33104/04
WyrokETPCz2008-11-18ECLI:CE:ECHR:2008:1118JUD003310404
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania naruszyła prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego z art. 5 ust. 3 Konwencji? Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 5 ust. 3, Trybunał uznał, że łączny okres tymczasowego aresztowania skarżącego (9 lat, 7 miesięcy i 24 dni) był nadmierny i nie mógł być uzasadniony argumentami rządu dotyczącymi bezpieczeństwa publicznego czy ryzyka ponownego popełnienia przestępstwa, zwłaszcza w świetle ugruntowanego orzecznictwa. Co do art. 6 ust. 1, Trybunał stwierdził, że pomimo złożoności sprawy i pewnych opóźnień ze strony skarżącego, ogólny czas trwania postępowania karnego (około 13 lat i wciąż w toku przed sądem pierwszej instancji) był nieuzasadniony i nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu” określonego w Konwencji.Stan faktyczny
Mustafa Tosun został aresztowany 10 listopada 1995 r. pod zarzutem próby obalenia porządku konstytucyjnego i osadzony w areszcie. W 2002 r. został skazany na dożywocie przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule. W 2003 r. Sąd Kasacyjny uchylił wyrok, a sprawa wróciła do pierwszej instancji. Skarżący został warunkowo zwolniony 18 maja 2006 r., ale postępowanie karne nadal toczyło się przed sądem pierwszej instancji w Stambule, trwając łącznie około 13 lat.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
4. Zasądza na rzecz skarżącego kwotę 13 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatną w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi.
5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
M. TOSUN – TÜRKĐYE DAVASI
(Başvuru no: 33104/04)
KARAR
STRAZBURG Kasım 2008
Đşbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli
düzeltmelere tabi olabilir.
___________________________________________________________________________________________
© T.C. Dış iş leri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakan-
lığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan
amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 33104/04 no’lu davanın nedeni, T.C.
vatandaşı Mustafa Tosun’un (başvuran), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 22 Temmuz tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan
Hakları Sözleşmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde, Đstanbul Barosu
avukatlarından Sabri Kuşkonmaz tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1974 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.
Başvuran, 10 Kasım 1995 tarihinde, o zaman yürürlükte olan Ceza Kanunu’nun 146.
maddesi uyarınca suç teşkil eden anayasal düzeni bozmaya teşebbüs şüphesiyle yakalanmıştır.
Başvuran, daha sonra cezaevine gönderilmiş ve aleyhindeki cezai kovuşturma başlayıncaya
kadar burada alıkonmuştur. Aralık 1995’te, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aynı
mahkemeye, başvuran ile diğer birkaç kişiyi yukarıda bahsi geçen suçla itham eden bir
ithamname vermiştir. Aralık 2002’de, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (buradan itibaren “ilk derece
mahkemesi”), başvuranı suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına çarptırmıştır. Başvuran
temyize gitmiştir. Aralık 2003’te, Yargıtay kararı bozmuş ve başvuran aleyhindeki cezai kovuşturma
ilk derece mahkemesi önünde yeniden başlamıştır.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasından sonra, Đstanbul Ağır Ceza
Mahkemesi davayı devralmıştır. 18 Mayıs 2006’da, başvuran, Kasım 2005’ten beri tutuklu
bulunduğu cezaevinden şartla salıverilmiştir. Yargılama halen Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi
önünde beklemededir. Başvuranın verdiği bilgiye göre, en son duruşma 1 Mayıs 2008
tarihinde yapılmıştır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Başvuran, tutukluluk süresinin çok uzun olduğu konusunda şikayetçi olmuş ve bu
şikayetini AĐHS’nin 5/3 maddesine dayandırmıştır.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, yargılanma sürecinde başvuranın tutuklu bulunmasının, kamu güvenliği ile
yeniden suç işleme veya aleyhindeki kanıtları ortadan kaldırma riskleri nedeniyle gerekli
olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuran, iddialarını sürdürmüştür.
AĐHM, başvuranın tutukluluğunun yakalanıp gözaltına alındığı 10 Kasım 1995
tarihinde başlayıp ilk derece mahkemesi tarafından hüküm giydiği 24 Aralık 2002 tarihine
kadar devam ettiğini gözlemlemektedir (bkz, Wemhoff / Almanya, A Serisi no. 7). Başvuran, Aralık 2002 tarihinden mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından bozulduğu 8 Aralık 2003
tarihine kadar, AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca “yetkili mahkeme tarafından mahkum
edildikten sonra” hapsedilmiştir. Bu nedenle, hükümlülük süresi 5/3 maddesinin kapsamının
dışında kalmaktadır (bkz, Cahit Solmaz / Türkiye, no. 34623/03). Başvuran, AĐHS’nin 5/3
maddesi uyarınca, 8 Aralık 2003 ile şartla salıverildiği 18 Mayıs 2006 tarihleri arasında, ön
duruşma sürecinde bir kez daha tutuklanmıştır. Dolayısıyla, başvuran, toplamda dokuz yıl
yedi ay yirmi dört gün tutuklu bulunmuştur.
AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada AĐHS’nin 5/3
maddesinin ihlalini saptamıştır (Münire Demirel / Türkiye, no. 5346/03).
AĐHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, Hükümet’in bu davada
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı
kanaatine varmıştır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında, AĐHM, başvuranın tutukluluk süresinin aşırı olduğu
sonucuna varmıştır.
Buna göre, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Başvuran, son olarak, aleyhindeki cezai kovuşturma süresinin AĐHS’nin 6/1
maddesinde yer alan makul süre şartını ihlal ettiği konusunda şikayetçi olmuştur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir. Hükümet, kovuşturmanın karmaşık olduğunu ve
başvuranın duruşmada yazılı savunmasını sunmada yaşattığı gecikmelerin kovuşturmanın
uzun sürmesinde etkili olduğunu iddia etmiştir. Hükümet’e göre, ilk derece mahkemesi davayı
itinayla yönetmiş ve düzenli aralıklarla duruşma yapmıştır.
AĐHM, başvuran aleyhindeki cezai kovuşturmanın yakalandığı 10 Kasım 1995
tarihinde başladığını ve ilk derece mahkemesi önünde halen derdest olduğunu
gözlemlemektedir.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
C. Esas
AĐHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında
değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Davanın karmaşıklığı ve makamların başvuran
ile ilgili tutumu özellikle gözönünde bulundurulmalıdır (bkz, Pélissier ve Sassi / Fransa, no.
25444/94).
AĐHM, başvuran ile diğer birkaç sanık aleyhindeki ciddi iddiaların karara
bağlanmasını gerektirmesi nedeniyle dava konusunun karmaşık olduğu hususunda
Hükümet’le hemfikirdir. Ancak, başvuranın savunmasını sunmada yaşattığı gecikmelerle
açıklanamayacak olan ilk derece mahkemesi önündeki toplam yargılama süresini –yaklaşık on
üç yıl- gözönünde bulunduran AĐHM, sözkonusu cezai yargılamanın makul bir süre içerisinde
yapıldığı konusunda ikna olmamıştır.
AĐHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul
süre” şartının yerine getirilmediği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi
ihlal edilmiştir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 50,000 Euro, manevi tazminat olarak 50,000 Euro
talep etmiştir.
Hükümet, talep edilen miktarların aşırı olduğunu ve yazılı delillerle desteklenmediğini
iddia etmiştir.
Başvuranın maddi tazminat talebini desteklemek üzere herhangi bir belge sunmadığını
gözlemleyen AĐHM, bu talebi reddeder. Ancak, AĐHM, başvuranın tespit edilen ihlalin tek
başına yeterli tatmin oluşturamayacağı düzeyde manevi zarar görmüş olabileceğini kabul
etmektedir. AĐHM, benzer davaları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak,
bu başlık altında başvurana 13,500 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır.
Dolayısıyla, AĐHM, başvurana bu bağlamda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek olmadığı
kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından başvurana manevi tazminat olarak 13,500 Euro (on üç bin beş yüz Euro)
ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
Đşbu karar Đngilizce olarak hazırlanmış ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 18 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło