34683/07;34685/07
WyrokETPCz2010-02-02ECLI:CE:ECHR:2010:0202JUD003468307
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwały areszt tymczasowy i przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane odpowiednio przez art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że areszt tymczasowy trwający ponad dziewięć lat i jedenaście miesięcy, bez prawomocnego wyroku, jest nadmierny i narusza art. 5 ust. 3 Konwencji, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo. Podobnie, postępowanie karne trwające ponad dziewięć lat i jedenaście miesięcy, które nadal jest w toku, zostało uznane za przewlekłe i naruszające wymóg rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał odrzucił argumenty rządu dotyczące złożoności sprawy i braku zaniedbań władz krajowych, stwierdzając, że nie były one wystarczające do uzasadnienia tak długiego czasu trwania aresztu i postępowania.Stan faktyczny
Skarżący, İsmail Kinay (ur. 1949) i Şeyhmus Kinay (ur. 1955), obywatele Turcji, zostali zatrzymani i aresztowani 3 lutego 2000 roku w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji zbrojnej. Zostali oskarżeni o próbę obalenia porządku konstytucyjnego. W dacie wydania wyroku ETPCz, skarżący nadal przebywali w areszcie tymczasowym, a ich sprawa była w toku przed Sądem Karnym w Diyarbakır.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Postanowił połączyć skargi.
2. Uznał skargi za dopuszczalne.
3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
4. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
5. Zasądził każdemu ze skarżących 12 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o odsetki.
6. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ĐSMAĐL VE ꢀEYHMUS KĐNAY -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no:34683/07 ve 34685/07)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ꢀubat 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (34683/07 ve 34685/07) no’lu davanın nedeni,
T.C. vatandaꢀları Đsmail Kinay ve ꢁeyhmus Kinay’ın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne 30 Temmuz 2007 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi
uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1949 ve 1955 doğumlu olup halen Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu
bulunmaktadır. 3 ꢁubat 2000 tarihinde, yasadıꢀı silahlı bir örgüte yönelik olarak düzenlenen
operasyonlar çerçevesinde baꢀvuranlar yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. Birkaç gün sonra
yetkili hakim, baꢀvuranların tutuklanmasına karar vermiꢀtir. Bilahare baꢀvuranlar hakkında,
Anayasal düzeni cebren yıkmaya teꢀebbüsten kamu davası açılmıꢀtır. Dosyada bulunan
unsurlara göre baꢀvuranlar halen tutuklu bulunmaktadır ve iꢀbu kararın kabul edildiği tarihte
baꢀvuranlar hakkında yürütülen dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde derdesttir.
HUKUK
I. DAVALARIN BĐRLEꢀTĐRĐLMESĐ
Olaylar ve esasa iliꢀkin ortaya koydukları sorun bakımından, baꢀvuruların benzerliğini dikkate
alan AĐHM, baꢀvuruların birleꢀtirilmesine ve tek bir davada ortaklaꢀa olarak incelenmesine
karar vermektedir.
II. AĐHS’NĐN 5/3 VE 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLĐDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuranlar, tutukluluk ve haklarında açılan
cezai yargılama süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet, baꢀvuranların, ꢀikayetlerini en azından özü itibariyle ulusal mahkemeler önünde
sunmamaları nedeniyle iç hukuk yolunun tüketilmediğini savunmaktadır.
Tutuklama süresi ile ilgili itiraza iliꢀkin olarak, AĐHM, benzer bir itirazı incelediğini ve
reddettiğini hatırlatmaktadır (Koꢀti ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 74321/01, 3 Mayıs
2007). Yargılama süresi ile ilgili Hükümet’in yapmıꢀ olduğu itiraza iliꢀkin olarak AĐHM,
Türk hukuk düzeninin yargılanabilirlere cezai yargılama süresinin çok uzun olmasından
ꢀikayetçi olma imkanı sağlayan etkili bir iç hukuk yolu sunmadığı tespitinde bulunarak daha
önce benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, Tendik ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru
no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Tunce ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 2422/06,
3712/08, 3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08,
3731/08, 3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, Ekim 2009). Bu itibarla AĐHM, Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.
Hiçbir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eden AĐHM, baꢀvuruları kabuledilebilir
ilan etmektedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, özellikle atılı suçların niteliği, çarptırılan cezaların ağırlığı,
adalete engel olma tehlikesi, suçun tekrarı ve firar riski ile kamu düzeninin korunması
gerekliliği göz önüne alındığında, baꢀvuranların tutukluluk sürelerinin uzun olmadığını
savunmaktadır. Yargılama süresi ile ilgili olarak, Hükümet, davanın karmaꢀıklığına,dosyanın
kapsamına, baꢀvuranlar hakkında yapılan suçlamaların niteliğine, iꢀlenen suçların, sanıkların,
tanıkların, davacıların ve mağdurların sayısına oranla ve organize suçlara iliꢀkin yargılamaya
özgü zorluklar göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığı
değerlendirilmesinde bulunulamayacağını savunmaktadır. Ayrıca Hükümet’e göre, sözkonusu
yargılamanın seyrinde ulusal makamlar ihtimam göstermemekle suçlanamazlar.
Baꢀvuranlar sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir.
Tutukluluk süresi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranların
tutukluluk süresinin baꢀvuranların yakalandığı tarih olan 3 ꢁubat 2000 tarihinde baꢀladığını ve
baꢀvuranların halen tutuklu bulunduklarını tespit etmektedir. Dolayısıyla iꢀbu kararın kabul
edildiği tarihte tutukluluk süresi dokuz yıl on bir aydan fazla sürmüꢀtür. AĐHM, benzer
davaları inceleme fırsatı bulduğunu ve müteaddit defalar AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Dereci-Türkiye,
baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat
2006). Sözkonusu dava ile ulusal makamlara yüklenen zorlukları kabul eden AĐHM, yerleꢀik
içtihadı ıꢀığında yine de mevcut davada aynı sonuca ulaꢀmıꢀtır. Bu itibarla AĐHS’nin 5/3
maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Yargılama süresi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, AĐHM, ihtilaflı yargılamanın 3
ꢁubat 2000 tarihinde baꢀladığını ve ulusal mahkemeler önünde halen derdest olduğunu
gözlemlemektedir. Yargılama süresi dokuz yıl on bir aydan fazla sürmüꢀtür ve iꢀbu kararın
kabul edildiği davanın esasına iliꢀkin hiçbir hukuki karar verilmemiꢀtir. AĐHM, mevcut
davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları müteaddit defalar incelemiꢀ ve AĐHS’nin
6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir (Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no:
25444/94). Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM,
Hükümet’in mevcut davada baꢀka bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman
sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut
davada yargılama süresinin uzun olduğuna ve “makul sürede yargılanma hakkı” gerekliliğini
karꢀılamadığına kanaat getirmektedir. Bu itibarla sözkonusu ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHS’nin
6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuranların her biri 50.000 Euro maddi ve 50.000 Euro manevi tazminat talep
etmektedirler.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, baꢀvuranların her birine, Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ
eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte 12.000 Euro manevi tazminat ödenmesi
gerektiği kanaatindedir.
Ayrıca, dokuz yıl on bir aydan fazla bir süredir davanın ulusal mahkemeler önünde halen
derdest olmasından ve baꢀvuranların tutuklu bulunmalarından dolayı AĐHM, mevcut davada,
tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliklerini
gözeterek sözkonusu yargılamanın ivedilikle sonuçlanması veya AĐHS’nin 5/3 maddesinin
öngördüğü ꢀekli ile yargılama sırasında baꢀvuranın serbest bırakılması olacağı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;
2. Baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;
3. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere her türlü vergiden
muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranların her birine 12.000 Euro (on iki bin
Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 2 ꢁubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło