34400/02
WyrokETPCz2008-05-20ECLI:CE:ECHR:2008:0520JUD003440002
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego oraz brak doręczenia opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy brak skutecznego środka odwoławczego w sprawie przewlekłości postępowania naruszył art. 13 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne, trwające osiem lat i dziewięć miesięcy w dwóch instancjach, było nadmiernie długie, zwłaszcza z powodu opieszałości władz krajowych w przygotowaniu aktu oskarżenia i rozpatrywaniu apelacji. Stwierdził również, że brak doręczenia skarżącemu opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego naruszył zasadę równości broni i prawo do rzetelnego procesu, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo. Dodatkowo, Trybunał uznał, że brak w tureckim systemie prawnym skutecznego środka odwoławczego, który pozwalałby na przyspieszenie postępowania lub uzyskanie odpowiedniego odszkodowania za jego przewlekłość, stanowi naruszenie art. 13 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący Volkan Şahin został oskarżony o fałszowanie dokumentów w 1993 roku. Postępowanie karne trwało od maja 1993 do lutego 2002 roku. W trakcie postępowania skarżący nie był obecny na wielu rozprawach, twierdząc, że nie został o nich powiadomiony. Początkowo uniewinniony, następnie skazany na rok i osiem miesięcy więzienia, co zostało utrzymane w mocy przez Sąd Kasacyjny. Skarżącemu nie doręczono pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z przewlekłością postępowania karnego. 3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z brakiem doręczenia skarżącemu pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego. 4. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji w związku z brakiem skutecznego środka odwoławczego w sprawie przewlekłości postępowania karnego. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 3 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki. 6. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
VOLKAN ꢀAHĐN/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 34400/02)
KARAR
STRAZBURG Mayıs 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USULĐ ĐꢀLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 34400/02 no’lu davanın nedeni T.C.
vatandaꢀı Volkan ꢁahin’in (“baꢀvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Ağustos tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34.
maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından Ayhan Akyiğit tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran, 1965 doğumludur ve Antalya’da yaꢀamaktadır. Mart 1993’te H.I. isimli ꢀahıs baꢀvuran ve S.K. aleyhinde sahte senet
düzenledikleri hususunda Marmaris Cumhuriyet Savcısı’na suç duyurusunda bulunmuꢀtur.
Cumhuriyet Savcısı, soruꢀturma açmıꢀ ve 17 Mayıs 1993’te baꢀvuranı sorgulamıꢀtır.
Hazırlık soruꢀturması tamamlandıktan ve gerekli deliller ele geçirildikten sonra
Ankara Cumhuriyet Savcısı, 21 Nisan 1995’te Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir
iddianame sunmuꢀ ve baꢀvuran ile S.K.’nın Ceza Kanunu’nun 342/1 maddesi uyarınca evrak
sahtekarlığı suçundan cezalandırılmalarını talep etmiꢀtir. Mayıs 1995 ve 12 Eylül 1997 tarihleri arasında on üç duruꢀma düzenlenmiꢀtir ve
baꢀvuran bu duruꢀmalara katılmamıꢀtır. Bu duruꢀmaların her birinde Ankara Ağır Ceza
Mahkemesi, yetkili makamların baꢀvuranın adresini belirleyemediğini tespit etmiꢀtir.
Baꢀvuran, duruꢀmalara katılmama nedeninin yargılanmadan haberdar edilmemesi olduğunu
belirtmiꢀtir. 13 Mayıs 1996’da baꢀvuranla birlikte itham edilen S.K., yeterli delil olmadığı
için beraat etmiꢀtir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuran aleyhindeki davanın devam
etmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranı temsil eden bir avukat, 21 Kasım 1997’deki 14. duruꢀmaya katılmıꢀtır
ancak, baꢀvuran avukatlık ücretini ödeyemediği için kendisini temsil etmeye devam
etmemiꢀtir. 26 Mart 1998’de yetkili makamlar, baꢀvuranı bulmuꢀ ve sorgulamıꢀtır. Baꢀvuran,
sorgulama sırasında aleyhindeki suçlamaları reddetmiꢀtir. 28 Mayıs 1998’deki 18. duruꢀmaya
katılmıꢀtır. Haziran 1998’de düzenlenen 19. duruꢀmada Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, yeterli
delil bulunmaması nedeniyle baꢀvuranın beraat etmesine karar vermiꢀtir. 16 Eylül 1998’de
Cumhuriyet Savcısı, beraat kararını temyiz etmiꢀtir. 11 Kasım 1999’da Yargıtay kararı
onaylamıꢀ ve davayı yeniden görülmek üzere Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale
etmiꢀtir. Nisan 2000’de, yeni mahkemede görülen ilk duruꢀma sırasında, Ankara Ağır Ceza
Mahkemesi baꢀvuranı suçlu bularak bir yıl sekiz ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.
Baꢀvuran, karara itiraz etmiꢀtir.
Ekim 2001’de Yargıtay Baꢀsavcısı, Yargıtay’a yazılı görüꢀlerini sunmuꢀtur. Bu
görüꢀler, baꢀvurana bildirilmemiꢀtir. 13 ꢁubat 2002’de, gördüğü bir duruꢀma ardından
Yargıtay, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI
1. Cezai takibatın uzunluğuna iliꢁkin ꢁikayet
Baꢀvuran, cezai takibatın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1. maddesinde kaydolunan “makul
süre” gereğine uygun olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
AĐHM göz önüne alınması gereken sürenin, baꢀvuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından
sorgulandığı 17 Mayıs 1993’te baꢀladığı ve Yargıtay’ın mahkumiyetini onayladığı 13 ꢁubat
2002’de sona erdiği kanısındadır. Bu nedenle, iki aꢀamalı yargılamada sekiz yıl dokuz ay
sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, yerel mahkemeler önünde ꢀikayetini sunmamıꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın
iç hukuk yollarını tüketmemiꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir.
AĐHM daha önceki davalarda Hükümet’in, iç hukuk yollarının tüketilmemiꢀ olmasına
iliꢀkin benzer itirazlarını incelemiꢀ olduğunu gözlemlemektedir (bkz., Karakullukçu/Türkiye,
no. 49275/99, paragraflar 27-28, 22 Kasım 2005). AĐHM mevcut davada yukarıda kaydedilen
davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca ulaꢀmasına neden olacak özel koꢀullar
görmemektedir. Bu nedenle, Hükümet’in bu baꢀlık altındaki itirazını reddeder.
AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde ꢀikayetin, dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit
eder. Bu nedenle ꢀikayet, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, baꢀvuranın çok sayıda duruꢀmada katılmayarak gecikmeye katkıda
bulunmuꢀ olduğunu iddia etmiꢀtir. Yetkili makamlar, baꢀvuranın bu duruꢀmalara katılmasını
sağlamak için mümkün olan her ꢀeyi yapmıꢀtır.
Baꢀvuran, Cumhuriyet Savcısı’nın 21 Nisan 1995 tarihli iddianamesinin kendisine
bildirilmediğini ve bu nedenle, aleyhinde açılan cezai takibattan haberdar olmadığını ileri
sürmüꢀtür.
AĐHM, kovuꢀturmanın uzunluğunun makul olup olmadığının, dava koꢀulları ıꢀığında
ve davanın karmaꢀıklığı ile baꢀvuranın ve yetkili makamların tutumu gibi kriterler göz önüne
alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa [BD],
no. 25444/94, paragraf 67, AĐHM 1999-II).
AĐHM, davanın konusunun karmaꢀık olmadığı kanaatindedir. Ancak baꢀvuranın 1
Mayıs 1995 ve 21 Kasım 1997 tarihleri arasında – iki buçuk yıldan fazla bir süre –
düzenlenen duruꢀmalara katılmaması, hiç ꢀüphesiz sürecin uzamasına katkıda bulunmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın duruꢀmalara katılmama nedeninin suçu için belirlenen
zamanaꢀımı süresi dolana kadar serbest kalma niyeti olduğu kanısındadır. Baꢀvuran bu
nedenle kanuni kovuꢀturmaya tabi tutulmaktan kurtulmayı ummuꢀtur. Baꢀvuran, sebebin
yetkili makamların kendisine duruꢀmayı bildirmemesi olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, yukarıda değinilen süreden haberdar olmadığını iddia eden baꢀvuranın, bu süre
içerisinde aleyhinde yürütülen takibattan etkilendiğini iddia edemeyecek olması nedeniyle
tarafların bu husustaki ifadelerinin doğruluğunu incelemeyi gerekli bulmamaktadır. Bu
nedenle, kovuꢀturmanın toplam uzunluğunu değerlendirirken bu süreyi göz ardı etmektedir.
AĐHM, yetkili makamların tutumları hususunda, Hükümet’in baꢀvuranı 17 Mayıs
1993’te sorgulayan Cumhuriyet Savcısı’nın, iddianamesini hazırlaması ve sunmasının neden
yaklaꢀık iki yıl sürdüğüne iliꢀkin açıklamada bulunmadığını gözlemlemektedir.
Benzer olarak, Hükümet Yargıtay’ın itirazları incelemek için kullandığı süreye iliꢀkin
de açıklama yapmamıꢀtır. AĐHM bu bağlamda Yargıtay’ın, Cumhuriyet Savcısı’nın
baꢀvuranın beraatini temyiz etmesi hususunda karar vermesinin yaklaꢀık bir yıl iki ay
sürdüğünü belirtmektedir. Ayrıca Yargıtay, baꢀvuranın mahkumiyeti hususundaki itirazını
yaklaꢀık iki yıl süresince karara bağlamamıꢀtır.
Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında ve esasa iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM,
mevcut davada kovuꢀturma uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve “makul süre” gereğini
karꢀılamadığı kanısındadır.
Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiꢀtir.
2. Yargıtay Baꢁsavcısı’nın görüꢁlerinin tebliğ edilmemesine iliꢁkin ꢁikayet
Baꢀvuran, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün kendisine bildirilmediği ve bu
nedenle, karꢀı görüꢀlerini bildirme fırsatından mahrum bırakıldığı hususunda ꢀikayette
bulunmuꢀtur. ꢁikayetini,6/3 (b) maddesine dayandırmıꢀtır.
AĐHM, bu ꢀikayetin 6/1 maddenin “herkes ….. cezai alanda kendisine yöneltilen
suçlamalar konusunda …. davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini”
ifadeleri açısından incelenmesi gerektiği kanısındadır.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3. maddesi çerçevesinde ꢀikayetin, dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit
eder. Bu nedenle ꢀikayet, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, baꢀvuranın Yargıtay önünde duruꢀmaya katılan yasal temsilcisinin,
duruꢀmadan önce Baꢀsavcı’nın görüꢀlerini inceleyebileceğini ve bunlara itiraz edebileceğini
ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran iddialarını yinelemiꢀtir.
AĐHM, aynı konuyu daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal
edildiğini tespit ettiğini belirtmektedir (Göç/Türkiye, [BD], no. 36590/97, paragraf 55, AĐHM
2002-V; Sağır/Türkiye, no. 37562/02, paragraf 26, 19 Ekim 2006; ve Ayçoban ve
Diğerleri/Türkiye, no. 42208/02, 43491/02 ve 43495/02, 22 Aralık 2005).
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ ve yukarıda kaydedilen davalarda ulaꢀılan
sonuçlardan farklı bir sonuca ulaꢀmasını gerektirecek özel bir koꢀul tespit etmemiꢀtir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran ayrıca kovuꢀturmanın uzunluğuna itiraz etmek için baꢀvuracağı bir iç hukuk
yolu bulunmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. ꢁikayetini, AĐHS’nin 13. maddesine
dayandırmaktadır.
Hükümet, baꢀvuranın iddiasına itiraz etmiꢀtir.
AĐHM bu ꢀikayetin, makul süre gereğine iliꢀkin yukarıda incelenen ꢀikayetle bağlantılı
olduğunu ve bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.
AĐHM, 13. maddenin 6/1 madde bağlamında bir davanın, makul bir süre içerisinde
görülmesi gereğinin ihlal edildiği durumlarda yerel bir makam önünde etkin bir iç hukuk yolu
temin ettiğini yinelemektedir (bkz. Kulda/Polonya [BD], no. 30210/96, paragraf 156, AĐHM
2000-XI).
AĐHM, Türk hukuk sisteminin kovuꢀturmayı hızlandırma ya da ortaya çıkan
gecikmeler için davacılara yeterli tazmini sağlama hususunda iç hukuk yolları temin
etmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle mevcut davada baꢀvuranın, herhangi bir makamı
kovuꢀturmayı hızlandırma hususunda mahkeme üzerinde denetleme yetkisi kullanmaya
mecbur kılma hakkı yoktur (bkz. Tendik ve Diğerleri/Türkiye, no. 23188/02, 34.-39.
paragraflar, 22 Aralık 2005).
Dolayısıyla 13. madde ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 150,000 Euro (EUR) ve manevi tazminat olarak
50,000 EUR talep etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın taleplerine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle talebi reddeder. Diğer yandan, baꢀvurana manevi
tazminat olarak 3,500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, yerel mahkemeler önünde yaptığı için harcamalar için 81 ABD Doları ve
139,977,266 Türk Lirası; AĐHM önünde yaptığı harcamalar için 2,600 EUR talep etmiꢀtir.
Đddialarını sunduğu tarihte yerel mahkemeler önünde yaptığı harcamalar için baꢀvuranın talep
ettiği meblağ, yaklaꢀık 137 EUR’dur.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulunduran AĐHM, bu
baꢀlık altında yapılan harcamaları da kapsayacak ꢀekilde 1,000 EUR tazminat ödenmesinin
uygun olduğu kanısındadır.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Cezai takibatın uzunluğu hususunda AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yargıtay Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün baꢀvurana bildirilmemesinin, AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlaline neden olduğuna;
4. Cezai takibatın uzunluğuna karꢀı baꢀvurulacak bir iç hukuk yolu bulunmamasının,
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlaline neden olduğuna;
5. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere
Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 3,500 EUR (üç bin beꢀ yüz Euro) ve uygulanabilecek her
tür vergi;
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,000 EUR (bin Euro) ve uygulanabilecek her
tür vergi;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının
üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 20 Mayıs 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło