33631/04

WyrokETPCz2009-01-20ECLI:CE:ECHR:2009:0120JUD003363104

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i przewlekłość postępowania karnego naruszyły odpowiednio art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 5 ust. 3 Konwencji, Trybunał uznał, że uzasadnienia sądów krajowych dla przedłużania tymczasowego aresztowania były stereotypowe i niewystarczające. Powoływanie się na charakter przestępstwa, stan dowodów czy zagrożenie popełnienia innych przestępstw, bez konkretnej analizy, nie usprawiedliwiało tak długiego okresu pozbawienia wolności (ponad 9 lat i 6 miesięcy). Trybunał podkreślił, że choć istnienie poważnych poszlak winy jest ważne, to samo w sobie nie wystarcza do uzasadnienia tak długiego aresztu. W odniesieniu do art. 6 ust. 1 Konwencji, Trybunał stwierdził, że postępowanie karne, które trwało ponad 9 lat i 6 miesięcy i nadal było w toku, przekroczyło „rozsądny termin”. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach, nie znajdując żadnych elementów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w tej sprawie.
Stan faktyczny
Skarżący, Mahmut Yaman, urodzony w 1974 roku, został zatrzymany 26 lipca 1999 roku w Stambule w związku z operacją antyterrorystyczną. 1 sierpnia 1999 roku został tymczasowo aresztowany. Prokurator oskarżył go o atak na integralność terytorialną państwa, a później o członkostwo w organizacji zbrojnej i rabunek z bronią. Postępowanie sądowe rozpoczęło się 22 listopada 1999 roku i do 2 czerwca 2008 roku odbyło się trzydzieści sześć rozpraw. Skarżący pozostawał w areszcie przez cały ten okres, a postępowanie nadal było w toku w momencie wydania wyroku ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza dopuszczalność skargi; stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; zasądza skarżącemu 11 000 Euro zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową; odrzuca pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   MAHMUT YAMAN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:33631/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.   ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33631/04) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Mahmut Yaman’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16   Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan   Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Eriꢀken tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1974 doğumludur ve Tekirdağ’da ikamet etmektedir.   Temmuz 1999 tarihinde baꢀvuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele   ꢁubesine bağlı polisler tarafından yasadıꢀı bir örgüte karꢀı yürütülen operasyonlar   çerçevesinde yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır.   Ağustos 1999 tarihinde, gözaltının bitiminde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi   nöbetçi hakimi baꢀvuranın ifadesini almıꢀ ve baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Ağustos 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın   da aralarında bulunduğu on sanığı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca   Devletin toprak bütünlüğüne saldırıda bulunmakla suçlamıꢀtır. 16 Haziran 2003   tarihinde, Savcı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 (silahlı bir örgüte üye olmak) ve 495/2   maddesi (silahlı soygun yapmak) uyarınca baꢀvuranın mahkumiyetini talep etmiꢀtir. 5   Haziran 2006 tarihinde, Savcı, bir araya gelen unsurları yeniden değerlendirmiꢀ ve tekrar   durumuna daha uygun olduğuna hükmettiği Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi   uyarınca baꢀvuranın mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Kasım 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi ilk duruꢀmasını gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Yargılama sırasında, 22 Kasım 1999 tarihinden 2 Haziran 2008 tarihine kadar, Devlet   Güvenlik Mahkemesi ve 16 Haziran 2004 tarihinde kabul edilen 5190 sayılı yasa   uyarınca davanın havale edildiği Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi otuz altı duruꢀma   gerçekleꢀtirmiꢀtir. Her duruꢀmanın bitiminde esas hakimleri ya baꢀvuranın talebi üzerine   ya da re’sen baꢀvuranın tutukluluk halinin devamı sorununu incelemiꢀlerdir. Hakimler,   suçun niteliğini, kanıtların durumunu, tutukluluk süresini, dava dosyasının durumunu ve   talep edilen cezanın üst sınırını göz önüne alarak baꢀvuranın tutukluluğunun devamına   karar vermiꢀtir.   Duruꢀmalar sırasında, hakimler, sanıkları, tanıkları ve ön soruꢀturmayı yürüten polisleri   dinlemiꢀlerdir; farklı kanıtlar toplamıꢀlar, diğer idari ve adli makamlardan bilgi talep   etmiꢀler; sanıklar ve avukatları tarafından sunulan savunma dilekçelerini bir araya   getirmiꢀler ve oluꢀumlarında meydana gelen değiꢀikliklerin ardından dosya unsurlarının   okunmasına yer vermiꢀlerdir.   Ekim 2008 tarihli bir mektup ile baꢀvuran, halen tutuklu bulunduğu ve bir sonraki   duruꢀmanın 12 Aralık 2008 tarihinde gerçekleꢀeceği hususunda AĐHM’yi   bilgilendirmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, aꢀırı olduğuna kanaat getirdiği yargılama süresinden ve tutukluluk süresinden   ꢀikayetçi olmaktadır.   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN   Hükümet, halen tutuklu bulunan baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ve nihai iç   hukuk kararından itibaren altı aylık süre içerisinde baꢀvurusunu sunmadığını   savunmaktadır.   AĐHM, konuya iliꢀkin yerleꢀik içtihadını hatırlatmaktadır (Yakıꢀan- Türkiye, baꢀvuru no:   11339/03, 6 Mart 2007 ve Tüm- Türkiye, baꢀvuru no: 11855/04, 17 Haziran 2008).   AĐHM, ulaꢀtığı sonuçlardan farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir gerekçe   görememektedir ve Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, uzun tutukluluk süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiğini ileri   sürmektedir.   Hükümet, sözkonusu sürenin uzun olmadığını savunmaktadır. Hükümet, ulusal   mahkemelerin, olayların meydana geldiği dönemde konuya iliꢀkin ulusal hükümler   uyarınca, davanın karmaꢀıklığı, kanıtların durumu, baꢀka suçlar iꢀleme tehlikesi ve kamu   menfaati gibi unsurları göz önüne alarak baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar   verdiklerini belirtmektedir.   AĐHM’nin, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edilip edilmediğini, esasen, ilgili hakimlerin   kararlarında yer alan gerekçelere ve salıverilmesi amacıyla baꢀvurularında ilgilinin   belirttiği kesin unsurlara dayanarak belirlemesi gerekir (Assenov ve diğerleri-   Bulgaristan, 28 Ekim 1998).   AĐHM, baꢀvuranın 26 Temmuz 1999 tarihinden beri tutuklu bulunduğunu ve yaklaꢀık   dokuz yıl altı aylık bir sürenin geçtiğini tespit etmektedir.   Bu bağlamda, her duruꢀma bitiminde esas hakimlerinin gerekçelendirmeden ve   çoğunlukla dosyanın ve/veya kanıtların durumuna atıfta bulunarak basmakalıp ifadelerle   baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar verdiği görülmektedir. Bu tür unsurların   suçluluğa iliꢀkin ciddi ve devam eden belirtilerin varlığına iꢀaret ettiği kabul edilmekle   birlikte, bunlar tek baꢀlarına, bu derece uzun süren ve halen devam etmekte olan   tutukluluk süresini haklı göstermeye yetmez (Ali Hıdır Polat – Türkiye, baꢀvuru no:   61446/00, 5 Nisan 2005).   AĐHM’ye göre, esas hakimleri tarafından benimsenen gerekçeler “uygun” ve “yeterli”   değildir; bu durumda mevcut davada baꢀvuranın yargılamasında ihtimam gösterilip   gösterilmediği hususu üzerinde durmaya gerek yoktur (Ali Hıdır Polat).   Sonuç olarak AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak baꢀvuran yargılama süresinin çok uzun   olduğunu dile getirmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Dikkate alınacak dönem 26 Temmuz 1999 tarihinde baꢀlamıꢀtır ve dava halen derdesttir.   Sözkonusu süre yaklaꢀık dokuz yıl altı ay sürmüꢀtür. AĐHM, mevcut davadakine benzer   sorunları ortaya koyan pek çok dava incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin içtihadından doğan   kriterleri göz önüne alarak “makul süre” gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmiꢀtir   (Bkz, diğerleri arasından, Pellissier ve Sassi- Fransa, baꢀvuru no: 25444/94,   Kalachnikov- Rusya, baꢀvuru no: 47095/99 ve Temel ve Taꢀkın – Türkiye, baꢀvuru no:   40159/98, 30 Haziran 2005).   Mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀtıran hiçbir unsur tespit edemeyen AĐHM, aynı   gerekçelerle, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmanın gerekli   olduğu kanaatindedir.   IV AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran, gelir kaybı nedeniyle maddi zararını 23.742 Euro ve manevi zararını 50.000   Euro olarak ifade etmektedir. Baꢀvuran, avukatlık ücreti ve genel olarak yapmıꢀ olduğu   masraflar için de 6.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   bulunmadığını kaydetmektedir. Ayrıca AĐHM, gerçeklikleri ortaya konmayan avukatlık   ücretlerinin ve masrafların geri ödemesini reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, Avrupa   Merkez Bankası’nın faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda uygulanacak gecikme   faizi ile birlikte baꢀvurana 11.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği   kanaatindedir.   Ayrıca AHM, ulusal mahkemeler önünde halen derdest olan ve baꢀvuranın hala tutuklu   bulunduğu mevcut davada, tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, AĐHS’nin   5/3 maddesinin öngördüğü ꢀekli ile adaletin tecelli etmesi veya yargılama sırasında   baꢀvuranın serbest bırakılması gerekliliğini göz önüne alarak, mümkün olduğunca ivedi   bir ꢀekilde davanın sonlandırılması olduğu kanaatindedir (Yakıꢀan-Türkiye)   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek   üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana   11.000 Euro (on bir bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar   Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz   oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło