32990/96

WyrokETPCz2001-10-30ECLI:CE:ECHR:2001:1030JUD003299096

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające około szesnastu lat i ośmiu miesięcy, przekroczyło wymóg 'rozsądnego terminu' określony w art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzono znaczące opóźnienia zarówno na etapie pierwszej instancji (sąd wojenny rozpatrywał sprawę przez 7 lat i 10 miesięcy), jak i w postępowaniu odwoławczym (Wojskowy Sąd Kasacyjny zajmował się odwołaniem przez 6 lat i 4 miesiące). Trybunał orzekł, że opóźnienia te nie mogły być uzasadnione złożonością sprawy, a odpowiedzialność za nadmierną długość postępowania spoczywa na władzach krajowych.
Stan faktyczny
Skarżący, Hicabi Karademir, został aresztowany 25 października 1980 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji Dev-Yol, mającej na celu obalenie porządku konstytucyjnego. W 1982 r. postawiono mu zarzuty, za które groziła kara śmierci. W 1988 r. Sąd Wojenny w Ankarze skazał go na dożywocie. Po apelacji i zmianach w prawie krajowym, sprawa trafiła do Sądu Kasacyjnego, który w 1995 r. uchylił wyrok i przekazał sprawę do ponownego rozpoznania. Ostatecznie, 24 czerwca 1997 r., Sąd Karny w Ankarze umorzył postępowanie z powodu przedawnienia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Postanowił oddzielić skargę od innych skarg połączonych na podstawie art. 43 § 1 Regulaminu. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji z powodu długości postępowania karnego. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 100 000 (sto tysięcy) franków francuskich tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, przeliczone na liry tureckie według kursu wymiany w dniu płatności, wraz z ewentualnymi podatkami. Po upływie tego terminu, odsetki ustawowe w wysokości 4,26% rocznie będą naliczane do dnia zapłaty. 4. Odrzucił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı   KARADEMĐR/Türkiye Davası   Baꢀvuru No: 32990/96   Strazburg   Ekim 2001   USULĐ ĐꢁLEMLER   1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı olan Hicabi Karademir’in ("baꢀvuran"), 17 Eylül   tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢀme'nin ("Sözleꢀme")   eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na   ("Komisyon") yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 32990/96).   2. Baꢀvuran temsilci tayin etmemiꢀtir. Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir   Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. Baꢀvuran, kendisine karꢀı yürütülen ceza yargılamasının Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesi   uyarınca “makul sürede” sonuçlanmadığını öne sürmektedir.   4. Baꢀvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleꢀme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe   girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmiꢀtir.   5. Baꢀvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiꢀ (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu   bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleꢀme'nin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1   maddesine uygun olarak teꢀekkül etmiꢀtir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç   Rıza Türmen davadan çekilmiꢀtir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz   Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıꢀtır (Sözleꢀme'nin 27§2 ve   Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).   6. Daire Baꢀkanı baꢀvurunun Davalı Devlet aleyhine yapılan diğer baꢀvurularla   birleꢀirilmesine karar vermiꢀtir.   7. Daire 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla baꢀvuruyu kabuledilebilir bulmuꢀtur.   8. Gerek baꢀvuran gerekse de Hükümet esaslara iliꢀkin olarak görüꢀ bildirmiꢀlerdir   (Đçtüzük 59 § 1).   OLAYLAR   I. DAVAYA ESAS TEꢁKĐL EDEN OLAYLAR   A. Baꢀvuranın yakalanması ve tutuklanması   9. 25 Ekim 1980 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları   baꢀvuranı yasadıꢀı Dev-Yol örgütüne üye olduğu ꢀüphesiyle tutuklamıꢀlardır.   10. 3 Ocak 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, baꢀvuranın tutukluluk   halinin devamına karar vermiꢀtir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler   Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam   olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı   Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan   amaçlarla alıntılanabilir.   B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama   11. 10 Mayıs 1982 tarihinde, Askeri Savcı, baꢀvuran ve diğer 722 davalı hakkındaki   iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuꢀtur. Savcı, baꢀvuranı, amacı Türk anayasal   düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıꢀı silahlı örgüt Dev-   Yol'a üye olmakla suçlamıꢀtır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146§1 hükmü uyarınca ölüm   cezası talep etmiꢀtir.   12. 5 ꢁubat 1985 tarihinde baꢀvuran tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıꢀtır.   13. 24 Ağustos 1988 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, baꢀvuranı Dev-Yol üyesi   olduğu için suçlu bulmuꢀtur. Mahkeme baꢀvuranı TCK'nın 146§3 maddesi uyarınca ömür   boyu hapis cezasına çarptırmıꢀ ve kendisini sürekli olarak bir kamu hzimeti mesleği icra   etmekten men ederek adli vesayet altına koymuꢀtur.   C. Temyiz Đꢀlemleri   14. Baꢀvuranın Askeri Yargıtay’a itirazda bulunmuꢀtur.   15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe   girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiꢀ ve 26 Aralık 1994 tarihinde   dosya Yargıtay'a gönderilmiꢀtir.   16. 4 Temmuz 1995 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın TCK 146§1 maddesi uyarınca   yargılanması gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozmuꢀtur. Dava Ankara Ağır Ceza   Mahkemesine gönderilmiꢀtir.   17. 24 Haziran 1997 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu 102.   maddesi uyarınca, yargılama zaman aꢀımına uğradığı gerekçesiyle baꢀvuran aleyhindeki   kovuꢀturmanın sona erdirilmesine karar vermiꢀtir.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA   A. Ceza Hukuku   18. Türk Ceza Kanunu'nun 146 §§ 1 ve 3. hükmü aꢀağıdaki gibidir:   "Türkiye Cumhuriyeti Teꢀkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya   ilgaya ve bu kanun ile teꢀekkül etmiꢀ olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan   men'e cebren teꢀebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur."   .......   Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iꢀtirak eden fer’i ꢀerikler hakkında   beꢀ seneden on beꢀ seneye kadar ağır hapis cezası ve amme hizmetlerinden müebbeden memnuniyet   cezası hükmolunur.”   HUKUK   I. SÖZLEꢁMENĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   19. Baꢀvuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuꢀturmasının süresinin uzunluğundan   yakınmıꢀtır. Bu bağlamda Sözleꢀme'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini idda etmektedir.   Anılan madde aꢀağıdaki gibidir:   "Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."   20. Hükümet baꢀvuranın iddialarını reddetmiꢀtir. Baꢀvurana yöneltilen   suçlamalar bakımından davanın karmaꢀık olduğunu ve Dev-Yol eylemlerine karıꢀtıkları   ꢀüphesiyle suçlanan 723 davalının söz konusu olduğu bir duruꢀmanın hazırlanmasının   güçlüğünü ifade etmiꢀtir.Bu etmenlerin iꢀlemlerin uzamasında etkili olduğunu ve yargı   makamlarının ihmal ve gecikmesinden söz edilemeyeceğini iddia etmiꢀlerdir.   A. Dikkate alınacak dönem   21. Mahkeme, yargılamanın, baꢀvuranın yakalandığı 25 Ekim 1980 tarihinde baꢀlayıp   Haziran 1997 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, baꢀvuranın   yargılanması yaklaꢀık on altı yıl sekiz ay sürmüꢀtür.   22. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel baꢀvuru hakkını tanıdığına iliꢀkin   bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen on yıl beꢀ aylık dönemi   inceleyebilmektedir. Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın   ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu tarihte, yargılama altı yıl   sürmüꢀtür.   (b) Yargılama süresinin makuliyeti   23. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yedi yıl on ayda karara vardığını   gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay itirazı altı yıl dört ay sonra ele almıꢀtır. Askeri Yargıtay   davayı ele aldıktan yaklaꢀık altı ay sonra, 4 Temmuz 1995 tarihinde, karara varmıꢀtır. Bu   kararı müteakiben dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye baꢀlanmıꢀ ve bu   mahkeme de zaman aꢀımına bağlı olarak yargılamanın sona erdirilmesine karar vermiꢀtir.   Mahkeme, gerek ilk derece mahkemesinde gerek temyiz sürecinde önemli gecikmeler olduğu   kanısındadır. Bu gecikmeler davanın karmaꢀıklığı ile açıklanamaz ve baꢀvurana karꢀı   yürütülen cezai kovuꢀturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir.   24. Mahkeme, kendisindeki delillere ve konu hakkındaki içtihadına dayanarak, ceza   yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine yol   açtığı sonucuna varmıꢀtır.   25. Dolayısıyla, Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. SÖZLEꢁMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   26. Sözleꢀme'nin 41. Maddesi aꢀağıdaki gibidir:   "Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."   A. Zarar   27. Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 269,000 Amerikan Doları talep   etmiꢀtir. Bu bağlamda baꢀvuran, yargılamanın çok uzun sürmesinden kaynaklanan birçok   sıkıntıya maruz kaldığına değinmiꢀtir.   28. Hükümet, baꢀvuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıꢀtır.   29. Baꢀvuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,   kendisinin belli bir sıkıntıya düꢀtüğünü düꢀünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine   100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraflar   30. Kabuledilebilirlik kararı sonrası görüꢀ bildirirken baꢀvuran, toplam 269,000   Amerikan Doları talep etmiꢀtir. Bu talebini destekleyici delilleri, kendisinden istenmesine   rağmen Mahkemeye sunmamıꢀtır (Mahkeme Đçtüzüğü 60. madde).   31. Hükümet, bu baꢀlık altında da herhangi bir görüꢀ belirtmemiꢀtir.   32. Mahkeme, baꢀvuranın gereken belgeleri Mahkemeye sunmamasından dolayı, bu   baꢀlık altındaki tazminat hakkından feragat ettiğine karar vermiꢀtir.   C. Temürrüt Faizi   33. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, iꢀbu kararın benimsendiği tarihte   Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.   BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Đçtüzük 43§1 maddesi uyarınca birleꢀtirilen diğer baꢀvurulardan ayırmaya;   2. ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleꢀmenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3.   (a) Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren 3 ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere ve ödenmesi   gerekebilecek her türlü vergi ile birlikte davalı Devlet tarafından baꢀvurana manevi   tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı ödenmesine,   (b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz   uygulanmasına   4. Oybirliğiyle baꢀvuranın adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerinin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmiꢀ ve 30 Ekim 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve   3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Michael O'BOYLE   Elisabeth PALM   Sekreter   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło