32458/96

WyrokETPCz2006-03-30ECLI:CE:ECHR:2006:0330JUD003245896

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w sądzie bezpieczeństwa państwa narusza prawo do niezależnego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy kara dyscyplinarna w postaci pozbawienia wolności za wypowiedzi w sądzie, nawet jeśli były obraźliwe, stanowi proporcjonalne ograniczenie wolności słowa z art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądów bezpieczeństwa państwa, orzekających w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego, budzi uzasadnione wątpliwości co do ich niezależności i bezstronności w oczach skarżącego, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. W kwestii wolności słowa, Trybunał stwierdził, że choć wypowiedzi skarżącego były obraźliwe i mogły uzasadniać interwencję w celu ochrony autorytetu sądownictwa, to nałożona kara sześciu miesięcy pozbawienia wolności, w tym dwóch miesięcy w izolatce, była nieproporcjonalna do zamierzonego celu i nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym", naruszając art. 10 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Atılcan Saday, student urodzony w 1977 roku, został aresztowany w 1995 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. Został oskarżony o zagrożenie ustroju konstytucyjnego Turcji i skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM) na dożywocie. Podczas pierwszej rozprawy w DGM, skarżący złożył siedmiostronicową obronę, w której użył obraźliwych sformułowań wobec sądu, za co został skazany na sześć miesięcy kary dyscyplinarnej, w tym dwa miesiące w izolatce.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. Trybunał jednogłośnie uznaje za niepotrzebne rozpatrywanie innych skarg dotyczących art. 6 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. Trybunał jednogłośnie zasądza skarżącemu 3 000 EUR za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR za koszty i wydatki. Trybunał jednogłośnie oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   SADAY - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 32458/96)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mart 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (32458/96) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀı Atılcan Saday’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na 6 Mayıs 1996   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan   eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir barosu avukatlarından Gül Kireçkaya tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1977 doğumludur. Olayların meydana geldiği dönemde öğrenciydi ve cezaevinde   tutuklu bulunmaktaydı.   Baꢀvuran, 10 Mart 1995 tarihinde yasadıꢀı bir örgüt mensubu olmakla suçlanan kiꢀilere karꢀı   açılan polis soruꢀturması kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Mart 1995 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı   karꢀısına daha sonra yetkili hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀtır. Baꢀvuran hakkında tutuklu   yargılanma kararı verilerek Buca Cezaevine gönderilmiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı 18 Mayıs 1995 tarihli bir iddianame ile TCK’nın 146 § 1. maddesi   uyarınca baꢀvuranı Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasal rejimini tehlikeye atmakla suçlamıꢀ ve   baꢀvuranın mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Kasım 1995 tarihinde DGM’deki ilk duruꢀmada dinlenen baꢀvuran, hazırladığı yedi sayfalık   savunmasında sözü edilen örgütle Ağustos 1994 tarihine kadar olan bağlantısını inkâr   etmemiꢀ, siyasi görüꢀünün meꢀru olduğunu savunmuꢀtur.   DGM, baꢀvuranın kendi makamına dair sözlerini «uygunsuz» olarak değerlendirmiꢀ ve   baꢀvuranı özellikle mahkeme heyetine saygısızlık etmekle yargılamıꢀtır. Cumhuriyet Savcısı,   hakimlere hakareti içeren 2845 sayılı Kanun’un 23 § 3. ve 4. maddelerinin uygulanmasını   talep etmiꢀtir. Baꢀvuran takdiri mahkemeye bırakmıꢀ, oturum bu ꢀekilde sona ermiꢀtir.   DGM, oturumdan ayrı tutmayarak sözü edilen maddede öngörülen ve iki ayı hücre hapsi   olmak üzere 6 aylık maksimum «disiplin» cezasının uygulanmasına karar vermiꢀtir. Mahkeme   tutanağına göre bu ceza hiçbir baꢀvuru yoluna elveriꢀli değildi.   aylık hücre hapis cezası infaz edilmiꢀtir. DGM, 24 Ocak 1996 tarihinde baꢀvuranın iyi   halini dikkate alarak kalan 4 aylık hapis cezasının ertelenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran 12 Ekim 1996 tarihinde Konya E tipi Cezaevine nakledilmiꢀ, davası Konya   DGM’ye geçmiꢀtir.   Bu arada Konya DGM feshedilmiꢀ, buradaki davalar Adana DGM’ye geçmiꢀtir. Sonuç olarak   baꢀvuran, 4 Temmuz 1997 tarihinde Adana E tipi Cezaevine alınmıꢀtır.   Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Kasım 1998 tarihli bir kararla, 18 Mayıs 1995 tarihli   iddianameye dayalı olarak baꢀvuranı ömür boyu hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Yargıtay belirtilmeyen bir tarihte Đlk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran ilk olarak kendisini 2845 sayılı Kanun’un 23 §§ 3. ve 4. maddeleri ve TCK’nın 146   § 1. maddesinin uygulanmasına istinaden yargılayıp mahkum eden Đzmir ve Adana Devlet   Güvenlik Mahkemelerinin özellikle bünyelerinde askeri bir hakimi bulundurmaları nedeniyle   bağımsız ve tarafsız mahkemeler olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürmektedir.   Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde hakimlere hakaret suçundan mahkum edilmesiyle   ilgili olarak, baꢀvuran aynı gün sorgulanıp, yargılanması ve mahkum edilmesi nedeniyle   savunmasını hazırlaması için gerekli kolaylığın ve zamanın tanınmadığını öne sürmekte, bu   yönde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında   AĐHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetin dile getirildiğini ve bunların   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel   kararı, no: 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002).   AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra baꢀvuranın aralarında askeri bir   hakimin de yer aldığı Adana ve Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemeleri önünde ulusal güvenliğe   dayalı olarak yargılanma konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde   bulunmaktadır. Baꢀvuran, hakkında açılan davada bu iki yargı makamının kararını yabancı   gerekçelere dayandırdığı yönünde bir ꢀüphe duyabilir. Bu nedenle baꢀvuranın bu yargı   makamlarının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması   gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 in fine ).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Đzmir ve Adana Devlet Güvenlik   Mahkemelerinin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı   sonucuna varmıꢀtır.   2. Yargı sürecinin adilliği hakkında   AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan   yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kiꢀilere her halükârda adil bir yargılamayı   garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespiti   ıꢀığında, Mahkeme savunma haklarının ihlal edildiği yönündeki ꢀikayetleri ayrıca incelemeyi   gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Çıraklar kararı, 28 Ekim 1998,   1998-VII, §§ 44-45).   II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran 2845 sayılı Kanun’un 23 § 3. ve 4. maddesinin uygulanması üzerine hakimlere   hakaret suçundan mahkum edilmesinin ifade özgürlüğünün ihlaline yol açtığından ꢀikayetçi   olmakta ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan   baꢀvuranın ifade özgürlüğüne bir müdahaleyi oluꢀturduğuna dair taraflar arasında bir ihtilafa   yer verilmediğini not etmektedir. 2845 sayılı Kanun’un 23 § 3. ve 4. maddeleri ile öngörülen   müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2. maddesi uyarınca «adli yetkiyi güvence altına alma» gibi   meꢀru bir amacı taꢀıdığına itiraz edilmemektedir (Bkz. Worm-Avusturya kararı, 29 Ağustos   1997, 1997-V). Bununla birlikte, bu müdahalenin «demokratik bir toplum için gereklilik»   oluꢀturup oluꢀturmadığının bilinmesi gerekir.   Hükümet, baꢀvuranın mahkumiyetinin duruꢀmaların iyi iꢀleyiꢀini garanti altına almak   bakımından gerekli olduğu görüꢀündedir.   Adaleti sağlayan ve hukuk Devletinin temelini oluꢀturan mahkemeler halkın güvenine ihtiyaç   duyar ve yargıçlar karıꢀıklığa yol açmadan, bu güvenden yararlanmak adına görevlerini yerine   getirmek durumundadırlar. Yargı erkinin görevlerini yerine getirdikleri sırada maruz   kaldıkları sözlü saldırılara karꢀı korunmalarını gerektirici haller oluꢀabilir (Bkz. mutatis   mutandis, Janawski-Polonya no: 25716/94, § 33, AĐHM 1999-I; Schöpfer-Đsviçre kararı, 20   Mayıs 1989, seri: A no: 149, §§ 34-35; R.S. ve Z-Đsviçre kararı, no: 10414/83, Komisyonun 1   Ekim 1984 tarihli kararı, Kararlar ve Raporlar 40, s. 214; ve De Haes ve Gijsels-Belçika   kararı, 24 ꢁubat 1997, 1997-I, § 37).   Bunun yanı sıra, baꢀvuran tarafından dile getirilen görüꢀler savunmasının bir parçasıdır ve   savunma hakları ile ilintilidir. Bu doğrultuda AĐHM, kimi koꢀullarda, ifade özgürlüğüne   yönelik bir müdahalenin duruꢀma sırasında sanığın bu haklarının ihlal edilmesini görmezden   gelememektedir. Hakkaniyete uygun mülahazalar taraflar arasında sert de olsa görüꢀ   alıꢀveriꢀine olanak tanımalıdır (Bkz. mutatis mutandis, Nikula-Finlandiya kararı, no:   31611/96, § 49, AĐHM 2002-II). Bir dava sırasında sanığın ifade özgürlüğünün sınırları kesin   bir yorumlamayı gerektirir.   AĐHM, yargılananların savunmalarını yerine getirmek için mahkeme salonunda açıkça   görüꢀlerini dile getirme hakları varsa, eleꢀtirilerinin bazı sınırlara tabi tutulamayacağını   hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, yargı erkinin yetkisi gibi bazı yetkiler bu hakkın   kısıtlanması bakımından önemli bir yere sahiptir (Bkz. mutatis mutandis, Kyprianou-Kıbrıs   no: 73797/01, § 174, AĐHM 2005-…).   Mevcut baꢀvuruda baꢀvuranın savunmasında yer alan «Devlet cübbe giydirilmiꢀ cellatlar   tarafından katledilmemizi istemektedir» ve «Faꢀist yönetim (…) ꢀimdi beni Devlet Güvenlik   Mahkemesi önünde yargılamak istiyor» gibi ifadelerin derin husumet içeren bir tabloyu   çizdiğine ꢀüphe yoktur. AĐHM, baꢀvuranın suçlandığı düꢀünceyi Devlet Güvenlik   Mahkemelerinin yapısına yönelik bir eleꢀtiri düzeyine indirgememektedir. Bunun yanı sıra,   baꢀvuranın mahkeme heyetine kiꢀisel saldırıda bulunmaksızın DGM’nin yapısını veya   iꢀleyiꢀini sorgulaması pekâlâ mümkün bulunmaktadır. Bu tespit sonucu itibariyle adaletin iyi   iꢀleyiꢀine zarar verecek güvenliksiz bir ortam yaratarak yargı erkini saymayan ve ilgili   tarafından genelleꢀtirilerek derecesi giderek artan ꢀikayet kalıpları içinde yer almaktadır.   Baꢀvuran tarafından öne sürülen görüꢀler karꢀısında hakimlerin saygınlığı doğrudan   sözkonusu olduğundan AĐHM, mahkemenin bu doğrultuda bir yaptırımı gerekli görmesini   kabul etmektedir. Bu bağlamda verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının uygulanan müeyyide   karꢀısında orantılı olup olmadığının dikkate alınması zorunludur (Bkz. diğerleri arasında,   Feridun Yazar-Türkiye kararı, no: 42713/98, § 28, 23 Eylül 2004). Mevcut baꢀvuruda,   baꢀvuran Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 2845 sayılı Kanun’un 23 § 3. maddesinde   öngörülen ve iki ayı hücre hapsi olmak üzere maksimum hapis cezasına çarptırılmıꢀtır.   DGM’nin ilk iki aylık hücre hapsinden bağımsız olarak kalan dört aylık cezanın infazını   ertelemesine karꢀın, verilen cezanın ağırlığı ve ciddiyeti öngörülen amaçlar karꢀısında   orantısız bulunmakta ve «demokratik bir toplum için gereklilik» teꢀkil etmemektedir.   Bu durumda AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuran 20.000 Euro’ya varan manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.   Hükümet, bu miktarı aꢀırı olarak değerlendirmekte ve ihlal kararının tespitinin baꢀvuranın   maruz kaldığı manevi zararın tazmini için yeterli olacağını ifade etmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun, manevi tazminat olarak   baꢀvurana 3.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   6. maddeyle ilgili olarak, Sözleꢀme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koꢀullarını   yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi   doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın baꢀlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin   giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluꢀturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire   kararı, no: 46221/99, AĐHM 2005-...).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıꢀ olduğu yargı giderleri için 4.000 Euro talep   etmiꢀ, bu yönde kanıtlayıcı hiçbir belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.   Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleꢀik içtihat doğrultusunda AĐHM, tüm yargı   giderleri için baꢀvurana 1.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Đzmir ve Adana Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun   olması nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   2. AĐHS’nin 6. maddesine iliꢀkin diğer ꢀikayetlerin incelenmesinin gerekli olmadığına;   3. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana manevi zarar için 3.000 (üç bin) Euro,   masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 30 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45 § 2. ve Đçtüzüğün 74 § 2. maddeleri uyarınca yargıç A.   Kovler’in ayrık oy görüꢀü yer almaktadır.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło