33742/05

WyrokETPCz2010-01-19ECLI:CE:ECHR:2010:0119JUD003374205

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego własności nieruchomości bez odszkodowania, w sytuacji gdy nabył ją w dobrej wierze i posiadał akt własności, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym przekazanie własności nieruchomości na rzecz Skarbu Państwa bez odszkodowania, w sytuacji gdy skarżący posiadał ważny akt własności i opłacał podatki, stanowi nieproporcjonalną ingerencję w prawo do poszanowania mienia. Argumenty rządu, że grunt był pierwotnie terenem leśnym i nie mógł być własnością prywatną, a akt własności był nieważny, nie przekonały Trybunału do odstąpienia od ustalonej linii orzeczniczej. Trybunał uznał, że nabycie nieruchomości z aktem własności, budowa na niej i płacenie podatków stworzyły uzasadnione oczekiwanie co do praw własności, które zostało naruszone przez bezkompensacyjne unieważnienie aktu.
Stan faktyczny
Skarżący, Nazmi Apaydın, w 1999 roku nabył nieruchomość w Stambule za 1,900 Euro, otrzymał akt własności, wybudował na niej budynek i regularnie opłacał podatki. Nieruchomość ta, w 1943 roku włączona do granic lasu, w 1972 roku utraciła status terenu leśnego i została przekazana Skarbowi Państwa, co zarejestrowano w 1995 roku. W 2000 roku Skarb Państwa wszczął postępowanie o unieważnienie aktu własności skarżącego, które zakończyło się pomyślnie dla państwa w sądach krajowych, bez przyznania skarżącemu odszkodowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Orzekł, że Państwo pozwane ma zapłacić skarżącemu 2 300 Euro tytułem szkody majątkowej i 2 000 Euro tytułem szkody niemajątkowej, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   NAZMĐ APAYDIN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:33742/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33742/05) no’lu davanın nedeni, (T.C.   vatandaꢀı) Nazmi Apaydın’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 31 Ağustos   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1956 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   yılında, Đstanbul, Sultan Çiftliği köyünde bulunan 207 m2 lik bir taꢀınmaz, orman alanı   sınırları içerisine katılmıꢀtır.   Aralık 1944 tarihinde, tarım reformu çerçevesinde, sözkonusu taꢀınmaz, H.G. isimli bir   ꢀahsa verilmiꢀtir. Sözkonusu kiꢀi, taꢀınmazı, 257 parsel numarası ile tapu kaydında adına   kaydettirmiꢀ ve tapu senedini almıꢀtır.   yılında, sözkonusu taꢀınmaz, Đsmet Kuꢀoğlu’na satılmıꢀtır.   yılında, bu tarihe kadar, orman alanı içerisinde yer alan taꢀınmaz ormanlık alan   özelliğini kaybetmiꢀtir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca, sözkonusu   taꢀınmaz Hazine yararına orman alanından çıkarılmıꢀtır. Sözkonusu durum, tapu kaydına   ancak 16 Haziran 1995 tarihinde kaydedilmiꢀtir.   Aralık 1999 tarihinde, baꢀvuran, ihtilaflı taꢀınmazı, 1.000.000.000 TL (olayların meydana   geldiği dönemde yaklaꢀık 1.900 Euro) tutarıyla satın almıꢀ ve tapu kaydını adına tescil   ettirmiꢀtir. Baꢀvurana tapu senedi verilmiꢀtir. Bilahare baꢀvuran, izinsiz olarak taꢀınmazsın   üzerine bir yapı inꢀa etmiꢀtir. Baꢀvuran, düzenli olarak, arsa ve bina vergilerini ödemiꢀtir.   Mayıs 2000 tarihinde, Hazine, ihtilaflı taꢀınmazın Devlet’e ait mamelek içersinde kaldığını   ileri sürerek Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde baꢀvuran hakkında tapu iptal davası   açmıꢀtır.   Kasım 2003 tarihinde, Mahkeme, Hazine’yi haklı bulmuꢀtur. Mahkeme, baꢀvuranın,   tapusunu iptal etmiꢀ ve taꢀınmazın Hazine adına tescil edilmesine hükmetmiꢀtir.   Mart 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, sözkonusu kararı onamıꢀtır.   Temmuz 2005 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme baꢀvurusunu   reddetmiꢀtir.   HUKUK   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuran, tazminat ödenmeksizin Hazine yararına taꢀınmazından yoksun bırakıldığını ileri   sürmektedir. Baꢀvuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. Maddesine atıfta bulunmaktadır.   Kabuledilebilirliğe iliꢀkin olarak ise Hükümet, baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini   savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, tapu kaydının tutulmasından doğan bütün zararlardan   Devlet’in sorumlu olduğuna dair Medeni Kanunun 1007. maddesine dayanarak baꢀvuranın   tazminat elde edebileceği kanaatindedir. Bu bağlamda Hükümet, özellikle tapu kaydının   tutulmasından dolayı Devlet’in pozitif yükümlülüğüne iliꢀkin ulusal içtihadına atıfta   bulunmaktadır.   AĐHM, Savunmacı Hükümet tarafından ortaya konan itirazlara benzer itirazları daha önce   reddettiğini hatırlatmaktadır (Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ.-Türkiye, baꢀvuru no:   45651/04, 10 Mart 2009; Doğrusöz ve Aslan-Türkiye, baꢀvuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006;   Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye, baꢀvuru no: 75606/01, 10 Mayıs 2007; Ardıçoğlu-Türkiye,   baꢀvuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008; Berber-Türkiye, baꢀvuru no: 20606/04, 13 Ocak 2009).   Hiçbir unsurun sözkonusu içtihattan sapmayı gerektirmediğinden, AĐHM, Hükümet’in   itirazını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esas ile ilgili olarak, Hükümet, baꢀvuranın, taꢀınmazın orman alanı içersinde yer aldığını daha   sonra Hazine yararına orman alanı dıꢀında bırakıldığını bilerek taꢀınmazı satın aldığını   savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, Anayasa hükümlerine göre, sözkonusu nitelikteki bir   taꢀınmazın ꢀahsa ait olamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, Hükümet’e göre, Đsmet   Kuꢀoğlu’na ve baꢀvurana ait tapu senetlerinin hiçbir hukuki değeri yoktur. Hükümet,   baꢀvuranın taꢀınmazı alıꢀının geçersiz olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna   ulaꢀmaktadır.   Baꢀvuran, ulusal mahkemelerin, kendisine göre, hukuki değeri olan tapu senedinin bulunduğu   taꢀınmazın Hazine adına tescil edilmesine karar verdiğini belirtmektedir. Baꢀvuran, 14 Aralık   tarihinde, taꢀınmazı satın aldığı ve yetkili makamların kendisine gerektiği ꢀekilde bir   tapu senedi verdiğine dikkat çekmektedir. Bilahare baꢀvuran, taꢀınmaz üzerine bina inꢀa etmiꢀ   ve arsa ve bina vergilerini makamlara ödemiꢀtir. Baꢀvurana göre, hiçbir tazminat   ödenmeksizin, tapu senedinin iptal edilmesi ve Hazine adına tescil edilmesi, mallarına saygı   hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluꢀturmaktadır.   AĐHM, baꢀvuran tarafından sunulan ꢀikayete benzer ꢀikayetleri incelediğini ve baꢀvuranlara   ait taꢀınmazın mülkiyetinin hiçbir tazminat ödenmeden Hazine’ye devredilmesi nedeniyle 1   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (sözü   edilen Turgut vd; Hacısalihoğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 343/04, 2 Haziran 2009; sözü edilen   Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.ꢁ.; Rimer vd – Türkiye, baꢀvuru no: 18257/04, 10 Mart 2009   ve Nural Vural-Türkiye, baꢀvuru no: 16009/04, 10 Mart 2009). Đꢀbu davayı incelemesinin   ardından AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir   tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.   Sonuç olarak, mevcut davada, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran, 350.000 Euro maddi tazminat ve 150.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri ile ilgili   olarak, baꢀvuran, hiçbir talepte bulunmamıꢀtır.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir ve AĐHM’yi bu iddiaları reddetmeye davet   etmektedir.   Maddi tazminat ile ilgili olarak, sahip olduğu bilgileri dikkate alan AĐHM, baꢀvuran   tarafından ödenen alıꢀ miktarına tekabül eden 2.300 Euro’nun gecikme faizi ile birlikte   baꢀvurana maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda, sözü   edilen Hacısalihoğlu). Buna karꢀın AĐHM, Devlet’e ait mamelek olarak sınıflandırılan   taꢀınmazın üzerine inꢀa edilen binanın değerinin baꢀvurana ödenemeyeceğine kanaat   getirmektedir. AĐHM, her halükarda, sözkonusu binanın güncel değerine iliꢀkin baꢀvuranın   hiçbir belge sunmadığını kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu koꢀullarda, bu baꢀlık altında   ödenme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir.   Manevi tazminat ile ilgili olarak, ihlal tespitini göz önüne alarak ve hakkaniyete uygun olarak   baꢀvurana 2.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda,   Hacısalihoğlu).   Sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmaktadır.   Baꢀvuranın yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak hiçbir talepte bulunmaması   nedeniyle AĐHM, baꢀvurana yargılama masraf ve gideri altında tazminat ödemeye gerek   olmadığı kanaatindedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine:   (i) her türlü vergiden muaf tutularak 2.300 Euro (iki bin üç yüz Euro) maddi tazminat   (ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 19 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło