33245/05
WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD003324505
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy liczne i poważne obrażenia odniesione przez skarżącego podczas zatrzymania i aresztowania, w połączeniu z niewystarczającym wyjaśnieniem ich pochodzenia przez władze krajowe, stanowiły naruszenie zakazu nieludzkiego i poniżającego traktowania z art. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obrażenia skarżącego były na tyle poważne, aby wchodzić w zakres art. 3 Konwencji. Mimo uznania powagi wydarzeń podczas demonstracji, Trybunał stwierdził, że władze krajowe nie przedstawiły wystarczających dowodów na poparcie twierdzenia, iż obrażenia były wynikiem proporcjonalnego użycia siły podczas zatrzymania. Decyzje krajowe nie wyjaśniły konkretnie okoliczności zatrzymania, takich jak liczba zaangażowanych policjantów czy to, czy skarżący był uzbrojony. Trybunał podkreślił, że liczba i waga obrażeń skarżącego wymagały bardziej szczegółowego wyjaśnienia ze strony organów sądowych.Stan faktyczny
W dniu 26 października 2003 r. Ahmet Akman, wówczas 16-letni, został zatrzymany podczas demonstracji w Stambule, gdzie uczestnicy podpalali pojemniki na śmieci, budowali barykady i atakowali policję, raniąc pięciu funkcjonariuszy. Skarżący twierdził, że podczas zatrzymania i transportu na posterunek policji był bity, kopany i uderzany pałką przez policjantów. Badania lekarskie przeprowadzone krótko po zatrzymaniu potwierdziły liczne obrażenia na jego ciele. Krajowe dochodzenia w sprawie zarzutów maltretowania zakończyły się decyzjami o nieścigania funkcjonariuszy, uznając, że obrażenia były wynikiem proporcjonalnego użycia siły. Skarżący złożył skargę do ETPCz, powołując się na art. 3 i 13 Konwencji.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna.
Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji.
Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania pozostałych skarg.
Zasądza na rzecz skarżącego 5000 (pięć tysięcy) EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne w lirach tureckich po kursie wymiany obowiązującym w dniu płatności, wolne od wszelkich podatków, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku.
Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AHMET AKMAN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 33245/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33245/05) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı
Ahmet Akman’ın (baꢀvuran) 23 Ağustos 2005 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
S. Turan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR Ekim 2003 tarihinde, birçok dernek, bazı ölmüꢀ insanların anısına Đstanbul’da toplanma
kararı almıꢀtır. Baꢀvuranın da aralarında bulunduğu yaklaꢀık 300 kiꢀi, Söğütlüçeꢀme
mahallesinde buluꢀmuꢀlardır. Bu kalabalık çöp konteynırlarını ateꢀe vererek yolun üzerine
barikat kurmuꢀlar, polisin uyarılarına uymayarak taꢀ ve sopalarla saldırmıꢀlar ve beꢀ polis
memurunu yaralamıꢀlardır. Yine aynı kiꢀiler bir toplu taꢀıma otobüsüne, bir polis aracına ve
bir sivil araca hasar vermiꢀlerdir.
Bunun üzerine polis müdahale etmiꢀ ve on yedi kiꢀiyi gözaltına almıꢀtır.
On altı yaꢀındaki baꢀvuranın ifadesine göre, olay sırasında dört polis tarafından yakalanmıꢀ
ve ꢀiddete maruz kalmıꢀtır. Yine baꢀvurana göre, polisler kendisini karakola götüren araçta
tekme ve yumruk atmaya, copla vurmaya ve hakaret etmeye devam etmiꢀlerdir.
Baꢀvuran, saat 18:35’te Bakırköy hastanesinde muayene edilmiꢀtir. Baꢀvuranın kötü
muameleye maruz kaldığından ꢀikâyetçi olması üzerine elleri ile karın bölgesinin röntgen
filmi çekilmiꢀtir. Bunun sonucunda düzenlenen raporda, sol kaꢀının üzerinde 4x3 cm
boyutlarında, sağ kaꢀının üzerinde 2 cm çapında bir ꢀiꢀlik, kafatasının arka tarafında 1,5
cm’lik, çene altında ise 4 cm boyunda 2 cm eninde bir sıyrık, sırtta 20-25 cm ve göğüs
kafesinin alt kısmında on beꢀ cm boyunda iki kırmızımsı lezyon, sağ elin ikinci ve dördüncü
parmaklarında ꢀiꢀlikler, sol elde 1 cm’lik bir sıyrık, sağ bacağın dıꢀ kısmında 1 cm boyunda
sekiz ya da dokuz sıyrık, sol bacak üzerinde üç ya da dört kızarıklık, sağ bacak kaval kemiği
üzerinde 4x3 cm boyutlarında bir ꢀiꢀlik ve sol uyluk kemiği üzerinde 10x4 cm boyutlarında
bir ekimoz tespit edilmiꢀtir.
Baꢀvuran, daha sonra gözaltında bulunan diğer iki çocukla birlikte Emniyet Müdürlüğü
Halkalı Çocuk Büro Amirliği’ne sevk edilmiꢀtir. Đfadesi avukat eꢀliğinde alınmıꢀtır.
Ertesi gün saat 13 sıralarında, baꢀvuran, çocuklar için yetkili savcı önüne çıkarılmıꢀtır.
Savcı, saat 15 sıralarında baꢀvuranın serbest bırakılmasına karar vermiꢀtir. Baꢀvuran, savcı
önünde herhangi bir kötü muameleden dolayı ꢀikâyetçi olmamıꢀtır.
Baꢀvuran, saat 17 sıralarında babasına teslim edilmiꢀtir. Muayene saati belirtilmeyen,
ancak ilgili ꢀahıs serbest bırakılmadan hemen önce düzenlendiği sanılan tıbbi raporda daha
önceki raporda belirtilen lezyon izleri yine tespit edilmiꢀtir.
A. Baꢀvuran hakkında baꢀlatılan ceza soruꢀturması Aralık 2003 tarihinde, Đstanbul Çocuk Mahkemesi savcısı baꢀvuran hakkında güvenlik
güçlerine hakaret etme, kamu malına zarar verme ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüꢀleri Kanunu’na aykırı davranma suçlamalarıyla bir iddianame hazırlamıꢀtır.
Bu mahkeme, 13 Ekim 2004 tarihinde ratione materiae yetkisizlik kararı vermiꢀ ve
dosyayı Bakırköy Çocuk Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.
Baꢀvuran, daha sonraki olası geliꢀmeler hakkında bilgilendirilmediğini belirtmektedir.
Hükümet, AĐHM’ne bu davayla ilgili son duruꢀmanın 30 Nisan 2009 tarihinde görüldüğünü
bildirmiꢀtir.
B. Polis memurları hakkında baꢀlatılan ceza soruꢀturması
Buna paralel olarak baꢀvuran, 31 Ekim 2003 tarihinde maruz kaldığı iꢀkence ve
yaralamayla ilgili Đstanbul Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuꢀtur. Savcılık
ratione loci yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Küçükçekmece savcılığına göndermiꢀtir.
Küçükçekmece savcılığı 30 Ocak 2004 tarihinde baꢀvuranın ꢀikâyetiyle ilgili ifadesini
almıꢀtır.
Cerrahpaꢀa Tıp Fakültesi tarafından 17 Aralık 2004 tarihinde düzenlenen tıbbi rapor,
yukarıdaki raporların tutarlılığını doğrulamıꢀtır.
Savcı, 18 Ocak 2005 tarihinde baꢀvuranı teꢀhis amacıyla yüzleꢀtirmeye davet etmiꢀtir. 2
ꢁubat 2005 tarihinde gerçekleꢀen yüzleꢀme sırasında ilgili ꢀahıs, teꢀhis odasında bulunan
polislerin kendisine kötü muamele uygulayan polisler olmadığını ifade etmiꢀtir. ꢁubat 2005 tarihinde, Küçükçekmece savcılığı, baꢀvuran gözaltındayken karakolda
görev yapan polis memuru A.Đ. hakkında kısmi takipsizlik kararı vermiꢀtir. Nisan 2005 tarihinde, Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuran tarafından yapılan itirazı
reddetmiꢀtir.
Đlgili ꢀahıs, 4 Mayıs 2005 tarihinde tekrar doktor muayenesinden geçirilmek ve Đstanbul
polisi teꢀkilatında görev yapan personele ait fotoğraf listesinden yararlanarak kimlik teꢀhisini
bir kez daha denemek için savcılığa çağırılmıꢀtır.
Baꢀvuran, 11 Mayıs 2005 tarihinde polis memuru E.M.’yi kendisine kötü muamele
uygulayan polislerden biri olarak teꢀhis etmiꢀtir. Mayıs 2005 tarihinde, baꢀvuran Adli Tıp Kurumu doktorları tarafından muayene
edilmiꢀtir. 8 Ağustos 2005 tarihinde düzenlenen raporda, sağ elin ikinci ve dördüncü
parmaklarında ve sağ bilekte ağrı olduğu, burunda bir eğrilme ve sırtta parazit ve mantar
üremeleri nedeniyle oluꢀan siyah lekeler tespit edilmiꢀtir. Aynı raporda, ilgili ꢀahsın bel ve
köprücük kemiği üzerinde yedi yıl önceki yaralara ait olduğunu söylediği birer kesik izi
bulunduğu ve ayrıca kendisinin daimi uyuꢀukluk halinden ꢀikâyet ettiği belirtilmiꢀtir. Yine bu
raporda, yukarıda bahsi geçen 26 ve 27 Ekim 2003 tarihli raporlarda belirtilen yara izlerinden
bazılarının sert cisimlerle vurulan darbelerden, bazılarının ise dıꢀ etkenlerle veya dıꢀ etkenlere
bağlı olmaksızın meydana gelen düꢀme veya çarpmalar sonucunda oluꢀtuğuna
hükmedilmiꢀtir. Raporda son olarak yara izlerinin tıbbi yönden baꢀvuran üzerine kasten
uygulanan ꢀiddet yüzünden olduğunu söylemenin mümkün olmadığı belirtilmiꢀtir. Kasım 2005 tarihinde, savcılık gözaltının baꢀında ve sonunda düzenlenen tıbbi
raporların uyumlu olduğu kanaatine varmıꢀ ve baꢀvuranın iddiasının aksine polis karakolunda
yapılan bir iꢀkence eyleminin söz konusu olmadığına hükmetmiꢀtir. Savcı ayrıca baꢀvuranın
vücudunda tespit edilen yara izlerinin çıkan olaylar esnasında kalabalığın saldırısını
durdurmak için kullanılan orantılı güç sonucu meydana geldiği kanaatiyle diğer sanıklar
hakkında takipsizlik kararı vermiꢀtir. Savcı ayrıca baꢀvuranla aynı anda ve aynı yerde
gözaltına alınan bir kiꢀinin gözaltına alınan hiç kimsenin iꢀkence görmediği ve kötü
muameleye maruz kalmadığı yönündeki ifadesine atıfta bulunmuꢀtur. Bu takipsizlik kararında
D.A.Ö., E.M. ve « Küçükçekmece karakolunda görev yapan kimlikleri belirsiz polis
memurları » sanık olarak belirtilmiꢀtir. ꢁubat 2006 tarihinde, Eyüp Ağır Ceza mahkemesi baꢀvuran tarafından yapılan itirazı
reddetmiꢀtir. Bu karar ilgili ꢀahsa 10 Mart 2006 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
C. Polis memurları hakkında baꢀlatılan disiplin soruꢀturması
Bu arada, sanık polisler D.A.Ö., A.Đ. ve E.M hakkında disiplin soruꢀturmaları
baꢀlatılmıꢀtır. Baꢀvuran, bu soruꢀturma kapsamında adı geçen polisleri fotoğraf üzerinden
teꢀhis etmeye çağırılmıꢀtır. 19 Kasım 2004 tarihinde, ilgili ꢀahıs, avukatı eꢀliğinde, polis
memuru E.M.’yi kendisine kötü muamele uygulayan polislerden biri olarak teꢀhis etmiꢀtir. Mart 2005 tarihinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Disiplin Kurulu «disiplin
soruꢀturmasına takipsizlik » kararı vermiꢀtir. Disiplin Kurulu, gözaltının baꢀında ve sonunda
düzenlenen tıbbi raporların hemen hemen aynı olması dolayısıyla, ilgili ꢀahsın gözaltı
sırasında iꢀkence görüp görmediğini kesin bir ꢀekilde tespit etmenin mümkün olmadığı
kanaatine varmıꢀtır. Disiplin Kurulu, tespit edilen lezyonların söz konusu olayların
gerektirdiği orantılı güç kullanımına tekabül ettiğini bildirmiꢀtir.
Bu karar, baꢀvurana 27 Mayıs 2005 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
Küçükçekmece komiseri M.A. hakkında ise, icra ettiği görev dolayısıyla, ayrı bir disiplin
soruꢀturması açılmıꢀ ve Adalet Bakanlığı 23 Mayıs 2005 tarihinde bu soruꢀturmayla ilgili
takipsizlik kararı vermiꢀtir. Bu karar baꢀvurana 2 Haziran 2005 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
Baꢀvuran, 1 Ağustos 2005 tarihinde bu son kararın iptali için Ankara Đdare Mahkemesi
önünde itiraz etmiꢀtir. Mart 2006 tarihinde, mahkeme iꢀkence iddialarını doğrulayan hiçbir kanıt unsuru
bulunmadığı gerekçesiyle bu itirazı reddetmiꢀtir. Mayıs 2007 tarihinde, Danıꢀtay bu kararı onamıꢀtır.
D. Tıp Fakültesine karꢀı yapılan idari itiraz Ekim 2003 tarihinde, baꢀvuran suç duyurusunda bulunurken aynı zamanda Đstanbul
Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde muayene edilmesini istemiꢀtir.
Savcı, bu talebi sözlü olarak reddetmiꢀtir. Baꢀvuran, 7 Kasım 2003 tarihinde söz konusu tıp
fakültesi nezdinde yeniden talepte bulunmuꢀtur. Kasım 2003 tarihli yazısında fakülte, ilgili ꢀahsa, kurumun tıbbi eğitim verdiğini ve
dolayısıyla tanı ve tedavi konularıyla ilgilenmediğini bildirmiꢀtir.
Baꢀvuran, 4 Ocak 2004 tarihinde bu kararın iptali için Đstanbul Đdare Mahkemesi önünde
itiraz etmiꢀtir. Temmuz 2005 tarihinde, idare mahkemesi bir bilgi tebliği niteliğindeki karara bu
ꢀekilde itiraz edilemeyeceğini ve adli makamların her halükarda kötü muamele iddiaları
hakkında gerekli araꢀtırmaları yapmakla yükümlü olduğunu gerekçe göstererek bu baꢀvuruyu
reddetmiꢀtir. Ekim 2008 tarihinde, Danıꢀtay üniversite hastanelerinin sağlık hizmeti verme
yükümlülüğü de olduğu gerekçesiyle bu kararı bozmuꢀtur. Dosyadaki unsurlara göre, bu dava
idari mahkeme önünde görülmeye devam etmektedir.
HUKUK
Baꢀvuran, tutuklanma sırasında, polis karakoluna götürülürken ve gözaltı sırasında kötü
muameleye maruz kaldığından ꢀikâyetçi olmaktadır. Baꢀvuran öte yandan, mevcut davada
yürütülen soruꢀturmanın etkinlikten yoksun olduğu kanısındadır. Baꢀvuran ayrıca, suçlanan
polislerin mahkûm edilmemesi suretiyle etkili itiraz hakkının ihlal edildiğinden ꢀikâyetçi
olmakta ve bunun, kendi düꢀüncesine göre, tazminat elde etmesine engel oluꢀturduğunu ileri
sürmektedir. Baꢀvuran ꢀikâyetlerini AĐHS’nin 3. ve 13. maddelerine dayandırmaktadır.
Hükümet, baꢀvuranın savlarına karꢀı çıkmakta ve o günkü yürüyüꢀ sırasında meydana
gelen olayların vahametine dikkat çekerek, ilgili ꢀahıs üzerinde tespit edilen lezyonların ulusal
makamların da kaydettiği gibi tutuklama amacıyla kullanılan orantılı güç sonucu oluꢀtuğunu
savunmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranın dile getirdiği ꢀikâyetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı
anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi
bulunmadığı kanaatini taꢀımakta ve bu itibarla baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan etmektedir.
Her ꢀeyden önce AĐHM ꢀu iki noktayı hatırlatmaktadır: birincisi, baꢀvuranın vücudunda
tespit edilen lezyonların AĐHS’nin 3. maddesi alanına girecek kadar ciddi olduğuna itiraz
edilmemektedir (Đtalya aleyhine Labita davası [GC], no 26772/95, prg. 120, CEDH 2000-IV) ;
ikincisi, mevcut davadaki olgular ulusal düzeyde adli makamlarca belirlenmiꢀ ve bu tespitleri
çürütecek herhangi bir kanıt belgesi sunulmamıꢀtır (Türkiye aleyhine Dölek davası, no
39541/98, prg. 60, 2 Ekim 2007). AĐHM ayrıca, Küçükçekmece savcısının 21 Kasım 2005
tarihli ve ağır ceza mahkemesinin 14 ꢁubat 2006 tarihli kararlarında olduğu gibi, baꢀvuranın
polis karakolunda tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığını gösteren hiçbir unsur
bulunmadığı kanaatine varmaktadır.
Bunun yanı sıra, tutuklama anıyla ilgili olarak AĐHM, adli makamların baꢀvuranın
vücudunda tespit edilen lezyonların güvenlik kuvvetlerinin tutuklama için gerekli görülen
orantılı güç kullanımı sonucu meydana geldiği yönündeki gerekçesini destekleyen herhangi
bir kanıt belgesinin sunulmadığını gözlemlemektedir.
AĐHM, elbette, baꢀvuranın kalabalığın hareketlenmesiyle gerekli hale gelen güçlü bir
müdahale sırasında yaralandığını; gösteri sırasında maddi hasarların meydana geldiğini ve beꢀ
polis memurunun yaralanmasının bile baꢀlı baꢀına olayların ne kadar ciddi boyutlarda
olduğunu göstermeye yettiğini ve güvenlik güçlerinin müdahale etmek zorunda kaldığını göz
ardı etmemektedir.
AĐHM, öte yandan ilgili polis memurlarını teꢀhis etmek amacıyla geniꢀ çaplı bir
soruꢀturma yapıldığını da not etmektedir.
AĐHM, buna karꢀın yukarıda bahsi geçen kararların baꢀvuranın tutuklanma koꢀullarını
somut bir biçimde ortaya koymadığını; mesela tutuklama iꢀlemini kaç polisin
gerçekleꢀtirdiğini veya baꢀvuranın üzerinde silah ya da yaralayıcı baꢀka bir cisim bulunup
bulunmadığını açıklamadığını gözlemlemekte ve AĐHM’nin kullanılan gücün orantılı olup
olmadığını değerlendirirken belirgin bir ꢀekilde incelenemeyecek ve söz konusu ꢀikâyetin
« dördüncü derece » diye adlandırılmasına imkân vermeyecek nitelikte baꢀka bir koꢀul öne
sürmediğini kaydetmektedir (bakınız, Türkiye aleyhine Günaydın davası, no 27526/95, prg.
24-33, 13 Ekim 2005 ; Fransa aleyhine Selmouni davası [GC], no 25803/94, prg. 99, CEDH
1999-V ; Slovenya aleyhine Rehbock davası, no 29462/95, prg. 76-78, CEDH 2000-XII ;
Fransa aleyhine R.L. ve M.-J.D. davası, no44568/98, prg. 72-73, 19 Mayıs 2004 ; ve Türkiye
aleyhine Zülcihan ꢁahin ve diğerleri davası, no 53147/99, prg. 51-54, 3 ꢁubat 2005).
Oysa, baꢀvuranın vücudunda tespit edilen lezyonların sayısı hem çok fazladır ve hem de
adli makamların üzerinde daha çok açıklama yapmasını hak edecek vahamettedir. Tam da bu
noktada AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır.
AĐHM, böylece baꢀvuruda dile getirilen temel hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.
Davanın tüm unsurları ve tarafların argümanları göz önüne alındığında AĐHM, diğer
ꢀikâyetlerin incelenmesine yer olmadığı kanaatine varmaktadır (bakınız, diğerleri arasından,
Türkiye aleyhine Fazıl Ahmet Tamer ve diğerleri davası, no 19028/02, prg. 102, 24 Temmuz
2007).
Baꢀvuran, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ve olası bir manevi tazminat konusunu
AĐHM’nin adil takdir yetkisine bırakmaktadır. Yargılama masraf ve giderleri için ise
baꢀvuran, avukat ücreti, tercüme bedeli ve posta masrafları karꢀılığında toplam 6 260 Euro
(EUR) talep etmektedir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.
AĐHM, baꢀvurana manevi tazminat olarak 5000 EURO ödenmesinin hakkaniyete uygun
bir karar olacağı kanaatindedir.
AĐHM, yargı masraf ve giderleri için yapılan talebi ise herhangi bir kanıt belgesi
sunulmaması nedeniyle reddetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Kalan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden
muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 5.000 (beꢀ bin) Euro manevi
tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło