32578/96;32579/96

WyrokETPCz2004-01-08ECLI:CE:ECHR:2004:0108JUD003257896

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zarzucane złe traktowanie skarżących podczas zatrzymania przez policję stanowiło naruszenie zakazu tortur oraz nieludzkiego lub poniżającego traktowania z art. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że w przypadku, gdy osoba zatrzymana w dobrym stanie zdrowia opuszcza areszt z obrażeniami, państwo ma obowiązek przedstawić wiarygodne wyjaśnienie ich pochodzenia. W niniejszej sprawie, wobec sprzecznych raportów medycznych, braku dostępu skarżących do adwokata i lekarza z wyboru podczas zatrzymania, oraz nieprzedstawienia przez rząd przekonującego wyjaśnienia obrażeń, Trybunał uznał, że obrażenia powstały w wyniku traktowania, za które odpowiedzialność ponosi państwo.
Stan faktyczny
Skarżący, Abdullah Çolak i Ömer Filizer, zostali zatrzymani przez turecką policję w kwietniu 1995 roku pod zarzutem przynależności do PKK. Twierdzili, że podczas zatrzymania byli bici, kopani, wieszani za ręce, grożono im śmiercią i poddawano elektrowstrząsom. Początkowy raport medyczny nie wykazał obrażeń, jednak późniejsze raporty lekarzy więziennych stwierdziły u nich siniaki, otarcia i inne urazy. Krajowe postępowanie karne przeciwko policjantom oskarżonym o złe traktowanie zakończyło się uniewinnieniem.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji; zasądza na rzecz każdego ze skarżących 12 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; zasądza na rzecz skarżących łącznie 2 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków; odrzuca pozostałe roszczenia skarżących dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA Đ NSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ BÖLÜM   ÇOLAK ve FĐLĐ ZER - TÜRKĐ YE DAVASI   (Baꢀvuru no.32578/96 VE 32579/96)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2004   Çolak ve Filiz-Türkiye Davasında,   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (3. Bölüm),   Sn. G. Ress, Baꢀkan,   Sn. P. Kuris   Sn. B. Zupancic,   Sn. J. Hedigan,   Sn. M. Tsatsa-Nikolovska,   Sn. H.S.Greve, yargıçlar   Sn. F. Gölcüklü, ad hoc yargıç   ile Kısım Sekreteri Sn. V. Berger'in katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti   olarak toplanmıꢀ, 4 Aralık 2003 tarihinde yapılan gizli oturum sonucunda, aꢀağıdaki karara   varmıꢀtır.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢁLEMLER   1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢀları Abdullah Çolak ve Ömer Filizer'in ("baꢀvuranlar") 28   Aralık 1995 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme'nin   ("Sözleꢀme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Haklan   Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 32578/96 ve 32579/96)).   2. Baꢀvuranı Đstanbul'da faaliyet gösteren avukat M. Đriz temsil etmiꢀtir. Türk Hükümeti ise   Mahkeme'deki yargılamaya yönelik herhangi bir Temsilci tayin etmemiꢀtir.   3. Baꢀvuranlar, polis tarafından göz altında tutulurken çeꢀitli kötü muamele türlerine maruz   kaldıklarını iddia etmiꢀlerdir.   4. 30 Haziran 1997 tarihli bir kararla, Komisyon, baꢀvuruları birleꢀtirerek davalı Hükümete   baꢀvuranların kötü muamele iddialarıyla ilgili ꢀikayetlerini bildirmiꢀ, diğer ꢀikayetlerini ise   kabul edilemez bulmuꢀtur. 11 No'lu Protokolün l Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe girmesiyle   (11 No.'lu Protokol m.5§2) baꢀvurular Mahkeme'ye havale edilmiꢀtir. Mahkeme'de Türkiye'yi   temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiꢀtir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine   Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıꢀtır   (Sözleꢀme'nin 27§2 ve Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).   5. Baꢀvuru, Mahkeme'nin Dördüncü Bölümüne verilmiꢀ (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu   bölüm içinde davayı inceleyecek olan Daire (Sözleꢀme'nin 27 § l Maddesi), Đçtüzüğün 26 § l   maddesine uygun olarak teꢀekkül etmiꢀtir.   6. 25 Mayıs 2000 tarihli bir kararla Mahkeme baꢀvuruları kabul edilebilir bulmuꢀtur.   7. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Bölümlerin oluꢀumunu değiꢀtirmiꢀtir (Đçtüzük m. 25§1)   ve bu dava yeni oluꢀan Üçüncü Bölüme verilmiꢀtir (Đçtüzük m.52 § 1).   8. Gerek baꢀvuranlar ve gerekse Hükümet esasa iliꢀkin görüꢀlerini sunmuꢀlardır. (Đçtüzük   59§1).   OLAYLAR   I. DAVAYA ESAS TEꢁKĐL EDEN OLAYLAR   A. Baꢀvuranların yakalanarak gözaltına alınmaları   9. Baꢀvuranlar 1969 ve 1964 doğumlu olup ꢁanlıurfa'da yaꢀamaktadırlar.   10. Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesine bağlı polisler yasadıꢀı PKK   örgütüne üye oldukları ꢀüphesiyle baꢀvuranları yakalayarak, sırasıyla 28 ve 29 Nisan 1995   tarihlerinde göz altına almıꢀlardır. Baꢀvuranların her ikisi de Emniyet Müdürlüğü Binasına   götürülürken dayak yediklerini ve aꢀağılandıklarını iddia etmektedirler.   11. 29 Nisan 1995 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcısı   baꢀvuranların gözaltı sürelerinin 9 Mayıs 1995 tarihine kadar uzatılmasını emretmiꢀtir.   12. Baꢀvuranlar, Emniyet Müdürlüğündeki sorgulamaları esnasında gözlerinin bağlandığını   ve tanımadıkları kiꢀiler hakkında bilgi vermeye zorlandıklarını, çeꢀitli kötü muamele türlerine   maruz kaldıklarını, dövüldüklerini, bileklerinden yüksek bir yere bağlandıklarını ölümle tehdit   edildiklerini ve elektrik ꢀoku verildiğini iddia etmektedirler.   13. Baꢀvuranlar, 2 Mayıs 1995 tarihinde PKK'daki faaliyetleri ve diğer PKK üyeleriyle   bağlantıları hakkındaki ifadeleri imzalamak zorunda bırakıldıklarını ileri sürmüꢀlerdir.   14. 5 Mayıs 1995 tarihinde baꢀvuranlarla birlikte baꢀka on dört kiꢀi daha Đstanbul Adli Tıp   Enstitüsünün muayenesinden geçirilmiꢀlerdir. Enstitü doktorunun hazırladığı rapora göre   baꢀvuranların vücutlarında herhangi bir darp, cebir ya da ꢀiddet izine rastlanmamakla birlikte,   muayeneden geçirilen diğer ꢀahıslardan ikisinde bazı darp izleri tespit edilmiꢀtir.   15. 22 Mayıs 1995 tarihinde birinci baꢀvuran, cezaevinde ikinci bir muayeneden geçirilmiꢀtir.   Cezaevi doktorunun raporuna göre baꢀvuranın vücudunda çürükler ve sol ayağında ezikler   bulunmaktadır. Baꢀvuran daha sonra Fatih Adli Tıp Enstitüsüne sevk edilmiꢀ ve burada da   muayene edilmiꢀtir. 20 Haziran 1996 tarihinde baꢀvurana iki gün iꢀ göremezlik raporu   verilmiꢀtir.   16. 18 Mayıs 1995 tarihinde cezaevi doktoru ikinci baꢀvuranı da muayene etmiꢀtir. Cezaevi   doktorunun hazırladığı rapora göre, cinsel organda sıyrıklar, göğüs kafesinde ağrı ve sol ayak   altında çürüklere rastlanmıꢀtır. Raporda ayrıca baꢀvuranın çiğnerken ve omuzlarını oynatırken   ağrı hissettiğine de dikkat çekilmiꢀtir.   B. Baꢀvurana Karꢀı Yürütülen Ceza Kovuꢀturması   17. 5 Mayıs 1995 tarihinde baꢀvuranlar Đstanbul DGM savcısının önüne çıkarılmıꢀtır. Yapılan   sorgulamada baꢀvuranlar polise verdikleri ifadeleri ve kendilerine yönelik suçlamaları   reddetmiꢀlerdir.   18. 6 Mayıs 1995 tarihinde DGM'ye çıkartılan baꢀvuranlar, savcı tarafından alınan ifadeleri   reddetmiꢀlerdir. Mahkeme, baꢀvuranlara yönelik suçlamaların niteliğini ve önündeki mevcut   kanıtlan göz önünde bulundurarak baꢀvuranların tutukluluk hallerinin devamına karar   vermiꢀtir.   19. 22 Haziran 1995 tarihinde Đstanbul DGM savcısı baꢀvuranlara karꢀı ceza kovuꢀturması   baꢀlatmıꢀ ve kendilerini, Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde   bulunmakla suçlamıꢀtır.   C. Polislere Karꢀı Yürütülen Ceza Kovuꢀturması   20. 1 Haziran 1995 tarihinde baꢀvuranlar Fatih Cumhuriyet Savcılığına, gözaltındayken çeꢀitli   kötü muamele türlerine maruz kaldıklarına iliꢀkin ꢀikayette bulunmuꢀlardır.   21. 19 ve 21 Eylül 1995 tarihli kararlarla Fatih Cumhuriyet Savcısı, kanıt yetersizliği   nedeniyle kötü muamele iddialarının muhatabı olan polislere karꢀı ceza kovuꢀturması   baꢀlatılması istemini reddetmiꢀtir.   22. 13 Aralık 1995 tarihinde baꢀvuranlar Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesinde savcının bu   kararını temyiz etmiꢀlerdir.   23. 14 Aralık 1995 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci baꢀvuranın temyiz istemini yine   kanıt yetersizliği gerekçesiyle reddetmiꢀ; ancak birinci baꢀvuranın temyiz baꢀvurusunu kabul   etmiꢀtir.   24. 8 Haziran 1998 tarihinde Đstanbul Cumhuriyet Baꢀsavcısı, Đstanbul Emniyet Müdürlüğüne   bağlı iki polis memurunu, birinci baꢀvurana kötü muamelede bulunmakla suçlayan   iddianamesini Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesine sunmuꢀtur.   25. 27 Ekim 1999 tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkları mahkum etmeye   yetecek yeterli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gerekçesiyle iki polis memurunun   beraatına karar vermiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine iꢀkence yapılırken gözlerinin bağlı   olduğunu öne süren davacının, polis memurlarını teꢀhis etmesinin imkansız olduğuna dikkat   çekmiꢀ; ayrıca , Đstanbul Adli Tıp Enstitüsünün raporunda davacının vücudunda herhangi bir   darp ve ꢀiddet izine rastlanmadığına iliꢀkin bulguyu da göz önünde bulundurmuꢀtur. Bunun   dıꢀında, Ağır Ceza Mahkemesi, Fatih Adli Tıp Enstitüsünün, iddia konusu olaydan 15 gün   sonra muayene raporu hazırladığına ve sanığın tüm iddiaları reddettiğine de dikkat çekmiꢀtir.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK   26. Türk Ceza Kanunu (TCK), bir bireyin iꢀkence ya da kötü muameleye maruz kalmasını   cezai bir suç olarak kabul etmiꢀtir (sırasıyla m.243 ve 245).   HUKUK   1. SÖZLEꢁMENĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI   27.Baꢀvuranlar, Sözleꢀme'nin 3. maddesinin ihlali anlamına gelen çeꢀitli kötü muamele   türlerine maruz kaldıklarım iddia etmiꢀlerdir. 3. madde ꢀöyledir:   "Hiç kimse iꢀkenceye, insanlık dıꢀı ya da onur kırıcı ceza veya iꢀlemlere tabi tutulamaz."   28. Baꢀvuranlar uğradıkları mağduriyetin iꢀkenceye tekabül ettiğini iddia etmiꢀlerdir. Bu   bağlamda, birinci baꢀvuran Đstanbul Emniyet Müdürlüğünün terörle mücadele ꢀubesinde 6   gün boyunca göz altında tutulurken boğazının sıkıldığını, dövüldüğünü tekmelendiğini,   kollarından yüksek bir yere asıldığını, gözaltında kaybolanlarla aynı kaderi paylaꢀacağını   söyleyen polis memurları tarafından tehdit edildiğini öne sürmüꢀtür. Đkinci baꢀvuran yedi   günlük göz altı süresi boyunca gözlerinin bağlandığını, kafasına, midesine, karnına sert bir   biçimde vurulduğunu, kollarından asıldığını ve teslislerinin sıkıldığını ileri sürmüꢀtür. Ayrıca   adı geçen, cinsel organlarına ve parmak uçlarına elektrik veren polisler tarafından, elektrik   akımının vücutta dolaꢀması için bir sandalyeye oturtulduğunu da öne sürmüꢀtür. Ayrıca,   hücresinde aꢀırı yüksek sesli müzik dinlemek zorunda bırakıldığını da iddia etmiꢀtir. Her iki   baꢀvuran da cezaevi doktorunun hazırladığı, çürüklere ve incinmelere iꢀaret eden rapora atıfta   bulunmuꢀlardır. Đlk muayene raporu ile sonraki raporlar arasındaki çeliꢀkiler hususunda   baꢀvuranlar Đstanbul Adli Tıp Enstitüsü’nde yapılan 5 Mayıs 1995 tarihindeki muayeneden   sonra gözaltında bir gün daha geçirdiklerine ve polis nezaretinden, cezaevine 6 Mayıs 1995   tarihinde geçtiklerine dikkat çekmiꢀlerdir (bkz üstte 18. paragraf).   29. Hükümet, baꢀvuranların iddialarının dayanaksız olduğunu ve baꢀvuranların öne sürdükleri   iꢀkence iddialarını destekleyecek somut kanıtlar gösteremediklerini belirtmiꢀtir. Hükümet,   baꢀvuranların vücutlarında herhangi bir darp izine rastlanmadığına iliꢀkin olarak Đstanbul Adli   Tıp Enstitüsünün hazırladığı rapora dikkat çekmiꢀtir. Hükümet'e göre, Cezaevi doktoru   tarafından tespit edilen çürükler, yetkililerin sorumluluk taꢀımadığı baꢀka durumlardan   kaynaklanmıꢀ olmalıdır. Bu bağlamda, Hükümet, baꢀvuranların birinci muayeneden sırasıyla   ve 30 gün sonra ikinci bir muayeneden geçirildiğine dikkat çekmiꢀtir. Bu süre,   baꢀvuranların diğer PKK'lılarla birlikte Bayrampaꢀa E-tipi cezaevinde geçirdikleri süreye   tekabül etmektedir. Hükümet'e göre, bu iddialar güvenlik güçlerinin teröre karꢀı verdikleri   mücadeledeki ꢀevklerini kırma amacı taꢀımaktadır.   30. Mahkeme, sağlık durumu iyi bir ꢀekilde gözaltına alınan bir bireyin serbest bırakıldığında   çeꢀitli darp ve cebir izleri taꢀıması durumunda, Devletin bu izlerin nedenine iliꢀkin makul bir   açıklama getirmek ve mağdurların iddialarını -hele bir de bu iddialar tıbbi raporlarla   desteklenmiꢀse- çürüten kanıtlar ileri sürmek yükümü taꢀıdığını tekrarlar (bkz. Selmouni-   Fransa [GC], no.25803/94, § 87, ECHR 1999-V; 18 Aralık 1996 tarihli Aksoy-Türkiye kararı,   Reports ofJudgments and Decisions 1996-VI, s. 2278, § 62; 27 Ağustos 1992 tarihli Tomasi-   Fransa kararı, Series A no. 241-A, ss.40-41, §§ 108-111; ve 4 Aralık 1995 tarihli Ribitsch-   Avusturya kararı, Series A no. 336, s.26, § 34).   31. Mahkeme kanıtları değerlendirirken genellikle 'makul ꢀüphenin ötesi' kanıt standardını   uygulamaktadır (bkz. 18 Ocak 1978 tarihli Đrlanda-Birleꢀik Krallık kararı, Series A no. 25,   ss.64-65, § 161). Bu tür bir kanıtlama yeterince güçlü, açık, belirgin ve uyumlu emareler   toplamından veya çürütülmemiꢀ karinelerden oluꢀmalıdır. Söz konusu olaylar, gözaltında   tutulan ꢀahısların durumunda olduğu gibi bütünüyle ya da büyük ölçüde yetkililerin münhasır   bilgisi dahilinde cereyan ediyorsa, gözaltında meydana gelen incinmelere güçlü karineler   ortaya çıkacaktır. Bu durumda kanıt yükü, tatminkar ve inandırıcı bir açıklama getirmek   zorunda olan yetkililer üzerindedir (bkz. Salman-Türkiye [GC], no. 21986/93, § 100, ECHR   2000-VII).   32. Bu davada Mahkeme baꢀvuranların gözaltına alınırken tıbbi muayeneden   geçirilmediklerine ve yetkililerin, baꢀvuranlar tarafından seçilen bir avukat ya da doktorun   baꢀvuranların gözaltında tutuldukları yere girmesine izin vermediklerine dikkat çeker.   Baꢀvuranlar, Emniyet Müdürlüğünden cezaevine sevk edildikten sonra, birbiriyle çeliꢀken   raporların verildiği üç farklı muayeneden geçirilirler. Baꢀvuranların, ilk muayeneden sonra   Emniyet Müdürlüğünde bir gün daha geçirdikleri yönündeki iddialarım ve Hükümet   tarafından bu tutarsızlıklara iliꢀkin makul bir açıklama getirilememesini göz önünde   bulunduran Mahkeme, yaptığı değerlendirmede, baꢀvuranların vücudunda herhangi bir darp .,   izine rastlanmadığını belirten ilk muayene raporuna herhangi bir ağırlık vermemektedir. Bu   bağlamda Mahkeme, birinci baꢀvuranın vücudundaki çürüklere ve morluklarla ikinci   baꢀvuranın vücudundaki kızartı ve morluklara iliꢀkin makul bir açıklama getirilemediğine   dikkat çeker (bkz. Üstte 15 ve 16. paragraf). Ayrıca Hükümet, baꢀvuranların vücutlarında   rastlanan ꢀiddet emarelerinin yakalanmalarından önce meydana gelmiꢀ olabileceğini de ileri   sürmemiꢀtir.   33. Mahkeme, bir Devlet'in, zaten zayıf bir durumda bulunan gözaltındaki bir kiꢀiden sorumlu   olduğunu ve yetkililerin bu tür bir kiꢀiyi koruma yükümü altında bulunduklarını tekrarlar.   Yetkililerin, gözaltında tutulan ꢀahısların vücutlarında meydana gelen incinmelere iliꢀkin   makul bir açıklamada bulunma yükümlülüğünü göz önünde bulunduran Mahkeme kötü   muamelede bulunmakla suçlanan polislerin beraat etmesinin o Devleti Sözleꢀme   sorumluluğundan kurtarmaya yetmeyeceğini düꢀünmektedir (bkz. Esen-Türkiye, no.   29484/95, § 28; Yaz- Türkiye, no. 29485/95, § 30; ve Ayꢀe Tepe-Türkiye, No. 29422/95, 22   Temmuz 2003).   34. Üstte bahsedilenlerin ıꢀığında ve Hükümetin makul bir açıklama getirememesi karꢀısında   Mahkeme, cezaevi doktorunun raporundaki semptomların Hükümetin sorumluluğunda olan   bir muamele sonucunda meydana geldiğini düꢀünmektedir.   Dolayısıyla Sözleꢀmenin 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. SÖZLEꢁMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   35. Sözleꢀme'nin 41. maddesi aꢀağıdaki gibidir:   "Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."   A. Zarar   36. Baꢀvuranların her biri maddi tazminat tutarı olarak 42,240 Fransız Frangı (FRF) (6,440   Euro) ve manevi tazminat tutarı olarak da 550,000 FRF (83,847 EUR) talepte bulunmuꢀtur.   37.Hükümet baꢀvuranların, iddialarını destekleyecek kanıtlar gösteremediklerini öne   sürmektedir. Hükümete göre baꢀvuranların talep ettikleri miktarlar abartılıdır ve sebepsiz   zenginleꢀmeye yol açıcı niteliktedir.   38. Mahkeme, baꢀvuranın maddi zarara uğradığı iddiasını kanıtlayamadığına dikkat çeker;   dolayısıyla bu baꢀlık altındaki talebi değerlendirmeye almamıꢀtır. Fakat her iki baꢀvuran da,   Mahkeme'nin salt Sözleꢀme ihlali olduğu yönündeki kararıyla telafi edilemeyecek sıkıntılar   çekmiꢀlerdir. Bu davadaki ihlalin niteliğini göz önünde bulunduran Mahkeme manevi zarar   tutarı olarak baꢀvuranların her birine 12,000 Euro tazminat verilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Masraflar   39. Baꢀvuranlar masraflar için 668,380 FRF (101,894 EUR) talep etmiꢀlerdir.   40. Hükümet, baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki taleplerinin abartılı ve dayanaksız olduğunu   öne sürmüꢀtür.   41. Mahkeme baꢀvuranların yaptıkları masrafların büyük bölümünü kanıtlayamadıklarını   düꢀünmektedir. Hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, baꢀvuranlara müꢀtereken toplam   2,500 Euro verilmesine hükmetmiꢀtir.   C. Temürrüt Faizi   42. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizinin üç puan fazlasının temerrüt   faizi olarak uygulanmasının uygun olacağını düꢀünmektedir.   BU SEBEPLERLE MAHKEME   1. Sözleꢀmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;   2. (a) Davalı Devlet'in kararın Sözleꢀmenin 44/2 hükmü uyarınca kesinleꢀmesinden itibaren   üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle   aꢀağıdaki miktarları baꢀvuranlara ödemesine;   (i) baꢀvuranların her birine manevi tazminat tutan olarak 12,000 (onikibin) Euro;   (ii) yargılama masraftan için baꢀvuranlara müꢀtereken 2,500 (ikibinbeꢀyüz) Euro;   (iii) üstteki miktarlara yüklenebilecek her türlü vergi;   (b) üstte bahsedilen üç aylık sürenin dolmasından ödeme tarihine kadar geçen süre için,   Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda temerrüt faizi   uygulanmasına;   3. Baꢀvuranların diğer adil tatmin iddialarının reddine karar vermiꢀtir.   Đngilizce verilen iꢀbu karar, 8 Ocak 2004 tarihinde içtüzüğün 77/2 ve 77/3 hükümleri uyarınca   yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Vincent Berger   Sekreter   Georg Ress   Baꢀkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło