34506/97

WyrokETPCz2005-03-17ECLI:CE:ECHR:2005:0317JUD003450697

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy władze tureckie naruszyły materialny i proceduralny aspekt art. 2 Konwencji w związku z zaginięciem i domniemaną śmiercią męża skarżącej, oraz czy naruszono art. 5 Konwencji dotyczący pozbawienia wolności?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak jest wystarczających dowodów, aby bez cienia wątpliwości stwierdzić, że mąż skarżącej został porwany i zabity przez agentów państwowych, co wykluczyło naruszenie materialnego aspektu art. 2 Konwencji. Jednakże, Trybunał podkreślił, że art. 2 nakłada na państwo obowiązek przeprowadzenia skutecznego śledztwa w przypadku zaginięcia osoby w okolicznościach zagrażających życiu. W niniejszej sprawie śledztwo krajowe było nieskuteczne, ponieważ władze nie przesłuchały kluczowych świadków wymienionych w zeznaniach Kasima Açık, ani nie zbadały okoliczności, w jakich te zeznania zostały uzyskane, a analiza grafologiczna dokumentów została przeprowadzona z opóźnieniem. W związku z tym, Trybunał stwierdził naruszenie proceduralnego aspektu art. 2 Konwencji. Brak dowodów na udział agentów państwowych w porwaniu wykluczył również naruszenie art. 5.
Stan faktyczny
Mąż skarżącej, Talat Türkoğlu, znany z działalności politycznej, zaginął 1 kwietnia 1996 roku po wyjeździe z Edirne do Stambułu. Skarżąca zgłosiła zaginięcie do wielu instytucji administracyjnych i sądowych, a także twierdziła, że była śledzona i otrzymywała anonimowe groźby. Kluczowym elementem sprawy były zeznania więźnia Kasima Açık, który twierdził, że Talat Türkoğlu został porwany i zabity przez grupę składającą się z policjantów, żołnierzy i informatorów, a jego ciało wrzucono do rzeki Meriç. Władze krajowe wszczęły śledztwo, ale skarżąca uważała je za nieskuteczne.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: łączy i oddala wstępny zarzut rządu dotyczący przedwczesności skargi; stwierdza brak naruszenia art. 2 Konwencji w odniesieniu do zarzutu, że mąż skarżącej został porwany przez agentów państwowych lub osoby działające w imieniu władz państwowych; stwierdza naruszenie art. 2 Konwencji z powodu nieprzeprowadzenia przez władze krajowe skutecznego śledztwa w sprawie okoliczności zaginięcia męża skarżącej; stwierdza brak naruszenia art. 5 Konwencji; zasądza na rzecz skarżącej 10 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; oddala pozostałą część roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı   TÜRKOĞLU /Türkiye Davası   (Baꢀvuru no: 34506 / 97)   Strazburg   Mart 2005   USULĐ ĐꢁLEMLER   1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı olan Hasene Türkoğlu’nun (“baꢀvuran”), Đnsan Hakları   ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) önceki 25. Maddesi uyarınca,   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) yaptığı baꢀ   vurudur (baꢀvuru no: 34506/97).   2. Baꢀvuran, Đstanbul’da çalıꢀmakta olan G. Tuncer tarafından temsil edilmiꢀtir.   3. Baꢀvuran özellikle, kocasının Devlet’in ajanları tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü   iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran, AĐHS’nin 2. ve 5. Maddelerine atıfta bulunmuꢀtur.   4. Baꢀvuru, AĐHS’nin 11 No.’lu Protokolü’nün yürürlüğe girdiği tarih olan 1   Kasım 1998’de AĐHM’ye iletilmiꢀtir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2 Maddesi).   5. Baꢀvuru, AĐHM’nin Üçüncü Dairesi’ne verilmiꢀtir (Đçtüzüğün 52 § 1 Maddesi). Bu   Daire içinde, Đçtüzüğün 26 § 1 Maddesi’nde öngörüldüğü üzere, davaya bakacak olan Heyet oluꢀ   turulmuꢀ tur (AĐHS’nin 27 § 1 Maddesi). Türkiye için seçilen yargıç R. Türmen, dava oturu-   mundan çekilmiꢀtir (Đçtüzüğün 28. Maddesi). Bu nedenle Hükümet, onun yerine davada bulun-   mak üzere F. Gölcüklü’yü ad hoc yargıç olarak atamıꢀtır (AĐHS’nin 27 § 2 Maddesi ve Đçtüzüğün   § 1 Maddesi).   6. 19 Haziran 2001’de verdiği kararla, AĐHM baꢀvuruyu kabul edilebilir ilan etmiꢀtir.   7. Baꢀvuran ve Hükümet, esaslarla ilgili gözlemlerini dosyalamıꢀlardır (Đçtüzüğün 59 § 1   Maddesi). Taraflara danıꢀ tıktan sonra Daire, esaslar üzerine duruꢀ ma yapmanın gerekli   olmadığına karar vermiꢀtir (Đçtüzüğün 59 § 3 Maddesi in fine). Taraflar birbirlerinin gözlemlerine   yazıyla cevap vermiꢀlerdir.   8. 1 Kasım 2004’te AĐHM, Dairelerinin içeriğini değiꢀtirmiꢀtir (Đçtüzüğün 25 § 1   Maddesi). Bu dava yeni oluꢀturulan Üçüncü Daire’ye verilmiꢀtir (Đçtüzüğün 52 § 1 Maddesi).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   A. Olaylar   9. Baꢀvuranın eꢀinin kaybolmasıyla ilgili olaylar taraflar arasında görüꢀülmüꢀtür.   1. Baꢀvuran tarafından olayların sunulması   10. Baꢀvuranın eꢀi, Talat Türkoğlu, geçmiꢀte siyasi suçlar nedeniyle birçok kez tutuk-   lanıp yargılanmıꢀtır ve sivil polis gözetiminde tutulmuꢀtur.   11. 29 Mart 1996’da Talat Türkoğlu, akrabalarını ziyaret etmek üzere otobüsle Đstanbul’dan   Edirne’ye gitmiꢀtir. Edirne’ye giderken, otobüs bir araba tarafından durdurulmuꢀ ve bu araçtan   bir kiꢀi otobüse binmiꢀtir. Edirne’ye varmadan önce, aynı araba otobüsü tekrar durdurmuꢀ ve   daha önce otobüse binen adam arabaya geri dönmüꢀtür. Bu araba, Talat Türkoğlu’nu Edirne’deki   yakınlarının evine gidene kadar takip etmiꢀtir.   12. Talat Türkoğlu, 1 Nisan 1996’da Đstanbul’a gitmek üzere Edirne’den yola çıkmıꢀtır.   Türkoğlu eve gitmemiꢀ olup, o günden beri kayıptır. Eꢀinin kaybolmasından beꢀ gün sonra, baꢀ   vuran evine girerken ön kapının açık olduğunu ve televizyonunun açılmıꢀ olduğunu farketmiꢀtir.   Baꢀvurana göre, evine giren kiꢀiler bunu eꢀinin anahtarıyla gerçekleꢀtirmiꢀti.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀler   G e n e l M ü d ü r l ü ğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının   tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle   ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   13. Baꢀvuran, eꢀinin nerede olduğunu sormak için birçok idari ve adli kuruma dilekçe   y a z m ı ꢀtır. 25 Nisan 1996’da, baꢀvuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısına, 26 Nisan   1996’da Adli Tıp Kurumu’na ve Đstanbul Đnsan Hakları Derneği aracılığıyla Cumhurbaꢀkanı’na,   Baꢀbakan’a, Adalet Bakanı’na ve Türkiye Parlamentosu Đnsan Hakları Komisyonu’na   baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuran, 2 Mayıs 1996’da Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü’ne baꢀvuruda   bulunmuꢀtur. 3 Mayıs 1996’da ise Đstanbul Valiliği’ne, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na ve Milli   Đstihbarat Teꢀkilatı’na   baꢀvurmuꢀtur.   baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuran, 6 Mayıs 1996’da Edirne Valiliği’ne   14. 23 Eylül 1996’da, baꢀvuran Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’na baꢀvurmuꢀtur.   Baꢀvuran, sivil polis olduklarını düꢀündüğü kiꢀiler tarafından takip edilmekten ꢀikayetçi   olmuꢀtur. Baꢀvuran ayrıca, kendisine küfreden ve ölümle tehdit eden bir kiꢀiden isimsiz   telefonlar almaktan ꢀikayetçi olmuꢀtur.   15. 10 Eylül 1997’deki mektuplarıyla baꢀvuran, bir mahkum olan Kasım Açık’ın diğer   mahkumlara Talat Türkoğlu’nun ölümüyle ilgili ayrıntılı bilgi verdiği önemli bir ifade hakkında   Cumhuriyet Savcısı’nı ve Edirne Valisi’ni bilgilendirmiꢀtir.   16. Baꢀvuran, Kasım Açık’ın eylemleri hakkında bilgi alabilmek için MLKP’ye   (“Marksist Leninist Komünist Parti” – yasaklı bir sol kanat örgütü) gizlice giren bir Devlet ajanı   olduğunu iddia etmektedir. Bundan önce, Kasım Açık kontrgerilla eylemlerine katılmıꢀ ve birçok   kiꢀinin ölümüne karıꢀmıꢀtır. 18 Mayıs 1997’de hapishanede boğularak öldürülmüꢀtür. Baꢀvurana   göre, Kasım Açık, daha sonra Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda sorgulandığı bir   suç olan MLKP üyesi olma ꢀüphesiyle tutuklanıp Gebze Cezaevi’nde alıkoyulduktan sonra   sorgulanırken bu ifadeyi vermiꢀtir.   17. Önce teybe kaydedilip sonradan yazıya aktarılan bu ifadeye göre, Talat Türkoğlu   polis memurları, askerler ve itirafçılardan1 oluꢀan bir ekip tarafından sorgulanmıꢀtır. Talat   Türkoğlu daha sonra Murat Demir ve Murat Đpek tarafından öldürülmüꢀ ve cesedi Türkiye-   Yunanistan sınırının bir bölümünü oluꢀturan Meriç Nehri’ne atılmıꢀtır. Baꢀvuran mektubunda,   Kasım Açık’ın Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin bir taslağını çizdiğini ve Talat   Türkoğlu’nun üzerindeki giysilerin, özellikle ayakkabılarının, cüzdanının ve saatinin ayrıntılı bir   tanımlamasını verdiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, bu detayların doğru olduğunu onaylamıꢀtır.   Baꢀvuran son olarak, Talat Türkoğlu’nun öldürülmüꢀ olduğunun kesinlik kazanması gerektiğini   ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, yetkililerden bu yeni ifadeyi soruꢀturmalarını ve o alanda bulunan   kimliği belirsiz cesetlerle ilgili belgelerle fotoğrafları kendisine göstermelerini istemiꢀtir.   18. Baꢀvuran, dilekçe verdiği idari ve adli kurumlardan, kendisinden ve eꢀinin annesinden   ifade almak için yollanan ve Talat Türkoğlu’nun kaybolduğu alanda bulunan bir cesedin   kimliğini tespit etmek için Talat Türkoğlu’nun kardeꢀine yollanan birer davet dıꢀında hiçbir   karꢀılık almadığını iddia etmektedir. Bu bakımdan, baꢀvuran, Talat Türkoğlu’nun   kaybolmasından sonra kendisinin ve yakınlarının Nisan 1996’da yerel makamlara baꢀvuruda   bulunmasına rağmen, Hükümet tarafından sunulan belgelerin Mayıs 1998 tarihli olduğunu   belirtmiꢀtir.   2. Hükümet tarafından olayların sunulması   19. 15 Nisan 1996’da dilekçe alınmasının ardından, Edirne Cumhuriyet Savcısı bir   soruꢀturma baꢀlamıꢀtır. Edirne Cumhuriyet Savcısı, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınıp   alınmadığını öğrenmek için Edirne Emniyet Müdürlüğü ile iletiꢀime geçmiꢀtir. 2 Mayıs 1996’da   durumun böyle olmadığı kendisine iletilmiꢀtir. Edirne’de Talat Türkoğlu’nun aranması   baꢀarısızlıkla sonuçlandığı için, fotoğrafı Türkiye’deki bütün Emniyet Müdürlüklerine   y o l l a n m ı ꢀtır.   20. 2 Mayıs 1996’da Bursa’da alıkonmuꢀ olan on yedi kiꢀinin Talat Türkoğlu’nun   akıbetinin açıklanmasını istemelerini takiben, Bursa Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet   Savcısı ve Adalet Bakanlığı Ceza Đꢀ leri Genel Müdürlüğü tarafından yeni soruꢀturmalar   baꢀlatılmıꢀtır.   21. 24 Mayıs 1996’da, bir baꢀka isteğe cevaben, Edirne jandarma komutanı, gözaltı   kayıtlarının doğrulandığını ve bölgelerinde kimlik kontrolüne baꢀladıklarını Cumhuriyet   “Đtirafçılar”, örgüt hakkında makamlara bilgi sağlayan, yasadıꢀı bir örgüte mensup üyeleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir.   Savcısı’na bildirmiꢀtir. 10 Haziran 1996’da, jandarma yetkilileri Cumhuriyet Savcısı’na   çabalarının baꢀarısız kaldığını ifade etmiꢀtir.   22. 9 Ağustos 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı, Đstanbul Cumhuriyet Savcısı’nı   soruꢀturma ve Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’da gözaltına alınıp alınmadığıyla ilgili istenen bilgi   hakkında bilgilendirmiꢀtir. 14 Ekim 1996’da Đstanbul Emniyet Müdürlüğü, Edirne Cumhuriyet   Savcısı’nı Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’daki emniyet yetkilileri tarafından gözaltına alınmadığını   konusunda bilgilendirmiꢀtir.   23. Baꢀvuranın 10 Eylül 1997 tarihinde Kasım Açık’ın ifadesine dayanarak ek bir   soruꢀturma yapılması için verdiği dilekçenin alınmasının ardından, Edirne Cumhuriyet Savcısı   sırasıyla Enez, Meriç, Đpsala ve Uzunköprü Cumhuriyet Savcılarını soruꢀturma ve bölgede   bulunan kimliği belirlenmemiꢀ cesetlerle ilgili istenen bilgi hakkında bilgilendirmiꢀtir. Talat   Türkoğlu’nun yakınları, fotoğraflardaki bir cesedin kimliğini belirlemek için çağrılmıꢀlardır.   Yakınlarına göre, bulunan ceset Talat Türkoğlu’na ait değildir.   24. Kasım Açık’ın verdiği ifadelerle ilgili bir soruꢀturma yapılmıꢀtır. Bu bağlamda,   Kasım Açık’ın Gebze cezaevinde TDP’de (Türkiye Devrim Partisi – yasaklı bir sol kanat örgütü)   beraber çalıꢀtığı eylemciler tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıꢀtır. TDP tarafından yapılan bir   basın açıklamasına göre, Kasım Açık casusluk yapmıꢀ ve örgütün gizli stratejisine ihanet   etmiꢀtir. Bu basın açıklamasına göre, Kasım Açık TDP’nin kurallarına göre yargılanmıꢀ ve ölüm   cezasına çarptırılmıꢀtır. Baꢀvuranın göndermede bulunduğu ifade, bu “duruꢀma” sırasında TDP   üyeleri tarafından alınmıꢀtır. Hükümet’e göre, Kasım Açık bir Devlet ajanı değildi; Devlet’le ve   Devlet’e ait mercilerle hiçbir bağlantısı yoktu.   25. Kasım Açık’ın ölümünden sorumlu olduğu düꢀünülen ꢀüphelilere karꢀı yapılan cezai   kovuꢀturma sonucunda, Kasım Açık’ın kendisinin çıkardığı bir kavgada bir diğer mahkum   Ayhan Güneꢀ tarafından kazayla öldürüldüğü ortaya çıkmıꢀtır.   26. Kasım Açık’ın ifadesinden, baꢀvuranın eꢀini öldüren çetenin aynı zamanda   Diyarbakır’ın Silvan ve Lice bölgelerinde birçok kiꢀiyi kaçırıp öldürdükleri anlaꢀılmaktadır. Bu   nedenle, Kasım Açık’ın belirttiği yerlerde bir soruꢀturma yapılmıꢀtır. Bu soruꢀturma esnasında,   soruꢀturmayı yapan yetkililer Lice bölgesindeki birçok köy muhtarını çağırmıꢀ ve ifadelerini   almıꢀlardır.   B. Tarafların sunduğu belgeler   1. Baꢀvuran ve yakınlarının düzenlediği ya da onlar adına düzenlenen dilekçeler   27. 15 Nisan 1996’da Talat Türkoğlu’nun annesi Zeyneti Türkoğlu, Edirne Cumhuriyet   Savcısı’na oğlunun kendisini ziyaret etmek üzere Đstanbul’dan geldiğini, 1 Nisan 1996’da   evinden ayrıldığını ve o günden beri kayıp olduğunu belirttiği bir dilekçe sunmuꢀtur. Cumhuriyet   Savcısı’ndan oğlunun aranmasını istemiꢀtir.   28. 25 Nisan 1996’da, baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet   Savcısı’na dilekçe yazmıꢀtır. Baꢀvuran, Siirt’te tutuklu bulunan bir kiꢀinin ifadesine dayanarak,   eꢀinin tutuklanıp büyük bir ihtimalle Siirt’e götürüldüğünden ꢀüphelendiğini ifade etmiꢀtir.   Bununla beraber, Siirt’teki makamlar baꢀvurana eꢀinin orada alıkonmadığını bildirmiꢀlerdir.   Baꢀvuran, savcıdan eꢀinin aranmasını istemiꢀtir.   29. 26 Nisan 1996’da, baꢀvuran Đstanbul Adli Tıp Kurumu’na eꢀinin 1 Nisan 1996’da   kaybolduğunu bildirmiꢀtir. Baꢀvuran ayrıca, eꢀinin geçmiꢀte siyasi nedenlerden dolayı birçok kez   tutuklandığını ve kaybolmadan önce polis tarafından takip edildiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran Adli   Tıp Kurumu’ndan, eꢀinin parmak izlerine Emniyet Müdürlüğü’nden ulaꢀmasını, bu parmak   izlerini bulunan bütün kimliği belirsiz cesetlerin parmak izleriyle karꢀılaꢀtırmasını ve kendisine   y a r d ı m c ı o l a b i l e c e k b i l g i s a ğlamasını istemiꢀtir.   30. Aynı gün, Türkiye Đnsan Hakları Derneği, baꢀvuran adına T. C. Cumhurbaꢀkanı’na   Talat Türkoğlu’nun kaybolduğunu ve baꢀvuranın çeꢀitli makamlara baꢀvurduğunu belirten bir   mektup sunmuꢀtur. Cumhurbaꢀkanı’ndan Talat Türkoğlu için bir arama emri vermesi istenmiꢀtir.   Türkiye Đnsan Hakları Derneği aynı gün, Baꢀbakan’a, Đçiꢀleri Bakanı’na ve Đ nsan Hakları Meclis   Komisyonu’na benzer mektuplar göndermiꢀtir.   31. 2 Mayıs 1996 tarihli mektupla, baꢀvuran Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne eꢀinin   kaybolduğunu bildirmiꢀ ve çeꢀitli makamlara baꢀvurduğu ifade etmiꢀtir. Eꢀi geçmiꢀte siyasi   suçlar nedeniyle tutuklanmıꢀ, alıkonulmuꢀ ve yargılanmıꢀ olduğu için, baꢀvuran eꢀinin yine   tutuklanıp alıkonulmuꢀ olduğunu akla yatkın bulmuꢀtur. Baꢀvuran ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet   Savcısı, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Siirt emniyet müdürlüğü terörle mücadele ꢀubesiyle de   iletiꢀime geçmiꢀtir. Daha önce Siirt’te alınan bir ifadede bir kiꢀinin eꢀini ima etmesi nedeniyle,   eꢀinin oraya alınmıꢀ olabileceğini düꢀünmektedir. Siirt’teki makamlar kendisine kayıtlarında   eꢀinin adının geçmediğini bildirdiği için, baꢀvuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcılığı’na da baꢀvurmuꢀtur. Burası da baꢀvuranın eꢀinin adının kayıtlarında yer   almadığını bildirmiꢀtir. Baꢀvuran son olarak, yaptığı bütün araꢀtırmaların, sağlık ya da aile   sorunları olmayan eꢀinin MĐ T (Milli Đstihbarat Teꢀkilatı), JITEM (Jandarma Đstihbarat ve Terörle   Mücadele) ya da kontrgerillaların elinde olduğunu gösterdiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, baꢀka bir   ihtimal olmadığı takdirde, “Devlet’in resmi politikasına aykırı siyasi kimliğe sahip bir kiꢀinin bu   tür kuruluꢀların elinde olabileceği sonucuna varmanın normal olduğunu” ifade etmiꢀtir. “Bu   kuruluꢀlar birçok yasadıꢀı infazdan sorumludur ve zaman zaman Devlet makamları bunun   doğruluğunu kabul etmektedir. Ayrıca, anahtarla kapıyı açarak evime gizlice birinin girmesi ve   benim takip edilmiꢀ olmam çıkardığım bu sonucu güçlendirmektedir”. Baꢀvuran, Ankara   Emniyet Müdürlüğü’nden eꢀinin aranmasını istemiꢀtir.   32. 3 Mayıs 1996’da baꢀvuran, Milli Đ stihbarat Servisi’ne, bu servisin eꢀinin   kaybolmasıyla ilgili bilgisi olup olmadığını sormak için benzer bir mektup yollamıꢀtır.   33. 3 Mayıs 1996’da baꢀvuran, Đ stanbul Valisine eꢀinin 1 Nisan 1996’dan beri kayıp   olduğunu, daha önce siyasi nedenlerle birçok kez tutuklandığını ve kaybolmadan önce polis   tarafından takip edildiğini bildiren bir mektup yollamıꢀtır. Baꢀvuran, Edirne’deki Cumhuriyet   Savcısı’na, Valiye ve Emniyet Müdürlüğü’ne, Edirne’deki birçok karakola, hastaneye ve morga   baꢀvuruda bulunduğunu da Valiye bildirmiꢀtir. Baꢀvuran ayrıca, Đstanbul Emniyet   Müdürlüğü’ne, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na, cezaevlerine ve   Adli Tıp Kurumu’na baꢀvurduğunu da belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, Đ nsan Hakları Derneği’ne,   Uluslararası Af Örgütü’ne, Helsinki Đ zleme Komitesi’ne ve diğer sivil toplum örgütlerine,   Baꢀbakan’a, Đçiꢀleri Bakanlığı’na ve Ankara’daki Emniyet Müdürlüğü’ne baꢀvurduğundan da   bahsetmiꢀtir. Baꢀvuran, Vali’den olayı soruꢀturmasını istemiꢀtir. 6 Mayıs 1996’da baꢀvuran,   Edirne Valisi’ne benzer bir mektup yollamıꢀtır.   34. 3 Mayıs 1996’da baꢀvuran, Fatih Cumhuriyet Savcısı’na eꢀinin kaybolmasıyla ilgili   soruꢀturma yapılmasını istediği bir dilekçe yazmıꢀtır. Eꢀini tarif etmiꢀ ve savcıdan eꢀinin parmak   izlerini savcının yargı alanında bulunan ya da bulunması muhtemel olan kimliği belirsiz   cesetlerinkiyle karꢀılaꢀtırmasını istemiꢀtir. Eꢀinin geçmiꢀte tutuklandığını ve makamların   kayıtlarında eꢀinin parmak izlerinin yer alıyor olması gerektiğini belirtmiꢀtir.   35. 23 Eylül 1996’da baꢀvuran, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcısı’na, Devlet ajanı   olduğunu düꢀündüğü kiꢀilerce rahatsız edilip tehdit edildiğini belirttiği bir dilekçe yazmıꢀtır.   Baꢀvuran, savcıdan bu kiꢀilerin kimliğini belirlemesini ve onları cezalandırmasını istemiꢀtir.   36. 10 Eylül 1997’de, baꢀvuranın avukatı baꢀvuran adına Edirne Cumhuriyet Savcısı’na,   Talat Türkoğlu’nun hala kayıp olduğunu ve baꢀvuranın çeꢀitli makam ve kurumlara yazdığı   dilekçelerin hiçbir sonuca ulaꢀmadığını belirttiği bir dilekçe yazmıꢀtır. Dilekçede ayrıca, bir   kontrgerilla olan Kasım Açık’ın itirafından, Talat Türkoğlu’nun Edirne yakınlarında bulunan   Çadırkent’te polis memurları, askerler ve itirafçılardan (örgüt hakkında makamlara bilgi   sağlayan, yasadıꢀı bir örgüte mensup üyeler) oluꢀan ve Yeꢀil kod adlı Mahmut Yıldırımın   baꢀkanlık ettiği bir çete tarafından sorgulandığının ortaya çıktığı belirtilmiꢀtir. Bu ifadeye göre   Talat Türkoğlu, Murat Demir ve Murat Đpek tarafından iꢀkence görmüꢀ ve daha sonra bu kiꢀiler   tarafından öldürülerek cesedi Meriç Nehri’ne atılmıꢀtır. Kasım Açık tarafından imzalanmıꢀ olan   bu ifadenin teyp kaydının yazılı dökümü ve Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin bir krokisi   dilekçeye eklenmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı’ndan soruꢀturmayı yaparken bu öğeleri göz önüne   alması ve Meriç Nehri’nde ya da civarında bulunan kimliği belirsiz cesetler hakkında bilgi   sağlaması istenmiꢀtir. Ayrıca, Murat Demir ve Murat Đpek’in o sırada Đstanbul’daki Metris   cezaevinde tutulduğu Cumhuriyet Savcısı’na bildirilmiꢀtir.   37. Aynı gün, baꢀvuranın avukatı benzer bir mektubu Edirne Valisi’ne yollamıꢀtır. 10   Eylül 1997’de avukat ayrıca, Edirne Adli Tıp Kurumu’ndan Talat Türkoğlu’nun parmak izlerini   bütün kimliği belirsiz cesetlerinkiyle karꢀılaꢀtırmasını ve yardımcı olabilecek bilgileri   sağlamasını istemiꢀtir.   2. Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına yönelik yapılan soruꢀturma ve Kasım Açık’ın   ifadesinde yer alan iddialar   38. 15 Nisan 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı, Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden   Zeyneti Türkoğlu’nun ifadesini almasını, Talat Türkoğlu’nu aramasını ve fotoğrafını   Türkiye’deki bütün polis karakollarına dağıtmasını istemiꢀtir.   39. 19 Nisan 1996’da baꢀvuran, Edirne’deki Ayꢀekadın polis karakolunda eꢀinin   kaybolmasıyla ilgili ifade vermiꢀtir. Baꢀvuran, eꢀinin Đ stanbul’da malzeme yapıp satma iꢀinin   olduğunu, hiç borcu olmadığını ve hiçbir durumda borçlarının eꢀinin eve gelmesini   engellemeyeceğini, ailevi sorunları olmadığını ve eꢀinin yaꢀamından endiꢀelendiğini belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran, polisten eꢀini aramasını istemiꢀtir.   40. Aynı gün Zeyneti Türkoğlu, Edirne’deki Ayꢀekadın polis karakolunda ifade vermiꢀtir.   Oğlunun 1 Nisan 1996’da Đstanbul’a dönmek üzere evinden ayrıldığını ve o günden beri kayıp   olduğunu söylemiꢀtir. Zeyneti Türkoğlu, 15 Nisan 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı’na   dilekçe verdiğini doğrulamıꢀtır. Ailenin baꢀarısız bir biçimde oğlunu aradığını ve oğlunun   hayatından endiꢀe ettiğini belirtmiꢀtir. Zeyneti Türkoğlu, 1951 doğumlu, 1. 80 boyunda, 78 kg,   esmer olan ve sağ yanağında bir yara izi bulunan Talat Türkoğlu’nu tarif etmiꢀtir. Zeyneti   Türkoğlu, polisten oğlunu aramasını istemiꢀtir.   41. 2 Mayıs 1996’da Edirne’deki Ayꢀekadın polis karakolu, 19 Nisan 1996’da   baꢀvurandan ve Zeyneti Türkoğlu’ndan alınan ifadeleri, Ayꢀekadın karakolundaki polis   memurlarının bazı adreslerde Talat Türkoğlu’nu aradığını ve Türkoğlu’nun fotoğrafının   Türkiye’deki bütün polis karakollarına dağıtıldığını bildirerek, Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne   iletmiꢀtir. Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden dosyayı Cumhuriyet Savcısı’na iletmesi istenmiꢀtir.   42. 6 Mayıs 1996’da Fatih Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın 3 Mayıs 1996 tarihli   dilekçesini olayı soruꢀturması için Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü’ne iletmiꢀtir.   43. 24 Mayıs 1996’da Edirne Đl Jandarma Komutanlığı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na   Talat Türkoğlu’nun kendileri tarafından alıkonmadığını, Türkoğlu’nu aradıklarını ve trafik   kontrol noktaları oluꢀturduklarını bildirmiꢀtir. Aramalarının baꢀarısız olduğu, ancak aramaya   devam edecekleri belirtilmiꢀtir.   44. 30 Mayıs 1996’da Edirne Emniyet Müdürlüğü, Talat Türkoğlu’nun 1980’de yasaklı   TKP/B (Türkiye Komünist Partisi Birlik) partisinin üyesi olması nedeniyle Ankara’da   tutuklandığını Edirne Cumhuriyet Savcısı’na bildirmiꢀtir. Talat Türkoğlu, 13 ay 17 gün   alıkonduktan sonra kefaletle serbest bırakılmıꢀtır. Aynı nedenlerden dolayı, 1984’te Đ stanbul’da   tekrar tutuklanmıꢀtır. 1989’da kefaletle serbest bırakılmıꢀtır. Baꢀka tarihler vermeden mektup,   Talat Türkoğlu’nun üçüncü kez Đstanbul’da yasaklı TDP partisinin üyesi olması nedeniyle   tutuklandığını belirtmektedir. Bir süre alıkonmuꢀ ve sonra kefaletle serbest bırakılmıꢀtır. 21 Eylül   1994’te Talat Türkoğlu Edirne yakınlarındaki Havsa’da dördüncü kez tutuklanmıꢀtır. Kendisi   dıꢀında dört kiꢀiyle beraber tutuklanmıꢀtır. Aynı gün, Talat Türkoğlu kendisini Đ stanbul’a götüren   Đstanbul polisi tarafından teslim alınmıꢀ ve orada alıkonmuꢀtur. Mektup son olarak, kaybolduğu   iddia edilen Talat Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994’ten beri Edirne’de tutuklanmadığını ya da   alıkonmadığını belirtmektedir.   45. Aynı gün, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü baꢀvuranın ifadesini alması ve eꢀini araması   için Fatih Emniyet Müdürlüğü’ne talimat vermiꢀtir.   46. 10 Haziran 1996’da Edirne Đl Jandarma Komutanlığı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na   içeriği 24 Mayıs 1996 tarihli mektupla aynı olan bir yazı göndermiꢀtir.   47. 19 Haziran 1996’da Fatih polis karakolunda baꢀvuranın ifadesi alınmıꢀtır. Baꢀvuran, 3   Mayıs 1996’da2 Fatih Cumhuriyet Savcısı’na bir dilekçe verdiğini doğrulamıꢀ ve bu dilekçenin   içeriğini açıklamıꢀtır. Baꢀvuran, polise, kocasının vesikalık bir fotoğrafını vermiꢀ ve fiziksel ve   Bu belgede kaydedilen 5 Mart 1996 tarihinin bir yazım hatası olması muhtemeldir.   kiꢀisel özelliklerini tanımlamıꢀtır. Kayda geçilen bu bilgiler ile fotoğraf, soruꢀturmada görev alan   diğer polis kuvvetlerine iletilen bir proforma belgeye eklenmiꢀtir.   48. 27 Haziran 1996’da Fatih Cumhuriyet Savcısı, Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü’ne 6   Mayıs 1996’da gönderilen talimatı yeniden göndermiꢀtir.   49. 2 Temmuz 1996 tarihinde Fatih Emniyet Müdürlüğü, Fatih Cumhuriyet Savcısına   baꢀvuranın ifadesinin alındığını ve kocasının aranmakta olduğunu bildirmiꢀtir.   50. 10 Temmuz 1996’da, Fatih Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın suç duyurusuna istinaden,   bir ꢀüpheli olmadığı için Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına iliꢀkin herhangi bir cezai iꢀleme   baꢀlamama kararı almıꢀtır.   51. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 9 Ağustos ve 9 Eylül 1996 tarihli yazılarıyla, Đstanbul   Cumhuriyet Savcısı’na Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’da alıkonulup konulmadığını sormuꢀtur.   52. Edirne Cumhuriyet Savcısı 17 Ocak 1997’de, Talat Türkoğlu’nun kayboluꢀuna iliꢀkin   soruꢀturmanın ulaꢀtığı aꢀama hakkında bilgi talep eden 14 Ocak 1997 tarihli bir yazıya cevaben,   Edirne Cumhuriyet Baꢀsavcısı’na soruꢀturmanın halen sürmekte olduğunu bildirmiꢀtir.   53. 21 Mayıs 1997’de Edirne Cumhuriyet Savcısı, Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne Talat   Türkoğlu’nun aranması ve diğer polis kuvvetlerinin bu aramadan haberdar edilmesi talimatın   vermiꢀtir. Aynı gün Edirne Jandarma Komutanlığı’na da benzer bir yazı yazarak Edirne   jandarmasının Talat Türkoğlu’nu aramasını ve bu aramayı diğer jandarma kuvvetlerine   bildirmesini talep etmiꢀtir.   54. 26 Mayıs 1997’de, Edirne Emniyet Müdürü, emrindeki tüm polis kuvvetlerine Talat   Türkoğlu’nun kayboluꢀuna iliꢀkin soruꢀturmayı bildirmiꢀ, Türkiye’deki tüm polis kuvvetlerinden   Talat Türkoğlu’nu aramalarını istemelerini ve tüm bulguları kendisine iletmelerini emretmiꢀtir.   Mayıs 1997’de Türkiye’deki tüm polis kuvvetlerine bu konuda bir tebliğ iletilmiꢀtir.   55. 26 Haziran 1997 tarihli, üç jandarma tarafından imzalanan bir raporda, Talat   Türkoğlu’nun geçmiꢀte kendileri tarafından alıkonulmadığı bildirilmiꢀtir. Rapor ayrıca jandarma   kuvvetlerinin yetki alanları içerisindeki tüm köylerde Talat Türkoğlu’nu aradığını, ancak kendisi   hakkında bilgisi olan kimseyi bulamadıklarını belirtmiꢀtir. Raporda, raporu kaleme alanların   hangi jandarma karakoluna bağlı olduğunu gösteren bir ꢀey bulunmamaktadır.   56. 3 Temmuz 1997’de Edirne Jandarma Komutanlığı, 21 Mayıs 1997 tarihli yazıya   cevaben Edirne Cumhuriyet Savcısı’na Talat Türkoğlu’nun jandarma tarafından hiçbir zaman   alıkonulmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini belirtmiꢀtir.   57. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 12 Eylül 1997 tarihli bir yazıyla, Uzunköprü Cumhuriyet   Savcısı’na yetki alanında kimliği belirsiz bir ceset bulunup bulunmadığını sormuꢀ ve eğer   bulunduysa ayrıntıların kendisine bildirilmesini talep etmiꢀtir. Aynı gün Edirne Cumhuriyet   Savcısı sırasıyla Meriç, Enez, Keꢀan ve Đpsala cumhuriyet savcılarına da benzer bir yazı   göndermiꢀtir.   58. Meriç Cumhuriyet Savcısı, 18 Eylül 1997’de, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na, 21   Mayıs 1996 ve 19 Haziran 1997 tarihlerinde yetki alanı içerisinde bulunan iki cesedin otopsi   raporunu ve bu cesetlerin fotoğraflarını iletmiꢀtir.   59. 19 Eylül 1997’de Enez Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na, yetki   alanında bulunan kimliği belirsiz cesetler hakkında süregelen bir soruꢀturma olmadığını ve   dairesinde Talat Türkoğlu’na iliꢀkin bir kayıt bulunmadığını bildirmiꢀtir.   60. 15 Ekim 1997 tarihinde Đçiꢀleri Bakanlığı, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden,   baꢀvuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu nezdindeki baꢀvurusunda yer alan iddialara iliꢀkin   y ü r ü t ü l e n s o r u ꢀturma hakkında bilgi vermesini talep etmiꢀtir.   61. 22 Ekim 1997’de Uzunköprü Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na   kendi yetki alanında kimliği belirsiz bir ceset bulunmadığını bildirmiꢀtir.   62. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 10 Kasım 1997’de, Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden   Zeyni Türkoğlu’nun Savcılığa getirilmesini istemiꢀtir.   63. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ liꢀkiler Dairesi, 11 Kasım 1997   tarihinde, Edirne Cumhuriyet Savcısı’ndan, baꢀvuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na   sunduğu baꢀvuru formunda kocasının kayboluꢀu ve bu konuyla ilgili kendi baꢀına gelen olaylara   (kimliği belirsiz kiꢀiler tarafından meskenine birçok kez tecavüz edilmesi ve sivil giysili polisler   tarafından takip edilip hakarete uğraması) iliꢀkin anlattıkları konusunda yapılanlar hakkında bilgi   istemiꢀtir. Ayrıca Edirne Cumhuriyet Savcısı’ndan soruꢀturma dosyasındaki her belgenin birer   kopyası istenmiꢀtir.   64. 13 Kasım 1997’de Đ psala Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na 1 Nisan   tarihinden beri Meriç Nehri içinde ya da kıyısında bulunan kimliği belirsiz dört ceset   hakkındaki otopsi raporlarını iletmiꢀtir.   65. Talat Türkoğlu’nun kardeꢀi Hasan Türkoğlu, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na   gönderilen otopsi raporlarını ve foto ğrafları inceledikten sonra, 20 Kasım 1997’de Edirne   Cumhuriyet Savcılığı’nda fotoğraflardan kardeꢀini tanımadığını ve bulunan cesetlerin otopsi   raporlarındaki tanımlarının kardeꢀinin fiziksel görünüꢀüne uymadığını belirten bir ifade   vermiꢀtir.   66. Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü, 24 Kasım 1997’de Đçiꢀleri Bakanlığı’na Talat   Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994 tarihinde TDP’ye üye olma suçuyla tutuklandığını ve 5 Ekim   1994’te Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısının tutuklu yargılanması emrini verdiğini   bildirmiꢀtir. Bu tarihten sonra Talat Türkoğlu için bir arama belgesi düzenlenmemiꢀtir. Yazıda,   ayrıca, baꢀvuranın 3 Mayıs 1996’daki dilekçesinden sonra polise bilgi verildiği ve tatmin edici   bir netice alınamaması sonucunda 21 Mayıs 1996 tarihinde tüm polis kuvvetlerinin haberdar   edildiği belirtilmiꢀtir. Ayrıca dava, Đstanbul Cumhuriyet Baꢀsavcısı ve Đ stanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi Savcısı’na da bildirilmiꢀtir. Baꢀvurana soruꢀturma hakkında sözlü olarak ayrıntılı   bilgi verilmiꢀ ve kendisine sorunun çözülmesi için her ꢀeyin yapılacağı söylenmiꢀtir. Yazı, son   olarak, TDP’deki etkinlikleri nedeniyle 18 Mayıs 1997’de tutuklanan C.D.’nin evinde yapılan bir   aramada TDP tarafından hazırlanmıꢀ, Talat Türkoğlu’nun katillerinden biri olan Kasım Açık’ın   ceza olarak öldürüldüğünü belirten basın bildirileri ele geçirilmiꢀtir.   67. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 11 Kasım 1997 tarihli talebe cevaben, 5 Aralık 1997’de   tüm çabalara rağmen Talat Türkoğlu’nun bulunamadığını ve soruꢀturmanın devam ettiğini   Edirne Cumhuriyet Baꢀsavcısı’na bildirmiꢀtir.   68. 19 Ocak 1998’de, Edirne Jandarma Komutanlığı, 5 Eylül 1997 tarihli bir yazıya   cevaben Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne 1997 yılında yetki alanları içerisinde kimliği belirsiz bir   ceset bulunmadığını bildirmiꢀtir.   69. 10 ꢁubat 1998’de Edirne Emniyet Müdürlüğü, Kamu Düzeni’nden sorumlu Edirne   Asayiꢀ ꢁube Müdürlüğü’ne Talat Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994 tarihinde TDP üyesi olma   suçlamasıyla Edirne polisi tarafından tutuklandığını ve daha sonra Đstanbul’a gönderildiğini   bildirmiꢀtir. Bu tarihten sonra Talat Türkoğlu Edirne polis teꢀkilatı tarafından tutuklanmamıꢀ   veya nezarete alınmamıꢀtır.   70. Edirne Emniyet Müdürlüğü, 10 ꢁubat 1998’de, Ankara’daki Đçiꢀleri Bakanlığı’nı   Talat Türkoğlu’nun aranmasına devam edildiği ve Meriç Nehri’nin içerisinde ya da kıyısında   cesedi bulunmadığı ve 1996 ile 1997 yıllarında bu nehirde kimliği belirsiz bir ceset bulunmadığı   için baꢀvuranın Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdiği mektupta yer alan suçlamaların asılsız   olduğunun belirlendiği konusunda bilgilendirmiꢀtir. Yazıda, son olarak, soruꢀturmanın sürdüğü   belirtilmiꢀtir.   71. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ liꢀkiler Dairesi, 20 ꢁubat 1998’de,   Dıꢀiꢀleri Bakanlığı’na, Edirne Cumhuriyet Savcısı’nın 10 ꢁubat 1998 tarihli bir yazısına göre   Talat Türkoğlu’nun kaybolduğu tarihten sonra yurt dıꢀına çıkmadığını bildirmiꢀtir.   72. Sunulan belgelerin hiçbirinde, Bursa’da alıkonulan on yedi kiꢀi tarafından verilen ve   Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına iliꢀkin bir soruꢀturma açılmasını talep eden dilekçeye herhangi   bir atıfta bulunulmamaktadır.   3. Kasım Açık’ın ifadesi ve çizdiği kroki   73. Đ fade, daktiloyla yazılmıꢀ beꢀ sayfadan oluꢀmaktadır. Her sayfanın altına “Kasım   Açık” ismi elle yazılmıꢀ ve okunmayan bir imza atılmıꢀtır. Bu ifadede Kasım Açık 1979 yılında   Ağrı, Çayırköy’de doğduğunu ve Kasım 1994’te Edirne’nin yakınlarındaki bir kasaba olan   Çorlu’ya taꢀındığını belirtmektedir. Çorlu’daki bir un fabrikasında iꢀ bulmuꢀ ve Murat Đpek,   Murat Demir ve onların arkadaꢀlarıyla tanıꢀmıꢀtır. Bu kiꢀilerle birlikte polis komiseri Mustafa   Karagöz ve polis memurları Ersan ve Ahmet ile arkadaꢀlığa baꢀlamıꢀtır. Ülkü Ocakları3’na   giderek Atalay adlı bir kiꢀiyle buluꢀmaktadırlar.   74. Kasım Açık, ifadesinde, 1995 yılında Edirne bölgesindeki, cesedi Çadırkent (Edirne   y a k ı n l a r ı n d a b i r y e r ) b i r ç ö p l ü ğe gömülen Düzgün Tek4 de dahil, bazı kiꢀilerin öldürülmesi ve   Edirne bölgesindeki iꢀyerlerinin haraca kesilmesi olaylarına karı ꢀtığını kabul etmiꢀtir. Kasım   Açık ve arkadaꢀları bu ꢀekilde elde ettikleri geliri bazı polis memurları ile birlikte harcamıꢀ ve bu   paranın bir kısmını Ülkü Ocakları’na vermiꢀtir. Đfadesinde, Kasım Açık ayrıca Diyarbakır’a   gittiğini, burada kendisine ve arkadaꢀlarına ordu tarafından bir haftalık bir eğitim verildiğini ve   daha sonra Türkiye’nin güneydoğusundaki çeꢀitli operasyonlarda görev aldığını iddia etmiꢀtir.   Diyarbakır’ın içerisinde ve çevresinde belirsiz sayıda kiꢀinin öldürülmesine karıꢀtığını da itiraf   etmiꢀtir.   75. Kasım Açık, Çorlu’ya döndükten sonra MLKP’ye sızdığını ve bu partinin   etkinliklerine iliꢀkin bilgileri polis komiseri Mustafa Karagöz’e ilettiğini de kabul etmiꢀtir.   76. Đfadede Talat Türkoğlu’nun öldürülmesi de ayrıntılı bir ꢀekilde anlatılmıꢀtır. Đ fadenin   ilgili kısımları ꢀu ꢀekildedir:   “Daha sonra iki araçla Çadırkent’e gittik ve Talat Türkoğlu’nu da beraber götürdük.   Yanımızda Murat Demir ile bir komutan vardı. Talat bizimkinin önündeki arabadaydı, onu Meriç   Nehri’nin kıyısındaki bir yere götürdük. Orada Apo ile ben onu [arabadan] çıkarttık ve   öldürdüler. [Talat Türkoğlu’nun] Kolunda bir saat vardı, eski bir ‘Seiko’ya benziyordu. Bir   cüzdanı ve küçük bir defteri de vardı. Koyu mavi bir takım giyiyordu. Onlar Talat Türkoğlu’nu   öldürdükten sonra Apo ile ben cesedi nehre attık. Daha sonra Çadırkent’e dönüp komutanı   Çadırkent’in dıꢀında bıraktık. Kendisini götürürken Talat Türkoğlu iꢀkence görmüꢀ gibiydi,   elbiseleri kirliydi.”   77. Bu ifadesinde, Kasım Açık Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü zaman diliminde,   aralarında Faruk Coꢀkun ile Tarık Ümit’in de bulunduğu baꢀka insanların öldürülmesine de   karıꢀtığını kabul etmektedir.   78. Kasım Açık tarafından çizilen ve imzalanan kroki, üzerinde ağaçlar ve binaya   benzeyen yapılar olan bir alanda birbiri arkasına park edilmiꢀ iki araba göstermektedir. Araçların,   Meriç Nehri’nden yaklaꢀık 100 metre uzakta park edildiği belirtilmiꢀtir. Öndeki arabanın solunda   üç kiꢀi bulunmaktadır. Bu üç kiꢀinin çizilme biçimi, iki kiꢀinin üçüncüye ateꢀli bir silah   doğrulttuğunu göstermektedir. Đ lk arabanın önünde olayı izleyen iki kiꢀi daha çizilmiꢀtir.   Krokinin altında, “Talat Türkoğlu’nu öldürdüğümüz yerin krokisi” metni bulunmaktadır.   4. Kasım Açık’ın ifadesine dayanarak yürütülen soruꢀturma   79. 9 Mart 1998 tarihinde, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Dairesi,   Dıꢀiꢀleri Bakanlığı’na, Edirne Cumhuriyet Savcısı’nın soruꢀturma dosyasındaki bir belgeden,   Kasım Açık’ın nerede olduğunun henüz belirlenemediğinin, ancak sabıka kaydına ulaꢀıldığının   anlaꢀıldığını bildirmiꢀtir. Yazıda, ayrıca, 24 ꢁubat 1998’de Edirne Sulh Ceza Mahkemesi’nden   Kasım Açık için bir tutuklama emri çıkartması talebinde bulunulduğunu belirtmektedir. Bu talep,   Sulh Ceza Hakimi tarafından reddedilmiꢀtir ve bu karar temyizde beklemektedir.   80. 5 Mayıs 1998’de Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Dairesi,   Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’na, baꢀvuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’nda bekleyen   davasının ve Kasım Açık’ın ifadesinin içeriğini bildirmiꢀtir. Diyarbakır Cumhuriyet   Savcısı’ndan, Kasım Açık’ın ifadesinde anlatılanların doğruluğunu incelemesi istenmiꢀtir.   81. Çorlu Cumhuriyet Savcısı, 29 Mayıs 1998 tarihli bir yazıda, Tekirdağ Cumhuriyet   Savcısı’na, Kasım Açık’ın bir çetenin Cengiz ve Faruk isimli iki kiꢀiyi öldürdüğü iddialarına   iliꢀkin bir soruꢀturma yürütüldüğünü bildirmiꢀtir. Bu kiꢀilerin gömüldüğünün iddia edildiği yer   kazılmıꢀ, ancak ceset bulunamamıꢀtır. Yerel kayıtlara baꢀvurulmasına ve bölgenin sakinlerinin   sorguya çekilmesine rağmen sonuç alınamamıꢀtır. 1996 yılında Kasım Açık ve diğer dokuz   kiꢀinin etkinliklerine yönelik bir soruꢀturma yürütülmüꢀ ve bu soruꢀturmanın dosyası Đstanbul   Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir. Yazıda ayrıca–Kasım Açık’a göre–Talat   Türkoğlu’nu öldüren Murat Demir’in Çorlu’da yaꢀadığı ve 1996’da Murat Demir ile bir astsubay   Aꢀırı sağcı, milliyetçi birlik   21 Ekim 1995’te kaybolan sendikacı   olan Musa ꢁahin hakkında bir cinayetle iliꢀkili olarak bir soruꢀturma açıldığı belirtilmiꢀtir. Bu   soruꢀturma dosyası Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmi ꢀtir.   82. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ liꢀkiler Dairesi, 4 Temmuz 1998’de,   Dıꢀiꢀleri Bakanlığı’na, Kasım Açık’ın yasadıꢀı MLKP/EHB’nin Çorlu koluna üyelikle, Molotof   kokteyli ile saldırı düzenlemekle ve propaganda broꢀürleri dağıtmakla suçlandığını bildirmiꢀtir.   Kasım Açık, 28 Ocak 1997’de tutuklu yargılanmasına karar verilmiꢀ, 20 ꢁubat 1997’de Gebze   cezaevine nakledilmiꢀ ve 18 Mayıs 1997 tarihinde, burada boğularak öldürülmüꢀtür. Bu yazıda,   ayrıca, itirafını hapisteyken yapmasının, bu itirafın özgünlüğü üzerine gölge düꢀürdüğü   belirtilmiꢀtir.   83. 16 Haziran 1998’de Ankara Emniyet Müdürlüğü, Đçiꢀleri Bakanlığı Araꢀtırma,   Planlama ve Koordinasyon Kurulu’na, Kasım Açık’ın kundaklama eyleminde bulunmak ve   bombalama olaylarına karıꢀmak ꢀüphesiyle arandığını bildirmiꢀtir. 28 Ocak 1997 tarihinde   y a k a l a n m ı ꢀ ve 18 Mayıs 1997’de hapishanede öldürülmüꢀtür. Yazıda, ayrıca, C. D.’nin   tutuklanmasından sonra polis tarafından bu kiꢀinin evinde yapılan aramada TDP tarafından   basılmıꢀ, “Talat Türkoğlu’nun katillerinden biri olan Kasım Açık’ın ölümle cezalandırıldığını”   söyleyen belgeler bulunduğu belirtilmiꢀtir. C. D. 24 Mayıs 1998’de Cumhuriyet Savcısı’nın   talimatı üzerine serbest bırakılmıꢀtır. Evinde bulunan belgeler nedeniyle hakkında bir iꢀlem   y a p ı l m a m ı ꢀtır.   84. Lice Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 16 Haziran 1998’de Kasım Açık tarafından iꢀlendiği öne   sürülen suçlara iliꢀkin olarak bir takipsizlik kararı vermiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı, kararında,   Kasım Açık’ın itirafında kurbanların adlarını, köylerini veya gömüldükleri yerleri belirtmediğini   not etmiꢀtir. Mayıs-Ağustos 1995 kayıtlarına göre ilçedeki polise, jandarmaya ya da yargı   makamlarına herhangi bir kaçırılma, cinayet ya da kötü muamele olayı bildirilmediğine dikkat   çekmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı, ayrıca, Lice ilçesi içerisinde ve etrafındaki elli bir köy muhtarının   ifadesini aldığını belirtmiꢀtir. Kasım Açık’ın iddialarının aksine, muhtarların hepsi, Haziran ve   Temmuz 1995 tarihlerinde, köylerinin içinde ya da çevresinde kimsenin kaybolmadığını ya da   öldürülmediğini belirtmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı, Kasım Açık’ın ölmesi ve dolayısıyla   iddialarına iliꢀkin olarak kendisini sorgulamanın mümkün olmaması nedeniyle soruꢀturmaya   devam etmek için bir neden olmadığı sonucuna varmıꢀtır.   85. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ liꢀkiler Dairesi’nin 5 Mayıs 1998 ve   Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’nın 6 Mayıs 1998 tarihli yazılarıyla iliꢀkili olarak, 17 Haziran   1998’de, Lice Cumhuriyet Savcısı Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’na soruꢀturmanın   tamamlandığını bildirmiꢀtir. Soruꢀturma dosyasıyla beraber belgelerin birer kopyasını da   iletmiꢀtir.   86. 23 Haziran 1998’de, Silvan Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Cumhuriyet   Baꢀsavcılığı’na, itirafında hangi suçlara karıꢀtığını belirtmeyen Kasım Açık tarafından iꢀlendiği   iddia edilen suçlara iliꢀkin hiçbir kanıt bulunmadığını bildirmiꢀtir.   87. 26 Haziran 1998’de, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Adalet Bakanlığı Uluslararası   Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Dairesi’ne, sırasıyla Lice ve Silvan Cumhuriyet Savcıları tarafından   Kasım Açık’ın ifadesinde yer alan olaylara iliꢀkin soruꢀturmaların tamamlandığını bildirmiꢀtir.   Bu soruꢀturma dosyalarıyla beraber belgelerin birer kopyasını da iletmiꢀtir.   88. 16 Eylül 1998’de, Diyarbakır Cumhuriyet Baꢀsavcısı, Kasım Açık’ın ölümü nedeniyle   kendisi hakkında bir takipsizlik kararı almıꢀtır.   89. 2001 yılında, Kasım Açık tarafından imzalandığı iddia edilen belgelerin orijinal olup   olmadığı konusunda bir inceleme yapılmıꢀtır. Bu bağlamda, tutuklama ve arama tutanakları ile   Kasım Açık’ın itirafını içeren belgeler Emniyet Genel Müdürlüğü Adli Tıp Laboratuarı’nda   incelenmiꢀtir. Belgelerdeki el yazısı ve imza üzerinde yapılan grafolojik karꢀılaꢀtırmalarda   sözkonusu belgelerin iki farklı kiꢀi tarafından imzalandığı anlaꢀılmıꢀtır. Uzmanlar tutuklama ve   arama tutanakları ile itirafnamenin farklı kiꢀiler tarafından imzalandığı kanısındadır. Ancak,   sözkonusu belgeler orijinal olmadığından kesin bir sonuca varamamıꢀlardır.   5. Kasım Açık’ın katil zanlıları aleyhine baꢀlatılan cezai iꢀlemler   90. 3 Temmuz 1997 tarihinde Gebze Cumhuriyet Savcısı, Kartal Cumhuriyet   Savcısı’ndan, Kasım Açık’ın öldürülmesiyle iliꢀkili olarak Ayhan Güneꢀ ve diğer on sekiz kiꢀi   hakkında cezai soruꢀturma açmasını istemiꢀtir.   91. 8 Temmuz 1997’de Ayhan Güneꢀ ile dört diğer tutuklu Kasım Açık’ı öldürmekle   suçlanarak Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkartılmıꢀtır. Ayhan Güneꢀ MLKP üyesi olma   suçlamalarına iliꢀkin davanın sonucunu beklerken Gebze cezaevinde tutuklu yargılanmaktadır.   92. 19 Mart 1998 tarihinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruꢀmada Ayhan   Güneꢀ, Kasım Açık’ı bir parça ip ile boğarak öldürdüğünü itiraf etmiꢀtir. Kasım Açık’ın   psikolojik sorunları olduğunu, anti-sosyal olduğunu ve diğer mahkumlar tarafından sevilmediğini   iddia etmiꢀtir. Öldürüldüğü gün, Kasım Açık, Ayhan Güneꢀ’in okuduğu kitabı eleꢀtirerek   kendisini kıꢀkırtmıꢀtır. Son olarak, Ayhan Güneꢀ tek baꢀına hareket ettiğini ve diğer   mahkumların cinayete karıꢀmadığını söylemiꢀtir.   93. 11 Haziran 1998’de, Cumhuriyet Savcısı, mahkemeden, diğer dört zanlı aleyhindeki   suçlamaları delil yetersizliği ve Ayhan Güneꢀ’in cinayeti iꢀlediğini itiraf etmesi nedeniyle   düꢀürmesini istemiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı Ayhan Güneꢀ’in cinayetten suçlu bulunmasını   istemiꢀtir.   94. 1 Mart 1999’da Kartal Ağır Ceza mahkemesi Ayhan Güneꢀ’i cinayetten suçlu bulmuꢀ   ve on beꢀ yıl hapse mahkum etmiꢀtir.   95. 19 Temmuz 2001’de Yargıtay yukarıdaki cezayı onamıꢀ, ancak cezayı on yıl hapse   çevirmiꢀtir.   6. Diğer belgeler   96. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 15 Kasım 1996 tarihli bir yazıyla, Adalet Bakanlığı Uluslararası   Hukuk ve Dıꢀ Đliꢀkiler Dairesi’ne baꢀvuranın Avustralya’ya giderek bir röportaj verdiğini   bildirmiꢀtir. Bu röportaj Sydney’de basılan bir gazete olan Yorum’daki bir makalede   y a y ı n l a n m ı ꢀtır. Bu makaleye göre, baꢀvuran kocasının 1 Nisan 1996’da kaybolduğunu ve   Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ile mezalimin devam ettiğini belirtmiꢀtir. Avustralya’da   kaldığı sırada baꢀvuran Alevi ve Kürt kuruluꢀları ziyaret etmiꢀ, Avustralyalı Parlamenterler ve   Uluslararası Af Örgütü’nün üyeleri ile görüꢀmüꢀtür. Ayrıca 26 Ekim 1996’da, Sydney’de,   “Cumartesi Anneleri”ne5 destek olmak için, inter alia Avustralya merkezli Alevi ve Kürt   kuruluꢀlarının da katıldığı bir gösteri düzenlemiꢀtir. Bu gösteri sırasında Türkiye’de insan hakları   ihlallerinin devam ettiği belirtilmiꢀtir.   97. TDP tarafından hazırlanan tarihi belirsiz bir basın açıklamasına göre Kasım Açık bir   casus olarak hareket etmiꢀ ve kuruluꢀun gizli stratejisine ihanet etmiꢀtir. Bu basın açıklamasına   göre Kasım Açık, TDP’nin kuralları uyarınca yargılanmı ꢀ ve Talat Türkoğlu’nu katli nedeniyle   ölüm cezasına çarptırılmıꢀtır.   98. 19 Mayıs 1997’de Türkiye’deki bir kuruluꢀ olan Kayıp Kiꢀiler Komitesi (ICAD–   In t e r n at i o n al C o m m i t t ee A gai n s t D i s ap p ear an ce) b i r b as ı n b i l d i ri s i ya yı n l a yar ak T al at   Türkoğlu’nun kaçırılması ve öldürülmesini kınamıꢀtır.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA   99. Đ lgili iç hukuk ve arka plan bilgisi için, AĐ HM, Ülkü Ekinci/Türkiye (sayı 27602/95,   §§ 111-18, 16 Temmuz 2002) ve Tepe/Türkiye (sayı 27224/95, §§ 115-22, 9 Mayıs 2003)   kararlarına atıfta bulunmaktadır.   Her Cumartesi Đstanbul’da, kaybolan kiꢀilerin akrabaları tarafından düzenlenen gösteriler.     HUKUK   I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI   100. Hükümet, baꢀvuranın, baꢀvurusunu kocasının ölümüne iliꢀkin yerel cezai   soruꢀturmanın sonucunu almayı beklemeden yaptığını belirtmiꢀtir. Soruꢀturmanın halen devam   ettiğini ve etkin olarak görülmesi gerektiğini ifade etmiꢀtir. Hükümet’e göre, bu sebepten ötürü,   baꢀvuru vaktinden önce yapılmıꢀtır.   101. Baꢀvuran, kendi talebi üzerine bir soruꢀturma açılmıꢀ olmasına rağmen, bu   soruꢀturmanın yetersiz ve etkisiz olduğunu ifade etmiꢀtir.   102. AĐ HM, 19 Haziran 2001 tarihli kararında, sözkonusu cezai soruꢀturmanın AĐHS   bağlamında etkili olarak görülüp görülmeyeceğinin, baꢀvuranın ꢀikayetlerinin konu ile yakından   bağlantılı olduğunu ve bunun esaslarla birleꢀtirilmesi gerektiğini yineler. Bu konuyla ilgili olarak   tarafların sunduğu görüꢀleri not ederek AĐHM, bu konuyu, baꢀvuranın AĐHS’nin 2. maddesi   bağlamında yaptığı ꢀikayetin konusunu incelerken ele almayı uygun bulmaktadır.   103. Sonuç olarak, AĐHM, cezai soruꢀturmanın etkinliğine yönelik ön itirazla baꢀvuranın   AĐHS’nin 2. maddesi bağlamındaki ꢀikayetinin esaslarını birleꢀtirmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 2. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   104. Baꢀvuran, kocasının Devlet görevlileri tarafından kaçırılıp öldürüldüğü ve   y e t k i l i l e r i n k o c a s ı n ı n k a y b o l m a s ı n a b u n u n a k a b i n d e ö l m e s i n e y ö n e l i k e t k i n v e y e t e r l i b i r   soruꢀturma yürütmediğini öne sürmüꢀtür. AĐHS’nin 2. maddesine atıfta bulunmuꢀtur:   “1. Herkesin yaꢀam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir   suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dıꢀında hiç kimse   kasten öldürülemez.   2. Öldürme, aꢀağıdaki durumlardan birinde kuvvete baꢀvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi   sonucunda meydana gelmiꢀse, bu maddenin ihlali suretiyle yapılmıꢀ sayılmaz:   a) Bir kimsenin yasadıꢀı ꢀiddete karꢀı korunması için;   b) Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kiꢀinin   kaçmasını önlemek için;   c) Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için. ”   A. Tarafların Savunması   1. Baꢀvuran   105. Baꢀvuran, Devlet’in güvenlik güçlerinin, Devlet görevlilerinin elinde ölen kocasını   kaçırdığının ꢀüpheye yer bırakmayacak ꢀekilde kesinleꢀtiğini öne sürmüꢀtür. Aynı zamanda,   sorumlu Devlet’in Talat Türkoğlu’nun hayatını koruyamadığının ꢀüpheye yer bırakmayacak   ꢀekilde kesinleꢀtiğini öne sürmüꢀtür, yani sorumlu Devlet, Talat Türkoğlu’nun kaçırılması ve   ꢀüpheli ꢀartlardaki ölümüne yönelik bağımsız, etkin ve kapsamlı bir soruꢀturma yapamamıꢀtır.   Bu bağlamda, kendi talebiyle bir soruꢀturmanın açılmıꢀ olmasına rağmen, yetersiz kaldığını ifade   etmiꢀtir. Baꢀvurana göre, Türkiye’de, siyasi muhaliflerin faili meçhul cinayetlerine ve bu   kiꢀilerin kaybolmasına yönelik hiçbir ciddi soruꢀturma yapılmamıꢀtır.   2. Hükümet   106. Hükümet, baꢀvuranın iddialarının tamamen asılsız olduğunu ve kocasının   özgürlüğünün elinden alındığı veya Türk yetkililerce öldürüldüğüne dair hiçbir gösterge   bulunmadığını ifade etmiꢀtir. Kocasının ölümünden hiçbir ꢀüpheye yer bırakmayacak ꢀekilde   Hükümet’in sorumlu olduğunun düꢀünülemeyeceğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet ayrıca,   baꢀvuranın kocasının nerede olduğunun ve akıbetini ortaya çıkarmak için yerel makamların etkin   adımlar atmakla görevlerini yerine getirdiğini ifade etmiꢀtir.   B. AĐHM’nin değerlendirmesi   1. Yaꢀamın korunmasının ihlal edildi ği iddiası   107. AĐHM, AĐHS’nin yaꢀama hakkını gözeten ve yaꢀam hakkının elden alınması   durumlarını ortaya koyan 2. maddesinin, AĐ HS’nin en temel maddelerinden biri olduğunu ve bu   madde hususunda derogasyona müsaade edilmeyeceğini tekrar eder. 3. madde ile birlikte,     Avrupa Konseyi’ni oluꢀturan demokratik toplumların en temel değerlerinden birisini de   muhafaza etmektedir. Dolayısıyla, yaꢀam hakkından yoksun kalma koꢀulları çok kesin bir usulle   y o r u m l a n m a l ı d ı r . B i r e y l e r i n k o r u n m a s ı n a y ö n e l i k b i r a r a ç o l a r a k A ĐHS’nin amacının aynı   zamanda 2. maddenin, gözettiği hakları uygulanabilir ve etkin kılmak doğrultusunda   y o r u m l a n m a s ı n ı v e y o r u m l a n m a s ı n ı g e r e k t i r i r ( b k z . Salman – Türkiye [BD], no. 21986/93, § 97   AĐHM 2000-VII).   108. 2. maddenin sağladığı korumanın önemi ıꢀığında, AĐHM, yalnızca Devlet   görevlilerinin davranıꢀlarını değil bütün koꢀulları dikkate alarak yaꢀam hakkının elden alınması   hallerini büyük titizlikle ele almalıdır (bkz. Tekdağ – Türkiye, no. 27699/95, § 73, 15 Mayıs   2004).   109. AĐHM, bu davada sunulan belgesel kanıtların ıꢀığında ortaya çıkan konuları ve   özellikle Hükümetçe sağlanan belgeleri, hem dava kapsamında yürütülen adli soruꢀturma hem de   tarafların yazılı görüꢀleri bağlamında inceleyecektir.   110. AĐHM, Talat Türkoğlu’nun birkaç defa yakalandığını ve kaybolmasından önce,   y a s a k l a n m ı ꢀ olan TKP/B partisi mensubu olmakla suçlandığını not eder.   111. Baꢀvuran, kocasının Devlet görevlileri tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü öne   sürmektedir. Bu bağlamda, Kasım Açık tarafından verilen ifadeleri içeren belgeyi dayanak   göstermektedir. Bu belgeye göre, Talat Türko ğlu, Edirne’de, polis memurları, askerler ve   itirafçılardan müteꢀekkil bir çete tarafından kaçırılmıꢀ ve akabinde öldürülmüꢀtür.   112. Dolayısıyla, baꢀvuranın kocasının Devlet görevlileri tarafından veya en azından   onların suç ortaklığıyla öldürüldüğü iddiası prima facie savunulmaz olarak görülüp elenemez.   113. Ancak, baꢀvuranın, kocasının kaçırılmasının Devlet görevlileri tarafından   gerçekleꢀtirildiği herhangi bir inandırıcı kanıtla desteklenmemiꢀtir.   114. Bu bağlamda, AĐHM, kendisine, baꢀvuranın anlattıklarını kesin olarak doğrulayan   herhangi bir görgü tanığı ifadesi veya kanıt temin edilmediğine iꢀaret eder. Baꢀvuranın tutumunu   doğrulayan eldeki tek kanıtın Kasım Açık tarafından verilen itiraf ifadelerini içeren belge   olduğunu not eder.   115. Ancak, bu belgenin niteliği, özgünlüğüne iliꢀkin ciddi ꢀüphelerin ortaya   çıkarmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Adli Tıp Laboratuarı’nın raporuna göre,   sözkonusu rapordaki imza, Kasım Açık’ın yakalanması ve aranmasına iliꢀkin tutanaktaki imzanın   aynısı değildir. Üstelik, bu ifadelerin verildiği koꢀullar belirsizdir.   116. Bu bağlamda, AĐHM, kanıtları değerlendirirken, “hiçbir ꢀüpheye yer bırakmayacak”   kanıt ilkesini benimsediğini hatırlatır (bkz. Orhan – Türkiye, no. 25656/94, § 264, AĐHM 2002)   Bu tür bir kanıt ise, yeterince güçlü, açık ve birbiriyle bağdaꢀan çıkarımlardan veya bunun gibi   çürütülmemiꢀ maddi karinelerden elde edilebilir (bkz. Đrlanda – Đngiltere, 18 Ocak 1978, Seri A   no. 25, s. 65, § 161 ve yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 142).   117. Elindeki belgeler temelinde, AĐHM, baꢀvuranın kocasının kaybolduğu gerçek   koꢀulların, spekülasyon ve varsayımdan ibaret olduğu ve buna göre, baꢀvuranın kocasının, hiçbir   ꢀüpheye yer bırakmayacak ꢀekilde, baꢀvuranın iddia ettiği gibi Devlet görevlileri tarafından veya   onların iꢀtirakiyle öldürüldüğü sonucuna varmak için yetersiz bir kanıtsal temel bulunmaktadır.   118. Buna göre, bu hususta AĐHS’nin 2. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Soruꢀturmanın yetersiz olduğu iddiası   119. AĐ HM, içtihadına göre, 2. madde kapsamındaki yaꢀam hakkının korunması   y ü k ü m l ü l ü ğü, Devlet’in 1. madde kapsamında genel görevi olan “kendi snırları kapsamındaki   herkese AĐHS’de tanımlanan hak ve özgürlükleri tanıması” bağlamında yorumlandığında,   bireylerin kuvvet kullanılması sonucunda öldürüldüğü durumlarda, etkili bir resmi soruꢀturma   y a p ı l m a s ı n ı g e r e k t i r i r . B u y ü k ü m l ü l ü k , ö l d ü r m e e y l e m i n i n b i r D e v l e t g ö r e v l i s i t a r a f ı n d a n   gerçekleꢀtirildiğinin kesinleꢀtiği davalarla sınırlı değildir. Aynı ꢀekilde, merhumun ailesinin veya   diğerlerinin yetkili bir merciye ölümle ilgili resmi bir baꢀvuru yapıp yapmadığı da kesin değildir.   Makamlara baꢀvuranın kocasının ölümünün bildirilmesi gerçeği, AĐHS’nin 2. maddesi   kapsamında, ölüm ꢀartlarına yönelik etkin bir soruꢀturma yapılması yükümlülüğünü ipso facto   olarak doğurur (bkz. Tanrıkulu – Türkiye [BD], no. 23763/94, §§ 101 ve 103, AĐHM 1999-IV).   Bir soruꢀturmanın etkinliğini sağlayacak asgari titizlik derecesi ve niteliği, her davanın olayları     ile ayrı ayrı ilgilidir. Bütün ilgili kanıtlar temelinde ve soruꢀturma kapsamındaki gerçekler   bağlamında değerlendirilmelidir (bkz. Velikova – Bulgaristan, no. 41488/98, § 80, AĐHM 2000-   VI, ve yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 144).   120. Bu bağlamda, kati ivedilik ve makul bir titizlik ve sürat gereği de bulunmaktadır.   Belirli durumlarda, bir soruꢀturmanın ilerlemesini engelleyen unsurlar veya zorluklar olabileceği   kabul edilmelidir. Ancak, ölümcül güç kullanma veya kaybolma vakalarını soruꢀturan   makamların ivedi tepkisi, bu makamların hukukun üstünlüğüne olan kamu güveninin muhafaza   edilmesinde ve yine bu makamların kanun dıꢀı eylemlerde yer aldığı veya bunları tolere ettiğine   iliꢀkin herhangi bir görüntünün önlenmesi açısından önem arz eder (genel olarak bkz. McKerr –   Đngiltere, no. 28883/95, §§ 108-15, AĐHM 2001-III, ve Avꢀar – Türkiye, no. 25657/94, §§ 390-   95, AĐHM 2001-VII).   121. AĐ HM, Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğüne dair hiçbir kanıt olmadığını not eder.   Ancak, yukarıda anılan usuli yükümlülükler, Devlet görevlilerince güç kullanılmasından   kaynaklanan kasıtlı cinayetlere iliꢀkin davalara da uzanır fakat bu davalarla sınırlı değildir.   AĐHM, bu yükümlülüklerin aynı zamanda bir ꢀahsın, hayatı tehdit eder ꢀartlarda kaybolduğu   durumlara iliꢀkin davalar için de geçerli olduğu kanısındadır.   122. Bu davada, baꢀvuranın kocasının kaybolması ve iddia edilen ölümüne yönelik bir   soruꢀturma yapılmıꢀtır. Ancak, soruꢀturmanın yürütülmesinde önemli eksiklikler vardır.   123. AĐ HM, Kasım Açık tarafından verildiği iddia edilen itiraf ifadelerinde, Kasım   Açık’ın, baꢀvuranın kocasının cinayete kurban gittiği iddialarına iliꢀkin ꢀartların ayrıntılı bir   tasvirini yapmıꢀ ve bu cinayeti ve baꢀka cinayetleri iꢀlediği iddia edilen çeteye mensup kiꢀilerin   isimlerini de vermiꢀtir.   124. Hükümet, Kasım Açık’ın ifadelerinin bulunduğu belgenin özgünlüğü hakkında   itirazda bulunurken, yerel makamlar Kasım Açık’ın ifadelerine yönelik soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır.   Özellikle, Çorlu Cumhuriyet Savcısı, bir çetenin Cengiz ve Faruk isimli iki kiꢀiyi öldürdüğü   iddiasına yönelik kapsamlı bir soruꢀturma yürütmüꢀtür. Lice ve Silvan Cumhuriyet Savcıları da   Kasım Açık’ın 195 yılında Lice ve Silvan ilçelerinde birkaç kiꢀinin kaçırılıp öldürüldüğüne   y ö n e l i k i d d i a s ı n ı i n c e l e m i ꢀtir.   125. Bu bulgular temelinde, Hükümet, Kasım Açık tarafından verildiği iddia edilen   ifadelerin güvenilirliğine iliꢀkin itirazını ifade etmiꢀtir. AĐ HM, Hükümet’in görüꢀünü göz ardı   etmemektedir. Ancak, baꢀvuranın karꢀı karꢀıya olduğu riski dikkate alarak, Talat Türkoğlu’nun   öldürülmesine iliꢀkin iddialara yönelik daha fazla kanıt aramanın mantık dıꢀı olmayacağı   kanısındadır çünkü belgedeki iddiaların geri kalan kısmı tamamen incelenmiꢀtir.   126. Bu bağlamda, AĐHM, makamların, Metris Cezaevi’nde alıkonulmalarına rağmen,   Murat Đpek ve Murat Demir’i sorgulamaya yönelik herhangi bir adım atmadığını tespit etmiꢀtir.   Üstelik, Kasım Açık tarafından verilen ifadede isimleri geçen Mustafa Karagöz isimli   Komiserden ve Ersan ve Ahmet isimli iki polis memurundan hiçbir kanıt elde edilememiꢀtir.   127. Ayrıca, yerel makamlar, Kasım Açık’ın itiraf ifadelerinin alındığı ꢀartlara yönelik   hiçbir soruꢀturma yapmamıꢀtır.   128. Son olarak, Hükümet’in Kasım Açık’ın itiraflarını içeren belgenin özgünlüğüne   y ö n e l i k o l a r a k S ö z l e ꢀme kurumlarına 31 Mart 1998 kadar erken bit tarihte itirazda bulunmasına   rağmen, AĐHM tarafından verilen kabuledilebilirlik kararını takiben 2001 yılına kadar bu belge   üzerinde yazıbilimi incelemesi yapılmamıꢀtır.   129. Yukarıda anılanlar ıꢀığında, AĐHM yerel makamların, baꢀvuranın kocasının   kaybolmasına iliꢀkin koꢀullara yönelik yeterli ve etkili bir soruꢀturma yapmadığı kanısındadır.   Bu dolayısıyla, Devlet’in 2. madde kapsamındaki yaꢀama hakkını korumaya yönelik usuli   y ü k ü m l ü l ü ğünü ihlal teꢀkil etmektedir. Dolayısıyla Hükümet’in, iç hukuk yollarının   tüketilmediğine iliꢀkin ön itirazını reddeder ve AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğine   hükmeder.   III. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   130. Baꢀvuran, AĐHS’nin 5. maddesi kapsamında Devlet görevlilerinin, kocasının   özgürlüğünü keyfi olarak elinden aldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. AĐHS’nin 5. maddesi ꢀöyledir:   “1. Herkesin kiꢀi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aꢀağıda belirtilen haller ve yasada   belirlenen yollar dıꢀında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.     a) Kiꢀinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak   hapsedilmesi;   b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya   yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak   yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması;   c) Bir suç iꢀlediği hakkında geçerli ꢀüphe bulunan veya suç iꢀlemesine ya da suçu iꢀledikten sonra   kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir   kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;   d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiꢀ bir karar gereği tutulu   durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak   tutulu durumda bulundurulması;   e) Bulaꢀıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuꢀturucu madde   bağımlısı bir kiꢀinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;   f) Bir kiꢀinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alı konmasını veya kendisi hakkında sınır dıꢀı   etme ya da geriverme iꢀleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması   veya tutulu durumda bulundurulması;   2. Yakalanan her kiꢀiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa   zamanda ve anladığı bir dille bildirilir.   3. Bu maddenin 1. c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan   herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne   çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest   bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀm a d a h a z ı r b u l u n m a s ı n ı s a ğlayacak bir teminata   bağlanabilir.   4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes,   özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya   aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye baꢀvurma hakkına sahiptir.   5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmıꢀ bir yakalama veya tutulu kalma iꢀleminin mağduru   olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır. ”   131. Baꢀvuran, herhangi bir güvenlik garantisi olmadan kocasının Devlet görevlileri   tarafından kaçırıldığını ve kaybolduğunu ileri sürmüꢀtür. Talat Türkoğlu’nun yakalandıktan   sonra derhal yargı makamı huzuruna çıkarılmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu bağlamda,   sözkonusu tarihte Türkiye’de önemli sayıda adam öldürme ve kayıp vakaları olduğunu ifade   etmiꢀtir.   132. Hükümet, baꢀvuranın iddialarının gerçek dıꢀı ve temelsiz olduğunu belirtmiꢀtir.   133. AĐ HM, herhangi bir Devlet görevlisinin veya Devlet makamları adına çalıꢀan   herhangi bir kimsenin ꢀüpheye yer bırakmayacak ꢀekilde baꢀvuranın, iddia edildiği üzere,   kocasının kaçırılmasında yer aldığının kesinleꢀmediği ꢀeklinde yukarıda yaptığı tespitine atıfta   bulunur. Aynı zamanda, baꢀvuran tarafından iddia edildiği üzere, bu maddenin ihlal edildiği   sonucuna varmak için herhangi somut bir temel bulunmamaktadır.   134. Buna göre, AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   135. AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. ”   A. Maddi tazminat   136. Baꢀvuran, kocasının kaybolmasından ötürü düꢀtüğü manevi zarar için 10,000 ABD   Doları talep etmiꢀtir.   137. Hükümet, iddiaların temelsiz olduğunu ileri sürmüꢀtür.   138. AĐHM, AĐHS’yi ihlal etmek bağlamında incelenen konu ile – yani etkili soruꢀturma   y a p ı l m a m a s ı i l e – b a ꢀvuran tarafından istenen maddi tazminat arasında bir sebep sonuç iliꢀkisi     bulunmadığını tespit etmiꢀtir (bkz. yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 167). Bu baꢀlık altında   baꢀvuranın yaptığı iddiayı reddeder.   B. Manevi Tazminat   139. Baꢀvuran, 100,000 ABD Doları manevi tazminat talep etmiꢀtir. Bu bağlamda, kocasının   kaybolmasından ötürü çektiği derin acı ve sıkıntıyı gündeme getirmiꢀtir.   140. Hükümet baꢀvuranın iddiasına itiraz etmiꢀtir.   141. AĐHM, makamların, baꢀvuranın kocasının kaybolmasına iliꢀkin ꢀartlara yönelik etkin bir   soruꢀturma yapamadığını ve bunun AĐHS’nin 2. maddesi kapsamındaki usuli yükümlülüğe ters   olduğunu tespit etmiꢀtir. Benzer davalardaki (bkz yukarıda anılan Tahsin Acar, § 264 ve Seyhan   - Türkiye, no. 33384/96, § 103, 2 Kasım 2004) içtihadı ıꢀığında ve dava ꢀartlarını dikkate alarak,   AĐHM, baꢀvurana 10,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Mahkeme masrafları   142. Baꢀvuran mahkeme masrafları için herhangi bir tutar talep etmemiꢀtir.   143. Hükümet bu baꢀlık altında herhangi bir görüꢀ belirtmemiꢀtir.   144. AĐHM, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca herhangi bir adil tazmin   talebinin destekleyici belgeler ve makbuzlarla birlikte listelenerek sunulması gerektiğine, “aksi   takdirde ise Daire’nin, talebi tamamen veya kısmen reddedebileceğine” iꢀaret eder.   145. Bu davada, 26 Haziran 2001 tarihinde, baꢀvurunun kabuledilebilir olduğunun   ilanından sonra, baꢀvurandan mahkeme masraflarına iliꢀkin taleplerini sunması istenmiꢀtir.   Belirtilen zaman diliminde, baꢀvuran, bu tür bir açıklamada bulunmamıꢀtır.   146. Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM bu baꢀlık altında hiçbir ödeme yapılmamasına   karar vermiꢀtir.   D. Gecikme faizi   147. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Hükümet’in, baꢀvurunun vaktinden önce yapıldığı ꢀeklindeki ön itirazını esaslara   eklemiꢀ ve reddetmiꢀtir;   2. baꢀvuranın kocasının Devlet görevlileri tarafından veya Devlet makamları için çalıꢀan   kimselerce kaçırıldığı yönündeki iddiasına iliꢀkin olarak AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal   edilmediğine;   3. yerel makamların, baꢀvuranın kocasının kaybolmasına iliꢀkin ꢀartlara yönelik yeterli ve   etkili bir soruꢀturma yapamadığından ötürü AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine;   5. a) sorumlu Devlet’in, baꢀvurana, Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın   kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası’na   çevrilmek üzere 10,000 Euro (on bin Euro) manevi tazminat ve bu miktara   uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;   b) üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez   Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın   gecikme faizi olarak uygulanmasına;   6. baꢀvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Vincent BERGER   Sekreter   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan   15

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło