33526/08
WyrokETPCz2010-07-13ECLI:CE:ECHR:2010:0713JUD003352608
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy detencja cudzoziemca ubiegającego się o azyl w tureckich ośrodkach dla cudzoziemców była zgodna z prawem i czy miał on dostęp do skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania jej legalności? Czy władze państwowe utrudniały skarżącemu prawo do skargi indywidualnej do ETPCz?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1, ponieważ detencja skarżącego w ośrodkach dla cudzoziemców nie miała jasnej podstawy prawnej w prawie krajowym, która określałaby procedurę podejmowania decyzji o detencji, jej czas trwania i możliwość przedłużenia. Naruszenie art. 5 ust. 4 wynikało z braku szybkiego i skutecznego środka odwoławczego, gdyż postępowanie sądowe w sprawie zwolnienia skarżącego trwało około pięciu miesięcy i sąd krajowy nie zbadał kwestii legalności samej detencji. Naruszenie art. 34 zostało stwierdzone, ponieważ władze tureckie opóźniały i utrudniały skarżącemu dostęp do adwokata w celu uzyskania pełnomocnictwa do reprezentowania go przed ETPCz, nawet po wydaniu środków tymczasowych na podstawie art. 39 Regulaminu Trybunału.Stan faktyczny
Skarżący, D.B., urodzony w 1984 roku obywatel Iranu, był aktywnym członkiem Irańskiej Partii Robotniczo-Komunistycznej i Ruchu Studentów Poszukujących Równości i Wolności. Po aresztowaniach w Iranie, nielegalnie przedostał się do Turcji, gdzie został zatrzymany w kwietniu 2008 roku i umieszczony w ośrodkach dla cudzoziemców w Edirne, a następnie w Kırklareli. Jego wniosek o azyl tymczasowy został odrzucony, a władze tureckie uznały go za zagrożenie dla bezpieczeństwa narodowego. Skarżący złożył skargę do ETPCz, a w międzyczasie UNHCR przyznało mu status uchodźcy, a Szwecja zgodziła się go przyjąć. Ostatecznie, po interwencji sądu krajowego i ETPCz, skarżący został zwolniony i w marcu 2010 roku wyjechał do Szwecji.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał za dopuszczalne części skargi dotyczące art. 3 (warunki detencji), art. 5 ust. 1, art. 5 ust. 4 i art. 34 Konwencji. 2. Uznał pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 i art. 5 ust. 4 Konwencji. 4. Stwierdził naruszenie art. 34 Konwencji. 5. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi dotyczącej art. 3 Konwencji w związku z detencją skarżącego. 6. Zasądził na rzecz skarżącego 11 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 158 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 7. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
D.B. – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 33526/08)
KARAR
STRAZBURG Temmuz 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 33526/08 no’lu davanın nedeni, Đran vatandaꢀı
D.B.’nin (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 17 Temmuz 2008 tarihinde,
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34.
maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Ankara Barosu
avukatlarından Barıꢀ Yıldız tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI doğumlu olan baꢀvuran, baꢀvurunun yapıldığı tarihte Edirne Yabancı Kabul ve
Barındırma Merkezi’nde tutulmaktaydı.
A. Baꢀvuranın Türkiye’ye gelmesi ve geçici sığınma talebine iliꢀkin prosedür
Baꢀvuran, Đran Đꢀçi-Komünist Partisi ile Đran’daki Eꢀitlik ve Özgürlük Arayan Öğrenci
Hareketi’nin aktif bir üyesiydi. Baꢀvuran, ayrıca, bilinen bir öğrenci gazetesinin editör
kurulunda yer almaktaydı.
Baꢀvuranın ifadesine göre, 2007 yılındaki Öğrenci Günü’nde (Đran’daki üniversite
öğrencileri tarafından her yıl düzenlenmektedir) elliden fazla öğrenci yakalanarak
Tahran’daki Evin Cezaevi’nde hücre hapsine alınmıꢀtır. Baꢀvuranın mensup olduğu öğrenci
gazetesi editör kurulunun diğer üyeleri de yakalananlar arasında bulunmaktadır. Söz konusu
olayın akabinde daha fazla öğrenci yakalanarak cezaevine konmuꢀtur. yılının baꢀlarında, baꢀvuran, yasadıꢀı yollardan Türkiye’ye giriꢀ yapmıꢀtır. Nisan 2008 tarihinde, baꢀvuran, yasadıꢀı yollardan Türkiye’den ayrılmak isterken
Türk güvenlik güçleri tarafından yakalanmıꢀ ve Edirne Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezi’ne yerleꢀtirilmiꢀtir.
Baꢀvuran, 22 Nisan 2008 tarihinde, Đçiꢀleri Bakanlığı’na baꢀvurarak geçici sığınma
talebinde bulunmuꢀtur. Temmuz 2008 tarihinde, baꢀvuranın talebi reddedilmiꢀtir. Đçiꢀleri Bakanlığı
Müsteꢀar Yardımcılığı tarafından Edirne Valiliği’ne gönderilen yazıya göre, baꢀvuran, ulusal
güvenlik için tehlike oluꢀturduğu gerekçesiyle 22 Ağustos 2007 tarihinde Đran’a sınır dıꢀı
edilen P.P. isimli ꢀahıs ile aynı eylemlerde yer aldığını ifade etmiꢀtir. Đçiꢀleri Bakanlığı
Müsteꢀar Yardımcısı, baꢀvuranın talebinin aynı gerekçeyle reddedildiğini ve genel olarak
böyle kiꢀilere geçici sığınma izninin verilmemesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Đçiꢀleri Bakanlığı
Müsteꢀar Yardımcısı, ayrıca, Birleꢀmiꢀ Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin
(“BMMYK”) söz konusu olaylardan haberdar edilmemesini talep etmiꢀ ve ulusal güvenliğin
zarar görmemesi nedeniyle BMMYK’nin söz konusu bilgiye eriꢀimin kısıtlanması gerektiğini
belirtmiꢀtir. Müsteꢀar Yardımcısı, Edirne Valiliği’nden, baꢀvuran hakkında verilen kararın
kendisine tebliğ edilmesini ve söz konusu kararla ilgili olarak iki gün içinde itirazda
bulunabileceğinin bildirilmesini talep etmiꢀtir.
Aynı gün, geçici sığınma talebinin reddedildiğine dair karar baꢀvurana tebliğ edilmiꢀ
ve iki gün içerisinde itirazda bulunmaması halinde kendi ülkesine sınır dıꢀı edileceği
belirtilmiꢀtir.
Baꢀvuran, 25 Temmuz 2008 tarihinde bir dilekçe ile Edirne Valiliği’ne baꢀvurarak
geçici sığınma talebinin reddedilmesine hükmeden karara itiraz etmiꢀtir.
Aynı gün, baꢀvuran, bir çevirmen eꢀliğinde iki polis memuruna ifade vermiꢀtir.
Baꢀvuran, Đran Đꢀçi-Komünist Partisi ile Đran’daki Eꢀitlik ve Özgürlük Arayan Öğrenci
Hareketi’nin aktif bir üyesi olduğunu ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, söz konusu örgütlerce
düzenlenen çok sayıda gösteriye katıldığını ve elinde bu gösterilere ait dijital fotoğrafların
bulunduğunu kaydetmiꢀtir. Baꢀvuran, söz konusu örgütler adına düzenlenen etkinliklerde yer
alan arkadaꢀlarının yakalanarak cezaevine konmasının ardından Đran’dan ayrıldığını ifade
etmiꢀtir. Baꢀvuran, Türk makamlarından, Đran’daki eylemlerine iliꢀkin belge ve ayrıntılı bilgi
edinilmesi amacıyla BMMYK, avukatı ve bir sivil toplum kuruluꢀu olan Helsinki
Vatandaꢀları Meclisi ile iletiꢀime geçmelerini talep etmiꢀtir. Eylül 2008 tarihinde, baꢀvuranın talebi Đçiꢀleri Bakanlığı tarafından reddedilmiꢀtir.
Resmi belgelere göre, Đçiꢀleri Bakanlığı, militan geçmiꢀini göz önünde bulundurarak,
baꢀvuranın ABD’ye götürülüp orada askeri eğitim alacağı ve Đran’ı hedef alan askeri
operasyonların bir parçası olacağına dair bir tehlikenin bulunduğu kanaatine varmıꢀtır. Kasım 2008 tarihinde, BMMYK Ankara Ofisi görevlileri, Türk makamları
tarafından tutulduğu sırada baꢀvuran ile görüꢀme yapmıꢀtır. 20 Mart 2009 tarihinde, BMMYK
tarafından baꢀvurana mülteci statüsü tanınmıꢀtır.
B.
Baꢀvuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne
Yerleꢀtirilmesi ve ilgili iꢀlemler
1. Baꢀvuranın ifadesi
Baꢀvuran, 9 - 21 Temmuz 2008 tarihleri arasında Edirne Yabancı Kabul ve
Barındırma Merkezi’ne yerleꢀtirilmesinin ardından, tutukluluğunu ve geçici sığınma talebinin
makamlarca reddedilmesini protesto etmek amacıyla açlık grevine baꢀlamıꢀtır. Baꢀvuran,
ayrıca, Edirne Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde hücre hapsinde tutulduğunu ve
intihara teꢀebbüs ettiğini iddia etmiꢀtir. Temmuz 2008 tarihinde, baꢀvuran Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezi’ne gönderilmiꢀtir. Baꢀvuran söz konusu merkezde de hücre hapsinin devam ettiğini
iddia etmiꢀtir. Ekim 2008 tarihinde, Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ni
ziyaretinin ve baꢀvuranla buluꢀmasının ardından, Barıꢀ Yıldız, baꢀvuranın tek baꢀına bir
hücrede tutulduğunu iddia ettiğini kaydetmiꢀtir. Avukat, daha sonra baꢀvuranın tutulduğu
hücrenin koꢀullarıyla ilgili olarak polis memurlarından birinden bilgi istemiꢀtir. Polis
memuru, hücre içerisinde bir tuvalet ve duꢀ bulunduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, avukata,
kendisine kötü muamelede bulunulmadığını ve psikolog veya psikiyatriste görünmesine gerek
olmadığını söylemiꢀtir. Eylül 2008 tarihinde, Mazlum-Der, yaꢀam koꢀullarını gözlemlemek üzere Kırklareli
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne ziyarette bulunmuꢀtur. Mazlum-Der’in raporuna
göre, yönetim tarafından dernek üyelerinin yabancı uyruklu kiꢀilerin tutulduğu yere
girmelerine ve baꢀvuranla görüꢀme yapmalarına izin verilmemiꢀtir. Görevliler, dernek
üyelerine, baꢀvurana eriꢀimin kısıtlanması yönünde Bakanlığın yazılı talimatının bulunduğunu
söylemiꢀlerdir. Ancak, görevliler, söz konusu belgeyi dernek üyelerine göstermek
istememiꢀlerdir. Mazlum-Der, merkezde kalan diğer kiꢀilerin baꢀvuranın uzun bir süreden
beri merkezde tutulduğunu bilmediklerini kaydetmiꢀtir. Daha sonra, söz konusu ꢀahıslar,
baꢀvuranın kendilerinden ayrı bir yerde tutulduğunu öğrenmiꢀlerdir. Rapora göre, yönetim,
ruhsal sorunlar yaꢀayan baꢀvuranın diğer hiçbir tutukluyla konuꢀmasına izin vermemiꢀtir.
Ayrıca, baꢀvuranın BMMYK temsilcileri ile görüꢀmesine de izin verilmemiꢀtir.
2.
Hükümet’in ifadesi
Hükümet, baꢀvuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde
tutulduğunu ve söz konusu merkezin bir cezaevi olmadığını ileri sürmüꢀtür. Bu nedenle,
Hükümet, baꢀvuranın hücre cezasını çekebileceği herhangi bir hücre veya bölmenin
bulunmadığını, ayrıca bu yönde herhangi bir talimat verilmediği belirtmiꢀtir.
3.
Đdari yargılama Nisan 2009 tarihinde, baꢀvuranın avukatı, Kırklareli Emniyet Müdürlüğü ile
Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar ve Hudut Đltica Daire Baꢀkanlığı’na dilekçe yazmıꢀtır.
Baꢀvuranın avukatı, dilekçesinde, Đsveç Hükümeti’nin baꢀvuranı Đsveç mülteci kotası
kapsamında kabul ettiğini ve 27 Mayıs 2009 tarihi için Đsveç’e uçak biletinin ayırtıldığını
kaydetmiꢀtir. Avukat, idari makamlardan, Türkiye’den ayrılmasının kolaylaꢀtırılması
amacıyla baꢀvuranın serbest bırakılmasının sağlanmasını talep etmiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, baꢀvuranın avukatı, baꢀvuranın serbest bırakılması talebiyle
Ankara Đdare Mahkemesi’ne dava açmıꢀtır. Mayıs 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın avukatının daha önce
idari makamlara baꢀvurduğunu ancak taleplerinin reddedildiğini gösteren belgeleri
dilekçesiyle birlikte göndermediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiꢀtir. Mahkeme,
baꢀvuranın avukatından, söz konusu kararın içeriğine uygun olarak 30 gün içerisinde talebini
yenilemesini istemiꢀtir. Haziran 2009 tarihinde, Ankara Bölge Đdare Mahkemesi, 6 Mayıs 2009 tarihli
kararı onamıꢀtır. Haziran 2009 tarihinde, baꢀvuranın avukatı, Ankara Đdare Mahkemesi’ne yeniden
baꢀvurmuꢀtur. Ağustos 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, BMMYK’den baꢀvuranla ilgili
bilgi talep edilmesine karar vermiꢀtir. BMMYK ofisinden, özellikle, Đsveç Hükümeti’nin
baꢀvurana mülteci statüsü verilmesine dair kararını gösteren belgeler, AĐHM’nin ihtiyati
tedbir kararına iliꢀkin belgeler ve dava dosyasının bir kopyası talep edilmiꢀtir.
Kasım 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın Kırklareli Yabancı
Kabul ve Barındırma Merkezi’nden serbest bırakılmasına hükmetmiꢀtir. Mahkeme, kararında,
BMMYK tarafından baꢀvurana mülteci statüsü tanınmasını ve Đsveç Hükümeti’nin baꢀvuranı
mülteci kotası kapsamında kabul etmesini göz önünde bulundurmuꢀtur. Dolayısıyla,
mahkeme, Đsveç’e gönderilmesi amacıyla baꢀvuranın serbest bırakılmasına hükmetmiꢀtir.
Hükümet, 23 Aralık 2009 tarihli yazı ile baꢀvuranın 24 Kasım 2009 tarihinde kaçtığını
AĐHM’ye bildirmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın banka havalesi alması için götürüldüğü
Kırklareli Emniyet Müdürlüğü’nden kaçtığını ifade etmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın kaçmasının
ardından Kırklareli polisi tarafından çıkarılan yakalama emrine rağmen, baꢀvuranın
yakalanmadığını ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın avukatı, Ankara Đdare Mahkemesi’nin 19 Kasım 2009 tarihli kararı
uyarınca, kendisinin ve BMMYK’nin talebi üzerine, baꢀvuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve
Barındırma Merkezi’nden serbest bırakılmak için polise teslim olduğunu 12 Ocak 2010 tarihli
yazıyla AĐHM’ye bildirmiꢀtir. ꢁubat 2009 tarihinde, Hükümet ile baꢀvuranın avukatı, baꢀvuranın 26 Ocak 2010
tarihinde Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden serbest bırakıldığını
AĐHM’ye bildirmiꢀtir. Hükümet, ayrıca, baꢀvurana, Đsveç’e gidene kadar beꢀ ay süreyle
oturma izni verildiğini kaydetmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı, baꢀvuran için 4 Mart 2010 tarihine
Đsveç’e uçak bileti ayırtıldığını kaydetmiꢀtir. ve 15 Mart 2010 tarihlerinde, baꢀvuranın avukatı ile Hükümet, baꢀvuranın 4 Mart tarihinde Türkiye’den ayrılarak kendisine mülteci statüsü tanıyan Đsveç’e gittiğini
AĐHM’ye bildirmiꢀtir.
HUKUK
I.
BAꢁVURANIN SINIRDIꢁIYLA TEHDĐT EDĐLMESĐNE ĐLĐꢁKĐN
OLARAK AĐHS’NĐN 2., 3. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, Đran'a sınır dıꢀı edilmesi halinde kötü muamele veya ölüm tehlikesiyle karꢀı
karꢀıya kalacağı gerekçesiyle AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlal edildiği konusunda
ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, Đran'a sınır dıꢀı edilmesi ile ilgili karara itiraz
edebileceği etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı ve sığınma talebinde bulunamadığı
gerekçesiyle AĐHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, baꢀvuranın iddialarına itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının, baꢀvuranın Türkiye’den Đran’a sınır dıꢀı edilmesi
ihtimaliyle iliꢀkili olduğunu gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, Türk Hükümeti’nin,
baꢀvuranın Đran’a gönderilmesiyle ilgili olarak AĐHM tarafından verilen ihtiyati tedbir
kararına uyduğunu ve sınır dıꢀı iꢀlemlerini durdurduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, baꢀvuran
serbest bırakılmıꢀ ve kendisine Đsveç’e gidene kadar beꢀ ay süreyle oturma izni verilmiꢀtir.
Son olarak, 4 Mart 2010 tarihinde, baꢀvuran Türkiye’den ayrılarak Đsveç’e gitmiꢀtir. Bu
koꢀullar altında, AĐHM, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca, baꢀvuranın AĐHS’nin 2., 3. ve 13.
maddelerinin ihlallerinden mağdur olduğunu iddia edemeyeceği kanaatindedir (mutatis
mutandis, Mohammedi / Türkiye, no. 3373/06; Ayashi / Türkiye, no. 3083/07; Ranjbar ve
Diğerleri / Türkiye, no. 37040/07).
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca tamamen asılsız olduğu
gerekçesiyle baꢀvurunun bu kısmı kabuledilemez niteliktedir.
II.
AĐHS’NĐN 3. VE 5. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde
tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiğini ileri
sürmüꢀtür. Baꢀvuran, aynı madde uyarınca, özgürlüğünden mahrum bırakılmasının yasallığını
sorgulayabileceği herhangi bir hukuk yolu bulunmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Baꢀvuran, son olarak, hem Edirne hem de Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezlerinde hücre hapsinde tutulduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, söz konusu
ꢀikayetini AĐHS’nin 3. maddesine dayandırmıꢀtır.
A. AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiği iddiası
1. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
2. Esas
(a) AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiği iddiası
Hükümet, baꢀvuranın Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezlerinde tutuklu bulundurulmadığını, 5683 No.lu Kanun’un 17. maddesi ile 1994 Đltica
Yönetmeliği’nin 5(d) maddesi uyarınca söz konusu merkezlerde barındırıldığını ileri
sürmüꢀtür. Baꢀvuranın adı geçen merkezlere yerleꢀtirilme nedeni, geçici sığınma taleplerinin
değerlendirilmesi yapılana kadar yabancıların makamlar tarafından gözetim altında tutulmak
istenmesidir.
Baꢀvuran, gerçekten alıkonduğunu ve tutukluluğunun iç hukukta herhangi bir yasal
dayanağının bulunmadığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, aynı ꢀikayeti Abdolkhani ve Karimnia davasında incelediğini hatırlatır. AĐHM,
Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne yerleꢀtirilmeleri sonucu baꢀvuranların
özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları kanaatine varmıꢀtır. AĐHM, sınır dıꢀı amacıyla
tutukluluk kararı verme ve tutukluluk süresini uzatma ve böyle bir tutukluluk için süre
koymaya iliꢀkin usulü belirleyen açık yasal hükümlerin yokluğunda, baꢀvuranların maruz
kaldığı özgürlükten yoksun bırakmanın, AĐHS’nin 5. maddesi uyarınca “yasaya uygun”
olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, söz konusu dava koꢀullarının adı geçen Abdolkhani ve Karimnia davasındaki
koꢀullarla neredeyse aynı olduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, AĐHM’ye göre, Hükümet,
baꢀvuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden kaçtığını bildirdiğinde,
dolaylı olarak baꢀvuranın özgürlüğünden mahrum bırakıldığını kabul etmiꢀtir. Bu nedenle,
AĐHM, söz konusu davada, Abdolkhani ve Karimnia kararında yapmıꢀ olduğu tespitlerden
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir koꢀul bulunmadığı sonucuna varır. Dolayısıyla,
AĐHS’nin 5/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
(b)
AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği iddiası
Hükümet, kiꢀilerin yabancı kabul ve barındırma merkezlerine yerleꢀtirilmesine dair
verilen kararlara karꢀı idare mahkemelerine baꢀvurmanın, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca
etkili bir hukuk yolu olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, ilk olarak, geçerli kimlik belgeleri olmadan avukat tutamadığı için idare
mahkemelerine baꢀvuramadığını ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran, sonraki ifadelerinde, noter onaylı
bir vekaletname ile avukatına yetki verdiğini ifade etmiꢀtir. Böylece, baꢀvuranın avukatı
Ankara Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurarak baꢀvuranın serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir.
Baꢀvuran, Eylül 2009’da verdiği ifadesinde, söz konusu yargılamanın yeterince hızlı
yürütülmediğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın avukatının 26 Haziran 2009 tarihinde Ankara Đdare Mahkemesi’ne
baꢀvurarak, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın müvekkilinin serbest bırakılmamasına hükmeden kararının
iptalini ve yargılama sonlandırılıncaya kadar söz konusu kararla ilgili olarak yürütmenin
durdurulmasını talep ettiğini gözlemlemektedir. Đlk derece mahkemesi, 21 Ağustos 2009
tarihinde, baꢀvuranın talebinin değerlendirilebilmesi amacıyla BMMYK’den bilgi talebinde
bulunmuꢀtur. Đlk derece mahkemesi, 19 Kasım 2009 tarihinde, baꢀvuru tarihinden yaklaꢀık
beꢀ ay sonra, baꢀvuranın serbest bırakılmasına hükmetmiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 5/1 maddesi uyarınca, Türkiye’de sınır dıꢀı edilene kadar tutuklu
bulundurma prosedürünü düzenleyen yasal hükümler bulunmadığına dair tespitlerine atıfta
bulunmaktadır. Söz konusu yargılamada herhangi bir karmaꢀık sorun ortaya konmamıꢀtır.
AĐHM, baꢀvuranın tutukluluğu için yeterli yasal dayanak bulunmadığını gözlemlemek
açısından Ankara Đdare Mahkemesi’nin AĐHM’ye göre daha iyi bir konumda olduğu
kanaatindedir. Ancak, Ankara Đdare Mahkemesi, söz konusu sorunu incelememiꢀtir. 26
Haziran 2009 ile 19 Kasım 2009 tarihleri arasında geçen süreyi göz önünde bulunduran
AĐHM, söz konusu davadaki yargısal denetimin, baꢀvuranın dilekçesi için “ivedi” bir cevap
olarak görülemeyeceği sonucuna varmıꢀtır (Khudyakova / Rusya, no. 13476/04; Kadem /
Malta, no. 55263/00).
Dolayısıyla, AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca, Türk hukuk sisteminin,
baꢀvuranın tutukluluğunun yasaya uygunluğu konusunda ivedi olarak yargısal denetime
baꢀvurabilmesini sağlayacak bir hukuk yolu sunmadığı sonucuna varmıꢀtır (S.D. / Yunanistan,
no. 53541/07; Abdolkhani ve Karimnia).
Buna göre, AĐHS’nin 5/4 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği iddiası
Hükümet, Edirne veya Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde
baꢀvuranın tek baꢀına tutulabileceği herhangi bir hücre veya bölme bulunmadığını ileri
sürerek, baꢀvuranın hücre hapsinde tutulduğu iddiasına itiraz etmiꢀtir. Hükümet, ayrıca,
baꢀvuranın bu iddia ile ulusal makamlara baꢀvurabileceğini ve de baꢀvurması gerektiğini ileri
sürmüꢀtür. Bu nedenle, Hükümet, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca, baꢀvuranın iç hukuk
yollarını tüketmediğini belirtmiꢀtir.
AĐHM, ilk olarak, baꢀvuranın tek baꢀına ayrı bir yerde tutulduğu iddiasının taraflar
arasında ihtilaflı olduğunu kaydeder. AĐHM, bu bağlamda, baꢀvuranın Mazlum-Der
aracılığıyla bir rapor sunduğunu ve bu rapora göre Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezi’nde tutulan diğer kiꢀilerin baꢀvuranın ayrı bir yerde kaldığına tanık olduklarını
gözlemlemektedir. Ancak, baꢀvuran, ayrı bir odada tutulduğu iddiasının inanılırlığının AĐHM
tarafından değerlendirilebilmesi için fiziksel koꢀullarla ilgili olarak ayrıntılı bilgi vermemiꢀtir.
Baꢀvuran, ayrıca, 21 Ekim 2008 tarihli görüꢀmelerinde avukatı Barıꢀ Yıldız’a psikolog veya
psikiyatriste görünmesine gerek olmadığını söylemiꢀ, dolayısıyla hücre hapsinin ruhsal
durumu üzerindeki olumsuz etkisiyle ilgili olarak iddialarını desteklememiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki iddialarıyla ilgili olarak, Hükümet’in de anlamlı
ifadelerde bulunmadığını tespit etmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın iç hukuk yollarını
tüketmediğini iddia etmiꢀ, ancak mevcut iç hukuk yollarından ve baꢀvuranın ꢀikayetine iliꢀkin
ne gibi bir çözüm sunulacağından bahsetmemiꢀtir. Hükümet, ꢀikayetin esasıyla ilgili olarak,
yalnızca, yabancı kabul ve barındırma merkezlerinin cezaevi olmadıklarını ve hücre
odalarının bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. Hükümet, baꢀvuranın alıkonma ꢀekliyle ilgili
olarak herhangi bir ayrıntı vermemiꢀtir.
Bununla birlikte, AĐHS’nin 5/1 maddesi uyarınca baꢀvuranın söz konusu merkezlerde
alıkonmasının kanuna aykırı olduğu yönündeki tespitini göz önünde bulunduran AĐHM,
AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca hücre hapsi konusunu etkili bir biçimde incelemesini
sağlayacak detaylara yer verilmemesine rağmen, söz konusu tutuklulukla ilgili temel hukuki
sorunun belirlendiği kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in ön itirazının
incelenmesine veya baꢀvuranın söz konusu merkezlerde gerçekten hücre hapsinde tutulup
tutulmadığının belirlenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğu kanaatindedir. Bununla
birlikte, yukarıda anlatılanları göz önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki
iddialarıyla ilgili olarak ayrıca karar vermesine gerek olmadığı sonucuna varır.
IV. AĐHS’NĐN 34. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Türkiye’nin AĐHS’nin 34. maddesinde öngörülen yükümlülüğünü yerine getirip
getirmediği sorusunu ortaya koyan AĐHM, baꢀvurunun Savunmacı Hükümet’e bildirildiği 8
Ekim 2008 tarihinde bu sorunun taraflara sunulduğunu belirtir.
A. Tarafların ifadeleri
Baꢀvuran, AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca Daire Baꢀkanı tarafından verilen
ihtiyati tedbir kararına rağmen, Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma
Merkezlerinde tutulduğu sırada avukatla görüꢀmesine izin verilmediğini ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, kiꢀisel baꢀvuru hakkının kısıtlandığını iddia etmiꢀtir.
Hükümet, 16 Ekim 2008 tarihinde, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın Kırklareli Valiliği’nden
baꢀvuranın avukatı ile görüꢀmesine izin verilmesini talep ettiğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet,
ayrıca, 4 Kasım 2008 tarihinde, BMMYK ofisinin baꢀvuran ile görüꢀmesine izin verildiğini
kaydetmiꢀtir. Hükümet, yabancı kabul ve barındırma merkezlerinde tutulan kiꢀilerin kendi
avukatlarıyla veya baro tarafından görevlendirilen avukatlarla görüꢀmelerini engelleyen
herhangi bir kısıtlama bulunmadığını belirtmiꢀtir.
B.
AĐHM’nin değerlendirmesi
AĐHM, ilk olarak, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca baꢀvuranın AĐHM’ye eriꢀim
hakkının hiçbir ꢀekilde engellenmemesi ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesinde değinilen
ihtiyati tedbir kararına uyulmamasının sonuçları ile ilgili olarak daha önce yapmıꢀ olduğu
tespitleri hatırlatır (Mamatkulov ve Askarov / Türkiye, no. 46827/99; Shamayev ve Diğerleri /
Gürcistan ve Rusya, no. 36378/02; Paladi / Moldova, no. 39806/05; Grori / Arnavutluk, no.
25336/04; Cebotari / Moldova, no. 35615/06). AĐHM, yukarıda bahsi geçen içtihadı uyarınca,
Savunmacı Hükümet’in 34. madde bağlamındaki yükümlülüklerini yerine getirip
getirmediğini inceleyecektir.
AĐHM, baꢀvuranın avukatının, Edirne ve Kırklareli Barolarından iki avukata, AĐHM
tarafından talep edilen vekaletnameyi almaları için baꢀvuranla görüꢀmeleri talimatını
verdiğini ve bu avukatların 21 Temmuz ve 5 Eylül 2008 tarihlerinde Edirne ve Kırklareli
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde baꢀvuranı görmek istediklerini, ancak yönetim
tarafından kendilerine izin verilmediğini gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, AĐHM
Đçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının verilmesinin ardından, ikinci bir
giriꢀimde bulunulduğunu gözlemlemektedir. Hükümet, AĐHM’nin belirlediği sürenin
bitiminden on üç gün sonra, baꢀvuranın avukatıyla görüꢀmesine izin vermeleri için yetkili
makamlara talimat verildiğini AĐHM’ye bildirmiꢀtir. 21 Ekim 2008 tarihinde, süre bitiminden
on sekiz gün sonra, baꢀvuran avukatıyla görüꢀebilmiꢀ ve avukatına AĐHM önündeki
yargılama sırasında kendisini temsil etme yetkisi veren belgeyi imzalayabilmiꢀtir. AĐHM,
Hükümet’in, AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesinde öngörülen ihtiyati tedbir kararına uymadığı
sonucuna varır.
Ayrıca, Hükümet’in öngörülen süre içerisinde ihtiyati tedbir kararına uymasını
engelleyici nedenlerin bulunup bulunmadığı hususunun AĐHM tarafından belirlenmesi
gerekir. Bu bağlamda, AĐHM, uygulamada baꢀvuranın avukatıyla görüꢀmesini engelleyen
herhangi bir kısıtlama olmadığı ve 5 Eylül 2008 tarihinde Barıꢀ Yıldız’la görüꢀme için yapılan
ikinci giriꢀimin, Barıꢀ Yıldız’ın baꢀvuranın avukatı olduğunu kanıtlayan noter onaylı
vekaletnameyi ibraz etmemesi nedeniyle gerçekleꢀemediği yönünde Hükümet’in yapmıꢀ
olduğu ifadeleri kaydeder. AĐHM, avukatın baꢀvuranla görüꢀmesi için gerekli vekaletnameye
sahip olmaması nedeniyle baꢀvuranın AĐHM tarafından talep edilen vekaletname için
avukatıyla görüꢀemediğini, dolayısıyla Hükümet tarafından ortaya konan iddiayı kabul
edemeyeceğini belirtir. AĐHM, baꢀvuranın vekaletnameyi imzalayamamasına ve Đran’da karꢀı
karꢀıya kalacağı tehlikelerle ilgili olarak ayrıntılı bilgi verememesine sebep olan baꢀlangıçtaki
idari engel nedeniyle baꢀvurunun riske atıldığı kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, baꢀvuranın
AĐHM önünde etkili bir ꢀekilde temsil edilmesinin ciddi biçimde engellendiği sonucuna varır.
AĐHM’ye göre, baꢀvuranın sonradan avukatıyla görüꢀmesi, vekaletnameyi imzalaması ve
Đran’daki durumuyla ilgili bilgi vermesi, makamların belirtilen süre içerisinde harekete
geçmemeleri nedeniyle Savunmacı Hükümet’in AĐHS’nin 34. maddesi bağlamındaki
yükümlülüklerini yerine getirmediği gerçeğini değiꢀtirmez.
Buna göre, AĐHS’nin 34. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, 3,200 Euro maddi tazminat, 20,000 Euro manevi tazminat talebinde
bulunmuꢀtur.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
Tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı
bulunmadığını kaydeden AĐHM, söz konusu talebi reddeder. Bununla birlikte, AĐHM,
baꢀvuranın tek baꢀına tespit edilen ihlalle telafi edilemeyecek düzeyde manevi zarar görmüꢀ
olabileceği kanaatindedir. Tespit edilen ihlallerin ağırlığını göz önünde bulunduran AĐHM,
adil temellere dayanarak, baꢀvurana 11,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderleri karꢀılığında 3,500
Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, Đstanbul Barolar Birliği’nin ücret cetveline atıfta bulunarak
avukatlık ücreti karꢀılığında 3,000 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, ayrıca, çeviri, ulaꢀım,
telefon ve faks ücretleri karꢀılığında 600 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, ayrıca, avukatının söz
konusu dava için kırk saat çalıꢀtığını ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran, taleplerini desteklemek üzere,
avukatının Erdem Ersaçmıꢀ’a 300 TL (158 Euro) ödediğini gösteren bir posta havalesi
sunmuꢀtur.
Hükümet, yalnızca gerçekliği kanıtlanan yargı giderlerinin elde edilebileceğini
kaydederek bu talebe itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuranın gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Söz konusu davada ilgili belgelerin
sunulmadığını ve yukarıdaki ölçütleri göz bulunduran AĐHM, baꢀvurana bu baꢀlık altında 158
Euro ödenmesine karar verir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun AĐHS’nin 3. (tutukluluk koꢀulları), 5/1, 5/4 ve 34. maddeleriyle ilgili
kısımlarının kabuledilebilir olduğuna;
2. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AĐHS’nin 5/1 ve 5/4 maddelerinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 34. maddesinin ihlal edildiğine;
5. Baꢀvuranın tutukluluğuyla ilgili olarak AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca yaptığı
ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
6. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından, baꢀvurana, manevi tazminat olarak 11,000 Euro (on bir bin Euro),
yargılama masraf ve giderleri için 158 Euro (yüz elli sekiz Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
7. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 13 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
11
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło