32322/02

WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD003232202

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak odszkodowania za wywłaszczenie nieruchomości, wynikający z zastosowania art. 38 tureckiej ustawy o wywłaszczeniu i przedawnienia roszczeń, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia zagwarantowanego w art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym zastosowanie art. 38 ustawy nr 2942, prowadzące do pozbawienia własności bez odszkodowania z powodu przedawnienia, stanowi naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał uznał, że taka ingerencja jest arbitralna, ponieważ nie zapewnia sprawiedliwej równowagi między wymogami interesu publicznego a ochroną praw jednostki, zwłaszcza w obliczu braku jakiegokolwiek mechanizmu odszkodowawczego. Rząd nie przedstawił żadnych przekonujących argumentów, aby odstąpić od tej ugruntowanej linii orzeczniczej.
Stan faktyczny
Skarżąca, Nurhan Eryılmaz, nabyła nieruchomość w Ankarze w 1981 roku. W 2000 roku wniosła pozew przeciwko Ministerstwu Obrony Narodowej o odszkodowanie za bezprawne zajęcie nieruchomości bez wywłaszczenia. Sąd krajowy oddalił jej roszczenie, stwierdzając, że nieruchomość była użytkowana przez ministerstwo od 1942 roku, a roszczenie uległo przedawnieniu na podstawie art. 38 ustawy nr 2942. Decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny, a wniosek o sprostowanie został odrzucony.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Większością pięciu głosów do dwóch, Trybunał orzekł, że Państwo Pozwane ma zapłacić skarżącej 150 000 euro tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 euro tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki. Trybunał jednogłośnie oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ERYILMAZ -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:32322/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (32322/02) no’lu davanın nedeni, 1929 doğumlu   olup Ankara’da ikamet eden (T.C. vatandaꢀı) Nurhan Eryılmaz’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 26 Temmuz 2002 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından M.C. Taner   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Đmar uygulamasının ardından, 21 Ocak 1981 tarihinde, baꢀvuran, Ankara Çankaya Kazım   Özalp’te bulunan 35717 m2 yüzölçümlü taꢀınmazdan 232 m2 yüzölçümünde (5965 ada parsel   no:1) bir taꢀınmaz edinmiꢀtir.   Temmuz 2000 tarihinde, baꢀvuran, Milli Savunma Bakanlığı tarafından taꢀınmazına   yönelik olarak uygulanan kamulaꢀtırmazsız el atma nedeniyle Ankara Asliye Hukuk   Mahkemesi’nde tazminat davası açmıꢀtır. Baꢀvuran, sözkonusu dönemde, taꢀınmazın satıꢀ   miktarına tekabül eden miktar olan 230.970.000.000 TL tutarında tazminat talebinde   bulunmuꢀtur.   ꢁubat 2001 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. Mahkeme, ihtilaflı   taꢀınmazın, baꢀvuranın ileri sürdüğü gibi 1981 tarihinden itibaren değil 1942 tarihinden   itibaren Milli Savunma Bakanlığı’nın kullanımında olduğu sonucuna ulaꢀmıꢀtır. Dolayısıyla,   sözkonusu taꢀınmaz hakkındaki dava, 4 Kasım tarihli 2942 sayılı Kamulaꢀtırma Kanununun   38. maddesinin hükümleri uyarınca yirmi yılın sonunda zaman aꢀımına uğramıꢀtır.   Haziran 2001 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   Baꢀvurana 11 ꢁubat 2002 tarihinde tebliğ edilen 15 Ocak 2002 tarihli bir kararla, Yargıtay,   karar düzeltme baꢀvurusunu reddetmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, mülkiyet hakkının ihlalinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran, hiçbir kamulaꢀtırma   iꢀlemi yapılmaksızın taꢀınmazına kamulaꢀtırmasız el atma uygulandığını belirtmektedir.   Baꢀvuran, kendisine hiçbir zaman ödeme yapılmadığını ileri sürmektedir. Bu bağlamda   baꢀvuran, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine ve AĐHS’nin 6. maddesine atıfta   bulunmaktadır. AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında   incelenmesi gerektiği kanaatindedir.   Hükümet, idare tarafından bir iꢀgal sözkonusu olduğunda baꢀvuranın, maliklik, tazminat veya   taꢀınmazından faydalanabilme davaları gibi baꢀvuru yollarına sahip olduğunu ileri   sürmektedir.   AĐHM, hukuki süreç ile öngörülen baꢀvuru yollarının yalnızca, tapu tescilinde yasadıꢀı bir   düzenleme olduğunda ya da maliklikle ilgili bir sorun olduğu durumda dava açılmasına imkan   tanıdığı değerlendirmesinde bulunarak, geçmiꢀte, benzer davalar çerçevesinde kendisine   yapılan sözkonusu itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (I.R.S ve diğerleri). Oysa mevcut   davada böyle bir durum sözkonusu değildir. AĐHM, önceden ulaꢀtığı sonucu teyit etmekte ve   Hükümet’in itirazını reddetmektedir. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde   baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları   incelediğini ve 2942 sayılı Yasa’nın 38. maddesinin uygulanması nedeniyle mülkiyetten   yoksun bırakmadan dolayı Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinde   bulunduğunu hatırlatmaktadır (I.R.S. ve diğerleri, Kadriye Yıldız ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru   no: 73016/01, 10 Ekim 2006, Börekçioğulları (Çökmez) ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no:   58650/00, 19 Ekim 2006). AĐHM, sözkonusu hükmün uygulanması ile ilgili olarak,   Hükümet’in iꢀbu kararda farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman   sunmadığını tespit etmektedir.   AĐHM, 38. maddenin mevcut davaya uygulanmasının, tapusunun iptal edilmesi nedeniyle   baꢀvuranın tazminat elde etme imkanından yoksun kalmasına yol açtığı kanaatindedir. Kamu   yararının gerektirdikleri ile kiꢀisel hakların korunması yükümlülüğü arasında hüküm sürmesi   gereken   adil   dengeyi   koruma   imkanı   sağlayan   hiçbir   tazminat   iꢀlemi   gerçekleꢀtirilmemesinden dolayı böyle bir müdahale ancak keyfi olarak nitelendirilebilir.   Bu itibarla Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması bağlamında baꢀvuran, 2008 yılının Haziran ayında,   taꢀınmazın metre karesini 2.820 Euro olarak değerlendiren baꢀvuran, gecikme faizi ile birlikte   654.000 Euro tazminat talebinde bulunmaktadır. Baꢀvuran, diğer hak sahipleri tarafından   açılan bir dava çerçevesinde taꢀınmazın aynı parseli için yapılan ve 2000 yılının Haziran   ayında taꢀınmazın metre karesini 315,74 Euro olarak takdir eden 22 Kasım 2004 tarihli   bilirkiꢀi raporunu sunmaktadır. Bununla birlikte, 25 Haziran 2008 tarihli görüꢀlerinde,   baꢀvuran taraf, ulusal yargılamanın baꢀladığı tarih olan 12 Temmuz 2000 tarihinde, tazminat   talebinin 122.070 Euro tutarında olduğunu belirtmektedir.   Hükümet, adil tatmin önerisinde bulunmaksızın sözkonusu taleplere itiraz etmektedir.   Öncelikle, baꢀvuranın maddi kaybını değerlendirmede AĐHM açısından ciddi bir güçlüğün   bulunduğunu tespit etmek gerekmektedir. Bilahare, AĐHM, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.   maddesi ile güvence altına alındığı ꢀekli ile baꢀvuranın hakkına yönelik olarak yapılan ihlalin,   ulusal mahkemeler tarafından daha önce kabul edilen ve telafi edilen bir sorundan   kaynaklandığını gözlemlemektedir. Bu hususta AĐHM, yükümlülüğün ötesinde, AĐHS’nin 13.   maddesi uyarınca savunulabilir ꢀikayeti olan her kiꢀiye ulusal bir mahkeme önünde etkili   baꢀvuru yolu sunulmasını ve Devletlerin, tespit edilen ihlallerden doğan sorunları çözme   genel yükümlülüğünü hatırlatan ulusal baꢀvuru yollarının iyileꢀtirilmesine iliꢀkin 12 Mayıs   tarihli Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararına atıfta bulunmaktadır (Broniowski-Polonya,   31443/96). Bu bağlamda AĐHM, durumuna en uygun ꢀekilde baꢀvuranın maddi kaybını   değerlendirmek için ulusal mahkemelerin en uygun mercileri oluꢀturduğu kanaatindedir.   Sonuç olarak AĐHM, bir tazminat davasının ya da tazminat ödenmesi ile sonuçlanacak   kamulaꢀtırılan taꢀınmazların değer tespit davasının, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin   ihlalinde en uygun telafi yolunu oluꢀturduğu kanaatine varmaktadır (mutatis, mutandis,   Gençel-Türkiye, baꢀvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003).   Anayasa Mahkemesinin kararından önceki dönemi kapsayan böyle bir dava sözkonusu   olmadığından, AĐHM, daha önce, I.R.S. ve diğerleri-Türkiye (adil tatmin) (baꢀvuru no:   26338/95, 31 Mayıs 2005) kararında, tespit edilen ihlalin kaynağı taꢀınmazın baꢀvuranın   elinden alınmasının hukuki değerlendirilmesi değil de tazminat ödenmemesi olduğundan,   idarenin taꢀınmazların değerini tam olarak yansıtma zorunluluğu olmadığını beyan ettiğini   hatırlatmaktadır. Mevcut davada, AĐHM, ulusal mahkemeler önündeki yargılama   çerçevesinde tazminat elde etme meꢀru beklentileriyle bağlantılı olarak, mamelek değere   mümkün olduğunca tekabül edecek bir götürü miktarı belirlemenin uygun olacağına   hükmetmektedir (mutatis, mutandis, sözü edilen Börekçioğulları (Çökmez) ve diğerleri).   Sonuç olarak, dosyaya sunulan unsurları göz önüne alan AĐHM, hakkaniyete uygun olarak,   baꢀvurana, 150.000 Euro maddi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir. Ancak   AĐHM, davanın, manevi tazminatın incelenmesine imkan sağlayacak hiçbir özel neden   sunmadığı kanısındadır (I.R.S ve diğerleri).   Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, baꢀvuran, avukatlık ücreti için 6.210 Euro ve   ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu diğer yargılama masraf ve giderleri için   440,16 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran, noter tasdiki yapılmayan ve avukatının yukarıda   sözü edilen miktarı belirlediği bir avukatlık ücret sözleꢀmesini ve çeviri, posta, kırtasiye ve   ulusal mahkemeler önündeki adli masraflara iliꢀkin faturaları belge olarak sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.   AĐHM, baꢀvuran ve avukatı tarafından sözleꢀme ile belirlenen avukatlık ücretinin yalnızca iki   tarafı bağladığı kanaatindedir. Davanın koꢀullarını ve belgeleri göz önüne alan AĐHM, tüm   masraflar için 1.000 Euro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.   AĐHM, gecikme faizi oranının Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına   hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM,   1. Oybirliğiyle, baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Oybirliğiyle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Đkiye karꢀı beꢀ oyla,   a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme   tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine:   (i) her türlü vergiden muaf tutularak 150.000 Euro (yüz elli bin Euro) maddi tazminat   (ii) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri   b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından,   Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit   oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Oybirliğiyle, adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddesi uyarınca, Yargıç Sajo’nun   mutabık olduğu Yargıç Zagrebelsyk’nin kısmi ayrık oy görüꢀü yer almaktadır.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło