33322/07

WyrokETPCz2010-07-13ECLI:CE:ECHR:2010:0713JUD003332207

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy ukaranie dyscyplinarne urzędnika za udział w wydarzeniu związkowym 1 maja naruszyło jego prawo do wolności zgromadzeń (art. 11 Konwencji) oraz czy brakowało skutecznego środka odwoławczego (art. 13 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze ustalenia w sprawie Karaçay, gdzie podobne skargi doprowadziły do stwierdzenia naruszeń artykułów 11 i 13 Konwencji. Stwierdził, że nie ma podstaw do odstąpienia od tego orzecznictwa, a rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających odmienne rozstrzygnięcie. W konsekwencji, ukaranie dyscyplinarne za udział w wydarzeniu związkowym naruszyło wolność zgromadzeń, a brak skutecznego środka odwoławczego od tej decyzji naruszył art. 13 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Turan Çerikçi, urodzony w 1958 roku, był urzędnikiem w Gminie Beyoğlu i członkiem związku zawodowego. 1 maja 2007 roku wziął udział w ogólnokrajowym wydarzeniu z okazji Święta Pracy. Został za to ukarany dyscyplinarnie ostrzeżeniem za opuszczenie miejsca pracy. Jego odwołanie od tej decyzji, powołujące się na krajowe przepisy dotyczące praw związkowych, zostało odrzucone.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 11 i art. 13 Konwencji. Zasądził skarżącemu 1 800 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÇERĐKCĐ -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:33322/07)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33322/07) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Turan Çerikçi’nin (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 1 Ağustos 2007 tarihinde   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından S. Karaduman ve S. ꢁahin tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1958 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Olayların meydana geldiği dönemde, Beyoğlu Belediyesi’nde memur olan baꢀvuran, “Kamu   Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na” (KESK) bağlı “Tüm belediye ve yerel yönetim   hizmetleri emekçileri sendikası’nın” (Tüm. Bel.Sen) üyesiydi.   Mayıs 2007 tarihinde, baꢀvuran, 1 Mayıs 2007 tarihinde görev yerini terk ettiği gerekçesi ile   hakkında açılan disiplin soruꢀturması hususunda bilgilendirilmiꢀtir.   Mayıs 2007 tarihinde, baꢀvuran, savunma layihasını sunmuꢀtur. Baꢀvuran, 1 Mayıs 2007   tarihinde KESK’in çağrısı üzerine, iꢀçi bayramını kutlamak için ulusal bir etkinliğe katıldığını   belirtmiꢀtir.   Mayıs 2007 tarihinde, baꢀvuran, görev yerini terk etmekten disiplin cezası baꢀlığı taꢀıyan bir   uyarı yazı almıꢀtır.   Baꢀvuran, Beyoğlu Belediyesi’nde sözkonusu karara itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu   cezanın, sendika haklarını güvence altına alan ulusal hükümlere aykırı olduğunu belirtmiꢀtir.   Mayıs 2007 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 A maddesi uyarınca   baꢀvuranın baꢀvurusu reddedilmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, aldığı uyarı yazısı nedeniyle AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği   değerlendirmesinde bulunarak toplantı özgürlüğü hakkına saygı gösterilmediğini iddia   etmektedir. Bilahare baꢀvuran, uyarı yazısına itiraz etmek için iç hukukta baꢀvuru yolunun   bulunmayıꢀından ꢀikayetçi olmaktadır ve AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir. Özellikle, Hükümet, idareyi devlet   memurlarının karꢀısına getiren ihtilafların, AĐHS ve protokolleri ile bağlantılı olmadığını   savunmaktadır.   AĐHM, sözü edilen Karaçay kararında böyle bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca   AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀka hiçbir   kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla AĐHM, baꢀvuruyu   kabuledilebilir ilan etmektedir.   Esas ile ilgili olarak, AĐHM, sözü edilen Karaçay kararında benzer ꢀikayetleri inceleme   imkanı olduğunu ve AĐHS’nin 11. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını   hatırlatmaktadır. AĐHM, mevcut davada sözkonusu içtihadından sapmak için hiçbir neden   görememektedir. Ayrıca Hükümet, iꢀbu davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici   hiçbir tespit ve argüman sunmamaktadır. Bu itibarla AĐHM, sözkonusu hükümlerin ihlal   edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuran, 5.000 Euro manevi tazminat   ve 1.000 Euro yargılama masraf ve gideri talebinde bulunmaktadır. Hükümet, sözkonusu   iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, belge sunulmamasını göz önüne alarak, yargılama masraf ve giderlere iliꢀkin talebi   kabul edemeyecektir. Buna karꢀın hakkaniyete uygun olarak AĐHM, Avrupa Merkez   Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek   belirlenen gecikme faizi ile birlikte 1.800 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 11. ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana her türlü vergiden muaf tutularak 1.800 Euro (bin sekiz yüz Euro)   manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 13 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   3

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło