33158/03
WyrokETPCz2007-02-06ECLI:CE:ECHR:2007:0206JUD003315803
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania cywilnego dotyczącego sporu z firmą maklerską naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu postępowania opiera się na kryteriach takich jak złożoność sprawy, zachowanie skarżącego oraz zachowanie właściwych władz krajowych. W niniejszej sprawie postępowanie cywilne trwało sześć lat i siedem miesięcy w trzech instancjach. Trybunał uznał, że Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających tak długi okres, a w świetle swojego orzecznictwa stwierdził, że czas trwania postępowania był nadmierny i nie spełniał wymogu rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Kadriye Sülün, w 1994 roku zawarła umowę z firmą maklerską, a następnie zarzuciła jej nieautoryzowane transakcje na giełdzie. W 1995 roku wszczęto postępowanie karne przeciwko zarządcom firmy, które po dwukrotnym uchyleniu wyroków uniewinniających przez Sąd Najwyższy, zostało ostatecznie zawieszone. Równolegle, w 1996 roku, skarżąca wszczęła postępowanie cywilne o zwrot środków, które trwało do 2003 roku, również z udziałem Sądu Najwyższego. Zarówno w postępowaniu karnym, jak i cywilnym, opinie biegłych wskazywały na świadomość i zgodę skarżącej na transakcje.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Zasądza skarżącej 1.000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
SÜLÜN - TÜRKĐYE DAVASI
(Başvuru no:33158/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Şubat 2007
Đşbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup
bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (33157/03) başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke
vatandaşı Kadriye Sülün’ün (başvuran) 12 Eylül 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Sözleşmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
(Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından E. Efe tarafından temsil
edilmektedir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI doğumlu olan başvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.
Başvuran 21 Aralık 1994 tarihinde bir aracı kurum ile aracılık sözleşmesi imzalamıştır.
Müteakiben başvuran, sözkonusu aracı kurumun kendi rızası alınmadan borsada sahte bono
senedi alım satımı yaptığı iddiasında bulunmuştur.
1. Aracı kurum aleyhinde açılan ceza davası Nisan 1995 tarihinde Şişli Cumhuriyet Savcısı hizmet sebebiyle emniyeti suistimal
iddiasıyla aracı kurum yöneticileri aleyhinde suçlamada bulunmuştur.
Şişli Asliye Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine gerçekleştirilen 10 Nisan 1997 tarihli bilirkişi
incelemesinde itiraz edilen işlemlerin aracılık sözleşmesine uygun olarak yapıldıkları,
dolayısıyla sözkonusu işlemlerin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine 2 Nisan 1998 tarihinde bu defa üç kişiden
müteşekkil yeni bir bilirkişi heyeti kurulmuştur. Bu inceleme sonucunda mahkeme, aracı
kurum tarafından kendisine sunulan hesap özetlerini imzalamış olması sebebiyle başvuranın
kendi namına gerçekleştirilen işlemler hakkında haberdar edildiği ve sözkonusu işlemlere a
posteriori rıza gösterdiği gerekçesiyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğu
kanaatine varmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi 12 Mayıs 1998 tarihinde sanıkların beraatine karar vermiştir.
Yargıtay 9 Kasım 1998 tarihinde bu kararı bozmuştur.
Kararın bozulması üzerine Asliye Ceza Mahkemesi yeniden sanıkların beraatine
hükmetmiştir.
Yargıtay 5 Şubat 2001 tarihinde kararı bozmuştur.
Bozma kararı üzerine yeniden toplanan Asliye Ceza Mahkemesi 4616 sayılı kanun uyarınca
davayı beş yıl süreyle ertelemiştir.
2. Ticaret mahkemeleri önünde yapılan yargılama
Başvuran 13 Haziran 1996 tarihinde Đstanbul Ticaret Mahkemesi’nde fonların iadesi talebiyle
tartışmalı aracı kurum aleyhinde dava açarak, sözkonusu kurum hakkında koruyucu tedbir
kararı alınması isteminde bulunmuştur.
Đstanbul Ticaret Mahkemesi 1 Ekim 1996 ile 14 Eylül 2000 tarihleri arasında yirmi dört
duruşma yapmıştır. Mahkeme 15 Nisan, 17 haziran ve 7 Ekim 1997 tarihlerinde yaptığı
duruşmalarda her iki tarafın, 23 Aralık 1997 tarihinde ise başvuranın avukatının duruşmaya
katılmadığını tespit etmiştir. Mahkeme 24 Mart 1998 tarihli duruşmada ceza yargılamasının
sonucunun beklenmesine karar vermiştir. Asliye Ceza Mahkemesi kararının temyize
götürüldüğünü tespit eden Ticaret Mahkemesi, bu konudaki Yargıtay kararının beklenmesine
ve bu tarihe kadar davanın ertelenmesine karar vermiştir. Adıgeçen mahkeme 11 Kasım 1999
tarihinde koruyucu tedbir uygulanması kararı almıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu tespit eden
Ticaret Mahkemesi ceza yargılaması sonuçlanana değin davanın ertelenmesine karar
vermiştir. Kendi namına gerçekleştirilen ek işlemlere yönelik hiçbir itirazda bulunmamış olan
başvuranın, tartışmalı bono senetlerini imzalamadığı yönünde bir itirazının olup olmadığının,
bu yönde gerçekleştirilen işlemleri kabul edip etmediğinin tespit edilmesi amacıyla 16 Şubat tarihinde üç uzmandan oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından bir rapor düzenlenmiştir.
Raporda, tartışmalı bono senetlerinden, başvuranın hesap özetlerini, ödeme makbuzlarını,
para çekme ve para aktarma işlemlerini imzaladığı hususunun anlaşıldığı tespit edilmiştir.
Bu nedenlerle başvuran itiraz konusu işlemlerden haberdar olup, bu işlemlerin
gerçekleştirilmesine a posteriori rıza göstermiştir.
Başvuran, 29 Mart 2000 tarihinde sözkonusu bilirkişi raporuna itirazda bulunmuştur.
Ticaret Mahkemesi 14 Eylül 2000 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini geri çevirerek
koruyucu tedbir kararının kaldırılması talimatı vermiştir.
Bilirkişi raporunda varılan sonuçlara itiraz eden başvuran temyiz talebiyle Yargıtay’a
başvurmuştur.
Yargıtay 26 Haziran 2002 tarihinde başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.
Başvuran 12 Eylül 2002 tarihinde bu kararın düzeltilmesi talebiyle başvuruda bulunmuştur.
Yargıtay 31 Ocak 2003 tarihinde aldığı bir kararla sözkonusu başvuruyu reddetmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan başvuran, sözkonusu ticari davada yargılama
süresinin uzunluğu nedeniyle «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir.
Dikkate alınması gereken dönem 13 Haziran 1996 tarihinde başlayıp 31 Ocak 2003 tarihinde
sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu yargılama üç aşama için altı yıl ve yedi ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AĐHM, başvurunun AĐHS’nin 35 § 3. madde anlamında dayanaktan yoksun olarak ilan
edilemeyeceğini ve herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesiyle karşılaşmadığını tespit
etmektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilirdir.
B. Esasa dair
AĐHM’ye göre, yargılama süresinin makul olup olmadığı hususu, davanın içinde bulunduğu
özel şartlar ile Mahkeme içtihatlarında kullanılan ölçütler çerçevesinde, özellikle olayın
karmaşıklığı, başvurucunun ve yetkili makamların tutumları ve ilgililer açısından davanın
önemi (bk. Diğerlerinin ararsında Frydlender – Fransa, no: 30979/96, § 43) göz önüne
alınmak suretiyle değerlendirilebilecektir.
Mevcut davadakine benzer sorunları gündeme getiren bir çok davayı incelemiş olan AĐHM bu
davalarda AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmıştı (ibidem).
Kendisine sunulan unsurların tamamını inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı
bir sonuca varmasını sağlayacak nitelikte ikna edici bir olgu ya da bir argüman ileri
sürmediğini değerlendirmektedir. Bu alandaki içtihatlarını gözönünde bulunduran AĐHM
tartışmalı yargılama süresinin aşırı olduğunu ve «makul süre» ilkesine cevap vermediğini
takdir etmektedir.
Bu nedenle AĐHM’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmektedir. Bu
hususta başvuran herhangi bir rakam telaffuz etmemektedir.
Hükümet bu taleplere karşı çıkmaktadır.
Tepit edilen ihlal ile maddi tazminat talebi arasında bir illiyet bağı tespit edemeyen AĐHM bu
talebi reddeder. Buna karşın AĐHM başvurana hakkaniyete uygun bir biçimde manevi
tazminat olarak 1.000 Euro ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran masraf ve harcamalarının iadesi talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle AĐHM bu
yönde bir ödeme yapılmasına yer olmadığını takdir etmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana, manevi tazminat
olarak 1.000 Euro (bin) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
Đşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.
maddesine uygun olarak 6 Şubat 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Yargılama süresinin makul olup olmadığı hususu, davanın içinde bulunduğu özel şartlar ile
Mahkeme içtihatlarında kullanılan ölçütler çerçevesinde, özellikle olayın karmaşıklığı,
başvurucunun ve yetkili makamların tutumları (bk. diğer birçok örnek kararla birlikte (bk.
yukarıda geçen Yağcı ve Sargın kararı, parag. 59 ve Mansur kararı, parag. 61) göz önüne
alınmak suretiyle değerlendirilebilecektir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło