılama süresinin çok   uzun olmasından ꢀikayetçi olma imkanı sağlayan etkili bir iç hukuk yolu sunmadığı tespitinde   bulunma imkanına sahip olduğunu hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri- Türkiye, baꢀvuru no:   23188/02, 22 Aralık 2005 ve Daneshpayeh- Türkiye, baꢀvuru no: 21086/04, 16 Temmuz   2009). Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esas ile ilgili olarak, AĐHM, davanın, 27 Temmuz 1990 tarihinde, ceza davasının açılması ile   baꢀladığını ve Askeri Yargıtay karar tarihi olan 15 ꢁubat 2005 tarihinde sona erdiğini   kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama iki dereceli yargıda on dört yıl altı aydan fazla   sürmüꢀtür.   AĐHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koꢀullarına göre ve baꢀta davanın   karmaꢀıklığı olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran ve   yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri   arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no: 25444/94).   AĐHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları incelemiꢀ   ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuꢀtur (bkz, sözü edilen Pélissier   ve Sassi)   Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı   bir sonuca ulaꢀma imkanı sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat   getirmektedir. Konuya iliꢀkin içtihadı göz önüne alındığında, AĐHM, mevcut davada ihtilaflı   yargılama süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığı   kanaatindedir.   Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. DĐĞER ĐHLAL ĐDDĐALARI HAKKINDA   Baꢀvuran, ayrıca, kıꢀlada yer aldığı için askeri mahkemeye giriꢀlerin (güvenlik kontrolleri   nedeniyle) zorluğundan ꢀikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda baꢀvuran AĐHS’nin 6. maddesine   atıfta bulunmaktadır.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3.   ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, Ataman-Türkiye,   baꢀvuru no: 46252/99, 23 Mayıs 2000).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, baꢀvuran, maruz kaldığı maddi zarar için 319. 101   Amerikan Doları (yaklaꢀık 220.000 Euro) ve manevi zarar için 20.000 Amerikan Doları   (yaklaꢀık 13.750 Euro) talep etmektedir. Buna karꢀın baꢀvuran, yargılama masraf ve giderleri   ile ilgili hiçbir talepte bulunmamıꢀtır.   Hükümet sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte   ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın hakkaniyete uygun olarak, AĐHM,   baꢀvuranın belli bir manevi zarara uğradığı ve baꢀvurana 10.800 Euro manevi tazminat   ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının   kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 10. 800   Euro (on bin sekiz yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 06 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło