33420/96;36206/97

WyrokETPCz2005-11-22ECLI:CE:ECHR:2005:1122JUD003342096

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy doszło do naruszenia prawa do życia (art. 2 Konwencji) w związku z zarzutem pozasądowego zabójstwa bliskich skarżących przez siły bezpieczeństwa i czy krajowe postępowanie było skuteczne? Czy kuzyn zmarłego posiada status ofiary, jeśli bliżsi krewni złożyli skargę?
Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że kwestia wyczerpania krajowych środków odwoławczych w odniesieniu do postępowania karnego jest ściśle związana z meritum zarzutu naruszenia art. 2 Konwencji, co wymaga oceny skuteczności krajowego śledztwa. W odniesieniu do statusu ofiary, Trybunał potwierdził, że bliscy zmarłych mogą być ofiarami naruszenia art. 2, ale w przypadku, gdy bliżsi krewni już złożyli skargę, dalsi krewni (np. kuzyni) mogą nie posiadać statusu ofiary w rozumieniu art. 34 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący to bliscy dziesięciu osób, które zginęły 15 stycznia 1996 r. Według skarżących, ich bliscy zostali zatrzymani przez żandarmerię, a następnie podczas transportu minibusem, w eskorcie sił bezpieczeństwa, pojazd został zaatakowany. Wszyscy pasażerowie minibusa (10 zatrzymanych i kierowca) zginęli. Władze tureckie utrzymują, że był to atak terrorystyczny PKK, natomiast skarżący sugerują pozasądowe zabójstwo przez siły bezpieczeństwa.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga Osmana Özdemira jest niedopuszczalna ratione personae na podstawie art. 35 § 3 i 35 § 4 Konwencji.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   BELKIZA KAYA VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:33420/96 ve 36206/97)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Kasım 2005   İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve ( 33420/96 ve 36206/97) başvuru   no’lu davaların nedeni, bu ülke vatandaşları Belkıza Kaya, Meryem Demir, Emine Erbek,   Reşit Özdemir, İbrahim Yılmaz, Osman Özdemir, Ramazan Kaya, Osman İlhan, Selahattin   Nas ve Halit Kaya’nın oğlu İbrahim Kaya ve Ahmet Kaya’nın yakını olan İbrahim Kaya’nın   (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 12 Temmuz 1996 ve 24 Mayıs 1997   tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence   altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.   Başvuranlardan dokuzu İstanbul Barosu avukatlarından S. Okçuoğlu, N. Kaplan ve T.   Tepe tarafından temsil edilmektedirler. İbrahim Kaya ve İbrahim Kaya adlı başvuranlar ise   merkezi Londra’da bulunan Kürt İnsan Hakları projesi avukatlarından A. Stock tarafından   temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Başvuranlar sırasıyla 1972, 1963, 1971, 1973, 1962, 1960, 1967, 1955, 1968 ve 1972   doğumludur.   I. DAVANIN KOŞULLARI   A. Olayların özeti   Başvuranlara göre 12 Ocak 1996 tarihinde, makamlara göre ise 14 Ocak 1996   tarihinde, Abdullah İlhan, Neytullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Halit Kaya ve Ramazan   Oruç yakalanmış ve Taşkonak İlçe Jandarma Komutanlığı’nda gözaltına alınmışlardır.   İsimleri PKK’ya yardım ve destekte bulunduğundan şüphe edilen köy korucubaşı olan   Nurettin Baykara’nın sorgulaması sırasında telaffuz edilmiştir.   Güçlükonak İlçe Jandarması, gözaltındaki kişilerin şubelerine naklini istemiştir. Nakil   işleminin yapılması amacıyla, Koçyurdu Jandarma Karakolu’na bilgi verilmiştir.   Ocak 1996 tarihinde saat 8 sularında, çavuş Haldun Canatan, üç jandarma ve   Abdülhalim Yılmaz, Hamit Yılmaz, Mehmet Önder ve Lokman Özdemir adındaki dört köy   korucusu, Taşkonak’a gitmek üzere Beşir Nas tarafından kullanılan bir minibüse binmişlerdir.   Taşkonak’a vardıklarında yakalanan kişileri teslim alarak minibüse bindirmişlerdir.   Jandarmalar, Taşkonak İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından kendilerine tahsis edilen askeri   araçla minibüsü takip etmişlerdir.   Güçlükonak yolunda, minibüs silahlı saldırıya uğramış. Jandarmalar araçlarından   inerek, savunma pozisyonu almış ve telsizle durumu bildirmişlerdir. Bölgede güvenliği   sağladıktan sonra, güvenlik güçleri minibüsün parçalandığını ve içindekilerin öldüğünü fark   etmişlerdir. Minibüs şoförü Beşir Nas’ın vücudu, minibüsün birkaç metre uzağında ve diğer   on kişinin vücudu ise aracın içinde bulunmuştur.   Jandarmalara tarafından hazırlanan olay yeri tespit tutanağında, yakalamalar ve   meydana gelen saldırı yukarıda belirtildiği şekilde yer almaktadır. Olay yerinde yapılan   incelemeler sonrasında dört köy korucusuna ait cephane ve silahlar ve aracın çevresinde 27   kovan bulunmuştur. Aracın üstünde çok sayıda mermi ve roket izi tespit edilmiş ve üç roket   aracın yaklaşık beş metre uzağına düşmüştür.   Olaydan yaklaşık beş dakika önce, yolun güvenliğinden sorumlu olan Taşkonak   Seyyar Jandarma Birliği üzerine ateş açılmış ve bir gurup teröristin varlığı tespit edilmiştir.   Birlik merkeze haber vermiş, savunma düzenine geçmiş, yakın bölgelerden jandarma ve iki   helikopter desteği almıştır.   Minibüsün saldırıya uğradığı yerin krokisi tutanağa eklenmiştir.   Aynı gün güvenlik güçleri tarafından hazırlanan raporda olaylar yukarıda anlatıldığı   şekilde yer almaktadır.   Güvenlik güçleri tarafından hazırlanan operasyon özetinde, saat 10:00 sularında,   Seyyar Jandarma Birliği’nin yaklaşık on kişiden oluşan bir terörist gurubun silahlı saldırısına   uğradığı belirtilmektedir. Takviye edilen birlik, teröristlerin bulunduğu yöne doğru ilerlemiş   ve çatışma meydana gelmiştir. Bir saat süren atışlar sonrasında, teröristler Doğu’ya doğru   kaçmışlardır. Takip sırasında bir kalaşnikof bulunmuştur. Operasyon saat 16:10 sularında   sona ermiştir.   Ocak 1996 tarihinde saat 11:30 ve 12:15 arasında PKK üyesi oldukları sanılan   kişilerin telsiz konuşmaları güvenlik güçleri tarafından tespit edilmiştir.   Doktor eşliğinde Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan otopsi tutanağı, Koçyurdu   Jandarma Komutanı Murat Toprak ve çavuş Haldun Canatan’ın ifadelerine yer vermiştir.   Komutan, gözaltında bulunan kişileri taşıyan aracı Güçlükonak Jandarma   Karakolu’nda beklediğini ve bu araçla Koçyurdu Jandarma Karakolu’na gitmesi gerektiğini   belirtmiştir. Kazayı haber aldıktan sonra olay yerine gitmiş ve aracın mermi ve roket   atışlarıyla vurulduğunu görmüştür.   Çavuş, verilen talimatlara uygun olarak gözaltındaki kişilerin Taşkonak İlçe Jandarma   Komutanlığı’ndan alındıklarını belirtmiştir. Güçlükonak yolu üzerinde, silah sesleri duymuş   ve karşılık vermek üzere araçlarından inmişlerdir. Bulundukları yerden yaklaşık 500 metre   uzakta olan minibüs, yoğun ateş altında kalmıştır. Çatışma iki helikopterin destek vermek   üzere gelmesiyle yarım saat sonra sona ermiştir. Minibüsü, içinde bulunan kişilerle birlikte   yanmış olarak bulmuşlardır, yalnızca minibüs şoförünün cesedi tanınabilir haldedir.   Tutanakta, araçta bulunan on kişinin vücutlarının yandığı ve kimlik tespitinin   olanaksız olduğu belirtilmiştir. Beşir Nas’ın vücudunda dört mermi izi tespit edilmiştir. Ölüm   nedeni belli olduğundan, klasik otopsi yapılmasına gerek duyulmamıştır.   Eruh Cumhuriyet Savcısı, cesetlerin gömülmesine izin vermiştir.   Yine 16 Ocak 1996 tarihinde, yetkililer çok sayıda gazeteciyi olay yerine götürmüş ve   bir basın açıklaması düzenlemişlerdir. Saldırı sırasında ölen kişilerin cesedi kapalı olarak,   parçalanmış olan aracın yanına getirilmiştir. Aynı gün olayı akşam haberlerinde yayınlayan   televizyon kanalı ve ertesi gün aktaran gazeteler bunun bir terörist saldırı olduğu şeklinde   bilgi vermişlerdir.   B. Ulusal makamlar tarafından yürütülen usul işlemleri   Olaydan sonra Eruh Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmıştır.   Şubat 1996 tarihinde, Eruh Cumhuriyet Savcısı ratione materiae yetkisizlik kararı   vererek, dava dosyasını Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na sevk   etmiştir.   Ekim 1996 tarihinde Eruh Cumhuriyet Savcısı, maktullerin yakınlarına celp   göndermiştir.   Kasım 1996 tarihinde, Güçlükonak Kaymakamlığı, Güçlükonak Jandarması’nın   başvurusu üzerine, yakınlarının ölümleri nedeniyle tazminat aldıkları Abdulhalim Yılmaz,   Lokman Özdemir, Beşir Nas ve Mehmet Öner adlı maktullerin isimlerini bildirmiştir.   Kasım 1996 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı maktullerin yakınlarının ifadelerini   almıştır.   Ali Nas’ın eşi Emine Nas, eşinin eski bir köy korucusu olduğunu, ölümünden sorumlu   olan kişileri tanımadığını belirtmiş ve güvenlik güçlerinin bu olayla ilgisi olmadığını ifade   etmiştir.   Abdulhalim Yılmaz’ın babası Abdullah Yılmaz, Beşir Nas’ın babası Arap Nas ve   Lokman Özdemir’in babası Abdullah Özdemir, oğullarının ölümünden sorumlu olan kişileri   tanımadıklarını belirtmiş ve aldıkları tazminatı dile getirmişlerdir. Oğullarının ölümü ile ilgili   olarak bir şikayette bulunmadıklarını belirtmiş ve güvenlik güçlerinin bu olayla ilgisi   olmadığını ifade etmişlerdir.   Ramazan Oruç’un eşi Cevahir Oruç eşinin ölümünden sorumlu olan kişileri   tanımadığını belirtmiş ve güvenlik güçlerinin olayla ilgisi olmadığını ifade etmiştir.   Kasım 1996 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade alınan Mehmet Öner’in   eşi Meryem Öner, eşinin köy muhtarı ve köy korucusu olduğunu belirtmiş, eşinin ölümünden   dolayı tazminat aldığını ve halen gıda yardımından faydalandığını ifade etmiştir. Eşinin   ölümünden sorumlu olan kişileri tanımadığını ve güvenlik güçlerinin bu olayla ilgisi   olmadığını belirtmiştir.   Aralık 1998 tarihinde, Güçlükonak Jandarma Komutanı, Şırnak Jandarma   Komutanlığına şu bilgileri vermiştir.   Nurettin Baykara, PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı gerekçesiyle Fındık   Jandarma Komando Tabur Komutanlığı tarafından gözaltına alınmıştır. Sorgulaması   sırasında, Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan   Oruç’un isimlerini vermiştir. Bu kişiler sorgulamalarının yapıldığı Taşkonak Jandarmaları   tarafından gözaltına alınmışlardır. Daha sonra, Güçlükonak Jandarma Komutanlığı   sorgulamalarının yapılması için bu kişilerin Güçlükonak’a getirilmelerini istemiştir.   Bu amaçla, bir çavuş, üç jandarma ve dört köy korucusu, saat 8 sularında Beşir Nas   yönetimindeki bir minibüsle Koçyurdu Jandarma Karakol Komutanlığı’ndan hareket   etmişleridir. Jandarmalar, onları askeri bir araçla takip etmişlerdir. İlerleme sırasında minibüs   şiddetli ateşe maruz kalmıştır.   Olayın başlamasından 5 dakika önce Jandarma Komando Timi terörist grubunun taciz   ateşine maruz kalmıştır. Taşkonak, Fındık ve Yağızoymak Jandarmaları tarafından destek   gelmiş, timler ateş açılan yere ilerlemiştir. Bölgede yapılan aramalar sırasında bir adet   kalaşnikof piyade tüfeği bulunmuştur.   Sonuç olarak, maktullerin yakınları ya da diğer köylüler bu olaya ilişkin yetkililere   herhangi bir şikayette bulunmamışlardır.   Ocak 1999 tarihinde, Diyarbakır Polis Kriminal laboratuarı güvenlik güçleri   tarafından yürütülen operasyon çerçevesinde bulunan kalaşnikof piyade tüfeğinin ve olay   yerinde bulunan malzemelerin balistik incelemesini yapmıştır. İnceleme neticesinde 7.62x54   mm çapındaki 26 kovanın bu silahtan geldiği ve kalaşnikof kovanının bu silahtan gelmediği   belirtilmiştir.   Mart 2001 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, Beytüşşebap ve Şırnak Cumhuriyet   Savcılıklarından ölen kişilerin gözaltına alınması ile sorgulanmalarına ilişkin bilgi istemiştir.   Nisan ve 25 Mayıs 2001 tarihlerinde, Şırnak Cumhuriyet Savcılığı, Fındık Jandarma   Tabur Komutanlığı’ndan kendilerini bilgilendirmelerini istemiştir.   Haziran 2001 tarihinde, Şırnak Cumhuriyet Savcılığı, köy korucularının gözaltının   kayıtlarda yer almadığını Cumhuriyet Savcısına bildirmiştir.   Eylül 2001 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı’nın başvurusu üzerine, Şırnak   Cumhuriyet Savcılığı, tekrar Fındık Jandarma Tabur Komutanlığı’ndan olaya ilişkin bilgi   istemiştir.   Ekim 2001 tarihinde, Fındık Jandarma Tabur Komutanlığı, Şırnak Cumhuriyet   Savcılığı’na, Nurettin Baykara ve ölen altı kişinin gözaltına alınması olayının kayıtlarda yer   almadığını ve sağlık raporlarının bulunmadığını bildirmiştir. Şırnak Cumhuriyet Savcılığı, bu   mektubu Cumhuriyet Savcısı’na iletmiştir.   Mayıs 2002 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi katibi, Nurettin   Baykara aleyhine hiçbir cezai soruşturma yürütülmediğini konusunda Cumhuriyet Savcısı’na   bilgi vermiştir.   Haziran 2002 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, çeşitli illerin Savcılıklarından, olayın   meydana geldiği dönemdeki Koçyurdu Jandarma Karakol komutanının, komutan   yardımcısının ve üç jandarmanın ifadelerinin alınmasını istemiştir. Sözkonusu kişilerin   ifadeleri 11 Temmuz ve 6 Kasım 2002 tarihlerinde alınmıştır.   Komutan Murat Toprak, olaydan bir gün önce izinden döndüğünü ve Güçlükonak’ta   bulunduğunu açıklamıştır. Talimat üzerine, Koçyurdu Jandarma Karakol Komutanlığı’nı   aramış ve bir çavuş, üç jandarma ve dört köy korucusunun gözaltında bulunan kişileri   Taşkonak’tan Güçlükonak’a götürülmelerini istemiştir. Saldırıdan ertesi gün haberdar   olmuştur.   Komutan yardımcısı Hakan Ersoy olayın meydana geldiği sırada Koçyurdu Jandarma   Karakol Komutanlığı’nda bulunduğunu belirtmiştir. Olayın meydana geldiği yer Karakol   Komutanlığı’nın yaklaşık 4 kilometre uzağında meydana gelmiş, silah seslerini duymuş ve   duman görmüşlerdir. Çavuş Haldun Canatan kendilerine durumu telsizle bildirmiş ve bölgeye   takviye güç gönderilmiştir.   Yakup Çebi adındaki jandarma, minibüsün saldırıya uğradığı sırada Koçyurdu   Jandarma Karakol Komutanlığı’nda bulunduğunu belirtmiştir. Aracın yandığını görmüşlerdir.   Olay yeri tespit tutanağında yer alan imzayı tanımış ve minibüsün saldırıya uğramasından   sonra top atışlarının yapıldığını ve helikopterlerin geldiğini açıklamıştır. Ayrıca, yolun   emniyetini sağlamakla görevli birinci gurup saat 8:30 civarında, ikinci ise saat 10:30 civarında   Karakol Komutanlığı’ndan ayrılmışlardır.   Halit Yıldırım ve Murat Turna adındaki jandarmalar ise, olayın meydana geldiği gün,   gözaltında bulunan altı kişiyi almak ve onları Güçlükonak’a götürmek üzere Taşkonak   Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini açıklamışlardır. Olayın meydana geldiği sırada,   minibüs birkaç yüz metre uzakta bulunuyordu. Araçlarından inerek savunma pozisyonu   almışlardır. Kontrolü ele aldıktan sonra, on bir kişinin cesetleriyle karşılaşmışlardır.   Ekim 2003 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı Batman Cumhuriyet Savcılığı’ndan   Nurettin Baykara’nın ifadesini almasını istemiştir.   Ekim 2003 tarihinde, Nurettin Baykara olayın meydana gelmesinden önce   Jandarma Karakol Komutanlığı’na çağırıldığını ve yaklaşık beş gün orada tutulduğunu   belirtmiştir. Jandarmalar, köylülerin PKK’ya yardım etmelerini engellemediği için Nurettin   Baykara’yı suçlamışlardır. Jandarma Karakol Komutanlığı gözaltında bulunduğunun kayıtlara   düşürülmediğini ifade etmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. HÜKÜMET’İN İTİRAZI HAKKINDA   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yinelemektedir.   AİHM, 23 Ocak 2001 tarihli kabuledilebilirlik kararında, başvuranların sözkonusu   sivil ve idari mahkemelere başvurma hakkından mahrum olduklarını ve ilgili itirazları   reddettiğini hatırlatmaktadır.   Cezai başvuru hususunda ise, bu itirazın başvuranların AİHS’nin 2. maddesine   dayanan şikayetleriyle yakından ilgili sorular içerdiğine ve esasla birleştirilmesine karar   vermiştir.   II. OSMAN ÖZDEMİR’İN MAĞDUR SIFATI   AİHM her zaman ve kayıtsız şartsız olarak, içtihadında ölümünden Savunmacı   Devlet’in sorumlu olduğu iddia edilen bir kişinin, daha yakınları örneğin maktulun kendi   çocukları başvuruda bulunmamış olsalar bile ailesinin, kız kardeşinin, erkek kardeşinin,   yeğeninin, AİHS’nin 2. maddesinin ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduklarını iddia   edebileceklerini benimsemiştir (Bkz. Yaşa-Türkiye, 2 Eylül 1998 tarihli karar, Derleme 1998-   VI, ss. 2429-2430, § 66, ve Velikova-Bulgaristan (karar), no:41488/98, CEDH 1999-V).   Esasında, AİHM başvuran Osman Özdemir’in maktul Abdulhalim Yılmaz ve Lokman   Özdemir’in kuzeni olduğunu not etmektedir. Burada dördüncü dereceden bir akrabalık   sözkonusudur. Aynı zamanda, maktullerin yakını olan kardeşleri İbrahim Yılmaz ve Reşit   Özdemir, AİHM’ye başvurmuşlardır.   Sonuç olarak, AİHS’nin 35 § 4 maddesi uyarınca dava aşamasında bir başvuruyu   kabuledilemez olarak nitelendirebileceğini hatırlatarak ( Bkz. Chamaiev ve diğerleri-Georgie   ve Rusya, no:36378/02, § 355, CEDH 2005-…), başvuran Osman Özdemir’in AİHS’nin 34.   maddesi uyarınca mağdur olduğunu iddia edemeyeceği kanaatindedir.   Bu nedenle, başvurunun 35 § 3 madde uyarınca AİHS’nin hükümleriyle ratione   personae bağdaşmamaktadır ve 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.   III. AİHS’NİN 2. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar yakınlarının güvenlik güçleri tarafından yargısız infaza uğradıklarını iddia   etmektedirler. AİHS’nin 2.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło