33667/05

WyrokETPCz2010-05-20ECLI:CE:ECHR:2010:0520JUD003366705

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zajęcie gazety "Günlük Evrensel" na 30 dni, oparte na nieuzasadnionym uznaniu jej za kontynuację innej zawieszonej gazety, stanowiło naruszenie prawa do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zajęcie gazety stanowiło ingerencję w prawo skarżących do wolności wyrażania opinii. Chociaż ingerencja była przewidziana prawem i miała uzasadniony cel (zapobieganie przestępczości), Trybunał stwierdził, że nie była ona "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Sądy krajowe, odrzucając odwołania skarżących, powtarzały jedynie ogólnikowe stwierdzenie, że "Günlük Evrensel" jest kontynuacją "Yeni Evrensel", nie przedstawiając żadnych przekonujących uzasadnień, dlaczego gazeta, która ukazywała się od 48 dni, miałaby być uznana za kontynuację innej, oficjalnie zamkniętej. Brak takich uzasadnień uniemożliwił Trybunałowi uznanie ingerencji za uzasadnioną.
Stan faktyczny
Skarżący, Fevzi Saygılı (właściciel) i Nizamettin Taylan Bilgiç (redaktor naczelny), wydawali gazetę "Günlük Evrensel". Wcześniej, inna gazeta, "Yeni Evrensel", której Saygılı był właścicielem, została zawieszona na miesiąc z powodu wyroku skazującego jej redaktora naczelnego. Po zaprzestaniu wydawania "Yeni Evrensel", skarżący rozpoczęli wydawanie "Günlük Evrensel". Władze tureckie, uznając "Günlük Evrensel" za kontynuację zawieszonej gazety, zajęły jej kolejne wydania przez 30 dni. Mimo wielokrotnych odwołań skarżących, sądy krajowe odrzucały je, powtarzając jedynie ogólnikowe stwierdzenie o kontynuacji, bez szczegółowego uzasadnienia. Ostatecznie, sąd krajowy uniewinnił skarżących i anulował nakazy zajęcia, stwierdzając, że gazety nie były powiązane.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 6 Konwencji. 4. Zasądza skarżącym wspólnie 9 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 5. Oddala pozostałe roszczenia skarżących dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ   ĠKĠNCĠ BÖLÜM   SAYGILI ve BİLGİÇ /TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no. 33667/05)   KARAR   STRAZBURG   Mayıs 2010   NİHAİ   20/08/2010   İşbu karar nihaidir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü   Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme‟yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ   ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   Saygılı ve Bilgiç/Türkiye davasında,   Başkan,   Françoise Tulkens,   Yargıçlar,   Ireneu Cabral Barreto,   Danutė Jočienė,   András Sajó,   Nona Tsotsoria,   IĢıl KarakaĢ,   Kristina Pardalos,   ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Sally Dollé‟nin katılımıyla Daire halinde   toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 29 Nisan 2010   tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte aĢağıdaki   kararı vermiĢtir:   USUL   1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33667/05 no‟lu)   davanın temelinde, iki Türk vatandaĢı Fevzi SAYGILI ve Nizamettin   Taylan BĠLGĠÇ‟in (“baĢvuranlar”) Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi‟ne   (“AĠHM” veya “Mahkeme”) 3 Nisan 2002 tarihinde, Ġnsan Hakları ve   Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme‟nin (“SözleĢme”) 34.   maddesi uyarınca yapmıĢ oldukları baĢvuru bulunmaktadır.   2. BaĢvuranlar Mahkeme önünde, Ġstanbul‟da görev yapan avukat Kamil   Tekin Sürek tarafından temsil edilmiĢlerdir. Türk Hükümeti ise   (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiĢtir.   3. BaĢvuranlar bilhassa, gazetelerine 30 gün boyunca el konulmasının   SözleĢme‟nin 10. maddesine aykırı olduğunu iddia etmiĢlerdir.   4. Ġkinci Bölüm BaĢkanı, 22 Kasım 2005 tarihinde, baĢvurunun   Hükümet‟e bildirilmesi gerektiğine karar vermiĢtir. Ayrıca, baĢvurunun   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   kabul edilebilirliği ve esası hakkında aynı anda karar verilmesine karar   verilmiĢtir (29. maddenin 3. fıkrası).   OLAYLAR   I. DAVANIN KOġULLARI   5. BaĢvuranlar sırasıyla 1966 ve 1972 doğumlu olup, Ġstanbul‟da ikamet   etmektedirler. Saygılı (“birinci baĢvuran”) günlük gazete Günlük   Evrensel‟in sahibi olup, Bilgiç (“ikinci baĢvuran”) ise bu gazetenin yazı   iĢleri müdürüdür. Birinci baĢvuran 22 Temmuz 2001 tarihine kadar Yeni   Evrensel adında baĢka bir gazetenin sahibiydi.   6. Ġstanbul 1 No‟lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 23 Kasım 2000   tarihinde Yeni Evrensel’in yazı iĢleri müdürü Bülent Falakaoğlu‟nu, söz   konusu gazetede yayımlanan belirli makalelerden dolayı Türk Ceza   Kanunu‟nun 312. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan suçtan mahkûm   etmiĢtir. Mahkûmiyet, Yeni Evrensel aleyhine belirli tedbirlerin alınmasını   gerektirmiĢtir. Mahkeme, söz konusu tarihte yürürlükte olan Basın   Kanunu‟nun 2. ek maddesinin 1. fıkrası uyarınca (5680 sayılı kanun),   gazetenin yayımlanmasının bir aylığına durdurulmasına karar vermiĢtir.   7. BaĢvuranlar, kapatma kararı henüz uygulanmamıĢken, 18 Haziran   tarihinde Ġstanbul Valiliğine Günlük Evrensel adında bir gazete   çıkarmayı planladıklarını bildirmiĢlerdir.   8. Saygılı, 22 Temmuz 2001 tarihinde, Yeni Evrensel‟in yayımlanmasını   durdurmuĢtur. Saygılı, ertesi gün yeni yazı iĢleri müdürü Bilgiç ve yeni köĢe   yazarları ekibiyle birlikte Günlük Evrensel‟i kurmuĢtur.   9. Polis memurları kapatma emrini yerine getirmek üzere 8 Eylül 2001   tarihinde baĢvuranların basımevine gitmiĢtir. Memurlar, baĢvuranların Yeni   Evrensel‟i çıkarmayı durdurduğunu ve Günlük Evrensel‟i çıkarmaya   baĢladıklarını tespit etmiĢlerdir.   Memurlar, Zeytinburnu Cumhuriyet   savcısını haberdar etmiĢ ve bunun üzerine savcı Günlük Evrensel„in Yeni   Evrensel‟in devamı olduğu kararına varmıĢtır.   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   10. Cumhuriyet savcısı 13 Eylül 2001 tarihinde el koyma kararı verilmesi   istemiyle Zeytinburnu Sulh Ceza Mahkemesi‟ne baĢvurmuĢtur. Mahkeme   Günlük Evrensel‟in son iki baskısına iliĢkin el koyma kararı vermiĢtir.   11. BaĢvuranlar aynı gün, Günlük Evrensel‟in Yeni Evrensel‟in devamı   olmadığını ileri sürerek, üst derece mahkemesi olan Zeytinburnu Asliye   Ceza Mahkemesi‟ne itirazda bulunmuĢtur. Mahkeme, baĢvuranların   iddialarından ikna olmadığından dolayı, “Günlük Evrensel‟in Yeni   Evrensel‟in devamı olduğunun tespit edildiği” doğrultusundaki beyanın   dıĢında herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin baĢvuruyu reddetmiĢtir.   12. Takip eden 20 gün boyunca aynı olaylar silsilesi meydana gelmiĢtir;   savcı en son baskı için el koyma kararı verilmesini talep etmiĢ, Sulh Ceza   Mahkemesi kararı vermiĢ ve baĢvuranlar söz konusu kararlara, verdiği   kararlarının her birinde yukarıda belirtilen sonucu yineleyen Zeytinburnu   Mahkemesi önünde birçok kez itiraz etmiĢtir. BaĢvuranlar itirazlarında   Zeytinburnu Mahkemesi‟nin, Günlük Evrensel‟in ilk kez 23 Temmuz 2001   tarihinde yayımlandığı, Yeni Evrensel‟in resmi olarak 8 Eylül 2001 tarihine   kadar kapatılmadığı ve Yeni Evrensel‟in devamı olmasının mümkün   olmadığı yönünde dikkatini çekmiĢtir. Ayrıca, Günlük Evrensel‟in Yeni   Evrensel‟inkinden farklı bir yazı iĢleri ekibi bulunmaktaydı. BaĢvuranlar   ayrıca, diğerlerinin yanı sıra, el koyma kararlarının yeterli gerekçelere   dayandırılmadığını ileri sürerek Günlük Evrensel‟e el konulması   kararlarının SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddelerine aykırı olduğunu iddia   etmiĢlerdir.   13. BaĢvuranlar 25 Eylül 2001 tarihinde Adalet Bakanlığı‟na yazı   yazarak, el koyma kararlarına karĢı yazılı bir emrin düzenlenmesini talep   etmiĢlerdir. BaĢvuranlar SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddeleri kapsamındaki   iddialarını yinelemiĢlerdir.   14. Bu arada Zeytinburnu Cumhuriyet Savcısı, baĢvuranların devam   niteliğinde bir gazete çıkarmak suretiyle kapatma kararını ihlal ettikleri   gerekçesiyle baĢvuranlar hakkında yasal iĢlem baĢlatmıĢtır. Suçlamalar   Zeytinburnu Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleĢtirilmiĢ ve   incelenmiĢtir. Mahkeme, söz konusu iki gazetenin bağlantılı olmadığını   saptayarak, 26 Aralık 2001 tarihinde baĢvuranların beraatine karar vermiĢtir.   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   Mahkeme ayrıca, söz konusu tarihte zaten uygulanmıĢ olan el koyma   kararlarını iptal etmiĢtir.   II. ĠLGĠLĠ ĠÇ HUKUK   15. Basın Kanunu‟nun 2. Ek maddesi:   “Basın yolu ile iĢlenen [Türk Ceza Kanunu‟nun 312. maddesinin 2. fıkrasında yazılı]   suçlarla milli güvenliğe ve genel ahlâka aykırı davranıĢlardan mahkûmiyet hallerinde, suç   teĢkil eden yazının yayınlandığı mevkutenin üç günden bir aya kadar kapatılmasına da   mahkemece karar verilebilir.   . Kapatılan mevkutenin açıkça devamı niteliğini taĢıyan her türlü yayın yasaktır. Bunlar sulh   ceza hâkiminin kararıyla toplatılır.”   HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME   I. SÖZLEġME‟NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI   HAKKINDA   16. BaĢvuranlar otuz günlük bir süre boyunca Günlük Evrensel‟e el   konulması suretiyle, SözleĢme‟nin 10. maddesi ile korunan ifade özgürlüğü   haklarının ihlal edildiğinden Ģikâyetçi olmuĢlardır. 10. maddenin ilgili   kısımları aĢağıdaki gibidir:   “1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının   müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber   ve görüĢ alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar…   2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla   öngörülen ve demokratik bir toplumda … kamu düzeninin sağlanması ve suç   iĢlenmesinin önlenmesi için gerekli olan bazı formaliteler, koĢullar, sınırlamalar veya   yaptırımlara tabi tutulabilir….”   17. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiĢtir.   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   A. Kabul Edilebilirlik Hakkında   18. Hükümet, baĢvuranların iç hukuk yollarını tüketmemelerinden   dolayı Ģikâyetin kabul edilemez olduğunu iddia etmiĢtir. Hükümet,   baĢvuranların yerel yargılamalar boyunca ifade özgürlüğü haklarına   dayanmadıkları veya bu hakka iliĢkin herhangi bir iddiada bulunmadıkları   görüĢüne varmıĢtır. Ayrıca baĢvuranlar, el koyma kararlarına karĢı sadece   bir kez itirazda bulunmuĢ ve bu itiraz 19 Eylül 2001 tarihinde sunulmuĢtur.   Son olarak, baĢvuranlar gazetelerine el konulmasından kaynaklanan zarara   karĢılık tazminat talep etmek üzere ilgili idareye dava açmamıĢlardır.   19. BaĢvuranlar, verilen yargı kararlarının idari eylemler olmadığını ve   yargı kararına karĢı Ġdare Mahkemeleri önünde dava açma imkanı   bulunmadığını ileri sürmüĢlerdir.   20. Hükümet‟in baĢvuranların otuz günlük el koyma kararlarına karĢı   sadece bir kez itirazda bulunduklarına ve iç hukuk düzeyinde SözleĢme   haklarına dayanmadıklarına iliĢkin iddialarına gelince Mahkeme,   baĢvuranlar tarafından kendisine sunulan belgelere göre ki bu belgelerin   nüshaları Hükümet‟e baĢvurunun tebliğ edildiği esnada iletilmiĢtir,   baĢvuranların el koyma kararlarına karĢı en az 16 kez itirazda   bulunduklarını ve SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddelerine dayandıklarını   gözlemlemektedir. Bunun yanı sıra, baĢvuranlar ayrıca Adalet   Bakanlığı‟ndan el koyma kararlarının iptal edilmesi için bir yazılı emir   düzenlemelerini talep etmiĢ ve bir kez daha SözleĢme haklarına atıfta   bulunmuĢlardır.   21. Hükümet‟in baĢvuranların idare mahkemeleri önünde dava   açmadıklarına yaptığı atıfa iliĢkin olarak, baĢvurunun tebliğ edildiği tarihte   Hükümet‟ten el koyma kararlarının verilmesinde yapılan adli hatanın   sebebiyet verdiği zarar için baĢvuranların tazminat talep etmelerine imkân   veren etkili bir hukuk yolunun bulunup bulunmadığını açıklığa   kavuĢturmasının talep edildiği dikkate alınmalıdır. Hükümet cevaben,   baĢvuranların idare mahkemelerine baĢvurarak tazminat talep   edebileceklerini belirtmiĢtir.   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   22. Mahkeme ilk olarak, Hükümet‟in atıfta bulunduğu hukuk yolunun,   idari makamların eylemlerinin veya ihmallerinin sebebiyet verdiği zarara   iliĢkin olduğunu gözlemlemektedir. Hükümet gerçekten de, idari usulün   genel yöntemlerine atıfta bulunmanın ötesinde, benzer durumlarda ceza   mahkemeleri tarafından yapılan hataların sonucunda kiĢilerin uğradığı   zarara karĢılık tazminata hükmedildiği herhangi bir yerel mahkeme kararını   Mahkeme‟ye sunmamıĢtır.   23. Mahkeme yukarıdaki hususlar ıĢığında, Hükümet‟in Ģikâyetin kabul   edilebilirliğine iliĢkin itirazlarını reddeder. Mahkeme bu Ģikâyetin   SözleĢme‟nin 35. maddesinin 3. fıkrasının anlamı dâhilinde açıkça   dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca Ģikâyetin   baĢka   herhangi   bir   gerekçeyle   kabul   edilemez   olarak   nitelendirilemeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla Ģikâyetin kabul edilebilir   olduğu beyan edilmelidir.   B. Esas Hakkında   24. BaĢvuranlar, gazetelerine 30 günlüğüne el konulması nedeniyle ifade   özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinden Ģikâyet etmiĢlerdir. BaĢvuranlar, el   koyma kararlarına itirazlarının yeterince incelenmediğini ve itirazlarının   reddedilmesine iliĢkin kararların yeterli gerekçelere dayandırılmadığını ileri   sürmüĢlerdir.   25. Hükümet, el koyma kararlarının SözleĢme‟nin 10. maddesi uyarınca   baĢvuranların haklarına bir müdahale teĢkil ettiğinin değerlendirilemeyeceği   kanaatine varmıĢtır. Her halükarda, bu tür bir müdahalenin gerçekleĢtiği   varsayılsa dahi, söz konusu müdahale yasayla öngörülmüĢ olup,   SözleĢme‟nin 10. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde haklı olmuĢtur.   26. Hükümet‟in herhangi bir müdahalenin varlığına iliĢkin iddialarına   gelince Mahkeme, önceki davalarda Hükümet‟in benzer iddialarını   halihazırda incelediğini ve reddettiğini belirtmektedir (Bk. en son, Ürper ve   Diğerleri/Türkiye, no. 14526/07, 14747/07, 15022/07, 15737/07, 36137/07,   47245/07, 50371/07, 50372/07 ve 54637/07, § 18, 20 Ekim 2009 ve bu   kararda anılan davalar). Mahkeme, somut davada içtihadından sapmasını   gerektirecek herhangi bir özel koĢul görmemektedir. Mahkeme,   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   baĢvuranların Günlük Evrensel‟in yazı iĢleri müdürü ve sahibi olduğunu   gözlemlemekte ve el koyma kararlarının baĢvuranların fikir yayma   özgürlüğü haklarından yararlanmalarını doğrudan etkilediği hususunda   hiçbir Ģüphe olmadığını değerlendirmektedir.   27. Mahkeme, Basın Kanunu‟nun (Bk. yukarıda “Ġç Hukuk”) 2. Ek   maddesi uyarınca söz konusu müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve meĢru   bir amacı, yani SözleĢme‟nin 10. maddesinin 2. fıkrasının amaçları   doğrultusunda suçun önlenmesini gözettiği hususunda ihtilaf bulunmadığını   kaydetmektedir. Mevcut davada asıl mesele, müdahalenin “demokratik bir   toplumda gerekli” olup olmadığıdır.   28. Mahkeme, SözleĢme‟nin 10. maddesine iliĢkin kararlarında ortaya   konulan temel ilkeleri vurgulamaktadır (Bilhassa bk. Şener/Türkiye,   no. 26680/95, §§ 39-43, 18 Temmuz 2000; Fressoz ve Roire/Fransa [BD],   no. 29183/95, § 45, AĠHM 1999-I; Lingens/Avusturya, 8 Temmuz 1986, §§   41-42, A Serisi no. 103; ve Erdoğdu/Türkiye, no. 25723/94, §§ 51-53,   AĠHM 2000-VI). Mahkeme mevcut davayı söz konusu ilkelerin ıĢığında   inceleyecektir.   29. Mahkeme ilk olarak, baĢvuranların SözleĢme'nin 10. maddesi   kapsamındaki haklarına yapılan müdahalenin baĢka bir gazete, yani Yeni   Evrensel hakkındaki kapatma kararından kaynaklanması bakımından,   mevcut davanın olağandıĢı olduğunu vurgulamaktadır (Bk. yukarıda 6.   paragraf). Söz konusu kapatma kararı ve Yeni Evrensel'in yazı iĢleri   müdürünün mahkûmiyeti Mahkeme tarafından hâlihazırda incelenmiĢ ve   baĢvuranın mahkûmiyetinin SözleĢme'nin 10. maddesine aykırı olduğuna   karar verilmiĢtir (Bk. Falakaoğlu/Türkiye, no. 77365/01, §§30-37, 26 Nisan   2005). Bu nedenle Yeni Evrensel'de yayımlanan ihtilaf konusu makalelerin   Mahkeme tarafından incelenmesine gerek yoktur. Mevcut davada   Mahkeme'nin saptaması gereken, somut davada Günlük Evrensel'e el koyma   kararlarını gerekçelendirmek üzere ulusal makamlar tarafından ileri sürülen   nedenlerin "ilgili ve yeterli" olup olmadığı (Bk. yukarıda anılan Erdoğdu, §   60) ve müdahaleye duyulan "ihtiyacın" ikna edici bir Ģekilde ispatlanıp   ispatlanmadığıdır (aynı karar, § 53).   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   30. Günlük Evrensel, Yeni Evrensel'in devamı olduğu gerekçesiyle 30   günlük bir süre boyunca kapatılmıĢtır. Yerel mahkemelerin Günlük   Evrensel'in Yeni Evrensel'le bağlantılı olmadığını sonradan farketmeleri ve   el koyma kararlarını iptal etmeleri, gazete 30 günlük bir süre boyunca   dağıtılmadığından, geç atılmıĢ bir adım olmuĢtur.   31. Yukarıda izah edildiği üzere, baĢvuranlar pek çok kez yerel   mahkemelerin dikkatini yapılan hataya çekmiĢ ve yerel mahkemelerin   gazeteye el koyma kararlarının yeterli gerekçelere dayandırılmamasından   ötürü gazeteye el konulmasına devam edilmesinin SözleĢme'nin,   diğerlerinin yanı sıra, 10. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüĢlerdir (Bk.   yukarıda 12. paragraf). BaĢvuranların itirazlarının reddine karar verirken   yerel mahkemeler her seferinde "Günlük Evrensel'in Yeni Evrensel'in   devamı olduğunun tespit edildiği" doğrultusundaki kalıplaĢmıĢ kararını   yinelemiĢtir. Söz konusu mahkemelerin bir gazetenin resmi olarak   kapatıldığı tarihte 48 gündür yayımlanmakta olan diğer bir gazeteyi tam   olarak neden ve nasıl kapatılan gazetenin devamı olarak   değerlendirdiklerine iliĢkin herhangi bir gerekçe ileri sürülmemiĢtir.   32. Mahkeme bu bilgiler ıĢığında, yerel mahkemelerin ikna edici   gerekçeleri bulunmamasından ötürü, baĢvuranların ifade özgürlüğü   haklarına yapılan müdahalenin haklı olduğuna karar vermenin mümkün   olmadığını değerlendirmektedir.   33. Mahkeme yukarıdaki değerlendirmeleri dikkate alarak, gazeteye el   konulmasının "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı kararına   varmıĢtır.   Dolayısıyla, SözleĢme'nin 10. maddesi ihlal edilmiĢtir.   II. SÖZLEġME‟NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI   HAKKINDA   34. BaĢvuranlar SözleĢme'nin 6. maddesi uyarınca, gazeteye el   konulmasına iliĢkin adil bir yargılama yapılmadığından aĢağıdaki   gerekçeleri ileri sürerek Ģikâyetçi olmuĢardır.   (i) Sulh ceza mahkemeleri baĢvuranların savunma beyanlarına   baĢvurmamıĢtır;   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   (ii) Asliye Ceza Mahkemesi baĢvuranların itirazlarını gözardı etmiĢtir;   (iii) Mahkemeler çeliĢkili kararlar vermiĢtir ve son olarak   (iv) Adalet Bakanı'nın ve Bakan MüĢaviri'nin, yedi üyesinden ikisini   oluĢturduğu Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun denetimine tabi   olmalarından dolayı Türk ceza mahkemeleri bağımsız ve tarafsız   değildir.   35. Hükümet bu Ģikâyetlere itiraz etmiĢtir.   36. Mahkeme söz konusu Ģikâyetlerin kabul edilebilir olarak   nitelendirilebileceğini değerlendirmektedir. Ancak Mahkeme, davanın   koĢullarını ve yukarıda belirtilen SözleĢme‟nin 10. maddesi ihlali tespitini   (Bk. 34. paragraf) dikkate alarak, somut baĢvuruda gündeme getirilen esas   hukuki sorunun incelendiği kanaatindedir. Dolayısıyla Mahkeme, söz   konusu Ģikâyetlere iliĢkin ayrı bir karar verilmesine gerek olmadığı   sonucuna ulaĢmıĢtır (Bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Demirel ve   Diğerleri/Türkiye, no. 75512/01, § 27, 24 Temmuz 2007 ve yukarıda anılan   Ürper ve Diğerleri, § 49).   III. SÖZLEġME‟NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI   37. SözleĢme‟nin 41. maddesi Ģu Ģekildedir:   “Eğer Mahkeme bu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve   ilgili Yüksek SözleĢmeci Taraf‟ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen   ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir   tazmin verilmesine hükmeder.”   A. Tazminat   38. BaĢvuranlar maddi tazminat olarak 30,000 avro (EUR) ve manevi   tazminat olarak 3,000 avro (EUR) talep etmiĢlerdir.   39. Hükümet, baĢvuranların taleplerini destekleyen herhangi bir belge   ibraz etmediği gerekçesiyle Mahkeme‟yi maddi tazminata hükmetmemeye   davet etmiĢtir. Hükümet ayrıca, manevi tazminat için talep edilen miktarın   aĢırı olduğunu ve dolayısıyla kabul edilemez olduğunu değerlendirmiĢtir.     SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI   40. Mahkeme, baĢvuranların gazetelerine el konulmasından kaynaklanan   zararın Mahkeme tarafından değerlendirilmesine ve hesaplanmasına imkan   veren herhangi bir belge ibraz etmediklerini gözlemlemektedir; dolayısıyla   Mahkeme bu talebi reddeder. Ancak Mahkeme hakkaniyet temelinde,   baĢvuranlara müĢterek olarak 9,000 avro (EUR) tutarında manevi tazminat   ödenmesine hükmeder.   B. Masraflar ve Giderler   41. BaĢvuranlar ayrıca masraflar, giderler ve avukatlık ücreti için 2,000   avro (EUR) talep etmiĢtir.   42. Hükümet, talebin yeterli delillerle ispatlanmadığını ileri sürerek   talebe itiraz etmiĢtir.   43. Mahkeme‟nin içtihadına göre, baĢvuranın masraf ve giderlerini geri   alabilmesi için, söz konusu masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli olduğu   için yapılmıĢ olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması   gerekmektedir. Mevcut davada baĢvuranlar, geri ödenmesini talep ettikleri   masrafların fiilen yapıldığını yeterli delillerle ispatlamamıĢlardır.   BaĢvuranlar bilhassa fatura, makbuz, sözleĢme, ücret anlaĢması veya   avukatlarının baĢvuranların davasına harcadığı saatlerin dökümü gibi   delillere dayalı belgeler ibraz etmemiĢlerdir. Dolayısıyla Mahkeme, bu   baĢlık altında herhangi bir tazminata hükmetmemiĢtir.   C. Gecikme Faizi   44. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa   vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.   BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE;   1. BaĢvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan etmiştir;   2. SözleĢme‟nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI     3. ġikâyetleri SözleĢme‟nin 6. maddesi kapsamında incelemeye gerek   olmadığına;   4. (a) Manevi tazminata karĢılık davalı devlet tarafından baĢvuranlara   müĢterek olarak, miktara yansıtılabilecek her tür vergiden muaf olmak   üzere, SözleĢme‟nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kararın   kesinleĢtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz   kuru üzerinden davalı devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere   9,000 avro (EUR) (dokuz bin avro) ödenmesine;   (b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren,   ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek   oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına karar   vemiştir.   5. BaĢvuranların adli tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.   ĠĢbu karar Ġngilizce dilinde tanzim edilmiĢ ve Mahkeme Ġçtüzüğünün 77.   maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak   tebliğ edilmiĢtir.   Sally Dollé   Françoise Tulkens   BaĢkan   Bölüm Yazı ĠĢleri Müdürü

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło