33362/96
WyrokETPCz2001-10-30ECLI:CE:ECHR:2001:1030JUD003336296
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające łącznie ponad 16 lat i 7 miesięcy (z czego 10 lat i 5 miesięcy podlegało jurysdykcji Trybunału), było nadmiernie długie. Stwierdzono znaczące opóźnienia zarówno na etapie pierwszej instancji (sąd wojenny), jak i w postępowaniu odwoławczym (wojskowy sąd kasacyjny), które nie mogły być uzasadnione złożonością sprawy. Trybunał przypisał odpowiedzialność za te opóźnienia władzom krajowym, konkludując, że naruszono wymóg "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Aydın Akyazı, został aresztowany 26 listopada 1980 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji Dev-Yol. W 1988 roku Sąd Wojenny skazał go na 15 lat więzienia. Po apelacji do Wojskowego Sądu Kasacyjnego i zniesieniu sądów wojennych, sprawa trafiła do Sądu Kasacyjnego, który w 1995 roku uchylił wyrok i przekazał sprawę do ponownego rozpoznania. Ostatecznie, 24 czerwca 1997 roku, Sąd Karny w Ankarze umorzył postępowanie z powodu przedawnienia. Całe postępowanie trwało ponad 16 lat.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Postanowił o rozdzieleniu sprawy od innych połączonych skarg.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu długości postępowania karnego.
3. Zasądził na rzecz skarżącego 100 000 franków francuskich tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 10 000 franków francuskich tytułem zwrotu kosztów i wydatków, płatne w ciągu 3 miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami ustawowymi w wysokości 4,26% rocznie po upływie tego terminu.
4. Oddalił pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AKYAZI-Türkiye Davası
(33362/96) Strazburg Ekim 2001
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Aydın Akyazı’nın ("başvuran"), 18 Ağustos tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin
("Sözleşme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 33362/96).
2. Başvuranı Ordu’da faaliyet gösteren avukat Haluk Türkmen temsil etmiştir. Bu
davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir.
3. Başvuran, kendisine karşı yürütülen ceza yargılamasının Sözleşmenin 6 § 1
maddesi uyarınca “makul sürede” sonuçlanmadığını öne sürmektedir.
4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye
gönderilmiştir.
5. Başvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiş (İçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve
bu bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleşme'nin 27 §1 Maddesi),
İçtüzüğün 26§1 maddesine uygun olarak teşekkül etmiştir. Mahkeme'de Türkiye'yi
temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük 28.madde). Bunun
üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç
olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27§2 ve İçtüzüğün 29§1 maddeleri).
6. Daire Başkanı başvurunun Davalı Devlet aleyhine yapılan diğer başvurularla
birleşirilmesine karar vermiştir.
7. Daire 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur.
8. Gerek başvuran gerekse de Hükümet esaslara ilişkin olarak görüş bildirmişlerdir
(İçtüzük 59 § 1).
OLAYLAR
I. DAVAYA ESAS TEŞKİL EDEN OLAYLAR
A. Başvuranın yakalanması ve tutuklanması
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
9. 26 Kasım 1980 tarihinde, Fatsa Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları
başvuranı yasadışı Dev-Yol örgütüne üye olduğu şüphesiyle tutuklamışlardır.
10. 15 Ocak 1981 tarihinde Erzincan Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranın
tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama
11. 10 Mayıs 1982 tarihinde, Askeri Savcı, başvuran ve diğer 722 davalı hakkındaki
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuştur. Savcı, başvuranı, amacı Türk
anayasal düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadışı
silahlı örgüt Dev-Yol'a üye olmakla suçlamıştır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun
146§1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep etmiştir.
12. 24 Ağustos 1988 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranı Dev-Yol üyesi
olduğu için suçlu bulmuştur. Mahkeme başvuranı TCK'nın 146§3 maddesi uyarınca
onbeş yıl hapis cezasına çarptırmış ve kendisini sürekli olarak bir kamu hzimeti
mesleği icra etmekten men ederek adli vesayet altına koymuştur.
C. Temyiz İşlemleri
13. Başvuranın Askeri Yargıtay’a itirazda bulunmuştur.
14. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiş ve 26 Aralık 1994
tarihinde dosya Yargıtay'a gönderilmiştir.
15. 4 Temmuz 1995 tarihinde, Yargıtay, başvuranın TCK 146§1 maddesi uyarınca
yargılanması gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozmuştur. Dava Ankara
Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
16. 24 Haziran 1997 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu
102. maddesi uyarınca, yargılama zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle başvuran
aleyhindeki kovuşturmanın sona erdirilmesine karar vermiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
A. Ceza Hukuku
17. Türk Ceza Kanunu'nun 146 §§ 1 ve 3. hükmü aşağıdaki gibidir:
"Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını
tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet
Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam
cezasına mahküm olur.
.......
Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iştirak eden fer’i
şerikler hakkında beş seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası ve amme
hizmetlerinden müebbeden memnuniyet cezası hükmolunur.”
HUKUK
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
18. Başvuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuşturmasının süresinin uzunluğundan
yakınmıştır. Bu bağlamda Sözleşme'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini idda et-
mektedir. Anılan madde aşağıdaki gibidir:
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek
olan, ...bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini
istemek hakkına sahiptir."
19. Hükümet başvuranın iddialarını reddetmiştir. Başvurana yöneltilen suçlamalar
bakımından davanın karmaşık olduğunu ve Dev-Yol eylemlerine karıştıkları şüph-
esiyle suçlanan 723 davalının söz konusu olduğu bir duruşmanın hazırlanmasının
güçlüğünü ifade etmiştir.Bu etmenlerin işlemlerin uzamasında etkili olduğunu ve
yargı makamlarının ihmal ve gecikmesinden söz edilemeyeceğini iddia etmişlerdir.
A. Dikkate alınacak dönem
20. Mahkeme, yargılamanın, başvuranın yakalandığı 26 Kasım 1980 tarihinde
başlayıp 24 Haziran 1997 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla,
başvuranın yargılanması yaklaşık on altı yıl yedi ay sürmüştür.
21. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığına
ilişkin bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen on yıl beş aylık
dönemi inceleyebilmektedir. Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı
sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu
tarihte, yargılama altı yıldır sürmekteydi.
(b) Yargılama süresinin makuliyeti
22. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yedi yıl dokuz ayda karara vardığını
gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay itirazı beş yıl dört ay sonra ele almıştır. Askeri
Yargıtay davayı ele aldıktan yaklaşık yedi ay sonra, 4 Temmuz 1995 tarihinde,
karara varmıştır. Bu kararı müteakiben dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde
görülmeye başlanmış ve bu mahkeme de zaman aşımına bağlı olarak yargılamanın
sona erdirilmesine karar vermiştir. Mahkeme, gerek ilk derece mahkemesinde gerek
temyiz sürecinde önemli gecikmeler olduğu kanısındadır. Bu gecikmeler davanın
karmaşıklığı ile açıklanamaz ve başvurana karşı yürütülen cezai kovuşturmanın
uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir.
23. Mahkeme, kendisindeki delillere ve konu hakkındaki içtihadına dayanarak, ceza
yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine
yol açtığı sonucuna varmıştır.
24. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşme'nin 41. Maddesi aşağıdaki gibidir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili
Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,
Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın
tatminine hükmeder."
A. Zarar
26. Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 1.000.000 Amerikan Doları talep
etmiştir. Bu bağlamda başvuran, yargılamanın çok uzun sürmesinden kaynaklanan
birçok sıkıntıya maruz kaldığına değinmiştir.
27. Hükümet, başvuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıştır.
28. Başvuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,
kendisinin belli bir sıkıntıya düştüğünü düşünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde
kendisine 100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraflar
29. Başvuran, yasal harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamış, takdiri
Mahkemeye bırakmıştır.
30. Hükümet, bu başlık altında da herhangi bir görüş belirtmemiştir.
31. Mahkeme, başvuranın Sözleşme işlemleri sürecinde bazı harcamalarda
bulunduğunu göz önüne alarak, yaptığı masraflar için başvurana 10,000 Frank
ödenmesinin makul olduğuna karar vermiştir.
C. Temürrüt Faizi
32. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, işbu kararın benimsendiği tarihte
Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. İçtüzük 43§1 maddesi uyarınca birleştirilen diğer başvurulardan ayırmaya;
2. ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal
edildiğine;
3.
(a) Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilerek davalı Devlet
tarafından başvurana,
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangının
(ii) Masraflar için 10,000 (onbin) Fransız Frangının
ödenmesi gerekebilecek her türlü vergiyle birlikte, ödenmesine,
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26
faiz uygulanmasına
4. Oybirliğiyle başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak verilmiş ve 30 Ekim 2001 tarihinde, İçtüzüğün
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Michael O'BOYLE
Sekreter
Elisabeth PALM
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło