33112/04;36110/04;40190/04;41469/04;41471/04

WyrokETPCz2009-04-07ECLI:CE:ECHR:2009:0407JUD003311204

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy interwencja policji i użycie siły podczas demonstracji, a także późniejsze postępowanie karne, naruszyły prawo do wolności zgromadzeń (art. 11) oraz zakaz nieludzkiego lub poniżającego traktowania (art. 3) w odniesieniu do niektórych skarżących?
Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 3, Trybunał przypomniał, że obrażenia odniesione w trakcie zatrzymania przez policję rodzą poważne wątpliwości i przenoszą ciężar dowodu na rząd, aby przedstawić rozsądne wyjaśnienie. Ponieważ raporty medyczne potwierdziły obrażenia u dziewięciu skarżących, a rząd nie wykazał, że użyta siła była nieunikniona i nieprzesadna, Trybunał uznał, że złe traktowanie osiągnęło minimalny poziom powagi. W kwestii art. 11, Trybunał uznał, że interwencja w pokojową, choć nieautoryzowaną demonstrację, była nieproporcjonalna. Podkreślił, że władze powinny wykazać pewien stopień tolerancji wobec pokojowych zgromadzeń, a interwencja, zwłaszcza z użyciem siły i prowadząca do postępowania karnego, nie była konieczna w demokratycznym społeczeństwie, biorąc pod uwagę brak przemocy ze strony demonstrantów i niewielkie zagrożenie dla porządku publicznego.
Stan faktyczny
12 sierpnia 2003 roku siedemnastu skarżących uczestniczyło w demonstracji w Stambule przeciwko wysłaniu wojsk do Iraku. Policja interweniowała, używając siły i gazu pieprzowego, zatrzymując demonstrantów. Dziewięciu skarżących doznało obrażeń, które zostały potwierdzone w raportach medycznych, podczas gdy u pozostałych ośmiu nie stwierdzono widocznych obrażeń. Wszyscy skarżący zostali zwolnieni następnego dnia. Skarżący złożyli skargę na złe traktowanie przez policję, która została odrzucona przez prokuraturę i sądy krajowe. Jednocześnie, przeciwko skarżącym wszczęto postępowanie karne za udział w nieautoryzowanej demonstracji, z którego zostali uniewinnieni.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: łączy skargi; uznaje skargi dziewięciu skarżących dotyczące art. 3 i skargi wszystkich skarżących dotyczące art. 11 za dopuszczalne; uznaje pozostałe skargi za niedopuszczalne; stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w odniesieniu do dziewięciu skarżących; stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji; zasądza każdemu z dziewięciu skarżących 2000 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia art. 11 stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe poniesione przez skarżących w związku z tym artykułem; oddala żądanie zwrotu kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KARATEPE VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Adları ve ikamet bilgileri ekte yer alan on yedi T.C. vatandaꢀı (baꢀvuranlar) tarafından   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 21 ve 22 Temmuz 2004 tarihlerinde Đnsan Hakları ve Temel   Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapılan 33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04 numaralı   beꢀ baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu   avukatlarından O. Ersoy ve A. T. Ocak tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Polis tarafından yapılan bir video kasetin çözümüne göre, aralarında baꢀvuranların da   bulunduğu 40 kadar kiꢀi 12 Ağustos 2003’Te saat 13.03’te Taksim Meydanı’nda Halkevleri   ve Türkiye Üniversite Öğrencileri Koordinasyonu tarafından Irak’a asker gönderilmesini   protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriye katılmıꢀlardır. Polisler göstericileri yasadıꢀı   toplanmaları nedeniyle uyararak dağılmalarını istemiꢀtir. Polis zor kullanarak ve biber gazıyla   göstericileri yakalamıꢀtır. Baꢀvuranlar güvenlik güçlerinin kontrolünde Đstanbul Emniyet   Müdürlüğüne götürülmeden önce saat 13.08’de polis aracında gözaltına alınmıꢀlardır.   Baꢀvuranların söylediklerine göre polisler araç içinde de kendilerine vurmayı, hakaret etmeyi   ve saçlarından tutup çekiꢀtirmeye devam etmiꢀlerdir. Kadın baꢀvuranlar cinsel tacize   uğradıklarını ileri sürmüꢀlerdir.   Ağustos 2003 tarihli sağlık raporlarında baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay,   Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan   ve Korkmaz Aslan’ın vücudunun çeꢀitli yerlerinde ekimoz ve darp izlerine rastlanılmıꢀtır.   Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Aytaꢀ, Ali Ergin   Demirhan, Fatma Demirbaꢀ ve Derya Gazioğlu ile ilgili hazırlanan raporlarda herhangi bir   darp ya da ꢀiddet izi görülmediği belirtilmiꢀtir.   Tüm baꢀvuranlar 13 Ağustos 2003 tarihinde savcılık kararı ile serbest bırakılmıꢀtır.   A. Kötü muamelede bulunan polisler hakkında baꢀvuranların ꢀikayeti   Baꢀvuranlar 8 Ekim 2003 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığına giderek kötü muamele   bulunan polisler hakkında ꢀikayetçi olmuꢀlardır.   Savcılığın talebi üzerine Adli Tıp Kurumu Baꢀkanlığı’nca hazırlanan raporda baꢀvuranların   olay günü sağlık kontrolünden geçirildikleri devlet hastanelerinde hazırlanan sağlık   raporlarının sonuçları teyid edilmiꢀtir. 5 Aralık 2003 tarihli bu yazıda baꢀvuranlar Haꢀim   Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ,   Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın vücutlarının çeꢀitli yerlerinde tespit edilen   darp izi ve yaralanmaların bir ila iki gün arasında değiꢀen iꢀ göremezlik raporu gerektiren   hayati bir tehlikeye yol açacak türde olmadığı vurgulanmıꢀtır. Diğer baꢀvuranların   vücutlarında kötü muamele izine rastlanılmadığı da bu belgeyle doğrulanmıꢀtır.   Savcılık 8 Ocak 2004 tarihinde takipsizlik kararı vermiꢀ, kararında baꢀvuranların Đstiklal   caddesinde izinsiz bir gösteri düzenlediklerini ifade etmiꢀtir. Savcılığa göre yapılan tüm   ihtarlara uymayan baꢀvuranları polis 2911 sayılı toplantı ve yürüyüꢀ gösterileri hakkındaki   Kanun’un 24. maddesi gereğince zor kullanarak dağıtmak ve gösteriyi sona erdirmek   durumunda kalmıꢀtır. Savcılık sonuç itibarıyla polisin kullanmıꢀ olduğu gücün yasa ile verilen   yetkiye dayandığına ve suç unsurunu oluꢀturmadığına kanaat getirmiꢀtir.   Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 13 Nisan 2004 tarihli bir karar ile takipsizlik kararını   onamıꢀtır. Bu karar baꢀvuranlara 24 Mayıs 2004’te tebliğ edilmiꢀtir.   B. Baꢀvuranlar hakkında açılan kamu davası   Savcılık 26 Eylül 2003 tarihinde aralarında baꢀvuranların da yer aldığı otuz beꢀ gösterici   hakkında 2911 sayılı toplantı ve yürüyüꢀ gösterileri kanununa muhalefet etmek suçundan   Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi önünde ceza davası açmıꢀtır. Görgü tanıklarının adlarının   ve olay yeri görüntülerinin yer aldığı video kaset adli soruꢀturma dosyasına eklenmiꢀtir.   ꢁubat 2004 tarihinde Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi cezai müeyyide gerektirecek   unsurların yokluğunda ve yasal değiꢀiklikleri dikkate alarak baꢀvuranların beraatine karar   vermiꢀtir.   HUKUK   I. DAVALARIN BĐRLEꢁTĐRĐLMESĐ   AĐHM, mevcut baꢀvuruların konuları itibarıyla benzer olması dolayısıyla Đçtüzüğünün 42/1   maddesi gereğince birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar halka açık bir alanda zor kullanılarak yakalanmaları dolayısıyla kötü muameleye   maruz kaldıklarını iddia etmekte ve AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet baꢀvuranların hukuk mahkemeleri ve idari mahkemeler nezdinde maddi ve manevi   tazminat talebiyle dava açmamaları dolayısıyla iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında   bulunmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   1. Baꢀvuranlar Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Aytaꢀ,   Ali Ergin Demirhan, Fatma Demirbaꢀ ve Derya Gazioğlu hakkında   AĐHM baꢀvuranlar Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem   Aytaꢀ, Ali Ergin Demirhan, Fatma Demirbaꢀ ve Derya Gazioğlu’nun emniyetin ilgili   birimlerinde gözaltına alınmalarından önce adli tıp doktoru tarafından muayene edildiklerini ve   doktorun baꢀvuranların vücudunda herhangi bir darp ya da ꢀiddet izine rastlamadığını not   etmektedir. Adli tıp 5 Aralık 2003 tarihli raporunda ilk raporun sonuçlarını doğrulamıꢀtır.   AĐHM, 3. maddenin alanına girmesi için kötü muamelelerin asgari bir ciddiyet seviyesine   ulaꢀması gerektiğini, özü itibariyle bu asgari ciddiyet seviyesinin göreceli olduğunu   hatırlatmaktadır.   AĐHM öncelikle biber gazı kullanılmasının birtakım sıkıntılara yol açtığını not etmekte;   bununla birlikte baꢀvuranların biber gazı kullanılmasından olumsuz etkilendiklerini gösterir   herhangi bir hususi sağlık raporunun AĐHM’ye ulaꢀmadığını ifade etmektedir (Bkz. Oya   Ataman-Türkiye kararı, no: 74552/01).   Baꢀvuranlar yakalanmaları sırasında gördükleri muameleden ꢀikayetçi olmalarına karꢀın, öne   sürdükleri bu iddialarının sonuçları itibariyle 3. madde bakımından belirli bir ciddiyet   seviyesine ulaꢀtığını destekler herhangi bir delil sunmamıꢀlardır. Gözaltına alınmalarının   ertesinde serbest bırakılan baꢀvuranlar baꢀka bir doktora muayene olmayı istememiꢀlerdir   (Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve Saya vd.-Türkiye kararı, no: 4327/02, 7 Ekim 2008).   Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Aytaꢀ, Ali Ergin   Demirhan, Fatma Demirbaꢀ ve Derya Gazioğlu hakkındaki bu ꢀikayet dayanaktan yoksun   bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak   reddedilmelidir.   2. Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar Karatepe, Rüya   Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan hakkında   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafında yer alan gereklilikleri karꢀıladıklarını   ileri sürmektedir.   AĐHM geçmiꢀte bu hususu müteaddit defa dile getirdiğini belirterek yapılan itirazı   reddetmektedir (Bkz. diğerleri arasında Karayiğit-Türkiye kararı, no: 63181/00, 5 Ekim 2004).   AĐHM bu baꢀvuruda daha önce almıꢀ olduğu sonuçların dıꢀına çıkılmasını gerektirecek hiçbir   özel koꢀulun bulunmadığını hatırlatır.   AĐHM, Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar Karatepe,   Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan ile ilgili AĐHS’nin 3. maddesi   hakkındaki ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca dayanaktan yoksun   olmadığı saptamasını yapmaktadır. AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esasa dair   Baꢀvuranlar iddialarını yinelemektedir.   Hükümet baꢀvuranların bu iddialarına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, bir kimsenin tamamıyla polis memurlarının denetimi altında gözaltında tutulduğu   sırada meydana gelen her türlü yaralanmanın ciddi kuꢀkulara yol açtığını hatırlatır (Salman –   Türkiye, no: 21986/93, Bakbak-Türkiye no: 39812/98, 1 Temmuz 2004). Dolayısıyla bu   yaraların nedeni hakkında makul bir izahatta bulunarak baꢀvuranın iddialarına, hele ki bu   iddialar tıbbi belgelerle desteklenmiꢀ ise, ꢀüphe düꢀüren delilleri sunma görevi Hükümete ait   olmaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Selmouni-Fransa, no: 25803/94, Berktay-Türkiye no:   22493/93, 1 Mart 2001 ve Ayꢀe Tepe – Türkiye, no: 29422/95, 22 Temmuz 2003).   AĐHM mevcut baꢀvuruda öncelikle Hükümetin gösteri yapan grubun manu militari gözaltına   alındığını yadsımadığını anımsatır. Bu bağlamda, Hükümete baꢀvurulan gücün kaçınılmaz ve   aꢀırı olmadığını ispat etme yükümlülüğü düꢀmektedir (Bkz. Balçık vd.-Türkiye kararı no:   25/02, 29 Kasım 2007).   AĐHM sağlık raporlarına konu olan yaralanmaların nedeni konusunda bir ihtilaf   bulunmadığını tespit eder.   Ayrıca adli tıp doktoru tarafından düzenlenen raporda baꢀvuranların bir ila iki gün iꢀten uzak   kalmalarının uygun olacağı belirtilmiꢀtir. Bütün bu sözü edilenler ıꢀığında, AĐHM yerleꢀik   içtihadı uyarınca baꢀvuranların asgari ciddiyet seviyesine ulaꢀacak kadar kötü muameleye   maruz kaldıklarını kabul etmektedir (Bkz. Nurgül Doğan-Türkiye kararı, no: 72194/01, 8   Temmuz 2008).   AĐHM Hükümetin baꢀvuranların tam olarak nasıl yakalandıklarını ve kullanılan gücün   orantılılığını ortaya koyamadığını ifade eder. Bu bağlamda iꢀ göremez raporu dikkate   alındığında güvenlik güçlerinin uyguladığı güç orantısız addedilmektedir. Üstelik   baꢀvuranların ꢀiddeti tetiklediği ve kaba güce baꢀvurulmasını gerektirici bir müdahalenin   sözkonusu olduğu dile getirilmemektedir.   AĐHM savcılık tarafından yürütülen kovuꢀturma ile ilgili olarak, savcılığın göstericilere karꢀı   yöneltilen gücün orantılı olup olmadığını incelemeksizin polisin göstericilere karꢀı   müdahalesini öngören 2911 sayılı Kanun’un 24. maddesine atıfta bulunmakla yetindiğini dile   getirmektedir.   AĐHM bu nedenle baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık   ꢁenel, Umar Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan   bakımından AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   III. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi   olmaktadır.   AĐHM baꢀvuranların gözaltı sürelerinin 13 Ağustos 2003’te sona erdiğini, ancak baꢀvuruların   ve 22 Temmuz 2004 tarihinde yapıldığını gözlemektedir. Bu davanın incelenmesinde altı   ay kuralının uygulanmamasını veya askıya alınmasını gerektirecek herhangi bir özel koꢀulun   bulunmadığına, baꢀvurunun bu bölümünün gecikmeli olarak yapıldığına ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 1. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerektiğine kanaat   getirir.   IV. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar gösterinin polis tarafından engellenmesi ve bu gösteriye katılmalarından dolayı   cezai soruꢀturmaya tabi tutulmaları dolayısıyla ifade özgürlüğü ve dernek kurma haklarının   ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 10. ve 11. maddesine atıfta   bulunmaktadır. AĐHM bu ꢀikayetlerin yalnızca 11. madde baꢀlığı altında inceleneceğine karar   vermiꢀtir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını ve esastan incelenmesi gerektiğini kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   Hükümet yetkili mercilere önceden haber verilmeden gerçekleꢀtirilen sözkonusu gösterinin   yasadıꢀı olduğunu savunmaktadır. Hükümet AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafının   kamu düzeninin korunması adına barıꢀçı yöntemlerle yapılan toplanma hakkına sınırlamalar   getirdiğini hatırlatır.   AĐHM baꢀvuranların toplanma hakkına yönelik bir müdahale yapıldığının ihtilaf konusu   edilmediğini belirtmektedir. Bu müdahalenin yasal bir dayanağı bulunmaktaydı (2911 sayılı   Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu) ve AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı anlamında   «yasa ile öngörülmüꢀtü». Bundan baꢀka AĐHM baꢀvuranların bu eylemleri nedeniyle   haklarında dava açıldığını not etmektedir. AĐHM yapılan müdahalenin meꢀru bir amacı içerip   içermediğini ve demokratik bir toplum için gereklilik arz edip etmediğini irdeleyecektir.   1. Meꢀru amaç   Hükümet müdahalenin kamu düzeninin sağlanması ve baꢀkalarının haklarının korunması gibi   meꢀru amaçları içerdiğini savunmaktadır.   AĐHM sözkonusu müdahalenin 11. maddenin 2. paragrafında yer alan ve kamu düzeninin   sağlanması ve baꢀkalarının haklarının korunması (bu davada rahatça bir yerden baꢀka yere   gitme anlamında) olmak üzere en az iki meꢀru amacı olduğunu kabul etmektedir.   2. Demokratik bir toplum için gereklilik   Hükümete göre baꢀvuranlar mevzuata aykırı olarak, yetkili makamlara gerekli bildirimde   bulunmadan kamuya açık bir alanda düzenlenen gösteriye katılmıꢀlardır. Baꢀvuranlar ayrıca   gösterinin dağıtılması amacıyla yapılan ihtarlara uymamıꢀlardır. Bu ꢀartlarda ve Devletlere bu   konuda tanınan takdir hakkı ıꢀığında Hükümet, halkın meydanda yoğun olarak bulunduğu bir   saatte herhangi bir karmaꢀaya yol açma riskinin ve göstericilerin direniꢀinin sözkonusu   gösterinin dağıtılmasını haklı çıkardığını dile getirmektedir. Hükümete göre polislerin   müdahalesi AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafına uygun bir tedbir mahiyetindedir.   Baꢀvuranlar kamu düzenine halel geldiği mazeretinin, bildirinin okunmasından önce yapılan   müdahaleyi mazur göstermek için sonradan uydurulmuꢀ bir mazeret olduğunu ileri   sürmektedirler.   AĐHM öncelikle 11. maddeye iliꢀkin yerleꢀik içtihadından ileri gelen temel ilkelere atıfta   bulunmaktadır (Bkz. Djavit An-Türkiye no: 20652/92i Piermont-Fransa, 27 Nisan 1995 ve   Platform «Arzte für das Leben»-Avusturya kararı, no: 21 Haziran 1988). Bu içtihada göre   yetkililer yasal yollardan gerçekleꢀtirilen her türlü gösterinin iyi iꢀleyiꢀini ve bütün   vatandaꢀların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.   AĐHM, Devletlerin yalnızca barıꢀçı yöntemlerle toplanma özgürlüğünü güvence altına   almakla yükümlü olmadığını, aynı zamanda bu hakka dolaylı yoldan getirilecek aꢀırı   kısıtlamalardan da kaçınmaları gerektiğini hatırlatır (sözü edilen Djavit An prg. 57). Ayrıca   11. madde esasen kamu erkinin, bireyin güvence altına alınan haklarına keyfi müdahalesine   karꢀı korumayı amaçlamakla birlikte, fazladan bu hakların etkili bir ꢀekilde kullanılması için   pozitif yükümlülük de getirebilir.   AĐHM bu ilkelerin kamuya açık yerlerde yapılan gösteri ve yürüyüꢀlere de uygulanabileceğini   hatırlatır (sözü edilen Djavit An prg. 56). AĐHM, öte yandan, kamu düzeninin korunması ve   ulusal güvenliğin sağlanması gerekçeleriyle Yüksek Sözleꢀmeci Devletlerin derneklerin   faaliyetlerini düzenleyici tedbirler almalarının ve bu tür toplantıların izne bağlı olmasının 11.   maddenin ruhuna aykırı olmadığını belirler (sözü edilen Djavit An prg. 66-67).   Halka açık bir alanda gerçekleꢀtirilen her türlü gösteri günlük yaꢀamın akıꢀını belirli bir   ölçüde bozacak bir karıꢀıklığa ve hasmane tepkilere yol açabilir. Ancak, AĐHM, durumun   kurallara aykırı olmasının, tek baꢀına, toplanma özgürlüğüne müdahaleyi haklı   çıkarmayacağına itibar etmektedir.   Dosyanın ve delil unsurlarının derinlemesine incelenmesinden AĐHM, gösterici grubun,   muhtemel trafik sıkıntıları dıꢀında kamu düzenini tehlikeye atacak bir tehdit   oluꢀturmadıklarını saptamaktadır. Burada sözkonusu olan kırk kiꢀilik bir grubun güncel bir   konuya kamuoyunun dikkatini çekmesidir. AĐHM ayrıca gösterinin saat on üç civarında   baꢀlayıp takip eden dakikalarda göstericilerin yakalanması ile sona erdiğini   gözlemlemektedir. AĐHM bilhassa yetkililerin bu gösteriyi sona erdirme konusundaki   aceleciliklerine ꢀaꢀırmaktadır (Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve a contario, Eva Molnar-   Macaristan kararı no: 10346/05, 7 Ekim 2008).   AĐHM nezdinde göstericilerin ꢀiddete baꢀvurmadıkları durumlarda, AĐHS’nin 11. maddesi ile   garanti altına alınan toplantı özgürlüğü kavramının içeriğinin boꢀaltılmaması bakımından   kamu erkinin barıꢀçı gösterilere belli ölçüde hoꢀgörü göstermesi önem arz etmektedir.   Sonuç olarak AĐHM bu baꢀvuruda polisin kaba kuvvet uygulayarak müdahale etmesini ve   baꢀvuranların cezai yargılama konusu edilmesini orantısız olarak kabul etmektedir. Bu   tedbirler AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunması   bakımından gereklilik arz etmemektedir.   Bu nedenle bu madde ihlal edilmiꢀtir.   V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve manevi tazminat   Baꢀvuranlar uğradıkları zararın giderilmesini talep etmektedir. Baꢀvuranlar herhangi bir   rakam telaffuz etmemekte, bu konuyu AĐHM’nin takdirine bırakmaktadır.   Hükümet baꢀvuranlara hiçbir ödeme yapılmaması gerektiği görüꢀündedir.   AĐHM baꢀvuranların AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespiti ile adil bir tatmini elde   ettikleri kanısındadır (sözü edilen Oya Ataman prg.48). Bununla birlikte AĐHS’nin 3. maddesi   baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar   Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan bakımından ihlal   edilmiꢀtir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat baꢀlığı altında baꢀvuranların her   birine 2.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar kanıtlayıcı bir belge sunmaksızın yargılama masraf ve giderleri için 12.500 Euro   talep etmektedir.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. örneğin Bottazzi-Đtalya no: 34884/97 ve   Sawicka-Polonya no: 37645/97, 1 Ekim 2002). AĐHM bu baꢀvuruda kanıtlayıcı belgelerin   yokluğu nedeniyle, yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin bu talebi reddetmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;   2. Baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar   Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın AĐHS’nin 3.   maddesi hakkındaki ꢀikayetlerinin ve bütün baꢀvuranların AĐHS’nin 11. maddesi hakkındaki   ꢀikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;   3. Bunun dıꢀında kalan baꢀvuruların kabuledilemez olduğuna;   4. Baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar   Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan açısından AĐHS’nin 3.   maddesinin ihlal edildiğine;   5. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;   a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, her   türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranlar Haꢀim Özgür Ersoy,   Nuri Günay, Hansel Özgümüꢀ, Đnci Açık ꢁenel, Umar Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Funda   Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın her birine manevi tazminat olarak 2.000 Euro (iki   bin Euro) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   7. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespitinin baꢀvuranların uğradıkları manevi zararı   gidermesi bakımından adil bir tatmini oluꢀturduğuna;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 7 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   EK   Baꢀvuru no: 33112/04   Umar Karatepe   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuru no: 36110/04   Korkmaz Aslan   Gizem Aytaꢀ   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Balıkesir’de ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Bursa’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Funda Demir   Ali Ergin Demirhan   Fatma Demirbaꢀ   Derya Gazioğlu   Nuri Günay   Đrfan Karcıağa   Rüya Kurtuluꢀ   Saygın Metin   Serpil Ocak   Özge Ozan   Hansel Özgümüꢀ   Baꢀvuru no: 40190/04   Sevinç Hocaoğulları   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuru no: 41469/04   Đnci Açık ꢁenel   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuru no: 41471/04   Haꢀim Özgür Ersoy   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 22.07.2026. · Źródło