34294/04

WyrokETPCz2010-02-23ECLI:CE:ECHR:2010:0223JUD003429404

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego trwającego 13 lat naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy utrata wartości odszkodowania w wyniku inflacji, przy niewystarczających odsetkach za zwłokę, narusza prawo własności z art. 1 Protokołu nr 1, jeśli istnieje krajowy środek prawny?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że 13-letnie postępowanie cywilne, obejmujące dwie instancje i pięć sądów, było nadmiernie długie i naruszało wymóg "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji. Oceniając długość postępowania, Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżącej oraz władz krajowych, nie znajdując przekonujących argumentów rządu, że zachowanie skarżącej w sposób nieuzasadniony przyczyniło się do opóźnień. W odniesieniu do zarzutu naruszenia prawa własności, Trybunał stwierdził, że skarżąca miała dostęp do krajowego środka prawnego (art. 105 Tureckiego Kodeksu Zobowiązań), który umożliwiał dochodzenie dodatkowego odszkodowania za utratę wartości pieniądza, co czyniło tę część skargi oczywiście bezzasadną.
Stan faktyczny
Skarżąca, Pakize Gürkan (Yavaş), w 1991 roku wniosła do sądu cywilnego w Stambule sprawę przeciwko spółdzielni budowlanej, domagając się wykonania zobowiązania (przekazania mieszkania). Po stwierdzeniu niemożności wykonania zobowiązania, zmieniła żądanie na odszkodowanie. Postępowanie trwało od 2 maja 1991 r. do 2 kwietnia 2004 r., obejmując dwie instancje sądowe i dwukrotne uchylenie wyroków przez Sąd Kasacyjny. Ostatecznie zasądzono jej odszkodowanie w wysokości 80 089 350 TL z odsetkami za zwłokę.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą przewlekłości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącej 9 500 EUR z tytułu szkody niemajątkowej, płatne w ciągu trzech miesięcy od uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   GÜRKAN (YAVAꢀ) -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no:34294/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢀubat 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (34294/04) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Pakize Gürkan’ın (Yavaꢀ) (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 Temmuz 2004   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından N. Yaz tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1960 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Mayıs 1991 tarihinde, baꢀvuran, bir yapı kooperatifi hakkında Bakırköy Asliye Hukuk   Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Baꢀvuran, kooperatifin yapısal yükümlülüklerini yerine   getirmesinin yani daireyi vermesinin sağlanmasını talep etmiꢀtir.   Kasım 1995 tarihinde, mahkeme, sözkonusu dairenin üçüncü kiꢀilere satılmıꢀ olması   nedeniyle borçlunun yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlanmasının esasen imkansız   olduğunu tespit etmiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuran, yasal gecikme faizi ile birlikte zararlarına   tekabül edecek ꢀekilde tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Kasım 1996 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranın talebini kısmen haklı bulmuꢀ ve kooperatifi   yasal gecikme faizi ile birlikte 400.000.000 TL ödemeye mahkum etmiꢀtir. Yargılamanın ilk   safhasında yirmi dokuz duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir.   Mart 1997 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuꢀtur.   ꢁubat 2001 tarihinde mahkeme, baꢀvurana, yasal gecikme faizi ile birlikte ilk kararında   ödenmesine hükmettiği tazminat miktarından biraz daha az miktarda tazminat ödenmesine   hükmetmiꢀtir. Yargılamanın ikinci safhasında mahkeme, yirmi üç duruꢀma gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Temmuz 2001 tarihinde kooperatif tarafından yapılan temyiz baꢀvurusunu inceleyen   Yargıtay, tazminatın hesaplama biçiminde hata yapılmasından dolayı ilk derece   mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.   Ekim 2002 tarihli raporda, bilirkiꢀiler baꢀvuranın maruz kaldığı zararı 80.089.350 TL   olarak belirlemiꢀlerdir. Baꢀvuran tarafından sözkonusu rapora itiraz edilmesinin ardından,   mahkeme yeni bir bilirkiꢀi incelemesi yapılmasına hükmetmiꢀtir. Đkinci bilirkiꢀi raporu 24   Eylül 2003 tarihinde sunulmuꢀtur.   Ekim 2003 tarihli duruꢀmada, baꢀvuran, son bilirkiꢀi raporuna da itiraz etmiꢀtir. Ayrıca   baꢀvuran, enflasyon oranı ile yasal faiz arasındaki fark dikkate alındığında, alacağının değer   kaybetmesi nedeniyle ek bir zarara daha uğradığını iddia etmiꢀ ve Borçlar Kanunu’nun 105.   maddesi uyarınca ilgili yargılama masraflarını ödemeksizin zararının tazmin edilmesini talep   etmiꢀtir.   Ocak 2004 tarihli on dördüncü duruꢀma sırasında, baꢀvuranın avukatı yargılama   masraflarının ödenmesi hususunda karar vermesi için müvekkili ile anlaꢀamadığını belirtmiꢀ   ve süre talep etmiꢀtir.   Sözkonusu duruꢀmanın bitiminde, mahkeme, gecikme faizi ile birlikte baꢀvurana 80.089.350   TL ödenmesine hükmetmiꢀtir. Ek zarara iliꢀkin talep ile ilgili olarak, mahkeme, baꢀvuranın   yargılama masraflarını ödemediğini belirtmiꢀ ve Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca   ayrı bir dava açma imkanına sahip olduğuna kanaat getirmiꢀtir.   Yargılama boyunca, baꢀvuranın avukatı altı kere mazeret bildirmiꢀtir.   Nisan 2004 tarihinde, temyiz baꢀvurusunda bulunulmadığından karar kesinleꢀmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6. maddesinin öngördüğü ꢀekli ile “makul süre”   ilkesine riayet etmediğini ileri sürmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın davasını ihtimamla   takip etmemesi nedeniyle yargılamanın uzamasına baꢀvuranın katkı sağladığını   savunmaktadır. Baꢀvuranın avukatı birçok defa mazeret bildirmiꢀ ve çok sayıda süre   uzatılması talebinde bulunmuꢀtur. Ayrıca Hükümet, 8 Kasım 1995 tarihinde, baꢀvuranın   talebinin konusunu değiꢀtirdiğini ve mahkemenin davanın incelemesini yeniden yapması   gerektiğini sözlerine eklemiꢀtir.   AĐHM, dikkate alınacak dönemin 2 Mayıs 1991 tarihinde baꢀvuranın mahkemeye baꢀvurusu   ile baꢀladığını ve 2 Nisan 2004 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama   süresi iki dereceli yargıda ve beꢀ mahkemede yaklaꢀık on üç yıl sürmüꢀtür.   AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca sözkonusu ꢀikayetin açıkça   dayanaktan yoksun olmadığını ve hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit   etmektedir.   AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik   içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve   ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır   (Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96). AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları   ortaya koyan davaları müteaddit defalar incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal   edildiğini tespit etmiꢀtir (sözü edilen Frydlender). Takdirine sunulan unsurları   değerlendirmesinin ardından AĐHM, Hükümet’in mevcut davada baꢀka bir sonuca ulaꢀmak   için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. AĐHM, özellikle,   baꢀvuranın tutumunun haksız yere yargılamanın uzamasına neden olduğu kanısında değildir.   Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin   uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığı kanaatindedir.   Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Baꢀvuran, ihtilaflı yargılama süresinin uzun olmasının 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile   güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran, enflasyon   oranı karꢀısında gecikme faizi oranının yetersiz kalması nedeniyle tazminatının değer   kaybetmesinden ꢀikayetçidir.   Hükümet, temyiz baꢀvurusunda bulunmamasından dolayı baꢀvuranın iç hukuk yollarını   tüketmediğini savunmaktadır. Esas ile ilgili olarak, Hükümet, yargılamanın baꢀvuranın   talebiyle ilintili olduğuna dikkat çekmektedir.   Baꢀvurana göre, kooperatifin borçları gecikme faizi ile hesaplanmalıdır.   AĐHM, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tazminatın baꢀvurana, baꢀvuranın da talep ettiği gibi   gecikme faizi ile birlikte hesaplanmasına karar verdiğini kaydetmektedir. Ayrıca AĐHM,   baꢀvurana, gecikme faizi ile enflasyon oranı arasındaki fark nedeniyle ek zarara uğradığından   ꢀikayetçi olması için baꢀvurana hukuk yolu sunulduğunu gözlemlemektedir. Nitekim Borçlar   Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen baꢀvuru yolu, gecikme faizi ile telafi edilen zararı   geçen zararın tazminini amaçlamaktadır (bkz, a contrario, Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998).   Sözkonusu değerlendirmeler ıꢀığında, AĐHM, bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu   ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuran, maruz kaldığı maddi zararı   80.000 Euro, yargılama masraf ve giderlerini 10.000 Euro ve manevi zararı 20.000 Euro   olarak değerlendirmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte   ve sözkonusu talebi reddetmektedir.   Buna karꢀın AĐHM, baꢀvuranın belli bir manevi zarara maruz kaldığı kanaatindedir.   Hakkaniyete uygun olarak, AĐHM, baꢀvurana, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi   kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi ile   birlikte 9.500 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.   Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, baꢀvuran, hiçbir belge sunmamaktadır. Sonuç   olarak, AĐHM, bu talebi reddetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir   geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana her türlü vergiden muaf tutularak 9.500 Euro (dokuz bin beꢀ yüz Euro)   manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 23 ꢁubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło