32456/96

WyrokETPCz2005-12-20ECLI:CE:ECHR:2005:1220JUD003245696

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak przekazania skarżącemu opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego oraz odmowa przeprowadzenia ustnej rozprawy na etapie postępowania odwoławczego naruszyły prawo do rzetelnego procesu i prawo do obrony, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 i 3 lit. b Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał zasadę kontradyktoryjności postępowania, która wymaga, aby wszystkie dokumenty lub opinie przedstawione sędziemu przez niezależnego urzędnika prawnego (takiego jak Prokurator Generalny), które mogą wpłynąć na decyzję sądu, zostały przekazane stronom i poddane dyskusji. W niniejszej sprawie opinia Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego, która popierała wyrok sądu niższej instancji i miała wpływ na decyzję Sądu Kasacyjnego, nie została przekazana skarżącemu. Dodatkowo, brak ustnej rozprawy w Sądzie Kasacyjnym uniemożliwił skarżącemu ustne odniesienie się do tej opinii. Trybunał uznał, że te okoliczności, rozpatrywane łącznie, naruszyły prawo skarżącego do obrony i rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Muharrem Dindar, urodzony w 1941 roku i mieszkający w Izmirze, został oskarżony o fałszerstwo dokumentów w związku z transakcją najmu nieruchomości. Sąd Karny skazał go na grzywnę. Sąd Kasacyjny uchylił ten wyrok z powodu błędu proceduralnego i odesłał sprawę do ponownego rozpoznania. Po ponownym skazaniu przez Sąd Karny, skarżący odwołał się do Sądu Kasacyjnego, domagając się ponownej rozprawy i twierdząc, że został skazany bez możliwości przedstawienia dowodów i poszanowania jego praw do obrony. Prokurator Generalny Sądu Kasacyjnego przedstawił opinię, w której wnioskował o oddalenie odwołania skarżącego, jednak opinia ta nie została mu przekazana, a Sąd Kasacyjny odmówił przeprowadzenia ustnej rozprawy i ostatecznie podtrzymał wyrok skazujący.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 i 3 lit. b Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o 790 EUR otrzymanej pomocy prawnej. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DĐNDAR - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:32456/96)   NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (32456/96) baꢀvuru no’lu davanın   nedeni, Muharrem Dindar’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon) 6   Mayıs1996 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) eski 25. maddesi uyarınca   yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Adli yardımdan faydalanan baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından H. A. Afꢀaroglu   tarafından temsil edilmektedir.   AĐHM 20 Mayıs 2003 tarihinde baꢀvuruyu kısmen kabuledilebilir bulmuꢀtur.   OLAYLAR   Davanın Koꢀulları   Baꢀvuran 1941 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.   A. Davaya neden olan olaylar   Mayıs 1992 tarihinde baꢀvuran, iꢀyeri için kiralık bir yer arayan A.E.’ye Cumhuriyet   Bulvarı’ndaki bir büroyu göstermek amacıyla gayrimenkul kiralama baꢀvuru belgesi   imzalatmıꢀ, A.E. burayı beğenmeyerek Vasıf Çınar bulvarındaki büroyu kiralamıꢀtır.   Baꢀvuran bunun üzerine imzalattığı baꢀvuru belgesine dayanarak A.E.’den komisyon bedeli   talep etmiꢀ, A.E.’nin Vasıf Çınar bulvarındaki gayrı menkulün sahibi N.P. ile kira sözleꢀmesi   yaptığını ve kendisinin burayı gösterdiğini ileri sürmüꢀ ve A.E.’den ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Buna karꢀılık A.E. baꢀvuranın V.Çınar bulvarındaki yeri kendisine hiçbir zaman   göstermediğini belirterek baꢀvuranı kira sözleꢀmesi üzerinde tahrifat yapmakla suçlamıꢀtır.   B. Baꢀvuran aleyhine baꢀlatılan cezai soruꢀturma   Kasım 1992 tarihli iddianame ile Cumhuriyet Savcısı Türk Ceza Kanunu’nun 345.   maddesine dayanarak baꢀvuranı evrak üzerinde sahtekarlık ve tahrifat yapma suçu ile itham   etmiꢀtir.   Aralık 1993’te Ağır Ceza Mahkemesi TCK’nın 345. maddesi gereğince baꢀvuranı   3.000.000 T.L. para cezasına çarptırmıꢀtır.   Yargıtay 30 Aralık 1993 tarihli kararda usul hatası olduğu gerekçesiyle kararı bozarak   dava dosyasını esasa bakan hakimlere geri göndermiꢀtir.   Baꢀvuran 29 Aralık 1994 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi önünde tanıklarının   dinlenmesi yönündeki talebini yinelemiꢀ ve sunduğu bilirkiꢀi raporuna dayanılarak beraat   etmesi gerektiğini, ꢀayet bu rapor inandırıcı bulunmamıꢀsa karar veremeden önce yeniden   inceleme yapılması gerektiğini belirtmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı ise olayların yeterince açık   olduğunu belirtmiꢀtir.   Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısının mütalaasına ve 30 Aralık 1993 tarihli   karara dayanarak baꢀvuranı yeniden mahkum etmiꢀtir.   Baꢀvuran, Yargıtay’a yaptığı baꢀvuruda, ilk derece mahkemesinde sunduğu   argümanları dile getirerek, yeniden duruꢀma yapılmasını talep etmiꢀ, delil sunma hakkı   tanınmadan ve savunma haklarına riayet edilmeden mahkum edildiğini iddia etmiꢀtir.   Haziran 1995 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı esas hakkındaki   mütalaasını bildirmiꢀ ve temyiz baꢀvurusunun reddedilmesini talep etmiꢀtir. Bu görüꢀler   baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir. Bununla birlikte Yargıtay CMUK’un 318. maddesi uyarınca ve   temyizine gidilen kararda duruꢀma yapılmasını gerektirecek bir suç bulunmadığından   baꢀvuranın duruꢀma talebini reddetmiꢀtir.   Eylül 1996 tarihli bir kararla Yargıtay bütün hükümleriyle beraber temyizine   gidilen kararı onaylamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6 § 1 VE 3. MADDESĐNĐN b) BENDĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ   ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın davanın esasına iliꢀkin mütalaasının   kendisine tebliğ edilmemiꢀ ve talep ettiği duruꢀmalanın yapılmamıꢀ olmasından dolayı   ꢀikayetçi olmaktadır. Bu itibarla savunma hakkını güvence altına alan AĐHS’nin 6 §1 ve 3.   maddesinin b) bendine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet öncelikle Yargıtay’ın kendisine yapılan her baꢀvuru için duruꢀma   yapmasının mümkün olmadığını ifade etmekte ve CMUK’un 318. maddesi uyarınca yalnızca   Yargıtay’ın duruꢀma yapılıp yapılmayacağına karar vermekle yetkili olduğunu belirtmektedir.   Hükümet sunduğu ek görüꢀlerinde, yargıya tabi kiꢀilere Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın   mütalaasının resen tebliğ edilmesini öngören, 2 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren kanuna   dikkat çekmiꢀtir.   AĐHM, davacı ve davalının karꢀılıklı olarak iddia ve delillerini mahkemeye ibraz   ettikleri muhakeme usulünün, mahkeme kararını etkilemek amacıyla- bu davada Cumhuriyet   Baꢀsavcısı gibi-, bağımsız hukuk memuru tarafından hakime sunulan her türlü belge ya da   görüꢀlerin taraflara tebliğ edildiği ve tartıꢀıldığı bir ceza ya da hukuk davası hakkını   gerektiren bir hak olduğunu hatırlatmaktadır (Bkz. Göç-Türkiye [GC], no: 36590/97, § 55,   CEDH 2002-V).   AĐHM, mevcut davada Göç-Türkiye davasında verdiği karardan ayrılmasını   gerektirecek hiçbir neden görmemektedir. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın, baꢀvuran   tarafından yapılan baꢀvurunun esasına iliꢀkin mütalaasının tebliğ edilmemesi hususunda, iki   davadaki olaylar birbiriyle benzemektedir. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı, ilk derece   mahkemesi tarafından verilen kararın yerinde olduğunu ifade eden mütalaasını yazılı olarak   bildirmiꢀtir. O halde ifade ettiği görüꢀü, Yargıtay kararını etkileyecek yönde olmuꢀ ve   baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir (Karꢀılaꢀtırın Göç, ibidem, adıgeçen, ve J.J.-Đngiltere, 27 Mart   tarihli karar, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998-II, s. 613, § 43).   AĐHM ayrıca, Yargıtay’da duruꢀma yapılmamıꢀ olmasından dolayı, baꢀvuranın   Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın mütalaasını sözlü olarak dinleme olanağına sahip olmadığını   gözlemlemektedir. Esasında baꢀvuran, temyiz baꢀvurusundan Yargıtay kararının alınmasına   kadar, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın kendi davasına müdahalesinden haberdar edilmemiꢀtir. Bu   tespit, AĐHM’nin, Kress davasında baꢀvurana tanınan güvencelerin mevcut davada baꢀvurana   tanınmamıꢀ olmasından dolayı, 6§1 maddesinin ihlal edilmediğini belirten kararından   ayrılmasına neden olmaktadır (aynı ꢀekilde, Göç, adıgeçen, § 56).   Sonuç olarak, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin baꢀvurana tebliğ   edilmemiꢀ olmasının bu mahkeme önünde duruꢀma da yapılmamıꢀ olmasıyla birleꢀmesi   nedeniyle AĐHS’nin 6 §§1 ve 3. maddesinin b) bendi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.   A. Tazminat   Baꢀvuran manevi tazminat olarak 20.000 Euro (yirmi bin) talep etmektedir.   Hükümet bu miktarın aꢀırı olduğunu ifade etmekte ve ihlal kararının tespitinin adil   tazmin için baꢀlı baꢀına yeterli olduğunu belirtmektedir.   AĐHM, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın mütalaasının baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀ   olmasının bu mahkeme önünde duruꢀma da yapılmamıꢀ olmasıyla birleꢀmesi nedeniyle   AĐHS’nin 6 § 1 ve 3. maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmiꢀtir. Hakkaniyete uygun   olarak baꢀvurana 1.000 Euro ( bin ) tutarında manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran masraf ve harcamalar için 3.600 Euro (üç bin altı yüz) talep etmektedir.   Hükümet bu tutarın aꢀırı oldu kanaatindedir.   AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi açısından, ancak gerçekten yapılan ve makul bir   miktardaki masraf ve harcamaların geri ödenebileceğini hatırlatır.   Bununla birlikte AĐHM baꢀvuranın ulusal mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve   harcamalara iliꢀkin hiçbir belge sunmadığını not etmektedir. Bu nedenle herhangi bir   ödemenin yapılmasına gerek olmadığına karar vermiꢀtir.   Mevcut davayla ilgili olarak yapılan masraf ve harcamalar için, AĐHM hakkaniyete   uygun olarak baꢀvurana 1.000 Euro ( bin ) ödenmesine ve ödeme yapılırken bu meblağdan,   Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 790 Euro ( yedi yüz doksan ) tutarındaki adli yardımın   düꢀürülmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. AĐHM, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin baꢀvurana tebliğ   edilmemiꢀ olmasının, bu mahkeme önünde duruꢀma da yapılmamıꢀ olmasıyla   birleꢀmesi nedeniyle AĐHS’nin 6§§1 ve 3. maddesinin ihlal edildiğine;   2. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere   Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana:   i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;   ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro’dan, Avrupa Konseyi tarafından   sağlanan 790 (yedi yüz doksan) Euro tutarındaki adli yardım düꢀülerek kalan   miktarın ödenmesine;   iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   3. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 20 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło