34506/03
WyrokETPCz2007-10-02ECLI:CE:ECHR:2007:1002JUD003450603
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak rozprawy sądowej na żadnym etapie postępowania karnego w sprawie o napaść naruszył prawo skarżącego do rzetelnego procesu sądowego zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak rozprawy sądowej na żadnym etapie postępowania karnego, zarówno przed sądem wydającym nakaz karny, jak i przed sądem odwoławczym, stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Podkreślono, że skarżący nigdy nie miał możliwości osobistego stawiennictwa przed sędziami i przedstawienia swojej obrony. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach, w których stwierdzano naruszenie prawa do rzetelnego procesu z powodu braku rozprawy.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Bolluk, urodzony w 1936 r., mieszka w Balıkesir. 17 października 2002 r. K.T. złożył skargę na skarżącego i dwie inne osoby za napaść. 20 stycznia 2003 r. Prokuratura w Balıkesir wszczęła postępowanie karne przeciwko skarżącemu. 30 stycznia 2003 r. Sąd Pokoju nałożył na skarżącego grzywnę w wysokości około 102 Euro bez przeprowadzenia rozprawy, opierając się na uproszczonym postępowaniu. 7 kwietnia 2003 r. Sąd Karnego Pierwszej Instancji oddalił odwołanie skarżącego od tego wyroku, również bez rozprawy.Rozstrzygnięcie
Trybunał orzekł, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdził naruszenie art. 6 Konwencji z powodu braku rozprawy w ramach postępowania krajowego. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych zarzutów z art. 6 Konwencji. Orzekł, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową i odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
BOLLUK -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:34506/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (34506/03) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu
ülke vatandaꢀı olan Mehmet Bolluk’un, 8 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) Đnsan Hakları ve
Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Balıkesir Barosu avukatlarından M.A. Kaan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN UNSURLARI
Baꢀvuran, 1936 yılı doğumludur ve Balıkesir’de ikamet etmektedir. Ekim 2002 tarihinde, K.T. baꢀvuranın da aralarında olduğu üç kiꢀiden müessir fiil
suçundan dolayı ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ekim 2002 tarihinde polis tarafından sorgulanan baꢀvuran, kendisi aleyhindeki tüm
suçlamaları reddetmiꢀtir. Ocak 2003 tarihinde, Balıkesir Cumhuriyet Baꢀsavcılığı baꢀvuran aleyhinde kamu
davası açmıꢀ ve öldürme kastı olmaksızın bir baꢀkasının fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne
yönelik saldırıyı cezalandıran TCK’nın 456/4. maddesinin uygulanmasını talep etmiꢀtir. Ocak 2003 tarihinde, Sulh Ceza Mahkemesi hiç duruꢀma gerçekleꢀtirmeksizin
baꢀvuranı yaklaꢀık 102 Euro’ya tekabül eden 181.753.415 TL ağır para cezasına çarptırmıꢀtır.
Bunun için, Sulh Ceza Mahkemesi, ceza kararnamesi verilmesine olanak sağlayarak
basitleꢀtirilmiꢀ yargılamayı öngören Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386. maddesini
temel almaktadır. Mart 2003 tarihinde, baꢀvuran, Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi’nde sözkonusu
mahkumiyete itiraz etmiꢀtir. 7 Nisan 2003 tarihli bir karar ile Balıkesir Asliye Ceza
Mahkemesi de duruꢀma gerçekleꢀtirmeksizin bu itirazı reddetmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, mahkemelerin duruꢀma yapmamasından dolayı davasının hakkaniyete
uygun olarak görülmediğini ileri sürmektedir. Böylelikle, baꢀvuran, duruꢀmalara katılma ve
uygun bir ꢀekilde savunmasını sunma hakkından yoksun bırakılmıꢀtır. Baꢀvuran, AĐHS’nin 6.
maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır ve ceza kararnamesinin adil bir yargılamanın
sonunda ve hukuk kurallarına riayet edilerek verildiğini belirtmektedir. Hükümet, önemsiz
olarak adlandırılan davalarla ilgili yargılamaları basitleꢀtirerek mahkemelerin iꢀ yükünü
azaltmayı amaçlayan bir yargılamanın söz konusu olduğuna dikkat çekmektedir. Üstelik
Hükümet, ceza kararnamesinin hüküm olarak düꢀünülemeyeceğini de belirtmektedir.
Hükümet, Türk Hukuku’nun, Asliye Ceza Mahkemeleri’ne itirazda bulunmak suretiyle ceza
kararnamelerine karꢀı etkili bir baꢀvuru yolu sunduğu hususunda AĐHM’nin dikkatini
çekmektedir. Hükümet, buradan ceza kararnamesi usulünün AĐHS’nin 6. maddesinin
gereklerine uygun olduğu sonucuna ulaꢀmaktadır.
Hükümet, 1 Haziran 2005 tarihinden beri yürürlükte olan Tük Ceza Kanunun ve cezai
yargılamadaki yeniliklerin kabul edilmesinden itibaren ceza kararnamesi usulünün Türk
Hukukunda artık bulunmadığını eklemektedir.
Baꢀvuran, iddialarını yinelemektedir.
A. Kabuledilebilirliğe Đliꢀkin
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilmezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B. Esasa Đliꢀkin
AĐHM, yargılamanın hiçbir aꢀamasında baꢀvuranın ulusal mahkemeler önünde
duruꢀmadan faydalanmadığını not etmektedir. Ne ceza kararnamesi çıkaran Ceza Mahkemesi
ne itiraz üzerine hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi duruꢀma yapmıꢀtır. Baꢀvuran,
kendisini yargılamaya çağrılan hakimler önüne hiçbir zaman vicahi olarak çıkma olanağına
sahip olmamıꢀtır.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiꢀ ve
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz. diğerleri
arasından, Karahanoğlu, Tanyar ve Küçükergin-Türkiye, baꢀvuru no: 74242/01, Gençer ve
diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 6291/02, 21 Aralık 2006, Sümer-Türkiye, baꢀvuru
no:27158/02, 6 ꢁubat 2007 ve Taner karaları).
Mevcut davada, AĐHM, gözlemlerinde, Hükümet’in farklı bir sonuca ulaꢀtıracak ikna
edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını not etmektedir. Ayrıca, AĐHM, sözkonusu sonuçların
reddedilmesi için hiçbir gerekçe görememektedir.
Olayın unsurlarının tamamı ıꢀığında ve içtihadını göz önüne alarak, AĐHM, baꢀvuranın
davasının, davaya bakan mahkemeler tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmediğinden
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini düꢀünmektedir.
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ulaꢀılan ihlal tespitini göz önüne
alarak, AĐHM, mevcut baꢀvuruda ortaya konulan baꢀlıca hukuki sorunu incelediği
kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetlerin geri kalan
kısmının ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığını düꢀünmektedir.
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 20.000 Euro ve manevi tazminat olarak 30.000 Euro
talep etmektedir.
Hükümet, bu miktara itiraz etmektedir.
AĐHM, belirtilen ihlallerin olmamasından dolayı Türk mahkemelerinin ulaꢀtıkları
sonuçlar üzerinde düꢀünme gereği duymamakta ve baꢀvuranın maddi tazminat talebini
reddetmektedir.
Manevi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin manevi tazminat
için yeterli adil tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, AĐHM ve yerel mahkemeler önünde yapmıꢀ oldukları masraf ve harcamalar
için 7.000 Yeni Türk Lirası (YTL) talep etmektedir.
Hükümet, bu talebe itiraz etmektedir.
AĐHM yerleꢀik içtihadına göre, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, masraf ve
harcamaların ödenmesi, gerçekliğinin, zorunluluğunun ortaya konulmasını ve miktarlarının
makul oranda olmasını öngörmektedir (Iatridis-Yunanistan (adil tazmin), baꢀvuru no:
31107/96).
AĐHM, baꢀvuranın masraf ve harcamalarına iliꢀkin iddialarını belgelendirmediğini
gözlemektedir. Dolayısıyla, bu talebin reddedilmesi uygun olacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ulusal yargılama çerçevesinde bir duruꢀma gerçekleꢀtirilmediğinden AĐHS’nin 6.
maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6. maddesi kapsamındaki diğer ꢀikayetlerin ayrı olarak incelenmesine
gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın kendisinin baꢀvuranın maruz kaldığı manevi tazminat için yeterli
adil tatmin oluꢀturduğuna;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3.
maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło